wrong - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

wrong

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"wrong" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 47 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
wrong s. yanlış
General
wrong f. gadretmek
wrong f. haksızlık etmek
wrong f. zulmetmek
wrong f. kötülük etmek
wrong f. günahına girmek
wrong i. kötülük
wrong i. günah
wrong i. kemlik
wrong i. gadir
wrong i. zarar
wrong i. haksızlık
wrong i. kusur
wrong i. sapıklık
wrong i. hata
wrong i. zulüm
wrong i. suç
wrong i. haksız fiil
wrong i. kanuna aykırı fiil
wrong s. bozuk
wrong s. başvurulması yanlış olan
wrong s. olması gerektiği gibi olmayan
wrong s. dince suç sayılan
wrong s. birine göre olmayan
wrong s. haksız
wrong s. mahzurlu
wrong s. ters (taraf)
wrong s. gerçeğe uymayan
wrong s. yanılmış
wrong s. uygun sayılmayan
wrong s. sakıncalı
wrong s. sağlıksız
wrong s. haram
wrong s. ters olarak
wrong s. yalan
wrong s. ters
wrong s. uygun olmayan
wrong s. uygunsuz
wrong s. yanlış
wrong s. hatalı
wrong s. yalancı
wrong s. taklit
wrong zf. yanlış bir şekilde
Trade/Economic
wrong kusur
Technical
wrong yanlış
wrong hatalı
Philosophy
wrong kötü

"wrong" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 490 sonuç

İngilizce Türkçe
General
bark up the wrong tree f. yanlış kapı çalmak
not put a foot wrong f. hata yapmamak
rub somebody up the wrong way f. gıcık etmek
be wrong f. hata etmek
do wrong f. hata yapmak
get it wrong f. ters anlamak
be wrong f. hatalı olmak
be wrong f. haksız olmak
go wrong f. aksamak
do wrong f. haksızlık etmek
consider wrong f. yanlış saymak
go down the wrong way f. genize kaçmak
get hold the wrong end of the stick f. ters anlamak
do wrong f. kötülük yapmak
go wrong f. bozulmak
get somebody wrong f. yanlış anlamak
get the wrong sow by the ear f. yanlış anlamak
go wrong f. hata etmek
rough the wrong way f. tahrik etmek
go wrong f. yanlış yapmak
wrong somebody f. günahını almak
go wrong f. aksi gitmek
go wrong f. yanılmak
take a word in the wrong sense f. yanlış anlamak
rough the wrong way f. kızdırmak
get the wrong sow by the ear f. yanılmak
get someone wrong f. yanlış anlamak (birini)
go wrong f. hata yapmak
get out of the wrong side f. ters tarafından kalkmak
put a foot wrong f. yanlış adım atmak
have the wrong information about something f. yanlış bilmek
do something wrong f. kabahat işlemek
wake up on the wrong side of bed f. ters tarafından kalkmak
go wrong f. arıza yapmak
rub somebody the wrong way f. bamteline basmak
prove to be wrong f. haksız çıkarmak
leave a wrong impression f. yanlış izlenim bırakmak
come to recognize that one is wrong f. yanıldığının farkına varmak
rub somebody up the wrong way f. sinir etmek
be in the wrong f. haksız olmak
think wrong f. yanlış düşünmek
get up on the wrong side of the bed f. ters tarafından kalkmak
take a word in the wrong sense f. ters anlamak
be wrong f. yanılmak
laugh on the wrong side of one's mouth f. gülerken ağlamak
be wrong f. yanlış olmak
be wrong f. aldanmak
turn out to be in the wrong f. haksız çıkmak
rough the wrong way f. sinirlendirmek
get it wrong f. durumu tam anlayamamak
get something wrong f. durumu tam anlayamamak
can't put a foot wrong f. burnundan kıl aldırmamak
get something wrong f. yanılmak
rub the wrong way f. bamteline basmak
do wrong f. yanlış bir şey yapmak
say something wrong f. pot kırmak
be on the wrong track f. yanlış yolda olmak
use for the wrong purposes f. amacı dışında kullanmak
know right from wrong f. doğruyu yanlışı bilmek
see no wrong f. herhangi bir yanlış görmemek
see no wrong f. yanlış görmemek
find something wrong f. yanlış bulmak
call the wrong number f. yanlış düşürmek (telefon numarası)
dial the wrong number f. yanlış düşürmek (telefon numarası)
prove (someone) to be in the wrong f. haksız çıkarmak
find (someone) to be in the wrong f. haksız bulmak
