dik - Türkçe İngilizce Sözlük

dik

"dik" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 80 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dik steep s.
I don't think I can complete such a steep climb.
Sanırım ben bu kadar dik bir tırmanışı tamamlayamam.

More Sentences
dik upright s.
They keep the body upright and facilitate movement.
Vücudu dik tutar ve hareketi kolaylaştırırlar.

More Sentences
dik vertical s.
Keep the bottle vertical when in use.
Kullanım sırasında şişeyi dik tutun.

More Sentences
dik perpendicular s.
The little child drew two slits for the eyes and a perpendicular line for the nose.
Küçük çocuk gözler için iki yarık ve burun için dik bir çizgi çizdi.

More Sentences
Genel
dik up s.
Find your own power and keep your head up.
Kendi gücünüzü bulun ve başınızı dik tutun.

More Sentences
dik perpendicular s.
The little child drew two slits for the eyes and a perpendicular line for the nose.
Küçük çocuk gözler için iki yarık ve burun için dik bir çizgi çizdi.

More Sentences
dik straight s.
Keep your head on straight and treat yourself like you’d treat a loved one.
Başınızı dik tutun ve kendinize sevdiğiniz birine davrandığınız gibi davranın.

More Sentences
dik perpendicular to s.
And it's going to be perpendicular to our normal vector.
Ve normal vektörümüze dik olacak.

More Sentences
dik straight zf.
It would be best if you stood up straight; slouching is bad for your back.
Dik dursanız iyi olur, kambur durmak sırtınıza zararlıdır.

More Sentences
Teknik
dik sheer s.
The river runs through a narrow passage between sheer rock walls.
Nehir, dik kaya duvarları arasındaki dar bir geçitten akmaktadır.

More Sentences
dik steep s.
I don't think I can complete such a steep climb.
Sanırım ben bu kadar dik bir tırmanışı tamamlayamam.

More Sentences
dik upright zf.
Please keep the box upright.
Lütfen kutuyu dik tutunuz.

More Sentences
Genel
dik square s.
dik fixed s.
dik stiff s.
dik on end s.
dik bold s.
dik upstanding s.
dik precipitous s.
dik horny s.
dik abrupt s.
dik erect s.
dik jagged s.
dik scarped s.
dik arduous s.
dik rapid s.
dik intent s.
dik standup s.
dik bluff s.
dik stand-up s.
dik upended s.
dik upset s.
dik undeclining s.
dik up-and-down s.
dik brant [dialect] s.
dik brent [dialect] [uk] s.
dik brent [dialect] [uk] s.
dik heavy s.
dik longways s.
dik orthometric s.
dik precipitious [obsolete] s.
dik prerupt s.
dik scraggy s.
dik scragly [dated] s.
dik sideling s.
dik stickle [dialect] [uk] s.
dik stickup s.
dik stiff-backed s.
dik stiffish s.
dik super s.
dik superficial s.
dik stay [dialect] [uk] s.
dik steepeup s.
dik steepling s.
dik steep-up s.
dik steepy s.
dik straight-pight s.
dik steep-down s.
dik steepdowne s.
dik steepedowne s.
dik steepled s.
dik uprightly zf.
dik endwise zf.
dik endlong zf.
dik endways zf.
Konuşma Dili
dik up high s.
Teknik
dik rigid s.
dik apeak zf.
Mimarlık
dik perp s.
Denizcilik
dik orthogonal s.
dik apeak s.
Gıda
dik orthogonal s.
Matematik
dik right s.
dik orthogonal s.
Geometri
dik right s.
İstatistik
dik orthogonal s.
Fizik
dik normal s.
Biyokimya
dik longitudinal s.
Botanik
dik virgate s.
dik strict s.

