right - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

right

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"right" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 84 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
right i. sağ
right i. hak
right s. haklı
right s. doğru
General
right f. telafi etmek
right f. doğrulmak
right f. haklı çıkarmak
right f. çeki düzen vermek
right f. düzelmek
right f. derleyip toplamak
right f. dik konuma getirmek
right f. doğrultmak
right f. düzeltmek
right i. ahlakça doğru olan şey
right i. hukuk
right i. dürüstlük
right i. düzen
right i. gayet
right i. yetki
right i. doğruluk
right i. istihkak
right i. yanlış olmama
right i. hakikat
right i. doğru olma
right i. sağ
right i. sağ taraf
right i. hak
right i. adalet
right s. rast
right s. düzgün
right s. pek
right s. çok
right s. gerçek
right s. yanlış olmayan
right s. en uygun
right s. sağlıklı
right s. sağlam
right s. tam
right s. dik açılı
right s. tamam
right s. isabetli
right s. düzenli
right s. istenildiği gibi olan
right s. yolunda
right s. ahlakça doğru
right s. dik (açı)
right s. iyi
right s. elverişli
right s. haklı
right s. uygun
right s. düz
right s. doğru
right s. adil
right s. adalete uygun
right s. dürüst
right s. gerçeğe uygun
right zf. dosdoğru
right zf. tam olarak
right zf. hemen
right zf. büsbütün
right zf. doğru olarak
right zf. sağa doğru
right zf. doğruca
right zf. tamamıyla
right zf. tam bir (bazen alaycı şekilde)
right zf. uygun bir şekilde
right zf. doğrudan doğruya
right zf. tamamen
right zf. tam bir (alaylı bir ifadeyle söylenir)
right zf. sağdan
right zf. sağa
right zf. sağda
Trade/Economic
right dürüst
right hak
right düz
right haklı
right gereken
right uygun
right gerçeğe uygun
Law
right hak
Technical
right düzeltmek
right doğru
Math
right dik
Geometry
right dik

"right" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
right to manage i. yönetme hakkı
right to govern i. yönetme hakkı
General
be the right person for a job f. adamı olmak
put right f. rayına oturtmak
strike the right note f. yerinde söz söylemek
set someone right f. birini düzeltmek
be right f. haklı olmak
lead to the right path f. doğru yolu göstermek
do something the right way f. bir şeyi usulüne göre yapmak
prove to be right f. doğru çıkmak
set something right f. bir şeyi düzeltmek
set someone right about f. yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek
have friends in the right places f. torpili olmak
put someone right about f. yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek
observe the right of way f. geçiş hakkına uymak
be in one's right mind f. kendini bilmek
guess right f. doğru tahmin etmek
be all right f. iyi olmak
put on the right track f. rayına oturtmak
be all right f. fena olmamak
have the right of way f. geçiş hakkına sahip olmak
have one's right f. hakkı bulunmak
exercise a right f. hak kullanmak
hit on the right answer quickly f. cevabı yapıştırmak
prove somebody right f. haklı çıkarmak
keep to the right f. yolun sağında kalmak
have right conduct f. yol yordam bilmek
come right f. yoluna girmek
be all right f. zarara uğramamış olmak
get something right f. bir şeyi tam istenilen şekilde yapmak
set right f. yoluna koymak
be on the right road f. doğru yolda olmak
find the right person to do a job f. adamını bulmak
feel right proud of f. haklı gururunu yaşamak
set right f. düzeltmek
choose the right time f. rast getirmek
put right f. düzeltmek
strike the right note f. lafı gediğine oturtmak
serve right f. hak ettiği cezayı bulmak
set someone right f. birinin yanlış bilgisini düzeltmek
be all right f. uygun olmak
take the right steps f. doğru adımlar atmak
give the right of way f. yol vermek
penetrate right to one's bones f. kemiklerine kadar işlemek
put right f. yoluna koymak
guess right f. bilmek
keep on the right side of f. suyuna gitmek
take something in the right spirit f. bir şeyin ardındaki iyi niyeti kavrayarak kızmamak
be in one's right mind f. aklı başında olmak
be given to the right man f. adamına düşmek
rub somebody the right way f. suyuna gitmek
have a right to f. hak kazanmak
show the right way f. doğru yolu göstermek
choose to right time f. denk getirmek
have the right f. hakkı bulunmak
choose the right time f. kertesine getirmek