know right from wrong f. doğruyla yanlışı ayırt edebilmek
be on the wrong road f. yolunu şaşırmak
take the wrong turning f. yolunu şaşırmak
do wrong f. yamuk yapmak
do (something) wrong (to someone) f. yamuk yapmak
get the wrong number f. yanlış düşürmek
(for food or liquid) go down the wrong way f. genze kaçmak
(for food or liquid) go down the wrong way f. genzine kaçmak
go down the wrong way f. genzine kaçırmak
go down the wrong way f. genzine kaçmak
send wrong signal f. yanlış sinyal göndermek
be wrong footed f. kontrpiyede kalmak
go wrong f. kötü sonuçlanmak
wrong-foot f. hazırlıksız yakalamak
do wrong f. hatalı davranmak
take a wrong turn f. ters yola sapmak
wrong-foot f. kontrpiyede bırakmak
get/fall in the wrong hands f. yanlış ellere düşmek
get/fall in the wrong hands f. kötü ellere düşmek
bark up the wrong tree f. yanlış kapıyı çalmak
turn the wrong direction f. ters yola sapmak
bark up the wrong tree f. yanlış kişiyi suçlamak
be wrong f. yanılgıya düşmek
assign the wrong date to f. yanlış tarih koymak
do no wrong f. bir şeyde hatası olmamak
do no wrong f. yanlışı olmamak
do no wrong f. yanlış yapmamak
think wrong about someone f. birisini yanlış tanımak
think wrong about someone f. yanlış tanımak
get something wrong f. bir şeyi yanlış anlamak
transfer money into wrong account f. yanlış hesaba para göndermek
design wrong f. yanlış tasarlamak
dial the wrong number f. yanlış numara çevirmek
go wrong f. ters gitmek
end up in the wrong prison f. yanlış cezaevine düşmek
remember wrong f. yanlış hatırlamak
ask the wrong person f. yanlış kişiye sormak
look for excitement in wrong places f. yanlış yerlerde heyecan aramak
see nothing wrong f. hiçbir sorun görmemek
go the wrong direction f. yanlış tarafa gitmek
go the wrong way f. yanlış yöne gitmek
go the wrong direction f. yanlış yöne gitmek
go the wrong way f. yanlış tarafa gitmek
fly in the wrong direction f. yanlış rotada uçmak
fly in the wrong course f. yanlış rotada uçmak
end up being the one in the wrong f. haksız duruma düşmek
end up being wrong f. haksız duruma düşmek
learn the wrong lessons from f. ...dan yanlış dersler çıkarmak
hang with the wrong people f. yanlış insanlarla takılmak
shoot the wrong man f. yanlış adamı vurmak
say something wrong f. yanlış bir şey söylemek
end up being wrong although you are right f. haklıyken haksız duruma düşmek
swallow the wrong way f. genzine kaçmak
wrong information i. hatalı bilgi
wrong number i. yanlış numara
wrong impression i. yanlış izlenim
the wrong way round i. ters
wrong end of the stick i. işin kötü tarafı
wrong column i. yanlış sütun
wrong numbet i. yanlış telefon numarası
wrong calculation i. yanlış hesap
wrong line i. yanlış satır
wrong entry i. yanlış kayıt
wrong address i. yanlış adres
wrong time i. yanlış zaman
wrong decision i. yanlış karar
wrong exposition i. yanlış sergileme
wrong exposition i. yanlış teşhir
wrong side i. ters yüz
wrong side i. arka yüz
wrong use i. yanlış kullanma
wrong use i. yanlış uygulama
wrong use i. haksız kullanma
being wrong i. hatalı olma
wrong meaning i. yanlış anlam
sense of right and wrong i. doğru ve yanlış anlayışı
sense of right and wrong i. ahlak ve namus anlayışı
wrong attitude i. yanlış tutum
wrong beliefs i. yanlış inançlar
wrong answer i. yanlış cevap
wrong assumption i. yanlış varsayım
wrong assumption i. hatalı varsayım
wrong information i. yanlış bilgi
wrong dosage i. hatalı doz
wrong dose i. hatalı doz
wrong hole i. yanlış delik
wrong use i. hatalı kullanım
wrong person i. yanlış insan
in the wrong s. kabahatli
in the wrong s. kusurlu
wrong-headed s. ters
wrong-headed s. inatçı
legally wrong s. hukuken hatalı
wrong use does not preclude proper use s. kötüye kullanma hiç kullanılmamasını gerektirmez
completely wrong s. tamamen yanlış
wrong-headedly zf. inatçı bir biçimde
wrong-headedly zf. ters bir tavırla
wrong-headedly zf. dik kafalı şekilde
is that wrong? ünl. yalan mı?
