gross - Turco Inglés Diccionario

gross

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

gross — Definition

Significado:
iğrenç, brüt
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɡroʊs/ – BrE /ɡrəʊs/)
Categoría gramatical:
Sıfat
Sinónimo:
disgusting, total
Antónimos:
net, refined

Significados de "gross" en diccionario turco inglés : 105 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
gross n. brüt
Concerning the payment infrastructure, a real time gross settlement system is already in place in Turkey.
Ödeme altyapısı ile ilgili olarak, bir gerçek zamanlı brüt tasfiye sistemi Türkiye’de mevcuttur.

More Sentences
gross adj. berbat
General
gross n. gayri safi (miktar/ağırlık)
The increase in overseas development aid to an EU average of 0.39% of gross national income is a positive step.
Yurtdışı kalkınma yardımlarının AB ortalaması olan gayri safi milli gelirin %0,39'una yükseltilmesi olumlu bir adımdır.

More Sentences
gross adj. iğrenç
Are you playing with slime? Gross!
Balçıkla mı oynuyorsun? İğrenç!

More Sentences
gross adj. büyük
That is a gross exaggeration of what the difficulties were.
Bu, zorlukların ne olduğu konusunda büyük bir abartıdır.

More Sentences
gross adj. kaba
This is not child pornography but gross and indecent sexual abuse.
Bu çocuk pornografisi değil, kaba ve uygunsuz cinsel istismardır.

More Sentences
gross adj. brüt
What is your gross income before deductions?
Kesintilerden önceki brüt geliriniz nedir?

More Sentences
gross adj. brüt (ağırlık)
The gross weight of the box of candy is 750 grams.
Şeker kutusunun brüt ağırlığı 750 gramdır.

More Sentences
gross adj. ağır
The parents were found guilty of gross negligence.
Ebeveynler ağır ihmalden suçlu bulunmuştur.

More Sentences
gross adj. yağ tulumu gibi
He wasn't just fat; he was positively gross!
Kilolu olsa yine iyi; düpedüz yağ tulumu gibiydi!

More Sentences
gross interj. iğrenç
You're gross!
Sen iğrençsin!

More Sentences
Trade/Economic
gross n. brüt
Concerning the payment infrastructure, a real time gross settlement system is already in place in Turkey.
Ödeme altyapısı ile ilgili olarak, bir gerçek zamanlı brüt tasfiye sistemi Türkiye’de mevcuttur.

More Sentences
Slang
gross adj. iğrenç
Are you playing with slime? Gross!
Balçıkla mı oynuyorsun? İğrenç!

More Sentences
General
gross n. gros
gross n. on iki düzine
gross n. grosa
gross n. küme
gross n. bütünlük
gross n. brüt para toplamı
gross n. 144'lük grup
gross v. kazanmak
gross v. brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak
gross v. hasılat yapmak
gross adj. bariz
gross adj. duba gibi
gross adj. şeni
gross adj. bütün
gross adj. yoğun
gross adj. görgüsüz
gross adj. inceliksiz
gross adj. aşırı şişman
gross adj. müstehcen
gross adj. kalın
gross adj. şişko
gross adj. çirkin
gross adj. kesintisiz
gross adj. hantal
gross adj. göze batan veya tahammül edilmez (kusur, hata vb)
gross adj. iri
gross adj. şişkin
gross adj. tamam
gross adj. tulum gibi
gross adj. çok şişman
gross adj. fıçı gibi
gross adj. apaçık
gross adj. kocaman
gross adj. hepsi
gross adj. kötü
gross adj. sıkı
gross adj. toptan
gross adj. kesif
gross adj. koyu
gross adj. gayrı safı
gross adj. toplam
gross adj. iri yarı
gross adj. tam
gross adj. eksiksiz
gross adj. mutlak
gross adj. dinmeyen
gross adj. mikroskopsuz görülebilen
gross adj. yeterince büyük
gross adj. çıplak gözle görülebilen
gross adj. makroskopik
gross adj. açık
gross adj. belirgin
gross adj. aşırı bollukla büyüyen veya yayılan
gross adj. anormal bollukla büyüyen veya yayılan
gross adj. spesifik olmayan
gross adj. ayrıntılı olmayan
gross adj. yüzeysel
gross adj. genel
gross adj. genelleştirilmiş
gross adj. birbirine çok yakın sıkıştırılmış partiküllerden oluşan
gross adj. birbirine çok yakın sıkıştırılmış damlalardan oluşan
gross adj. dünyevi
gross adj. hayvani
gross adj. duyularla algılanabilen
gross adj. maddi
gross interj. ıyy
Phrases
gross adj. prime esas
Trade/Economic
gross n. bürüt
gross n. düzine
gross v. kar yapmak
gross adj. affedilmez
gross adj. gayrisafi
gross adj. gayri safi
gross adj. kesintisiz
gross adj. net olmayan
Technical
gross n. oniki düzine
Medical
gross n. kabaca tümörü çıkarma operasyonu
Geography
gross n. nebraska eyaletinde yerleşim yeri
Archaic
gross adj. belirsiz
gross adj. net olmayan
gross adj. büyük parçalardan oluşan
gross adj. kaba partiküllerden oluşan
gross adj. kalitesiz
gross adj. alelade
gross adj. ucuz
gross adj. tatsız
gross adj. ayrım gözetmeyen
gross adj. algı hassasiyeti olmayan
gross adj. yavaş tepki veren
gross adj. donuk
gross adj. aptal
gross adj. ahmak

