| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | brush i. | fırça | ||
|
You can use a small brush to clean the air vents. Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | brush f. | fırçalamak | ||
|
John brushed the dirt from his trousers. John pantolonundaki kiri fırçaladı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | brush i. | fırçalama | ||
|
Give your dog a brush after blow-drying. Köpeğinizi fönle kuruttuktan sonra fırçalama işlemini yapın. More Sentences |
||||
| Genel | brush i. | fırça | ||
|
You can use a small brush to clean the air vents. Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Genel | brush i. | sürtünme | ||
|
I felt the brush of his suit as he passed me. Yanımdan geçerken takım elbisesinin sürtünmesini hissettim. More Sentences |
||||
| Genel | brush i. | çalı | ||
|
The land was full of rabbit brushes. Arazi tavşan çalılarıyla doluydu. More Sentences |
||||
| Genel | brush i. | fırça gibi kuyruk | ||
|
The fox has a white-tipped brush. Tilkinin beyaz uçlu, fırçayı andıran bir kuyruğu var. More Sentences |
||||
| Genel | brush i. | kıl payı atlatma | ||
|
The motorcyclist had a brush with death as he locked up the front wheel. Motosikletçi ön tekerleği kilitlediğinde ölmekten kıl payı kurtuldu. More Sentences |
||||
| Genel | brush i. | çalı çırpı | ||
|
After the storm, the garden was full of brushes. Fırtınanın bitiminde bahçe çalı çırpı demetleriyle doluydu. More Sentences |
||||
| Genel | brush f. | değmek | ||
|
Her arm brushed against mine. Onun kolu benimkine değdi. More Sentences |
||||
| Genel | brush f. | savmak | ||
|
They brushed me off. Beni başlarından savdılar. More Sentences |
||||
| Genel | brush f. | sürtünmek | ||
|
The tail of the kitten brushed my foot. Yavru kedinin kuyruğu ayağıma sürtündü. More Sentences |
||||
| Genel | brush f. | fırçalamak | ||
|
John brushed the dirt from his trousers. John pantolonundaki kiri fırçaladı. More Sentences |
||||
| Genel | brush f. | temizlemek | ||
|
Tom brushed the snow from his overcoat. Tom mantosundan karı temizledi. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | brush i. | fırça | ||
|
You can use a small brush to clean the air vents. Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Teknik | brush f. | fırçalamak | ||
|
John brushed the dirt from his trousers. John pantolonundaki kiri fırçaladı. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | brush i. | fırça | ||
|
You can use a small brush to clean the air vents. Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | brush i. | fırça | ||
|
You can use a small brush to clean the air vents. Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Tekstil | brush f. | fırçalamak | ||
|
John brushed the dirt from his trousers. John pantolonundaki kiri fırçaladı. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | brush i. | fırça | ||
|
You can use a small brush to clean the air vents. Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | brush f. | pasta fırçasıyla sürmek | ||
|
Brush the egg yolk onto the dough. Yumurta sarısını hamurun üzerine fırçayla sürün. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | brush i. | çalılık | ||
| Genel | brush i. | hafif dokunuş | ||
| Genel | brush i. | çatışma | ||
| Genel | brush i. | ressam | ||
| Genel | brush i. | fırça darbesi | ||
| Genel | brush i. | fundalık | ||
| Genel | brush i. | temas | ||
| Genel | brush i. | çalı çırpı demeti | ||
| Genel | brush i. | süpürür gibi yapılan el hareketi | ||
| Genel | brush i. | geçerken hafifçe dokunma | ||
| Genel | brush i. | sıyırma | ||
| Genel | brush i. | kötü davranma | ||
| Genel | brush i. | reddetme | ||
| Genel | brush i. | tüylü tutam | ||
| Genel | brush i. | tüylü püskül | ||
| Genel | brush i. | diş fırçalama | ||
| Genel | brush i. | saç tarama | ||
| Genel | brush i. | anlaşmazlık | ||
| Genel | brush i. | uyuşmazlık | ||
| Genel | brush i. | dans ederken ayakla yapılan hafif bir tür vuruş | ||
| Genel | brush i. | balede bir ayak hareketi | ||
| Genel | brush i. | spontane yapılan kısa yarış | ||
| Genel | brush i. | ucuz atlatma | ||
| Genel | brush i. | çalı çırpı demeti | ||
| Genel | brush f. | sıyırmak | ||
| Genel | brush f. | hafifçe dokunmak | ||
| Genel | brush f. | süpürmek | ||
| Genel | brush f. | hafifçe değmek | ||
| Genel | brush f. | hareket halindeyken itmek | ||
| Genel | brush f. | (at) aşındıracak şekilde hafifçe dokunmak | ||
| Genel | brush f. | görünmemek için yavaş yavaş hareket etmek | ||
| Genel | brush f. | sıvışmak | ||
| Genel | brush f. | (atı) kısa mesafede yüksek hıza çıkmaya zorlamak | ||
| Genel | brush f. | acele etmek | ||
| Genel | brush f. | sertçe reddetmek | ||
| Genel | brush f. | fırçayla temizlemek | ||
| Genel | brush s. | fırçaya benzeyen | ||
| Genel | brush N. | kısa temas | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | brush i. | çalılık | ||
| Teknik | brush i. | iki eksenli kristale mikroskopla bakıldığında görülen koyu renkli fırça şeklinde alan | ||
| Teknik | brush i. | kajon fırça bageti | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | brush i. | (3d video oyunlarında) dışbükey çokyüzlü | ||
| Elektrik | ||||
| Elektrik | brush i. | kollektör | ||
| Elektrik | brush i. | saçak | ||
| Elektrik | brush i. | saçaklı boşalım | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | brush i. | boya fırçası | ||
| Otomotiv | brush i. | kömür | ||
| Demiryolu | ||||
| Demiryolu | brush i. | kömür çubuğu | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | brush i. | şerbetçiotunun taze strobili | ||
| Botanik | brush i. | şerbetçiotunun dişi üreme organları | ||
| Botanik | brush i. | darının çiçeklenmesi | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | brush f. | budanmış dalları asma ve bitki desteği olarak kullanmak | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | brush i. | kolorado eyaletinde şehir | ||
| Coğrafya | brush i. | çalılık | ||
| Coğrafya | brush i. | çalılık arazi | ||
| Coğrafya | brush i. | az nüfuslu ormanlık ülke | ||
| Coğrafya | brush i. | ücra bölge | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | brush i. | kajon fırça bageti | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | brush f. | kağıt yapımında lifleri pürüzlendirmek için dövmek | ||
| Argo | ||||
| Argo | brush i. | (kumarhanede) yer görevlisi | ||