is that wrong? ünl. yalan mı yani?
the bill is wrong expr. hesap yanlış geldi
there is something wrong with the electrics expr. arabanın elektrik aksamında sorun var
there's something wrong with the electrical system expr. arabanın elektrik aksamında sorun var
Phrases
if nothing goes wrong (bir) aksilik olmazsa
if nothing goes wrong bir aksilik olmadan
if nothing goes wrong bir aksilik olmazsa
wrong use does not preclude proper use bir şey suistimal edilebilir/edildi diye onu kullanmamazlık edemeyiz
nothing's wrong but nothing's true yanlış bir şey yok ama doğru bir şey de yok
Proverb
If anything can go wrong it will bir iş ters gidecekse gider
Colloquial
everything's going wrong her şey ters gidiyor
look for someone in the wrong place birisini yanlış yerde aramak
something wrong? ters bir şey mi var?
born in the wrong century yanlış yüzyılda doğmuş
be at the wrong place at the wrong time yanlış zamanda yanlış yerde bulunmak
am i doing something wrong? yanlış bir şey mi yapıyorum?
read something wrong bir şeyi yanlış sezmek/yorumlamak
in case things go wrong işlerin aksaması durumunda
in case things go wrong işlerin yolunda gitmemesi durumunda
you're on the wrong track yanlış yoldasın
absolutely wrong kesinlikle yanlış
Idioms
the wrong horse i. yanlış at
get off on the wrong foot sol tarafından kalkmak
get off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
start off on the wrong foot sol tarafından kalkmak
on the wrong foot şanssız bir biçimde
get off on the wrong foot bir ilişki ya da projeye başlamak için yanlış bir başlangıç yapmak
start off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
get hold of the wrong end of the stick kocakarıyı kız anlamak
catch on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
get hold of the wrong end of the stick kazı koz anlamak
bark up the wrong tree yanlış kapı çalmak
back the wrong horse yanlış ata oynamak
bark up the wrong tree yanlış kapıyı çalmak
come to the wrong shop yanlış kapıyı çalmak
come to the wrong shop yanlış kapı çalmak
get out of the wrong side of the bed sol tarafından kalkmak
be caught on the wrong foot kontrpiyede kalmak
rub someone the wrong way birinin tepesini attırmak
rub someone's fur the wrong way birinin tepesini attırmak
go wrong yanlış yapmak
go wrong yanlış çıkmak
go wrong kötü yola düşmek
go wrong düşündüğü gibi olmamak
go wrong (makine) bozulmak
go wrong hata yapmak
go wrong hesabı tutmamak
go wrong çalışmamak
go wrong ahlakdışı yaşam sürmek
be on the wrong scent yanlış yolda olmak
laugh on the wrong side of one's mouth güvendiği dağlara kar yağmak
rub up the wrong way gıcık etmek
rub up the wrong way birini çok kızdırmak
rub up the wrong way sinirlerini ayağa kaldırmak
rub up the wrong way küplere bindirmek
rub up the wrong way birisini sıkmak
rub up the wrong way sinirden kudurtmak
rub up the wrong way çok öfkelendirmek
get out of the bed on the wrong side ters tarafından kalkmak
catch on the wrong foot hazırlıksız yakalamak
catch on the wrong foot yanlış anında yakalamak
be in the wrong yanlış davranmak
be in the wrong hatalı olmak
be in the wrong yanlış yapmak
be in the wrong yanılmak
be born on the wrong side of the blanket evli olmayan ana babadan dünyaya gelmek
back the wrong horse kaybeden tarafı desteklemek
back the wrong horse yanlış tarafı desteklemek
back the wrong horse yanlış adamı desteklemek
be in the wrong kusurlu olmak
be in the wrong kabahatli olmak
get the wrong end of the stick yanılgıya düşmek
get the wrong end of the stick yanılgı içine düşmek
be barking up the wrong tree yanılgıya düşmek
be barking up the wrong tree yanılgı içine düşmek
get on the wrong side of the law polisle başı dertte olmak
born on the wrong side of the blanket gayrimeşru (bebek)
