maddi - Turco Inglés Diccionario

maddi

Significados de "maddi" en diccionario inglés turco : 38 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
maddi material adj.
It does not have the same material dimensions as eastern Europe, but it does have similar moral dimensions.
Doğu Avrupa ile aynı maddi boyutlara sahip değildir, ancak benzer ahlaki boyutlara sahiptir.

More Sentences
maddi tangible adj.
General
maddi pecuniary adj.
The loss of business caused pecuniary damage.
İş kaybı maddi zarara yol açtı.

More Sentences
maddi physical adj.
It also requires a sufficient amount of human and physical capital, including infrastructure.
Bu, ayrıca, altyapı dahil yeterli miktarda beşeri ve maddi sermayeyi gerektirir.

More Sentences
Trade/Economic
maddi pecuniary adj.
The loss of business caused pecuniary damage.
İş kaybı maddi zarara yol açtı.

More Sentences
Law
maddi pecuniary adj.
The loss of business caused pecuniary damage.
İş kaybı maddi zarara yol açtı.

More Sentences
Technical
maddi physical adj.
It also requires a sufficient amount of human and physical capital, including infrastructure.
Bu, ayrıca, altyapı dahil yeterli miktarda beşeri ve maddi sermayeyi gerektirir.

More Sentences
General
maddi earthbound n.
maddi materialistic adj.
maddi temporal adj.
maddi earthy adj.
maddi worldly adj.
maddi concrete adj.
maddi corporeal adj.
maddi earthly adj.
maddi substantial adj.
maddi matter-of-fact adj.
maddi bodily adj.
maddi real adj.
maddi substantive adj.
maddi banausic adj.
maddi banausian adj.
maddi earthly adj.
maddi factual adj.
maddi glandular adj.
maddi gross adj.
maddi dry adj.
maddi fanciless adj.
maddi pecunial [obsolete] adj.
maddi corporate [obsolete] adj.
maddi outward adj.
maddi public adj.
Trade/Economic
maddi tangible adj.
maddi substantial adj.
Law
maddi corporeal adj.
maddi corporal adj.
maddi carnal adj.
maddi tangible adj.

