sweep - Türkçe İngilizce Sözlük

sweep

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

sweep — Definition

Anlamı ve Tanımı:
süpürmek, silip götürmek
Okunuş (IPA):
(AmE /swiːp/ – BrE /swiːp/)
Terim Türü:
Fiil: sweep (sweeps – swept – sweeping)
Yüzeyi temizleme hareketi; mecazi olarak güçlü biçimde etkileme eylemidir. Eski İngilizce swāpan kökü, geniş hareketi fiziksel ve soyut bağlamda korur.
Eş Anlamlılar:
brush, overwhelm
Zıt Anlamlılar:
clutter

"sweep" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
sweep f. süpürmek
She swept the dirt off the porch.
Verandadaki pislikleri süpürdü.

More Sentences
Genel
sweep i. tarama
The rescue chopper made another sweep over the area.
Kurtarma helikopteri bölge üzerinde bir tarama daha yaptı.

More Sentences
sweep i. (bıçak vb.) hareket
He split the watermelon in half with an easy sweep of the knife.
Kolay bir bıçak hareketiyle karpuzu ikiye böldü.

More Sentences
sweep i. süpürülme
This room could use a good sweep.
Bu odanın iyi bir süpürülmeye ihtiyacı var.

More Sentences
sweep f. ortadan kaldırmak
Instead, a social mechanism for providing security is swept away.
Bunun yerine güvenliği sağlamaya yönelik toplumsal bir mekanizma ortadan kaldırılıyor.

More Sentences
sweep f. taramak
As with traditional systems, a reader sweeps the room, and each tag responds.
Geleneksel sistemlerde olduğu gibi, bir okuyucu odayı tarar ve her etiket yanıt verir.

More Sentences
sweep f. temizlemek
The children were assigned to sweep the room.
Çocuklara odayı temizleme görevi verildi.

More Sentences
sweep f. sürüklemek
Suddenly, he was swept along by the roaring crowd.
Gürleyen kalabalığın arasında aniden sürüklendi.

More Sentences
sweep f. sürüklenmek
They are no longer there, having been swept away in the torrents.
Artık orada değiller, selde sürüklenip gittiler.

More Sentences
sweep f. bırakıvermek
He swept aside the documents and pulled out a map.
Belgeleri kenara bırakıverdi ve bir harita çıkardı.

More Sentences
sweep f. doluşmak
The audience swept through the doors of the concert hall.
Seyirciler konser salonunun kapılarından içeri doluştular.

More Sentences
sweep f. esmek
We could hear the wind sweeping through the trees.
Ağaçların arasından esen rüzgârın sesini duyabiliyorduk.

More Sentences
sweep f. kasıp kavurmak
K-pop mania is sweeping across the internet.
K-pop çılgınlığı interneti kasıp kavuruyor.

More Sentences
sweep f. (duygu) kaplamak
A wave of happiness swept over him.
İçini bir mutluluk dalgası kapladı.

More Sentences
sweep f. dalmak
She swept into the room as the band started to play.
Grup çalmaya başladığında kız da odaya daldı.

More Sentences
sweep f. mağlubiyetsiz devirmek
France swept Denmark to become the European champions.
Fransa, Danimarka'yı mağlubiyetsiz devirerek Avrupa şampiyonu oldu.

More Sentences
sweep f. kıvrılarak uzanmak
We could see the foothills sweeping down to the river.
Nehre doğru kıvrılarak uzanan dağ eteklerini görebiliyorduk.

More Sentences
sweep f. (göz) gezinmek
Her eyes swept across the room.
Gözleri odanın içinde geziniyordu.

More Sentences
sweep f. (saç) toplamak
I swept my hair up into a messy bun.
Saçımı dağınık topuz şeklinde topladım.

More Sentences
sweep f. gümbür gümbür gelmek
The center-left parties swept to power later that year.
Merkez sol partiler o yılın sonlarına doğru gümbür gümbür iktidara gelmişti.

More Sentences
Teknik
sweep f. süpürmek
She swept the dirt off the porch.
Verandadaki pislikleri süpürdü.

More Sentences
sweep f. taramak
As with traditional systems, a reader sweeps the room, and each tag responds.
Geleneksel sistemlerde olduğu gibi, bir okuyucu odayı tarar ve her etiket yanıt verir.

