dimdik - Türkçe İngilizce Sözlük

dimdik

"dimdik" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 20 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dimdik uprightly zf.
Genel
dimdik bolt upright s.
She stood bolt upright.
Dimdik durdu.

More Sentences
dimdik upright s.
The little girl stood upright and looked at the ice creams.
Küçük kız dimdik durdu ve dondurmalara baktı.

More Sentences
dimdik plumb s.
Be sure the two panels are plumb before gluing them.
Yapıştırmadan önce mutlaka iki panelin dimdik olmasını sağlayın.

More Sentences
dimdik upright zf.
The little girl stood upright and looked at the ice creams.
Küçük kız dimdik durdu ve dondurmalara baktı.

More Sentences
Deyim
dimdik bolt upright expr.
She stood bolt upright.
Dimdik durdu.

More Sentences
Genel
dimdik very steep s.
dimdik rigid s.
dimdik sheer s.
dimdik erect s.
dimdik straight s.
dimdik upstanding s.
dimdik downsteepy s.
dimdik stiff-backed s.
dimdik stiffly zf.
dimdik stiff zf.
Deyim
dimdik (as) stiff as a board s.
dimdik (as) straight as a ramrod s.
Argo
dimdik stiff as a board s.
dimdik stiff as a poker s.

"dimdik" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 51 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
dimdik olma erectness i.
dimdik durma aplomb i.
dimdik duruş brace i.
dimdik duracak şekilde kısa kesilmiş at yelesi hogmane i.
dimdik durma stand i.
dimdik ayakta durma stand i.
dimdik yükselmek soar f.
dimdik ayakta durmak not to collapse f.
dimdik düşmek plummet f.
dimdik durmak stand erect f.
dimdik yükselmek spear up f.
dimdik olmak rise f.
dimdik duran stiffbacked s.
dimdik duran unflinching s.
Öbek Fiiller
dimdik durmak draw up f.
İfadeler
aynı olay karşısında kimi korkuyla siner kimi dimdik ayakta durur the same fire that melts the butter hardens the egg expr.
Konuşma Dili
hala dimdik ayakta still standing i.
dimdik olmak erect f.
Deyim
başını dimdik tutmak hold one's head high f.
dimdik oturmak sit bolt upright f.
dimdik ayakta olmak/durmak be tall in (one's) saddle f.
dimdik ayakta olmak/durmak be tall in the saddle f.
dimdik durmak be tall in (one's) saddle f.
dimdik durmak be tall in the saddle f.
dimdik durmak draw yourself up/rise to your full height f.
dimdik durmak draw (oneself) up to (one's) full height f.
dimdik durmak draw (oneself) up (to something) f.
dimdik durmak draw (oneself) up f.
dimdik durmak rise to (one's) full height f.
dimdik ayakta durmak be tall in the saddle f.
dimdik ayakta durmak be tall in one's saddle f.
dimdik durmak be tall in the saddle f.
dimdik durmak be tall in one's saddle f.
dimdik ayakta olmak/durmak sit tall in the saddle f.
dimdik ayakta olmak/durmak ride tall in the saddle f.
dimdik ayakta olmak/durmak sit tall in one's saddle f.
dimdik ayakta olmak/durmak ride tall in one's saddle f.
dimdik durmak ride tall in one's saddle f.
dimdik durmak ride tall in the saddle f.
dimdik durmak sit tall in one's saddle f.
dimdik durmak sit tall in the saddle f.
dimdik durmak sit tall in the saddle f.
dimdik durmak sit tall in one's saddle f.
dimdik durmak be as stiff as a ramrod f.
dimdik durmak be tall in the saddle f.
dimdik durmak be tall in one's saddle f.
dimdik ayakta olmak/durmak be tall in the saddle f.
dimdik ayakta olmak/durmak be tall in one's saddle f.
kendinden emin biçimde dimdik bolt upright expr.
Argo
kazık/baston gibi dimdik olmak have a corncob up (one's) butt [us] f.
kazık/baston gibi dimdik olmak have a poker up (one's) butt f.