| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | revolt i. | isyan | ||
|
The new director couldn't cope with the revolt against the recent wage policies. Yeni müdür, son ücret politikalarına olan isyanla baş edemedi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | revolt i. | ayaklanma | ||
|
A revolt broke out. Bir ayaklanma patlak verdi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | revolt f. | ayaklanmak | ||
|
The president's biggest fear was that the peasants would revolt against him. Başkanın en büyük korkusu köylülerin kendisine karşı ayaklanmasıydı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | revolt i. | başkaldırma | ||
| Yaygın Kullanım | revolt i. | başkaldırı | ||
| Yaygın Kullanım | revolt f. | başkaldırmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | revolt f. | iğrendirmek | ||
|
She was revolted by the bloody death scene of the main character. Baş karakterin kan revan içindeki ölüm sahnesinden iğrenmişti. More Sentences |
||||
| Genel | revolt f. | tiksinmek | ||
|
In other words, people are either revolted or completely depressed by them. Başka bir deyişle, insanlar bu durumdan ya tiksiniyor ya da tamamen depresyona giriyor. More Sentences |
||||
| Genel | revolt f. | baş kaldırmak | ||
|
Some members of the parliament revolted against the change in legislation. Parlamentonun bazı üyeleri yasadaki değişikliğe baş kaldırmışlardır. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | revolt i. | ayaklanma | ||
|
A revolt broke out. Bir ayaklanma patlak verdi. More Sentences |
||||
| Siyasal | revolt i. | isyan | ||
|
The new director couldn't cope with the revolt against the recent wage policies. Yeni müdür, son ücret politikalarına olan isyanla baş edemedi. More Sentences |
||||
| Siyasal | revolt f. | ayaklanmak | ||
|
The president's biggest fear was that the peasants would revolt against him. Başkanın en büyük korkusu köylülerin kendisine karşı ayaklanmasıydı. More Sentences |
||||
| Siyasal | revolt f. | baş kaldırmak | ||
|
Some members of the parliament revolted against the change in legislation. Parlamentonun bazı üyeleri yasadaki değişikliğe baş kaldırmışlardır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | revolt i. | intifada | ||
| Genel | revolt i. | asi | ||
| Genel | revolt i. | başkaldıran kimse | ||
| Genel | revolt f. | tiksindirmek | ||
| Genel | revolt f. | ayrılmak | ||
| Genel | revolt f. | nefret etmek | ||
| Genel | revolt f. | kazan kaldırmak | ||
| Genel | revolt f. | dehşete düşmek | ||
| Genel | revolt f. | iğrenmek | ||
| Genel | revolt f. | isyan çıkarmak | ||
| Genel | revolt f. | karşı gelmek | ||
| Genel | revolt f. | ayaklanma çıkarmak | ||
| Genel | revolt f. | muazzam biçimde geri püskürtmek | ||
| Genel | revolt f. | defetmek | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | revolt i. | parti değişikliği | ||
| Siyasal | revolt i. | fikir değişikliği | ||
| Siyasal | revolt i. | görüş değişimi | ||
| Siyasal | revolt i. | asi | ||
| Siyasal | revolt i. | isyankar | ||
| Siyasal | revolt i. | başkaldıran kimse | ||
| Siyasal | revolt f. | isyan etmek | ||
| Osmanlıca | ||||
| Osmanlıca | revolt i. | kıyam | ||