More Sentences
Bilişim
sweep i. tarama
The rescue chopper made another sweep over the area.
Kurtarma helikopteri bölge üzerinde bir tarama daha yaptı.

More Sentences
Elektrik
sweep i. tarama
The rescue chopper made another sweep over the area.
Kurtarma helikopteri bölge üzerinde bir tarama daha yaptı.

More Sentences
Genel
sweep i. süpürme
sweep i. sürükleme
sweep i. ocakçı
sweep i. hepsini alma
sweep i. geniş alan
sweep i. etki alanı
sweep i. silip süpürme
sweep i. geniş kıvrım
sweep i. geniş dönemeç
sweep i. sıkı arama
sweep i. geniş kavis
sweep i. kapsam
sweep i. saha
sweep i. svip
sweep i. rezil
sweep i. çıkrık
sweep i. kıvrım
sweep i. alan
sweep i. baca temizleyicisi
sweep i. çok geniş bir alan
sweep i. erim
sweep i. tarayıcı
sweep i. meyil
sweep i. tek bir hareket (el, kol)
sweep i. temizleme
sweep i. mayın tarama
sweep i. dönemeç
sweep i. mağlubiyetsiz yenerek eleme
sweep i. süpürücü
sweep i. bina sırası
sweep i. böcek arama
sweep i. ezici galibiyet
sweep i. yeri süpüren etek kuyruğu
sweep i. (dalga hareketinin neden olduğu) kıyıya paralel su akışı
sweep i. süpürge
sweep i. bir dizi oda
sweep i. odadan dinleme cihazlarının temizlenmesi
sweep i. kesin zafer
sweep f. hızla ilerlemek
sweep f. hızla ve gururla ilerlemek
sweep f. almak
sweep f. sert esmek
sweep f. önüne katmak
sweep f. kendinden emin bir şekilde hışımla yürümek
sweep f. uzanmak
sweep f. bir el hareketiyle (bir yere) itmek veya çekmek
sweep f. süpürüp atmak
sweep f. üzerinden geçmek (bir yerin)
sweep f. salınarak geçmek
sweep f. uzamak (sokak)
sweep f. çevrelemek (bir alanı)
sweep f. çevirmek (bir alanı)
sweep f. süpürerek temizlemek
sweep f. azametle yürümek
sweep f. üzerinde gezinmek (parmaklar)
sweep f. bir el hareketiyle bir yere itmek
sweep f. yayılmak
sweep f. kendinden emin bir şekilde hızla yürümek
sweep f. bir el hareketiyle bir yere çekmek
sweep f. kıvrılmak (sokak)
sweep f. ezip geçmek
sweep f. hepsini almak
sweep f. istila etmek
sweep f. salınmak
sweep f. silip süpürmek
sweep f. şiddetle ilerlemek
sweep f. hızla yayılmak
sweep f. akın etmek
sweep f. hışımla yürümek
sweep f. sürtünmek
sweep f. sürtmek
sweep f. hakkıyla kazanmak
sweep f. rüzgarla temizlemek
sweep f. geniş bir eğri şeklinde hareket etmek
sweep f. didik didik aramak
sweep f. arama yapmak
sweep f. yöneltmek
sweep f. atışı yönlendirmek
sweep f. (sürüklendiği yerde) iz bırakmak
sweep f. aniden yok etmek
sweep f. (kılıç, tırpan) kuvvetli darbelerle kesmek
sweep f. esneyerek uzamak
sweep f. (odayı) dinleme cihazlarından temizlemek
sweep f. böcek aramak
sweep f. incelemek
sweep f. ortadan kaldırıvermek
sweep f. yok etmek
sweep f. (körling sahasını) kar ve buzdan temizlemek
sweep f. yıkarak savurup geçmek
sweep f. dinleme cihazı aramak
sweep f. tetkik etmek
sweep zf. süpürürcesine
sweep zf. süpürme hareketiyle
Irregular Verb
sweep f. swept - swept
Teknik
sweep i. açısal hareket uzantısı
sweep i. boyna küreği
sweep i. elektron ışının crt’de yatay sapması
sweep i. kuyu çıkrığı
sweep i. silme kalıbı
sweep i. bir çeşit kar küreği tasarımı
Bilişim
sweep i. süpürme
Havacılık
sweep f. uçak gövdesinden eksene dik çıkıntı yapmak
Denizcilik
sweep i. palamar halatı
sweep f. (tekneyi) itmek
sweep f. itiş sağlamak
Maden
sweep i. maden süprüntüleri
Gökbilim
sweep i. gökyüzünün teleskopla sistematik araştırılması
Tarım
sweep i. kazayağı
sweep i. elle işleyen sırıklı su yükseltme cihazı
sweep i. bir çeşit kavisli kültivatör bıçağı
Tarih
sweep i. (ortaçağ savaş topu) balista
Spor
sweep i. (krikette) atıcının diz çökerek yatay şekilde yaptığı bir vuruş tekniği
sweep f. (krikette) sweep atışı yapmak
Basketbol
sweep i. playoff serisinde bir takımın rakibini hiç mağlup olmadan elemesi
Futbol
sweep i. (amerikan futbolunda) savunma hattını geçme girişimi
İskambil
sweep i. (vist oyununda) tüm ellerin kazanılması
sweep i. tüm açık kartların eşleme yoluyla alınması"
Bahisçilik
sweep i. tüm elin alınması
sweep i. ortadaki tüm paranın kazanılması
sweep f. ortadaki tüm parayı kazanmak
sweep f. tüm kartları almak
Müzik
sweep f. sweep tekniğiyle üretmek
Eski Kullanım
sweep f. (reverans) süzülerek bir çırpıda yapmak
sweep f. yerlere süre süre taşımak
sweep f. sürükleyerek götürmek
Mechanics
sweep i. termal dengeye doğru eğilim gösteren geri döndürülemez süreç