ignore the right of way f. geçiş hakkına uymamak
yield the right of way f. trafikte yol vermek
have one's head screwed on right f. aklı başında biri olmak
come out right f. doğru çıkmak
be proved right f. haklı çıkmak
turn out to be right f. haklı çıkmak
set the things right f. işleri yoluna koymak
avail oneself of the right to f. bir haktan yararlanmak
enjoy a right f. bir haktan yararlanmak
avail oneself of the right to f. bir haktan faydalanmak
enjoy a right f. bir haktan faydalanmak
take advantage of a right f. haktan faydalanmak
take advantage of a right f. haktan yararlanmak
show the right course f. doğru yolu göstermek
be in the right f. haklı olmak
get one's head screwed on right f. akıllanmak
find the right thing to do f. doğruyu bulmak
find the right way f. doğru yolu bulmak
seek one's right f. hakkını aramak
gain property right f. mülkiyet hakkı kazanmak
acquire ownership right(s) f. mülkiyet hakkı kazanmak
gain right f. hakkı kazanmak
grant somebody right f. hak vermek
give somebody right f. hak vermek
gain right f. hak kazanmak
confer on somebody right f. hak vermek
put right the mistake f. hatayı düzeltmek
right click f. sağa tıklamak
click on the right button on a mouse f. sağ tıklamak
right click f. sağ tıklamak
put right the mistake f. hatayı gidermek
click on the right button on a mouse f. sağa tıklamak
turn right f. sağa dönmek
obtain a patent right f. patent hakkı almak
not go right f. yolunda gitmemek
know right from wrong f. doğruyu yanlışı bilmek
put right a mistake f. kusuru gidermek
put right a mistake f. kusur düzeltmek
have the right to speak f. söz hakkı olmak
have right on one's side f. kendi açısından haklı olmak
(everything) come right f. her şey yoluna girmek
violate one's right f. hakkını ihlal etmek
have no right f. hakkı olmamak
infringe one's right f. hakkını ihlal etmek
abolish a right f. hakkı ortadan kaldırmak
put right the mistake f. yanlışlığı düzeltmek
have the right to comment on something f. söz sahibi olmak
know right from wrong f. doğruyla yanlışı ayırt edebilmek
forfeit the right f. hakkını kaybetmek
lose the right f. hakkını kaybetmek
go right f. yolunda gitmek
yield the right-of-way f. yol vermek
get right f. hatasız yapmak
get right f. hiç hata yapmamak
have one's head screwed on the right way f. aklı başında biri olmak
be right to fear f. korkularında haklı olmak
claim a right f. hak talebinde bulunmak
put (something) on the right track f. hal yoluna koymak
keep on the right side of f. arkadaşça olmak
keep on the right side of f. canını sıkmamak
grant (a/the) right of ownership f. mülkiyet hakkı vermek
keep on the right side of f. sağ kolu olmak
keep on the right side of the law f. yasalara uygun davranmak
the right of ownership f. mülkiyet hakkı vermek
have a good right f. çok hakkı olmak
approach (an issue) from the right angle f. doğru açıdan yaklaşmak
use the right to remain silent f. susma hakkını kullanmak
use the right to remain in silence f. susma hakkını kullanmak
use the right to remain in silence f. konuşmama hakkını kullanmak
use the right to remain silent f. konuşmama hakkını kullanmak
be absolutely right f. yerden göğe kadar haklı olmak
be in the right ballpark f. beklenenle aynı oranda olmak
be on the right track f. rayına oturmak
make things right f. işleri düzeltmek
reserve the right f. hakkını saklı tutmak
reserve the right f. hakkı saklı tutmak
protect the right f. hak korumak
exercise a right f. hakkını kullanmak
benefit from the right of f. hakkından yararlanmak
benefit from the right of f. hakkından faydalanmak
do the right thing at the right time f. doğru zamanda doğru şeyi yapmak
hit the nail right on the head f. kafasına çivi çakmak
give someone the chance to do the right thing f. birisine doğru şeyi yapması için bir şans vermek
drive on the right f. (trafik) sağdan gitmek
be in the right position f. doğru pozisyonda olmak
crash right after takeoff f. kalkıştan hemen sonra yere çakılmak
bestow a right f. bir hakkı tanımak/vermek
go right f. sağdan gitmek
save something for the right occasion f. bir şeyi uygun bir zamana saklamak
do the work right f. işi düzgün yapmak
make the right decision f. doğru kararı vermek
like someone right off f. birinden hemen hoşlanmak
turn right and left f. sağa sola dönmek
