huge - Türkçe İngilizce Sözlük

huge

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

huge — Definition

Anlamı ve Tanımı:
devasa
Okunuş (IPA):
(AmE /hjuːdʒ/ – BrE /hjuːdʒ/)
Terim Türü:
Sıfat
Olağan ölçülerin çok üzerinde büyüklüğü niteleyen sözcüktür; fiziksel ve mecaz kullanımı yaygındır. Eski Fransızca ahuge, aşırılık ve büyüklük fikrini yansıtır.
Eş Anlamlılar:
enormous
Zıt Anlamlılar:
tiny

"huge" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 40 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
huge s. iri
Yesterday I went to the zoo and saw a huge walrus.
Dün hayvanat bahçesine gittim ve iri bir denizayısı gördüm.

More Sentences
huge s. kocaman
Tim Burton's characters have huge eyes.
Tim Burton'ın karakterlerinin kocaman gözleri vardır.

More Sentences
huge s. devasa
In view of the huge challenges ahead, the proposals are not ambitious enough.
Önümüzdeki devasa zorluklar göz önüne alındığında teklifler yeterince iddialı değildir.

More Sentences
huge s. koskoca
Genel
huge s. büyük
The third point, which I think is very important, is the huge issue of transparency.
Çok önemli olduğunu düşündüğüm üçüncü nokta ise büyük bir şeffaflık meselesidir.

More Sentences
huge s. dev
I saw a huge dog lying in front of Mr Hill's house.
Bay Hill'in evinin önünde yatan dev bir köpek gördüm.

More Sentences
huge s. muazzam
The pharmaceutical industry is already spending huge amounts of money on marketing.
İlaç sanayii hali hazırda pazarlama için muazzam miktarda para harcıyor.

More Sentences
huge s. çok büyük
The profits are huge, and that is why this shady market is so attractive to operators.
Kârlar çok büyük ve bu yüzden bu karanlık pazar operatörler için bu kadar çekici.

More Sentences
huge zf. çok
It is not necessarily down to fundamentalism; there is a huge number of peace-loving fundamentalists.
Bu ille de köktendincilikten kaynaklanmıyor; çok sayıda barışsever köktendinci var.

More Sentences
Konuşma Dili
huge s. çok önemli
And that was why I made a huge decision in my life.
İşte bu yüzden hayatımda çok önemli bir karar verdim.

More Sentences
huge s. çok popüler
Billie Eilish is huge among teenagers.
Billie Eilish gençler arasında çok popüler.

More Sentences
Teknik
huge i. kocaman
Tim Burton's characters have huge eyes.
Tim Burton'ın karakterlerinin kocaman gözleri vardır.

More Sentences
Genel
huge i. irikıyım
huge i. koca
huge s. hayvan gibi
huge s. kazık kadar
huge s. iri yarı
huge s. olağanüstü
huge s. ayı gibi
huge s. koskocaman
huge s. iri kesim
huge s. cesametli
huge s. katana gibi
huge s. fil gibi
huge s. çam yarması gibi
huge s. cüsseli
huge s. hayvani
huge s. han gibi
huge s. dağ gibi
huge s. dev gibi
huge s. kazulet
huge s. mehabetli
huge s. kapsamı sınırsız olan
huge s. sınırsız nitelikli
huge s. kontrolsüz
huge s. sınırsız
huge zf. dev gibi
Konuşma Dili
huge i. balaban
huge s. başarıya önemli katkısı bulunan
Osmanlıca
huge s. kallavi

"huge" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 44 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
huge woman i. dev anası
huge man i. zebella
huge person i. deve gibi
huge size i. battal boy
huge discount i. büyük indirim
huge contribution i. büyük katkı
huge demand i. yoğun talep
huge rise i. aşırı yükseliş
huge rise i. aşırı yükselme
huge effort i. üstün gayret
huge amount of data i. büyük miktarda veri
huge hole i. büyük delik
huge discrepancy i. büyük farklılık
huge debt i. çok fazla borç
huge explosion i. büyük patlama
a huge hit i. çok popüler
huge rocks i. devasa kayalar
huge earning i. büyük kazanç
huge sigh i. derin bir iç çekme
huge sigh of relief i. derin bir rahatlama
huge event i. büyük etkinlik
make a huge contribution f. büyük katkı sağlamak
put a huge downpayment f. yüklü bir kaparo vermek
put a huge downpayment f. büyük bir kaparo vermek
pass on huge savings f. büyük tasarruf sağlamak/sunmak
expect a huge turnout f. büyük/yoğun bir katılım/ilgi beklemek
become a huge celebrity f. büyük bir şöhret kazanmak
a huge amount of s. oldukça çok
huge enough s. yeterince geniş
a huge amount of s. çok miktarda
Konuşma Dili
a huge embarrassment i. büyük bir utanç kaynağı
a huge fan i. büyük bir hayran
Konuşma
this is a huge opportunity expr. bu büyük bir fırsat
this huge tree grew from a little seed expr. bu büyük ağaç küçük bir tohumdan büyüdü
I am a huge fan of yours expr. sizin büyük bir hayranınızım
Ticaret/Ekonomi
huge crash i. büyük çöküş
huge invesment i. büyük yatırım
Medikal
left atrial huge myxoma i. sol atriyal dev miksoma
huge osborn wave i. dev osborn dalgası
Futbol
huge match i. derbi
huge match i. dev maç
Argo
huge-assed i. çam yarması
huge-assed s. iri yarı
with huge boobs s. koca göğüslü