| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | rise i. | artış | ||
|
That is a huge rise of 43% in two years. Bu iki yıl içinde %43 gibi büyük bir artış demek. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | rise i. | yükseliş | ||
|
The rise of hip-hop seems inevitable. Hip-hop'ın yükselişi kaçınılmaz görünüyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | rise f. | doğmak | ||
|
A new sun, the daughter of the previous one, will rise in the sky. Bir öncekinin kızı olan yeni bir güneş gökyüzünde doğacak. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | rise f. | yükselmek | ||
|
The music was rising above the roaring crowd. Müzik, gürleyen kalabalığın üzerinde yükseliyordu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | rise i. | zam | ||
| Genel | ||||
| Genel | rise i. | doğuş (güneş) | ||
|
Tom and Mary watched the sun rise over the ocean. Tom ve Mary güneşin okyanus üzerinden doğuşunu izlediler. More Sentences |
||||
| Genel | rise i. | yükselme | ||
|
A rise in oil prices is the last thing we want. Petrol fiyatlarının yükselmesi, isteyeceğimiz son şeydir. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | ayağa kalkmak | ||
|
I rise on a brief point of order. Kısa bir emir üzerine ayağa kalkıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | çıkmak | ||
|
The full moon is steadily rising among the clouds. Dolunay bulutların arasından istikrarlı bir şekilde çıkıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | ayaklanmak | ||
|
The crowd is rising against the police to topple the statue. Kalabalık, heykeli devirmek için polise karşı ayaklanıyor. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | doğmak | ||
|
A new sun, the daughter of the previous one, will rise in the sky. Bir öncekinin kızı olan yeni bir güneş gökyüzünde doğacak. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | dirilmek | ||
|
Some say Halloween is the night when the dead rise to walk among us. Bazıları Cadılar Bayramı'nın ölülerin aramızda dolaşmak için dirildiği gece olduğunu söyler. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | açılmak | ||
|
I waited for the curtain to rise with my heart beating in excitement. Kalbim heyecanla çarparak perdenin açılmasını bekledim. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | kabarmak | ||
|
He tried to stay calm, but his anger rose. Sakin kalmaya çalışıyordu ama öfkesi kabardı. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | yukarı kalkmak | ||
|
Don’t allow your shoulders to rise up. Omuzlarınızın yukarı kalkmasına izin vermeyin. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | kalkmak | ||
|
He rose to make some coffee. Kahve yapmak için kalktı. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | yükselmek | ||
|
The music was rising above the roaring crowd. Müzik, gürleyen kalabalığın üzerinde yükseliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | artmak | ||
|
The company's turnover was slowly rising after the crisis. Şirketin cirosu krizden sonra yavaş yavaş artıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | rise f. | gelişmek | ||
|
In those days, a new type of democracy was rising. O günlerde yeni bir demokrasi türü gelişiyordu. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | rise i. | yükseliş | ||
|
The rise of hip-hop seems inevitable. Hip-hop'ın yükselişi kaçınılmaz görünüyor. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | rise i. | yükselme | ||
|
A rise in oil prices is the last thing we want. Petrol fiyatlarının yükselmesi, isteyeceğimiz son şeydir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | rise f. | yükselmek | ||
|
The music was rising above the roaring crowd. Müzik, gürleyen kalabalığın üzerinde yükseliyordu. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | rise i. | yükseliş | ||
|
The rise of hip-hop seems inevitable. Hip-hop'ın yükselişi kaçınılmaz görünüyor. More Sentences |
||||
| Teknik | rise f. | artmak | ||
|
The company's turnover was slowly rising after the crisis. Şirketin cirosu krizden sonra yavaş yavaş artıyordu. More Sentences |
||||
| Teknik | rise f. | yükselmek | ||
|
The music was rising above the roaring crowd. Müzik, gürleyen kalabalığın üzerinde yükseliyordu. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | rise f. | (su, toprak) yüzeye çıkmak | ||
|
I now allow this love to rise to the surface. Artık bu sevginin yüzeye çıkmasına izin veriyorum. More Sentences |
||||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | rise i. | yükselme | ||
|
A rise in oil prices is the last thing we want. Petrol fiyatlarının yükselmesi, isteyeceğimiz son şeydir. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | rise i. | yükselme | ||
|
A rise in oil prices is the last thing we want. Petrol fiyatlarının yükselmesi, isteyeceğimiz son şeydir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | rise i. | zam | ||
| Genel | rise i. | neşet | ||
| Genel | rise i. | doğuş | ||
| Genel | rise i. | yükseklik | ||
| Genel | rise i. | terfi | ||
| Genel | rise i. | tümsek | ||
| Genel | rise i. | katılma | ||
| Genel | rise i. | zam (maaşta) | ||
| Genel | rise i. | tepe | ||
| Genel | rise i. | zuhur | ||