overtake on the right f. (aracı) sağlamak
stick the knife right into his stomach f. bıçağı adamın böğrüne saplamak
sit right next to someone f. birinin yanı başına oturmak
find the right person f. doğru kişiyi bulmak
find the right person f. doğru insanı bulmak
do the right thing f. doğru olanı yapmak
wait for the right time f. doğru zamanı beklemek
go in the right direction f. doğru yoldan gitmek
(for a road) turn to the right f. yola sağa dönmek
overtake on the right-hand side f. (bir aracı) sağlamak
obtain/acquire a right f. hak elde etmek
give the right decision f. doğru karar vermek
keep to the right f. yolun sağından gitmek
end up being wrong although you are right f. haklıyken haksız duruma düşmek
right of privacy i. özel hayatın gizliliği
divine right i. kralın yönetme hakkı
right moment i. kolpo
exclusive right i. özel hak
right hand direction i. sağ el yönü
right of way i. geçiş hakkı
right in rem i. ayni hak
right of choice i. seçme hakkı
the right time i. vakit
right of pasture i. meraların korunması
a bit of all right i. mükemmel bir şey
writ of right i. haklar listesi
right to vote i. oy hakkı
the right way i. hak yolu
equal right i. eşit hak
right of sanctuary i. sığınma hakkı
sociology of right i. hukuk sosyolojisi
lower right i. alt sağ
right of establishment i. yerleşme hakkı
right back i. sağbek
right to preference i. rüçhan hakkı
right of sanctuary i. iltica hakkı
right ascension i. açılım
right time i. sıra
right of assembly i. toplanma hakkı
right of way i. trafik geçiş hakkı
philosophy of right i. hukuk felsefesi
right versus left i. sağsol karşıtlığı
demand for right i. hak talebi
shop right i. işveren ruhsatı
right lane i. sağ şerit
right of escheat i. devletin kanuni mirasçısı veya hak sahibi bulunmayan mallar üzerindeki miras
right handedness i. sağ eliyle iş görme
european court of human right i. avrupa insan hakları mahkemesi
monopoly of trade right in ottoman empire i. gedik
water right i. su kullanım hakkı
right ascension i. yükselim
right of translation i. çeviri hakkı
right winger i. sağaçık
right halfback i. sağhaf
the right i. sağ taraf
right to labor i. çalışma hakkı
right to life i. yaşam hakkı
shift to the right i. sağa kayma
patent right i. patent hakkı
real right i. ayni hak
right of access i. katılma hakkı
special right i. özel hak
limit on the right i. sağdan limit
right to speak i. söz hakkı
right to education i. eğitim hakkı
right of organization i. örgütlenme hürriyeti
development right i. imar hakkı
right time i. tav
outside right i. sağaçık
right of organization i. örgütlenme hakkı
legal right i. yasal hak
right to talk i. konuşma hakkı
right of way i. mürur hakkı
right atrium i. sağ atriyum
the right way i. doğru yol
right of assembly i. toplantı hakkı
divine right i. kutsal hak
right of way i. geçiş üstünlüğü
right holder i. hak sahibi
right to speak i. konuşma hakkı
right centre i. sağiç
visit with special right of access i. özel giriş yetkisiyle ziyaret
right of access i. erişim hakkı
right to be educated i. eğitim hakkı
right of escheat i. mahluliyet hakkı
holder of a right i. hak sahibi
right of way i. otoyol hakkı
the right decision i. isabetli karar
right of way i. yol geçen arazi parçası
right of objection i. itiraz hakkı
preferential right i. tercih hakkı
veto right i. veto hakkı
imprescriptible right i. zamanaşımına uğramayan hak
preferential right i. öncelik hakkı
voting right i. oy verme hakkı
enjoyment of a right i. haktan faydalanma
enjoyment of a right i. haktan yararlanma
right to quote i. alıntı hakkı
right of consent i. onay hakkı
the right way do (something) i. yol yöntem
the right way do (something) i. yol yordam
right of way i. irtifak hakkı
right of way i. geçit hakkı
right of reply i. cevap hakkı
left and right i. sol ve sağ
right of asylum i. iltica hakkı
right of first refusal i. rüçhan hakkı
right-of-way fight i. yol verme kavgası
the right to life i. yaşama hakkı
legal right i. kanuni hak
right to stand for election i. seçilme hakkı
prerogative (right) of coining money i. para basma yetkisi
usage right i. kullanım hakkı
the right way to do (something) i. yol erkan
right direction i. doğru yön
searching for the right way i. hidayet
social right i. sosyal hak
consumer right i. tüketici hakkı
the right given i. verilen hak
