upright - Türkçe İngilizce Sözlük

upright

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

upright — Definition

Anlamı ve Tanımı:
dik, dürüst
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈʌpraɪt/ – BrE /ˈʌpraɪt/)
Terim Türü:
Sıfat/Zarf
Fiziksel doğruluk veya ahlaki doğruluk durumu. Up ve right birleşimidir. Hem beden hem karakter niteliği taşır.
Eş Anlamlılar:
vertical, honest
Zıt Anlamlılar:
bent, corrupt

"upright" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 26 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
upright s. dik
Keep your head upright as much as possible.
Başınızı mümkün olduğunca dik tutun.

More Sentences
Genel
upright i. direk
The uprights supporting the ceiling were made from wood.
Tavanı destekleyen direkler ahşaptan yapılmıştır.

More Sentences
upright s. dürüst
I like working with upright people.
Dürüst insanlarla çalışmayı seviyorum.

More Sentences
upright s. dimdik
The little girl stood upright and looked at the ice creams.
Küçük kız dimdik durdu ve dondurmalara baktı.

More Sentences
upright zf. dimdik
The little girl stood upright and looked at the ice creams.
Küçük kız dimdik durdu ve dondurmalara baktı.

More Sentences
Hukuk
upright i. dürüst
I like working with upright people.
Dürüst insanlarla çalışmayı seviyorum.

More Sentences
Teknik
upright zf. dik
Please keep the box upright.
Lütfen kutuyu dik tutunuz.

More Sentences
Genel
upright i. dik duran şey
upright s. onat
upright s. nezih
upright s. namuslu
upright s. doğru
upright s. elif gibi
upright s. kalkık
upright s. dik uzanan
upright s. dikey
upright zf. dikine
upright zf. dik olarak
upright zf. diklemesine
Hukuk
upright s. namuslu
Teknik
upright i. dikey şasi
upright f. dikey duruma getirmek
upright s. dikey
upright s. düz
upright s. (sürerken dik duruş için) pedalları koltuğun altında olan
Otomotiv
upright i. tekerlek mafsalı

"upright" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 63 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
upright position i. dik pozisyon
upright position i. ayakta dik duruş pozisyonu
upright piano i. düz piyano
an upright man i. adam gibi adam
upright gait i. dik duruş/dik yürüyüş
become upright f. dikleşmek
stand upright f. dik durmak
live an upright life f. namusuyla yaşamak
be upright f. kaim olmak
stand upright f. dinelmek
bolt upright s. dimdik
in an upright manner zf. dik şekilde
in an upright manner zf. diklemesine
Öbek Fiiller
place upright f. dik konuma getirmek
İfadeler
carry upright expr. di̇k şeki̇lde taşıyınız
Atasözü
an empty sack cannot stand upright boş çuval dik durmaz
Konuşma Dili
an upright man i. adam gibi adam
Deyim
sit bolt upright f. dimdik oturmak
bolt upright f. dikleşmek
bolt upright f. birden dikleşmek
bolt upright expr. dimdik
bolt upright expr. kendinden emin biçimde dimdik
Teknik
upright drilling machine i. dikey matkap
upright bandsawing i. dikey şeritli testereleme
upright light microscope i. dik ışık mikroskobu
Mekanik
upright drill i. sütunlu matkap
Denizcilik
upright dike i. dikey dayk
wave absorbing upright seawall i. dalga sönümleyici dik deniz duvarı
mass concrete type upright breakwater i. kütle beton tipi üst dalgakıran
toe pressure of upright section i. üst kesitin topuk basıncı
upright seawall i. dikey deniz duvarı
upright coastal dike i. dikey  kıyı daykı
upright outer slope pavement i. dikey dış yamaç kaplaması
caisson-type upright breakwater i. keson tip dik dalgakıran
cellular concrete block-type upright breakwater i. hücreli beton blok tipli dalgakıran
upright wave-absorbing caisson breakwater i. dikey dalga sönümleyici keson dalgakıran
rock-fill upright breakwater i. kaya dolgu dikey dalgakıran
upright wave-absorbing type i. dikey dalga sönümleyici tip
upright wave-absorbing block i. dikey dalga sönümleyici blok
stone masonry-type upright breakwater i. örme taş kronman
upright wave-dissipating block breakwater i. dikey dalganın etkisini azaltan blok dalgakıran
upright wave-absorbing structure i. dikey dalga sönümleyici yapı
Medikal
upright posture i. ayakta dik durma
aggravate by the upright position f. ayağa kalkma ile şiddetlenmek
Biyoloji
upright light microscope i. biyoloji mikroskobu
Zooloji
semi-upright s. kısmen dik duran (hayvan)
Botanik
upright stem i. dik gövde
upright bedstraw i. yoğurt otu
upright hedge bedstraw i. yoğurt otu
upright hedge bedstraw i. çobansüzgeci
upright bedstraw i. çobansüzgeci
upright bugle i. ajuga
upright bugle i. mayasır otu
upright bugle i. dağ mayasılotu
Tarım
upright sprinkler i. yukarı tip sprinkler
Tarih
upright jerker i. dik sarsıcı
Spor
upright spin i. dik dönüş
upright spin i. ayakta dönüş
upright spin i. ayakta spin
Müzik
upright piano i. duvar piyanosu
Argo
dimber damber upright man [obsolete] i. çete başı/lideri
dimber damber upright man [obsolete] i. elebaşı
dimber damber upright man [obsolete] i. hırsız çetesinin başı/lideri