get on the wrong side of the law polisle başı belada olmak
find yourself on the wrong side of the law polisle başı belaya girmek
find yourself on the wrong side of the law polisle başı belada olmak
get on the wrong side of the law polisle başı belaya girmek
bark up the wrong tree yanlış taşın altına bakmak
in the wrong place at the wrong time yanlış yerde ve yanlış zamanda
in the wrong place at the wrong time yanlış yerde ve zamanda
get out of the wrong side of the bed güne keyifsiz başlamak
take something the wrong way yanlış anlamak
take it the wrong way yanlış anlamak
get off on the wrong foot güne kötü başlamak
get off on the wrong foot kötü başlamak
get off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
be off on the wrong foot kötü başlamak
be off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
dead wrong tamamen yanlış
fall into the wrong hands yanlış ellerin eline geçmek
fall into the wrong hands yanlış ellere düşmek
be on the wrong end of something kötü sonuçlarına katlanmak
find oneself on the wrong side of the law kanunla başı derde girmek
get on the wrong side of the law kanunla başı belaya girmek
find oneself on the wrong side of the law polis ve adaletle başı derde girmek
get on the wrong side of the law kanunla başı derde girmek
find oneself on the wrong side of the law yasalarla başı belaya girmek
find oneself on the wrong side of the law adaletle başı derde girmek
get on the wrong side of the law adaletle başı derde girmek
get on the wrong side of the law polis ve adaletle başı derde girmek
find oneself on the wrong side of the law kanunla başı belaya girmek
get on the wrong side of the law yasalarla başı belaya girmek
not put a foot wrong yanlış bir adım atmamak
step off on the wrong foot kötü/yanlış bir başlangıç yapmak
get it wrong bir şeyi/birini yanlış anlamak
get someone wrong birini yanlış anlamak
get someone all wrong birini tamamen yanlış anlamak
did i get that wrong? yanlış mı anlamışım?
in the wrong haksız
put trust in the wrong person yanlış kişiye güvenmek/bel bağlamak
get the wrong idea about hakkında yanlış bir fikre kapılmak
wrong side of the tracks varoş/gecekondu mahallesi/muhiti
wrong side of the tracks şehrin yoksul/fakir bölümü
rub somebody up the wrong way (brit) birini rahatsız etmek
rub somebody the wrong way (us) birini rahatsız etmek
rub someone's fur the wrong way birini rahatsız etmek
be (on) the wrong side of 30/40 etc 30-40 yaşını geçmiş olmak
take someone wrong birini yanlış anlamak
take something the wrong way bir şeyi yanlış anlamak
get on someone's wrong side birinin gözünden düşmek
get on the wrong side of someone birinin gözünden düşmek
be on the wrong side of someone birinin gözünden düşmek
be on someone's wrong side birinin gözünden düşmek
on the wrong side of the law gayrimeşru yaşayan
start off on the wrong foot kötü/yanlış bir başlangıç yapmak
take someone wrong (birini) yanlış anlamak
rub the wrong way zıtlaşmak
can't put a foot wrong toz kondurmamak
fall into the wrong hands yanlış kişilerin eline geçmek
bet on the wrong horse yanlış ata oynamak
pick on the wrong horse yanlış ata oynamak
put money on the wrong horse yanlış ata oynamak
Speaking
hope nothing's wrong hayırdır inşallah
you're wrong affetmişsiniz
what's wrong with you? neyiniz var
you're wrong yanlış biliyorsun
i hope nothing's wrong hayırdır inşallah
what's wrong with nesi var
don´t get me wrong! beni yanlış anlama!
you were wrong not to have gone gitmemekle doğru etmedin
i hope nothing's wrong hayırdır!
i hope nothing's wrong hayırdır inşallah!
i hope nothing's wrong hayrola!
so am i wrong? haksız mıyım yani?
am i wrong in ....(thinking / saying etc)? haksız mıyım yani?
did i get the wrong number ? yanlış mı düşürdüm acaba ?