given right i. tanınan hak
the right granted i. verilen hak
the right given i. tanınan hak
the right granted i. tanınan hak
given right i. verilen hak
protective right i. koruyucu hak
right angle parking i. dikine park yeri
inside right i. sağiç
center-right coalition i. orta sağ koalisyon
center-right cabinet i. orta-sağ kabine
right-wingers i. sağcılar
right-hand man i. en çok güvenilen kimse
right-hand man i. sağ kol
right-handedness i. özsaygı
right-hand i. sağ
right-handedness i. sağlaklık
right-about i. sağdan geri
right-wing i. sağ
right of voting i. oy verme hakkı
right of election i. seçim hakkı
right of search i. muayene hakkı
right angle i. dik açı
right combination i. doğru bileşim
right combination i. doğru birliktelik
right combination i. doğru kombinasyon
divine right i. ilahi hak
right to exist i. var olma hakkı
most distinct right i. en belirgin hak
right hand man i. en güvenilir adam
sense of right and wrong i. ahlak ve namus anlayışı
sense of right and wrong i. doğru ve yanlış anlayışı
lower-right corner i. sağ alt köşe
top right-hand corner i. sağ üst köşe
upper right-hand corner i. sağ üst köşe
bottom-right corner i. sağ alt köşe
bottom right-hand corner i. sağ alt köşe
lower right-hand corner i. sağ alt köşe
proprietary right i. mülkiyet hakkı
right time i. doğru zaman
subjective public right i. sübjektif kamu hakkı
right timing i. doğru zamanlama
second from right i. sağdan ikinci
water use right agreements i. su kullanım hakkı anlaşmaları
right-brain dominant people i. sağ beyni baskın insanlar
right knee i. sağ diz
right blinker i. sağ sinyal lambası
greater right i. üstün hak
right to interrogate i. sorgulama/sorguya çekme hakkı
right side of the body i. vücudun sağ kısmı/bölümü
right size i. doğru boyut
right eye i. sağ göz
the right way i. hidayet
right route i. doğru güzergah
right to freedom of expression i. ifade etme özgürlüğü
right of choice i. seçimlik hakkı
legitimate right i. meşru hak
right owner i. hak sahibi
right person i. doğru kişi
right choice i. doğru seçim
right choice i. doğru tercih
right to participate i. katılım hakkı
right to govern i. yönetim hakkı
legal right i. hukuksal hak
moral right i. manevi hak
natural right i. doğuştan gelen hak
the right person i. doğru insan
the right person i. doğru kişi
author's right i. yazarın hakkı
my right side i. sağ yanım
my right side i. sağ tarafım
right quantity i. doğru miktar
right to travel i. seyahat hakkı
right to own property i. mülkiyet hakkı
right hand edge i. sağ köşe
right occasion i. doğru fırsat
in his right mind s. aklı başında
in one's right mind s. aklı başında
right handed s. sağ eliyle iş gören
right hand s. sağdaki
right-handed rotating s. sağa dönen
right-minded s. insaflı
right-hand s. sağdaki
right-handed s. soldan sağa dönen
right-minded s. adil
right-handed s. sağ elli
right-minded s. dürüst
right-hand s. güvenilir
right-handed s. sağ elle kullanılmak için yapılmış
right-handed s. sağ elle yapılan
right-hand s. güvenilen
right-handed s. sağ ele uygun
right-handed s. sağda
right-handed s. çoğu işini sağ eliyle yapan
right-brained s. beyninin sağ tarafını kullanan
right-footed s. sağ ayağını sol ayağına göre daha iyi kullanan
right-skewed s. sağa çarpık
done with the right hand s. sağ elle yapılan
right along zf. bütün vakit
right ahead zf. dosdoğru
right down the line zf. her işte her yönde
right off zf. hemen
right after zf. akabinde
just at the right time zf. tam zamanında
right down the line zf. her yönde
right now zf. bugünden tezi yok
right on time zf. tam vaktinde
right away zf. anında
at right angles zf. dik açılı
by right of zf. yetkisiyle
at the right time zf. doğru zamanda
right off the bat zf. derhal
right there zf. tam orada
right away zf. hemen
in the right way zf. adamcasına
since right now zf. şu andan itibaren
right and left zf. sağda solda
just at the right time zf. tam vaktinde
right after zf. hemen
to the right zf. sağa
on the right track zf. doğru yolda
right along zf. boyuna
right and left zf. her tarafta
right and left zf. sağlı sollu
right off zf. derhal
on the right side of the fence zf. kazanacak tarafla
at right angles zf. dikey vaziyette
right now zf. derhal
right now zf. an itibarıyla
on the right side zf. doğru tarafta
by right zf. hakka bakılırsa
