real - Turco Inglés Diccionario

real

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "real" en diccionario turco inglés : 66 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
real adj. hakiki
Everyone knows that fruits are healthy, and real, whole food.
Herkes meyvelerin sağlıklı ve hakiki, işlem görmemiş gıda olduğunu bilir.

More Sentences
real adj. gerçek
In this way, we will be able to head towards real equality.
Bu şekilde, gerçek eşitliğe doğru ilerleyebileceğiz.

More Sentences
General
real adj. asıl
The real worry is not particularly with food-chain animals.
Asıl endişe özellikle gıda zinciri hayvanları ile ilgili değildir.

More Sentences
real adj. gerçekten
The conciliation procedure was a real pleasure.
Uzlaşma prosedürü gerçekten büyük bir zevkti.

More Sentences
real adj. sahici
This is the real McCoy.
Sahici bu.

More Sentences
real adj. ciddi
There is also a very real drought in southern Africa.
Afrika'nın güneyinde de çok ciddi bir kuraklık var.

More Sentences
real adj. cidden
Play a real quiet grooming song.
Cidden sakinleştiren, rahatlatan hafif bir parça çalın.

More Sentences
real adj. gerçek
In this way, we will be able to head towards real equality.
Bu şekilde, gerçek eşitliğe doğru ilerleyebileceğiz.

More Sentences
real adj. reel
Overall, real Turkish GNP rose by 22% between 1987 and 1994.
Genel olarak, Türkiye'nin reel GSMH'si 1987ve 1994 arasında % 22 artmıştır.

More Sentences
real adj. doğru
Now all he does is eat chips and pretzels instead of real food.
Artık tek yaptığı doğru düzgün yemekler yerine cips ve simit yemek.

More Sentences
real adj. sanal olmayan
While cyberspace is virtual, criminal liability for offences committed there is real.
Siber uzay sanal olsa da, burada işlenen suçlar için cezai sorumluluk gerçektir.

More Sentences
Colloquial
real adv. gerçekten
The conciliation procedure was a real pleasure.
Uzlaşma prosedürü gerçekten büyük bir zevkti.

More Sentences
real adv. hakikaten
This issue is very important in Czech domestic politics and the eurosceptics are making a real song and dance about it.
Bu konu Çek iç siyasetinde çok önemli ve Avrupa Birliği karşıtları bu konuyu hakikaten çok abartıyorlar.

More Sentences
real adv. cidden
Play a real quiet grooming song.
Cidden sakinleştiren, rahatlatan hafif bir parça çalın.

More Sentences
real adv. çok
The European Union is in real danger of moving way ahead of what the people of Europe want.
Avrupa Birliği, Avrupa halklarının istediklerinin çok ötesine geçme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

More Sentences
real adv. gerçekten
The conciliation procedure was a real pleasure.
Uzlaşma prosedürü gerçekten büyük bir zevkti.

More Sentences
real adv. hakikaten
This issue is very important in Czech domestic politics and the eurosceptics are making a real song and dance about it.
Bu konu Çek iç siyasetinde çok önemli ve Avrupa Birliği karşıtları bu konuyu hakikaten çok abartıyorlar.

More Sentences
real adv. cidden
Play a real quiet grooming song.
Cidden sakinleştiren, rahatlatan hafif bir parça çalın.

More Sentences
Technical
real adj. hakiki
Everyone knows that fruits are healthy, and real, whole food.
Herkes meyvelerin sağlıklı ve hakiki, işlem görmemiş gıda olduğunu bilir.

More Sentences
real adj. reel
Overall, real Turkish GNP rose by 22% between 1987 and 1994.
Genel olarak, Türkiye'nin reel GSMH'si 1987ve 1994 arasında % 22 artmıştır.

More Sentences
Math
real adj. gerçek
In this way, we will be able to head towards real equality.
Bu şekilde, gerçek eşitliğe doğru ilerleyebileceğiz.

More Sentences
General
real adj. içten
real adj. doğru dürüst
real adj. harbi
real adj. sabit
real adj. etkin
real adj. fiili
real adj. saf
real adj. samimi
real adj. taşınmaz
real adj. sahiden
real adj. özbeöz
real adj. maddi
real adj. somut
real adj. gerçeğe uygun
real adj. kesin
real adj. şüphe götürmez
real adj. sorgulanamaz
real adj. anlamlı
real adj. elde yapılmış
real adj. fabrikasyon olmayan
real adj. saptanabilen
Colloquial
real adv. son derece
real adv. son derece
Trade/Economic
real n. ispanya ve latin amerika'da eskiden kullanılan gümüş para
real n. eski portekiz parası
real n. brezilya para birimi
real n. eski portekiz madeni parası
real n. brezilya para birimi
real adj. fiili satın alma gücü ile ölçülen
real adj. ayni
real adj. enflasyona göre düzeltilmiş
real adj. sabit fiyatlarla ölçülen
Law
real adj. şahsa bağlı olmayıp herkese karşı geçerli olan (hak)
real adj. taşınmaz mallarla ilgili
real adj. ayni
Technical
real adj. has
Gastronomy
real adj. ev yapımı
real adj. geleneksel yolla pişirilen
Math
real n. reel sayı
real n. gerçel sayı
real n. gerçek sayı
real adj. gerçel
Philosophy
real adj. mutlak
real adj. nihai biçimde var olan
Music
real adj. (klasik müzikte) müzikal tema içerisinde görünen aralıkları koruyarak çalınan