you got it wrong yanlış anladın
what is wrong with you neyin var
what's wrong with him/her? bunun nesi var?
what's wrong with you sorunun ne
what's wrong with you derdin ne
don't get me wrong sakın beni yanlış anlama
what's wrong sorun ne
what's wrong sorun nedir
don't get me wrong beni yanlış anlama
you are wrong yanılıyorsun
you are wrong yanılıyorsunuz
where did i do wrong ben nerede yanlış yaptım
where did i do wrong nerede yanlış yaptım
if nothing goes wrong aksilik çıkmazsa
if nothing goes wrong bir aksilik çıkmazsa
don't get me wrong beni yanlış anlamayın
how did it all go wrong? nasıl her şey böyle kötü gitti?
what is wrong man? neyin var adamım?
what is wrong man? sorun ne adamım?
it is wrong yanlışın var
what's wrong? ne oldu?
what did we do wrong? nerede hata yaptık?
what's wrong with that? ne var bunda?
what's wrong with it? nesi yanlış?
there's nothing wrong with him onun hiçbir sorunu yok
what is wrong with you? derdin ne senin?
i don't know what's wrong with him sorunu ne bilmiyorum
i don't know what's wrong with him neyi var bilmiyorum
what is wrong with me? benim sorunum ne?
what is wrong with you? senin neyin var?
i was wrong yanılmışım
is something wrong with your car? arabanıza bir şey mi oldu?
you're wrong yanılıyorsun
did i do something wrong? yanlış bir şey mi yaptım?
what do you think is wrong with me? benim neyim var sence?
what do you think is wrong with me? benim sorunum ne sence?
what's wrong with you? neyin var senin?
you can be wrong a million times milyon kere yanılabilirsin
maybe i got it all wrong belki ben yanlış anladım
there is no such thing as right and wrong doğru ya da yanlış diye bir şey yoktur
don't take this the wrong way but yanlış anlama ama
i don't think it's wrong bunun yanlış olduğunu düşünmüyorum
you thought wrong yanlış düşünmüşsün
you've got it all wrong her şeyi yanlış anladın
you messed up the wrong guy yanlış kişiye bulaştın
nothing wrong with a little romance biraz romantizmin kimseye zararı olmaz
unless something goes wrong bir aksilik olmazsa
unless something goes wrong aksilik olmazsa
is there something wrong? bir terslik mi var?
what's wrong with her? onun sorunu ne?
what's wrong with your legs? bacaklarının nesi var?
you didn't do anything wrong yanlış bir şey yapmadın
you got me wrong beni yanlış anladın
you got me wrong yanlış anladın beni
you got me wrong beni yanlış anladınız
correct me if i am wrong yanılıyorsam beni düzelt
if anything goes wrong bir şeyler ters giderse
if something goes wrong eğer bir terslik olursa
you are wrong yanlışın var
you're wrong yanlışın var
you are wrong yanlışınız var
you're wrong yanlışınız var
you are wrong here burada yanlışın var
you are wrong here bu konuda yanılıyorsun
you are wrong here burada yanılıyorsunuz
you are wrong here burada yanılıyorsun
what if she's wrong? ya o yanılıyorsa?
what if he's wrong? ya o yanılıyorsa?
you're asking the wrong question yanlış soruyu soruyorsun
what is wrong with you? neyin var senin?
where did i do wrong? nerede yanlış yaptım?
it wouldn't be wrong to say desem yanlış olmaz
it wouldn't be wrong to say desem yalan olmaz
i hope you didn't get the wrong idea about seeing me with him umarım beni onunla gördüğünde yanlış bir fikre kapılmamışsındır
you got him all wrong onu yanlış tanımışsın
what's wrong with your face? yüzüne ne oldu?
there's nothing wrong with me hiçbir şeyim yok (iyiyim)
what's wrong? sorun nedir?
what's wrong? sorun ne?
did i say something wrong? yanlış bir şey mi söyledim?
what's wrong with you? derdin ne senin?
what did I do wrong? ne yanlış yaptım?
what did I ever do wrong? hiç yanlış bir şey yaptım mı?
what have i ever done wrong? hiç yanlış bir şey yaptım mı?
please forgive us for anything we did wrong lütfen yaptığımız hatalar için bizi affet
what can possibly go wrong? ne yanlış gidebilir ki?
