| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | ayaklanmak | riot f. | ||
|
Lander assumes that rioting and gang behavior are a result of poverty and poor economic conditions. Lander, ayaklanmanın ve çete davranışının yoksulluğun ve kötü ekonomik koşulların bir sonucu olduğunu varsayıyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | ayaklanmak | revolt f. | ||
|
The president's biggest fear was that the peasants would revolt against him. Başkanın en büyük korkusu köylülerin kendisine karşı ayaklanmasıydı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | ayaklanmak | rebel f. | ||
| Genel | ||||
| Genel | ayaklanmak | rise f. | ||
|
The crowd is rising against the police to topple the statue. Kalabalık, heykeli devirmek için polise karşı ayaklanıyor. More Sentences |
||||
| Genel | ayaklanmak | rise up f. | ||
|
We are talking about the Hungarians, who rose up as long ago as 1956. Burada 1956 gibi uzun bir süre önce ayaklanan Macarlardan bahsediyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | ayaklanmak | revolt against f. | ||
|
As the majority of the population revolted against the mayor, he abandoned his position. Halkın çoğunluğu belediye başkanına karşı ayaklanınca, o da görevini bıraktı. More Sentences |
||||
| Genel | ayaklanmak | uprise f. | ||
|
The citizens uprose against the dictatorship. Vatandaşlar diktatörlüğe karşı ayaklandı. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | ayaklanmak | revolt f. | ||
|
The president's biggest fear was that the peasants would revolt against him. Başkanın en büyük korkusu köylülerin kendisine karşı ayaklanmasıydı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | ayaklanmak | revolt at f. | ||
| Genel | ayaklanmak | mutiny f. | ||
| Genel | ayaklanmak | protest against f. | ||
| Genel | ayaklanmak | rise in rebellion f. | ||
| Genel | ayaklanmak | begin to walk f. | ||
| Genel | ayaklanmak | be up in arms f. | ||
| Genel | ayaklanmak | run riot f. | ||
| Genel | ayaklanmak | start walking f. | ||
| Genel | ayaklanmak | stage a revolt f. | ||
| Genel | ayaklanmak | tumult f. | ||
| Genel | ayaklanmak | mutine [obsolete] f. | ||
| Genel | ayaklanmak | arise f. | ||
|
|
||||
| Genel | ayaklanmak | splore f. | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | ayaklanmak | fly off f. | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | ayaklanmak | be up and around f. | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | ayaklanmak | lift up the hand against f. | ||
| Deyim | ayaklanmak | get off (one's) tail f. | ||
| Deyim | ayaklanmak | get up against f. | ||
| Dini | ||||
| Dini | ayaklanmak | fall away f. | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | ayaklanmak | mutiny f. | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | ayaklanmak | mutineer f. | ||
| Eski Kullanım | ayaklanmak | start f. | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | -e karşı ayaklanmak | rise against f. | ||
| Genel | -e karşı ayaklanmak | rebel against f. | ||
| Genel | birden ayaklanmak | popcorn f. | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | birine karşı ayaklanmak | revolt against someone f. | ||
| Öbek Fiiller | birine karşı ayaklanmak | rebel against someone f. | ||
| Öbek Fiiller | birine karşı ayaklanmak | rise against someone f. | ||
| Öbek Fiiller | '-e karşı ayaklanmak | mutiny against f. | ||
| Öbek Fiiller | (birine/bir şeye) karşı ayaklanmak | mutiny against (someone or something) f. | ||
| Öbek Fiiller | (birine/bir şeye) karşı ayaklanmak | rebel against (someone or something) f. | ||
| Öbek Fiiller | (birine/bir şeye) karşı ayaklanmak | rebel at (someone or something) f. | ||
|
|
||||
| Öbek Fiiller | (birine/bir şeye) karşı ayaklanmak | rise up against (someone or something) f. | ||
| Öbek Fiiller | (birine/bir şeye) karşı ayaklanmak | rise against (someone or something) f. | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | birine karşı ayaklanmak | rise up against someone f. | ||
| Deyim | tekrar ayaklanmak | back on feet f. | ||