| Genel | rise i. | dirilme | ||
| Genel | rise i. | maaş zammı | ||
| Genel | rise i. | yükselti | ||
| Genel | rise i. | neden | ||
| Genel | rise i. | kaynak | ||
| Genel | rise i. | yokuş | ||
| Genel | rise i. | ağış | ||
| Genel | rise i. | bahane | ||
| Genel | rise i. | meydana çıkış | ||
| Genel | rise i. | bayır | ||
| Genel | rise i. | köken | ||
| Genel | rise i. | başlangıç | ||
| Genel | rise i. | orijin | ||
| Genel | rise i. | vesile | ||
| Genel | rise i. | fırsat | ||
| Genel | rise f. | ortaya çıkmak | ||
| Genel | rise f. | doğmak (güneş/ay) | ||
| Genel | rise f. | havalanmak | ||
| Genel | rise f. | ayyuka çıkmak | ||
| Genel | rise f. | doğrulmak | ||
| Genel | rise f. | ilerlemek | ||
| Genel | rise f. | ağmak | ||
| Genel | rise f. | şiddetlenmek | ||
| Genel | rise f. | hızı artmak | ||
| Genel | rise f. | yataktan kalkmak | ||
| Genel | rise f. | kuvvetlenmek (rüzgar) | ||
| Genel | rise f. | doğmak (nehir) | ||
| Genel | rise f. | terfi etmek | ||
| Genel | rise f. | coşmak (nehir) | ||
| Genel | rise f. | gün doğmak (güneş/sabah) | ||
| Genel | rise f. | gözükmek | ||
| Genel | rise f. | zenginleşmek | ||
| Genel | rise f. | ferahlamak | ||
| Genel | rise f. | başlamak | ||
| Genel | rise f. | isyan etmek | ||
| Genel | rise f. | çoğalmak | ||
| Genel | rise f. | yukarı çıkmak | ||
| Genel | rise f. | belirmek | ||
| Genel | rise f. | görünmek | ||
| Genel | rise f. | şişmek | ||
| Genel | rise f. | iyileşmek | ||
| Genel | rise f. | gün doğmak | ||
| Genel | rise f. | kabarmak (ekmek/hamur vb) | ||
| Genel | rise f. | dikilmek | ||
| Genel | rise f. | sertleşmek | ||
| Genel | rise f. | dikleşmek | ||
| Genel | rise f. | akla gelmek | ||
| Genel | rise f. | duyularla hissedilmek | ||
| Genel | rise f. | (kendi) moralini yükseltmek | ||
| Genel | rise f. | kendini toparlamak | ||
| Genel | rise f. | oturumu sonlandırmak | ||
| Genel | rise f. | oturuma son vermek | ||
| Genel | rise f. | (denizde uzaktaki bir nesneyi) yaklaşarak görünür hale getirmek | ||
| Genel | rise f. | geliştirmek | ||
| Genel | rise f. | telaşlanmak | ||
| Genel | rise f. | tedirgin olmak | ||
| Genel | rise f. | karşı çıkmak | ||
| Genel | rise f. | düşman olmak | ||
| Genel | rise f. | savaşa gitmek | ||
| Genel | rise f. | silahlanmak | ||
| Genel | rise f. | silaha sarılmak | ||
| Genel | rise f. | kızışmak | ||
| Genel | rise f. | hiddetlenmek | ||
| Genel | rise f. | dimdik olmak | ||
| Genel | rise f. | gözükmek | ||
| Genel | rise f. | zuhur etmek | ||
| Genel | rise f. | vuku bulmak | ||
| Genel | rise f. | kaynaklanmak | ||
| Genel | rise f. | çıkıntı oluşturmak | ||
| Genel | rise f. | yokuş yukarı gitmek | ||
| Genel | rise f. | ertelemek | ||
| Genel | rise f. | sona erdirmek | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | rise f. | rose - risen | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | rise i. | sinirli tepki | ||
| Konuşma Dili | rise i. | öfkeli tepki | ||
| Konuşma Dili | rise i. | kızgın tepki | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | rise i. | doğuş | ||
| Ticaret/Ekonomi | rise i. | fiyata ilave | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | rise i. | çıkış | ||
| Teknik | rise i. | doğuş | ||
| Teknik | rise i. | kabarma | ||
| Teknik | rise i. | kot farkı | ||
| Teknik | rise i. | yükselti farkı | ||
| Teknik | rise i. | ses gücü | ||
| Teknik | rise i. | ses yüksekliği | ||
| Teknik | rise i. | ses seviyesi | ||
| Teknik | rise i. | deniz uçağı şamandırasının dikey yer değiştirmesi | ||
| Teknik | rise i. | deniz uçağı gövdesinin dikey yer değiştirmesi | ||
| Teknik | rise f. | yükseltmek | ||
| Teknik | rise f. | tizleşmek | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | rise i. | (alt giyimde) ağ ile kemer arasındaki mesafe | ||
| Mimarlık | ||||
| Mimarlık | rise i. | merdiven boşluğunun dikey yüksekliği | ||
| Mimarlık | rise i. | çatının dikey yüksekliği | ||
| Mimarlık | rise i. | kemerin ayağının kotu üzerindeki yüksekliği | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | rise i. | basamak yüksekliği | ||
| İnşaat | rise i. | merdiven basamak yüksekliği | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | rise i. | (yem ararken) balığın su yüzüne çıkması | ||
| Denizcilik | rise f. | ufuk üzerinde görünmek | ||
| Denizcilik | rise f. | (su, toprak) meydana çıkmak | ||
| Fizyoloji | ||||
| Fizyoloji | rise f. | öğürmek | ||
| Fizyoloji | rise f. | kusmaya çalışmak | ||
| Fizyoloji | rise f. | (mide) bulanmak | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | rise i. | çıkma | ||
| Gökbilim | ||||
| Gökbilim | rise f. | (gök cismi) ufuktan yükseliyormuş gibi görünmek | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | rise i. | çıkan perde | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | rise i. | su seviyesi yüksekliği | ||
| Coğrafya | rise f. | (nehir, belirli bir kaynaktan) doğmak | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | rise f. | (kilitli matbaa harfi) kaldırmak | ||
| Matbaa | rise f. | (kilitli matbaa harfi) indirmek | ||
| Matbaa | rise f. | (kilitli matbaa harfi) düzenlemek | ||
| Argo | ||||
| Argo | rise i. | ereksiyon | ||
| Argo | rise i. | penisin sertleşmesi | ||