you're going the wrong way ters yöne gidiyorsun
I know what I did was wrong yaptığım şeyin yanlış olduğunu biliyorum
maybe i'm wrong belki de yanılıyorumdur
did I do something wrong? yanlış bir şey mi yaptım?
what the hell is wrong with these people? bu insanların derdi ne böyle?
you messed with the wrong guy yanlış adama çattın
you messed with the wrong guy yanlış adama bulaştın
there's something wrong in here burada yanlış bir şeyler var
you never did anything wrong sen hiç yanlış bir şey yapmadın
they're wrong about you senin hakkında yanılıyorlar
what the hell is wrong with you? aklından zorun mu var senin ya?
you are so wrong çok yanılıyorsun
it is a wrong decision bu yanlış bir karar
you're wrong there orada yanılıyorsun
you have come to the wrong place yanlış yere geldiniz
i was born into the wrong generation yanlış zamanda doğmuşum ben
the wine hit me wrong şarap çarptı
there's something wrong yanlış giden bir şeyler var
correct me if I'm wrong yanlışsam düzeltin
you're not wrong haksız sayılmazsın
you're not wrong haksız değilsin
you chose the wrong side yanlış tarafı seçtin
something went wrong bir şeyler ters gitti
this package was delivered to the wrong address bu paket hatalı adrese teslim edilmiş
you are very wrong çok yanılıyorsun
you're wrong haksızsın
you are very wrong çok yanlışsın
you're wrong sen haksızsın
which one is wrong? hangisi yanlış?
am I wrong? söylediklerim yanlış mı?
am I wrong? haksız mıyım?
everything is going wrong her şey ters gidiyor
everything is going wrong her şey kötü gidiyor
what could go wrong? ne terslik olabilir ki?
Slang
bet on the wrong horse yanlış seçim yapmak
say or do something wrong bok yemek
bet on the wrong horse yanlış tercihte bulunmak
do no wrong kelek atmamak
what the hell is wrong with you? derdin ne senin?
what the hell is wrong with you? neyin var lan senin?
what the hell is wrong with you? derdin ne lan senin?
Trade/Economic
wrong sending of goods malların yanlış gönderilmesi
wrong borrowing yanlış borçlanma
Law
(a) wrong haksız fiil
civil wrong haksız muamele
civil wrong haksız fiil
civil wrong haksızlık
private wrong özel bir hakkı ihlal eden kusurlu fiil
real wrong gayrimenkul zararı
executor of his own wrong yetkisi olmamasına rağmen vasiyeti infaz memuru gibi hareket eden kimse
Politics
public wrong kamu suçu
Technical
wrong side arka yüz
wrong part yanlış parça
wrong cycle time yanlış devir hızı
Computer
wrong tag order yanlış etiket sırası
wrong pin code yanlış pin kodu
wrong packet yanlış paket
wrong versions yanlış sürüm
wrong disk yanlış disket
wrong version yanlış sürüm
what's wrong ne yanlış
wrong file type hatalı dosya türü
wrong password yanlış parola
wrong file type yanlış dosya türü
you chose the wrong answer yanlış cevabı seçtiniz
wrong password hatalı şifre
wrong password yanlış şifre
wrong password yanlış giriş şifresi
wrong disc inserted yanlış disk takılı
user name or password wrong kullanıcı adı veya şifre hatalı
username or password wrong kullanıcı adı veya şifre hatalı
username or password wrong kullanıcı adı veya şifre yanlış
user name or password wrong kullanıcı adı veya şifre yanlış
wrong and incomplete spelling yanlış ve eksik yazım
Textile
wrong side kumaşın ters yüzü
Automotive
wrong-way driving assistance ters yön uyarı düzeni
Traffic
take a wrong turn yanlış yöne sapmak
Medical
wrong diagnosis yanlış teşhis
wrong dose yanlış doz
wrong drug yanlış ilaç
wrong patient yanlış hasta
wrong feeding habits yanlış beslenme alışkanlıkları
wrong treatment yanlış tedavi
wrong therapy yanlış tedavi
Statistics
right and wrong cases method doğru ve yanlış durumlar yöntemi
Football
wrong-foot kontrpiyede bırakmak
wrong pass yanlış pas
British Slang
up the wrong 'un kıçtan
up the wrong 'un götten