Significados de "maddi" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
maddi olmayan intangible adj.
maddi olmayan immaterial adj.
General
maddi ve manevi destek material aid and spiritual support n.
maddi destek sağlayan kimse sponsor n.
maddi hasar material damage n.
maddi aktifler tangible assets n.
hırslı ve maddi şeylere aşırı önem veren meslek sahibi genç yuppy n.
maddi gereksinim material need n.
maddi kültür material culture n.
maddi hasar financial damage n.
maddi kayıp financial damage n.
maddi kayıp financial loss n.
maddi hasar financial loss n.
maddi durum financial situation n.
maddi destek monetary assistance n.
maddi destek financial support n.
maddi destek monetary backing n.
maddi sorun financial difficulty n.
maddi sıkıntı financial problem n.
maddi sıkıntı financial trouble n.
maddi sorun financial trouble n.
maddi sorun financial problem n.
maddi sıkıntı financial difficulty n.
maddi manevi tazminat material and moral indemnities n.
maddi manevi hasar financial and emotional damage n.
maddi rahatlık financial security n.
maddi rahatlık financial comfort n.
maddi rahatlık prosperity n.
maddi olanak financial potential n.
maddi olanak financial possibility n.
maddi geçimsizlik financial incompatibility n.
maddi talep financial demand n.
maddi talep financial request n.
maddi hasarlı kaza accident resulting in material damage n.
maddi refah material well-being n.
maddi risk material risk n.
maddi ve kültürel ihtiyaçlar material and cultural wants n.
maddi zarar physical injury n.
maddi imkansızlık financial impossibility n.
maddi ve manevi destek moral and material support n.
maddi manevi destek moral and material support n.
maddi imkan financial possibility n.
maddi birikim savings n.
maddi kaygı financial worry n.
maddi kaygı financial worries n.
maddi olanağı kısıtlı one with limited finances n.
maddi olanağı kısıtlı one with limited financial means n.
maddi zorluk financial difficulty n.
maddi beklenti materialistic expectation n.
maddi varlık tangible asset n.
diğer insanlara maddi veya manevi kişisel çıkar gözetmeksizin yararlı olmaya çalışma altruism n.
sanatsal etkinliklere maddi olarak destek olan kimse patron of arts n.
maddi yetersizlik financial difficulty n.
maddi yetersizlik financial incapability n.
maddi altyapı tangible infrastructure n.
maddi konu financial matter n.
maddi yaşam material life n.
dini nedenlerden çok maddi menfaatler için kendisini hıristiyan olarak gösteren kimse rice christian n.
ısının maddi bir madde olduğuna inanan kimse calorist [old-fashioned] n.
maddi varlık tangible n.
maddi mülk tangible n.
maddi varlık tangible possession n.
maddi mal tangible n.
maddi mülk tangible possession n.
maddi mal tangible possession n.
maddi şeylerle ilgili olmama nonattachment n.
maddi durumu iyi olan kimse nonpoor n.
maddi durumu yetersiz kimse needy n.
maddi olma temporariness n.
maddi olan şey temporal n.
maddi olma terreity [obsolete] n.
maddi olma thinginess n.
maddi ve manevi dönüşümlere neden olabilen simya özelliği tincture [obsolete] n.
maddi başlangıç ancestry n.
maddi yardımda bulunma bail-out n.
maddi yardımda bulunma bailout n.
(maddi olmayan bir şey) temel underpinning n.
maddi durumu iyi olan aileler affluent families n.
maddi olmama untangibility n.
yatırım veya ticaret başarısızlıkla sonuçlandığında ödenmesi gereken maddi bedel malus n.
maddi kayıp haircut n.
maddi hasar haircut n.
ruhani boyutla maddi dünya arasında aracılık yapma sanatı veya faaliyeti mediumism n.
daha değerli olanı feda ederek elde edilen maddi kazanç mess of pottage n.
fikir, kültürel standart veya benzeri maddi olmayan şeyleri ileten kimse middleman n.
kişilere veya kurumlara özellikle maddi yardımda bulunan kimse helper n.
maddi kazanç money n.
maddi gerçeklik objectivity n.
maddi zenginlik arayışı golden calf n.
maddi veya görsel temsil image n.
gayri maddi şey impersonality n.
gayri maddi şey impersonal n.
maddi rahatlığın olmaması improsperity [obsolete] n.
asli değeri bulunan, taşınabilir ve maddi kişisel servet good n.
bireyin kültürel ve maddi gelişimini destekleyen uyumlu yaşam good life n.
maddi olmama incorporality [obsolete] n.
(hak, nitelik) maddi olmayan unsur incorporeality n.
maddi olmayan varlık incorporeity n.
maddi olmayan özellik incorporeity n.
maddi olmayan şey incorporeal n.
güç veya maddi avantaj arzusuyla gelen manevi veya entelektüel tatminsizlik faustianism n.
maddi var oluş corporature n.
maddi dünya outward n.
maddi destek pudding n.
maddi kazanç pudding n.
maddi rahatlık secundation n.
okulun maddi destek amacıyla öğrenciye sunduğu yarı zamanlı çalışma programı self-help n.
maddi olarak zenginleşme self-enrichment n.
parasal veya maddi kaynaklar sinew n.
maddi açıdan güvenilirlik solidness n.
maddi yardım sportule n.
maddi yardım sportula n.
(erkek için) maddi getiri sağlayan mal stock [obsolete] n.
maddi yardım subsidisation [uk] n.
maddi olarak destekleme subsidization [us] n.
maddi sponsor subsidizer [us] n.
maddi destek sunan kimse subsidizer [us] n.
maddi açıdan destekleyen kimse subsidiser [uk] n.
maddi destek sunan kimse subsidiser [uk] n.
maddi sponsor subsidiser [uk] n.
maddi açıdan destekleyen kimse subsidizer [us] n.
maddi destek symbol n.
maddi kaynak means n.
maddi olmayan değerlerin sunulması fund n.
kanunen hak sahibi olunan maddi varlıklar property n.
varlıklı aile kökenli ama maddi durumu zayıf kişi [ireland] downstart n.
maddi olarak gücü yetmek afford v.
maddi zarar vermek damage financially v.
maddi olarak daha iyi bir duruma gelmek get ahead v.
maddi yardımda bulunmak aid financially v.
maddi yardımda bulunmak help financially v.
sıkıntısı olmak (maddi yönden) be financially straitened v.
sıkıntı çekmek (maddi yönden) be financially straitened v.
sıkıntıda olmak (maddi yönden) be financially straitened v.
maddi sıkıntı içinde olmak be in financial difficulties v.
maddi sıkıntı çekmek be in financial difficulties v.
maddi sıkıntılarla yüzyüze olmak hard put v.
maddi sıkıntı içinde olmak hard put v.
(moral ya da maddi açıdan) destek sağlamak gather round v.
maddi yönden desteklemek patronize v.
maddi imkan sağlamak provide financial opportunity v.
maddi destekte bulunmak provide financial support v.
maddi destek vermek provide financial support v.
maddi yönden desteklemek support financially v.
maddi destek vermek give financial support v.
maddi destekte bulunmak give financial support v.
maddi açıdan yardımcı olmak support financially v.
maddi açıdan yardımcı olmak help financially v.
maddi tazminat almak receive material compensation v.
maddi olarak destekleyerek kurtarmak/rahatlatmak bail somebody out v.