"sweep" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
the sweep of the river i. nehrin çizdiği geniş kıvrım
chimney sweep i. baca temizleyici
square of sweep number i. sweep sayısının karesi
chimney sweep i. ocakçı
chimney sweep i. baca temizleyicisi
sweep net i. gırgır
the broad sweep of his argument i. iddiasının kapsamlılığı
negative sweep i. kanat ileri çıkıklığı
sweep the house i. evi süpürmek
sweep net i. atrap
sweep net i. böcek kepçesi
sweep [australia] i. sörf teknesi süren kimse
sweep hand i. saniye ibresi
sweep-second i. saniye ibresi
sweep-second hand i. saniye ibresi
sweep-second hand i. saniye ibreli saat
sweep-second i. saniye ibreli saat
sweep someone off one's feet f. kendine aşık etmek
sweep up f. bir yeri süpürmek
sweep away f. heyecanlandırmak
sweep away f. alıp götürmek
give something a sweep f. süpürmek
sweep off f. heyecanlandırmak
sweep away f. coşturmak
sweep away f. sürüklemek
sweep away f. yok etmek
sweep somebody off his feet f. aklını başından almak
sweep down on f. saldırmak
sweep mines f. mayın taramak
sweep off f. üstünden süpürmek
sweep a place f. ortalığı süpürmek
sweep someone off one's feet f. kalbini çalmak
sweep someone off one's feet f. ayaklarını yerden kesmek
sweep under the carpet f. gizlemek
sweep away f. silip süpürmek
give something a sweep f. temizlemek
sweep off f. coşturmak
sweep away f. süpürüp temizlemek
sweep before one f. sürüklemek
sweep up f. süpürmek
sweep away f. süpürüp atmak
sweep someone off one's feet f. tamamen ikna etmek
sweep under the carpet f. örtbas etmek
sweep off f. süpürüp atmak
sweep before one f. önüne katmak
sweep away f. süpürmek
sweep the floors f. yerleri silmek
sweep the snow f. kar süpürmek
sweep the floor f. yerleri silmek
sweep someone off his/her feet f. aklını başından almak
sweep aside f. bir kenara kaldırmak
sweep out f. silip süpürmek
sweep out f. süpürmek
sweep through f. -de hızla yayılmak
sweep the house f. evi süpürmek
sweep the house f. ev süpürmek
sweep the floor f. yerleri süpürmek
sweep the leaves f. yaprakları süpürmek
Öbek Fiiller
sweep over f. ezip geçmek
sweep over f. süpürüp gitmek
sweep over f. alt etmek
sweep through f. bir işi kolayca yapmak
sweep someone in f. silip süpürmek
sweep someone into something f. silip süpürmek
sweep someone into something f. bir yere doğru silmek
sweep someone in f. bir yere doğru silmek
sweep out of some place f. bir yerden hızla çıkmak
sweep out of f. dışarıya süpürmek
sweep something off (of) something f. süpürerek çıkarmak/temizlemek
sweep something off f. süpürerek çıkarmak/temizlemek
sweep something off (of) something f. üzerindekileri süpürmek
sweep something back f. geriye/arkaya taramak
sweep something off f. üzerindekileri süpürmek
sweep aside f. kenara süpürmek
sweep down f. süpürmek
sweep out f. dışarıya süpürmek
sweep off f. dışarı fırlamak
sweep off f. hızla dışarı çıkmak
sweep into f. içeri dalmak/akın etmek
sweep something away f. bir şeyi ortadan kaldırmak
sweep away something f. bir şeyi ortadan kaldırmak
sweep along f. (yelkenli vb) süzülmek