"dik" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dik yamaç steep slope i.
dik dik bakmak stare f.
Genel
yüzeye dik gerilim normal stress i.
dik kafalılık stiffness i.
dik oturuş pozisyonu erect sitting position i.
dik yaka neckband i.
dik dik bakan kimse gazer i.
dik ve kayalık uçurum crag i.
bitkiyi dik tutan çubuk stake i.
kapı veya pencerenin dik yanı veya kenar pervazı jamb i.
dik açılı yansıma specular reflection i.
dik kuyruk vertical tail i.
dik ve derin uçurum precipice i.
bir kayalığın dik yüzü cliff i.
dik ve kayalık tepe tor i.
dik bakış gaze i.
dik kayalık escarpment i.
dik başlılık opinionativeness i.
dik duran şey upright i.
dik kafalılık wrongheadedness i.
dik kafalılık stubbornness i.
dik yokuş steep i.
dik veya sivri kayalık crag i.
dik yamaçlarla çevrili vadi cove i.
dik kafalılık opinionatedness i.
dik başlılık obstinacy i.
yassı ve yanları dik tepe mesa i.
sokakların birbiriyle dik açısıyla kesiştiği sokak planı gridiron pattern i.
uçurtmalarda ortaya dik olarak gelen çıta cross spar i.
dik kafalılık obstinateness i.
dik dik bakma gazing i.
bir yolun başka bir yola dik açıyla katılması t junction i.
dik başlılık headiness i.
dik pozisyon upright position i.
dik kafalılık opinionativeness i.
dik destek standard i.
ayakta dik duruş pozisyonu erect position i.
dik sap üzerinde yetiştirilen bitki standard i.
kenarları dik, derin vadi ya da koyak canyon i.
dik yaka (giyside) neckband i.
dik başlılık opinionatedness i.
uçurtmanın dik çıtası spine i.
dik yüzey vertical surface i.
dik duran bağlı ekin demetleri shock i.
dik saç fell i.
ayakta dik duruş pozisyonu upright position i.
dik doğru vertical line i.
dik meyil steep slope i.
dik kafalı hardhead i.
dik yamaç precipitous slope i.
dik yamaç sheer slope i.
dik kanat ell i.
suyuna dik kenar end grain i.
dik iniş drop-off i.
dik ve sarp araziler steep-lands i.
göğüsleri alttan destekleyerek dik ve yukarda görünmelerini sağlayan sütyen push-up bra i.
dik kayalık escarpment i.
dik açı right angle i.
dik meyil steep gradient i.
dik başlılık intractability i.
dik başlılık refractoriness i.
dik başlılık recalcitrancy i.
dik başlılık recalcitrance i.
dik tepe steep hill i.
dik bayır steep incline i.
dik bayır steep slope i.
saçmalığın dik alası absolute nonsense i.
dik başlılık unmanageableness i.
dik ağaçlı yamaç steep wooded slope i.
bir kayalığın/uçurumun dik yüzü cliff-face i.
bir kayalığın/uçurumun dik yüzü cliff face i.
dik yamaç sheer drop i.
dik başlılık adamancy i.
dik mesafe vertical distance i.
dik duruş/dik yürüyüş upright gait i.
cep telefonunun kılıfında telefonun dik durmasını sağlayan ince bölme standee i.
dik durabilirlik standability i.
dik çivi caltrop i.
dik başlılık adamance i.
dik kafalı kimse recalcitrant i.
inatçılık, dik kafalılık, itaatsizlik recalcitration i.
dik kafalı olma recalcitration i.
dik başlı kimse recusant i.
çok dik yokuş toboggan i.
dik yamaç edge i.
(bir şeyi) dik tutan araç underpinning i.
dik açı vertical angle i.
dik uzanma uprightness i.
(sürerken dik duruş için) pedalları koltuğun altında olma uprightness i.
bitişik yüzeylerle dik açı oluşturmayan yüzey bevel i.
dik kafalı kimse wronghead i.
dik kafalılık wrong-headedness i.
dik kafalılık wrongheadedness i.
dik duran dikdörtgen şeklinde hanedan arması işareti billet i.
güneş ışınlarının yengeç dönencesine dik açıyla geldiği güne verilen ad june 21 i.
güneş ışınlarının yengeç dönencesine dik açıyla geldiği güne verilen ad summer solstice i.
güneş ışınlarının yengeç dönencesine dik açıyla geldiği güne verilen ad midsummer i.
ağaçlı dik yamaç hanger i.
dik kafalı kimseler hardheads i.
üzerinde dik yerleştirilmiş bir taş levhanın yükseldiği sembol yapı mearstone [obsolete] i.
tek tarafı dik olan sekili geniş yamaç mesa i.
dik ön kenarı ve kavisli arka kenarı olan testere dişi mill tooth i.
başı yukarıda ve vücudu dik balık figürü hauriant i.
dik başlı kimse hellbender i.
dik bir tepeye çıkan yol borstal [dialect] [uk] i.
dik bir tepeye çıkan yol borstall [dialect] [uk] i.
iki büyük dik taş ve bir kapak taşından oluşan tarih öncesi bir mezar bowing stone i.
dik yol brae [scotland] i.
dik duruş brace i.
dik yol bray [dialect] [scotland] i.
dik duran ağaçların çaplarının ölçüldüğü yükseklik breastheight i.
çok dik breakneck i.
dik yokuş brow [dialect] [uk] i.
saçın fırça gibi dik durduğu kısa saç kesimi brush cut i.
(bayrağın) direğe asıldığı dik kısmı hoist i.
çapraz yapılı dik bir çerçeveden oluşan yapı gallows i.
dik dik bakma glaring i.
dik dik bakma glout [obsolete] i.
dik kafalılık obduracy i.
dik kafalılık obfirmation [obsolete] i.
dik kafalılık obstination i.
yarığa dik açıda olan ve yarıktan daha az göze çarpan kaya yarılma yönü grain i.
(krikette) oyuncunun kaleye ulaşacağı belli olan bir topu durdururken sopasının durdurma noktasında aldığı dik pozisyon guard i.
hattan dik açılarla ölçülen kısa mesafe offset i.
düzensiz arazinin alanını hesaplamak için ölçümde ana hatta dik ölçülen kısa mesafe offset i.
dik kafalılık opiniatrety [obsolete] i.
dik kafalı kimse opiniatre [obsolete] i.
dik kafalı kimse opiniator i.
dik kafalı kimse opinative i.
dik kafalı kimse opiniaster [obsolete] i.
tüyü dik kesen şerit bar i.
kanyonun dik ve dar bölümü gorge i.
dik kaya craig [scotland] i.
dik yamaç drop i.
fistolu dik yaka pickadilly i.
sert dik yaka desteği pickadilly i.
fistolu dik yaka pickadil i.
sert dik yaka desteği pickadil i.
elektrik tellerini dik tutan direk pike pole i.
arkadan düğmeli dik ve beyaz yaka reversed collar i.
dik kafalı kimse intractable i.
göz ile nesne arasında görüş hattına dik duran düzlem plan i.
dik dik bakış fisheye i.
tepedeki saçların kısa kesilip dik durmalarının sağlandığı, tepeden düz görünen bir saç stili flat top i.
(oşinografi) dalganın tepe noktasından dik çizilen hayali çizgi orthogonal i.
dik konumda duran eşya prick [obsolete] i.
dik durması için muma yapıştırılan sivri uç pricket i.
tüfeğin elde dik durma pozisyonu present i.
dik uçurum scaur i.
dik başlılık self-willedness i.