right after zf. derhal
at the right time zf. zamanında
right now zf. hemen şimdi
right off the bat zf. hemen
right down the line zf. her noktada
right away zf. bir an önce
on the right foot zf. hayırlı bir biçimde
right on time zf. tam zamanında
from the right zf. sağdan
right and left zf. her iki el ile
right down the line zf. her işte
right ahead zf. doğruca
right now zf. hemen
on the right zf. sağda
by right of zf. hakkıyla
by right zf. hakkı olarak
right away zf. derhal
right on time zf. tam belirlenen zamanda
on the right side of the road zf. yolun sağ tarafında
right away zf. hemencecik
by right of zf. hakkıyla yetkisiyle
right along with zf. yanı sıra
right along side zf. yanı sıra
right away zf. beklemeksizin
right here zf. tam buraya
right here zf. tam burada
in his/her own right zf. başlı başına
right-hand zf. sağdan
right-hand zf. sağa
right after zf. hemen ardından
right after zf. bir şeyin üstüne
on the right side zf. sağda
from right to left zf. sağdan sola
from left to right zf. soldan sağa
by right zf. haklı olarak
right across zf. tam karşısı
right across zf. tam karşısında
right now zf. şu anda
in the right way zf. insanca
right after (that) ed. hemen akabinde
right after (that) ed. hemen sonrasında
right on ünl. tam isabet
right on ünl. devam et
is that right? ünl. öyle mi?
a cross from the left/right soldan orta
Phrasals
call right back hemen geri aramak
whiz (right) through something vızıldayarak (hızla) geçmek
walk right into bir şeye çarpmak/bindirmek
Phrases
right to the end zf. son ana kadar
right beside one dizinin dibinde
right from the start hemen başlangıçta
right on end baş aşağı
the right reverend çok muhterem (piskoposun isminden önce kullanılan unvan)
left right and centre her yerde
upon the right scent tam iz üzerinde
keep to the right sağdan gidiniz
all right elbette ki
all right kuşkusuz ki
reserving the right to object itiraz hakkı saklı kalmak koşuluyla
reserving the right to object itiraz hakkı saklı kalmak şartıyla
right from the start ilk andan itibaren
something you notice right away hemen fark edeceğin bir şey
you are at the right address doğru adrestesiniz
quite right son derece haklı
even a broken watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir
even a stopped watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir
even a broken watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir
even a stopped watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir
even a stopped watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir
even a broken watch is right twice a day bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir
right in front of me right under my nose gözümün önünde burnumun dibinde
fix it right first time ilk seferde doğru biçimde onarmak
right away tomorrow yarından tezi yok
everyone has right to education herkesin eğitim hakkı vardır
match the words on the left with the ones on the right soldaki kelimeleri sağdakilerle eşleştirin
it may be right, but doğru olabilir fakat
it might be right, but doğru olabilir fakat
my right honourable friend muhterem dava arkadaşım
my right honourable friend değerli dava arkadaşım
my right honourable friend sayın partidaşım
right under our noses burnumuzun dibinde
Proverb
might is right gücü olan istediğini alır
might makes right güçlü olan haklıdır
get right neighbours rather than the right house ev alma komşu al (rus atasözü)
two wrongs do not make a right iki yanlıştan bir doğru çıkmaz
two wrongs do not make a right iki yanlış bir doğru etmez
left hand doesn't know what the right hand is doing sağ elin yaptığından sol elin haberi yok
the left hand doesn't know what the right hand is doing sağ elin yaptığından sol elin haberi yok
god's in his heaven; all's right with the world her şey yerli yerinde; olması gerektiği gibi
even a stopped/broken clock is right twice a day bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterirmiş
Colloquial
right as rain i. sapasağlam
right as rain i. bomba gibi sağlam
right as rain i. turp gibi sağlam
fly right uygun davranmak
fly right doğru davranmak
fly right dürüst davranmak
right off the bat gecikmeden
right off the bat hemen
right off the bat derhal
mr right bay doğru
right along başından beri
right along süresince