vast - Türkçe İngilizce Sözlük

vast

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

vast — Definition

Anlamı ve Tanımı:
engin, çok büyük
Okunuş (IPA):
(AmE /væst/ – BrE /vɑːst/)
Terim Türü:
Sıfat
Ölçek veya kapsam bakımından genişlik. Latince vastus kökünden evrilmiştir. Coğrafi ve soyut anlatımlarda sınırsızlık algısı oluşturur.
Eş Anlamlılar:
immense, extensive
Zıt Anlamlılar:
small, limited

"vast" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 17 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
vast s. muazzam
A vast audience tuned in for the final of the cooking competition.
Yemek yarışmasının finalini muazzam bir seyirci kitlesi izledi.

More Sentences
vast s. geniş
One of the most effective ways of communicating with such a vast audience is via the Internet.
Böylesine geniş bir kitleyle iletişim kurmanın en etkili yollarından biri de internettir.

More Sentences
vast s. uçsuz bucaksız
Instead, let's pray for one another under this vast beautiful blue sky.
Bunun yerine, bu uçsuz bucaksız güzel mavi gökyüzünün altında birbirimiz için dua edelim.

More Sentences
vast s. çok büyük
The discrepancies between the Member States are simply too vast at the moment.
Üye Devletler arasındaki farklılıklar şu anda çok büyüktür.

More Sentences
vast s. engin
Books are ships which pass through the vast sea of time.
Kitaplar, zamanın engin denizinden geçen gemilerdir.

More Sentences
vast s. çok geniş
The Union's external relations agenda is simply vast.
Birliğin dış ilişkiler gündemi çok geniş.

More Sentences
vast s. çok
We have a vast number of invasive forms of salmonella affecting people's health.
İnsan sağlığını etkileyen çok sayıda istilacı salmonella türüne sahibiz.

More Sentences
vast i. büyük boşluk
vast i. büyüklük
vast i. sonsuz boşluk
vast s. han gibi
vast s. çok büyük miktarda
vast s. pek çok
vast s. vasi
vast s. göz alabildiğince
vast s. dünya kadar
Teknik
vast s. çok büyük ölçüye ait

"vast" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
vast majority i. çok büyük çoğunluk
vast majority i. ezici çoğunluk
vast majority i. büyük çoğunluk
a vast majority of researchers i. araştırmacıların çoğu
vast audience i. geniş seyirci kitlesi
vast audience i. geniş izleyici kitlesi
vast opportunity i. geniş imkan
a vast majority of public i. halkın geniş bir kesimi
a vast majority of public i. geniş halk kitlesi
vast opportunities i. geniş imkanlar
vast quantities of illicit substances i. çok miktarda yasadışı mal
vast knowledge i. yüksek bilgi birikimi
vast knowledge i. geniş bilgi birikimi
vast knowledge i. derin bilgi birikimi
vast sums i. büyük meblağlar
vast majority i. kahir ekseriyet
vast sum of money i. büyük miktar para
a vast forest i. uçsuz bucaksız orman
vast expansion i. muazzam genişleme
vast plain i. geniş düzlük
vast plain i. geniş ova
a vast scale s. büyük ölçüde
of vast dimensions s. kocaman
a vast number of s. çok sayıda
a vast quantity of s. çok miktarda
a vast quantity of s. geniş miktarda
on a vast scale zf. büyük çapta
on a vast scale zf. geniş ölçüde
in vast amount zf. büyük miktarlarda
İfadeler
vast amount of expr. büyük miktarda
the vast majority of which are girls expr. büyük bir çoğunluğunu kızların oluşturduğu