Significados de "real" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
real estate n. emlak
make real v. gerçekleştirmek
General
real estate n. gayrimenkul
real law n. eşya hukuku
real estate business n. emlakçılık
real estate sales tax n. gayrimenkul satış vergisi
the real n. gerçeklik
real estate developer n. şehir planlamacısı
real right n. ayni hak
real blonds paradise n. tam sarışınlara göre bir yer
real value n. gerçek değer
real suede n. gerçek süet
real estate n. mülk
real estate development n. gayri menkul gelişimi
real estate firm n. emlak firması
real number n. reel sayı
real leather n. gerçek deri
real estate development n. gayrimenkul gelişimi
real property tax n. gayrimenkul vergisi
real estate agents n. emlakçılar
real things n. önemli konular
the real n. gerçek
real estate n. akar
real contracts n. ayni sözleşmeler
real estate property n. emlak
real estate agency n. emlak ofisi
real property n. arazi
the real thing n. gerçek şey
real life story n. gerçek hayat hikayesi
real truth n. içyüz
real property n. taşınmaz mal
real estate agents n. emlakçılık
real numbers n. gerçek sayılar
real estate purchase tax n. emlak alım vergisi
real action n. ayni dava
the real mccoy n. orijinal
real meaning n. gerçek anlam
real property n. gayrımenkul mülkiyeti
real property law n. arazi hukuku
real property n. gayrimenkul mülkiyeti
the real estate business n. emlakçılık
real life n. gerçek hayat
the real mccoy n. gerçek
real wages n. reel ücret
real property n. gayri menkul
the real thing n. orijinal
real estate agency n. emlakçı
real estates investment trusts n. gayrimenkul yatırım ortaklıkları
real estate agent n. emlakçı
real property n. akar
real estate property n. gayrimenkul
real estate investment n. gayrimenkul yatırımı
real property and tax n. gayrimenkul mülkiyeti ve vergi
real chattels n. taşınmaz
brazilian real n. brezilya reali
real estate market n. gayrimenkul piyasası
real estate market n. emlak piyasası
real face n. gerçek yüzü
real estate broker n. emlakçı
real estate law n. gayrimenkul hukuku
real power n. etkin güç
real power n. etkili güç
automatic real-time mapping system n. gerçek zamanlı otomatik haritalama sistemi
true-real culture n. hakiki kültür
real-time data processing n. yerel zamanlı bilgi işlem
real-time programming n. gerçek zamanlı programlama
real-estate firm n. emlak firması
real-time numerical control n. gerçek zamanlı sayısal kontrol
real-time data processing n. gerçek zamanlı bilgi işlem
real-time control systems n. gerçek zamanlı kontrol sistemleri
real-time control n. gerçek zamanlı kontrol
true-real culture n. gerçek kültür
real-time air monitoring n. gerçek zamanda hava radyoaktivitesi gözlemi
real-estate licence n. emlakçi ruhsatı
real estate consultant n. emlak danışmanı
real estate consulting n. emlak danışmanlığı
real estate n. gayri menkul
real property n. mülk
real world scene n. gerçek dünya sahnesi
real estate n. taşınmaz mallar
real assets n. taşınmaz mallar
real estate n. taşınmaz mal
real estate company n. emlak şirketi
real clunker n. külüstür
a real bullet n. gerçek kurşun
a real bullet n. gerçek mermi
real bullet n. gerçek mermi
real bullet n. gerçek kurşun
the real thing n. asıl şey
real estate property owner n. gayrimenkul sahibi
heartbreaking real-life drama n. yürekleri burkan insanlık dramı
real love n. gerçek aşk
real love n. gerçek sevgi
real friend n. gerçek arkadaş
real man n. erkek adam
real time discussion n. gerçek zamanlı tartışma
real mystery n. gerçek gizem
the real world n. gerçek dünya
real gun n. gerçek silah
a rational person living in the real world n. gerçek dünyada yaşayan aklı başında bir insan
real friends n. gerçek arkadaşlar
real friends n. gerçek dostlar
one’s real parents n. birinin gerçek ailesi
real character n. gerçek karakter
real relationship n. gerçek ilişki
real world n. gerçek dünya
a real opportunity n. gerçek bir fırsat
real pressure n. gerçek baskı
real pressure n. gerçek basınç
real heroes n. gerçek kahramanlar
real estate magnate n. emlak kralı
real size n. gerçek boyut
real data n. reel veri
real environment n. gerçek ortam
real identity n. gerçek kimlik
real freedom n. gerçek özgürlük
real success n. gerçek başarı
real event n. gerçek olay
real-estate business n. gayrimenkul işi
real-estate business n. emlakçılık
real humanity n. gerçek insanlık
calculate below the real value v. eksik hesaplamak
understand the real meaning of v. nüfuz etmek
make real v. hayata geçirmek
make real v. yaşama geçirmek
make real v. hayata sokmak
make real v. yaşama sokmak
give somebody a real going-over v. leşini çıkarmak
return something to real owner v. asıl sahibine geri vermek
return something to real owner v. asıl sahibine iade etmek
escalate into a real epidemic v. ciddi/gerçek bir salgına dönüşmek
nightmares become real v. kabuslar gerçek olmak
focus real-world v. gerçek dünyaya odaklanmak
not real adj. göstermelik
real-time adj. gerçek zaman
real-like adj. gerçek gibi
real-like adj. gerçeğe yakın
real and personal adj. ayni ve şahsi
real time adj. eş zamanlı
real-life adj. gerçek hayatta olan
real-life adj. gerçek hayatta yaşanan
for real adv. cidden
for real adv. gerçekten
for real adv. gerçek
for real adv. sahiden
in a real sense adv. hakiki manada
in real terms adv. reel anlamda
in real terms adv. reel olarak
in real terms adv. gerçek anlamda
for no real reason adv. yeşillik olsun diye