sweep something away f. bir şeyden kurtulmak
sweep away something f. bir şeyden kurtulmak
sweep in f. içeri dalmak/akın etmek
sweep up after someone f. birinin ardından temizlik yapmak
sweep out f. alan taramak
sweep aside f. küçümsemek
sweep aside f. feshetmek
sweep aside f. yana/bir kenara itmek/itelemek
sweep aside f. dağıtmak
sweep aside f. iterek yol açmak
sweep aside f. burun kıvırmak
sweep aside f. bozguna uğratmak
sweep aside f. önem vermemek
sweep aside f. dinlememek
sweep back to (something) f. hızla tekrar (bir duruma) getirmek
sweep up f. büyüsüne kaptırmak
sweep up f. hepsini kazanmak
sweep back into (something) f. kesin olarak (bir konuma) geri dönmek
sweep back to (something) f. kesin olarak (bir konuma) geri dönmek
sweep up f. tüm parayı süpürmek
sweep something up f. bir yeri süpürmek
sweep back into (something) f. hızla tekrar (bir duruma) getirmek
sweep back into (something) f. hızla (bir duruma) geri döndürmek
sweep back to (something) f. (bir şeyi/anıyı) anımsatmak
sweep something up f. bir şeyi/saçını toplamak
sweep something up f. bir şeyi süpürüp temizlemek
sweep up f. rüzgarıyla sürüklemek
sweep up f. silip süpürmek
sweep back into (something) f. (bir şeye) hızla/süratle geri dönmek
sweep back into (something) f. kesin olarak (bir konuma) geri döndürmek
sweep back into (something) f. hızla tekrar (bir duruma) gelmek
sweep back to (something) f. hızla (bir duruma) geri dönmek
sweep back to (something) f. (bir şeyi/hatırayı) tekrar yaşatmak
sweep back to (something) f. hızla tekrar (bir duruma) gelmek
sweep up f. büyük miktarda para kazanmak
sweep up f. büyük para kaldırmak
sweep something up f. bir yeri süpürüp temizlemek
sweep back to (something) f. kesin olarak (bir konuma) geri döndürmek
sweep something up f. saçına dalga vermek
sweep up f. heyecanına kaptırmak
sweep up f. hepsini alıp havaya kaldırmak
sweep something up f. saçını taramak
sweep back to (something) f. hızla (bir duruma) geri döndürmek
sweep back into (something) f. hızla (bir duruma) geri dönmek
sweep up f. kapıp kaldırmak
sweep up f. rüzgarına kaptırmak
sweep up f. büyülemek
sweep back to (something) f. birden (bir şeye/hatıraya) geri götürmek
sweep up f. tozunu attırmak
sweep up f. hepsini alıp kaldırmak
sweep up f. akıntıyla sürüklemek
sweep up f. kandırmak
sweep up f. akıntıya kaptırmak
sweep up f. akıntıyla alıp götürmek
sweep back to (something) f. (bir şey) anımsatmak
sweep back into (something) f. (bir şeye) hemen geri dönmek
sweep something up f. bir şeyi süpürmek
sweep up f. heyecanıyla sürüklemek
sweep someone into something f. birini otomatikman bir konuma getirmek
sweep into (something) f. alıp (bir şeyin) içine götürmek
sweep into (something) f. hızla (bir şeye) ulaştırmak
sweep someone in f. birini otomatikman bir konuma getirmek
sweep into (something) f. süpürüp (bir şeye) götürmek
sweep someone in f. birini bir konuma çıkarmak
sweep into f. -e hızla yükselmek
sweep into (something) f. (bir şeye) sürüklemek
sweep into f. -i hızla elde etmek
sweep into f. -e hızla ulaşmak