Significados de "gross" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
gross interest n. brüt faiz
gross tonnage n. brüt tonaj
gross salary n. brüt maaş
gross floor area n. toplam zemin alanı
gross ton n. bin ton
gross hourly earnings n. saat ücreti
gross ton n. groston
gross tonnage n. gros ton
greal gross n. yüz kırk dört düzine
gross vehicle weight n. dolu ağırlık
gross national product n. gsmh
gross earning n. brüt kazanç
gross product n. brüt hasıla
gross weight n. daralı ağırlık
gross weight n. gros ağırlık
gross injustice n. ağır haksızlık
gross injustice n. büyük haksızlık
gross income n. brüt gelir
gross economic benefit n. brüt ekonomik fayda
gross-out humour n. tuvalet ile ilgili yapılan belden aşağı şakalar
gross-out humour n. insanın tuvalet ihtiyacı ile ilgili yapılan şakalar
gross-out humour n. belden aşağı tuvalet şakaları
gross ton n. büyük ton
gross area n. brüt alan
gross ton n. gros ton
gross weight n. brüt ağırlık
box office gross n. gişe hasılatı
gross settlement n. götürü hesap
gross slander n. ağır iftira
gross insult n. çok ağır hakaret
gross mistake n. büyük hata
gross amount n. brüt tutar
a great gross n. yüz kırk dört düzine
great gross n. yüz kırk dört düzineye eşdeğer bir miktar birimi
gross out n. iğrenç olarak görülen kimse
gross-out n. iğrenç şey
gross [obsolete] n. miktar
gross out n. sakıncalı olarak görülen kimse
common in gross n. herhangi bir toprak mülkiyetine bağlı bulunmayıp bağımsız olan ve devredilmesi için tapu gereken arazi parçası
d-to-p materiel readiness gross requirement n. (abd ordusunda) savaş zamanı gereksinimlerine ilişkin bir tür şartname
d-day materiel readiness gross capability n. planlı saldırının başlangıç gününde malzeme hazırlığı için gayrisafi imkan ve kabiliyet
seigniory in gross n. toprağa bağlı kazanılan feodal üstünlük hakkı
gross out v. iğrenmek
gross out v. iğrendirmek
gross-headed adj. aptal
gross-headed adj. kalın kafalı
gross out adj. sıkıcı
gross out adj. sakıncalı
gross-out adj. iğrenç
gross out adj. iğrenç
by the gross adv. yüz kırk dörder
in gross adv. bütünüyle
in gross adv. toptan
by the gross adv. on ikişer düzine olarak
gr. wt. (gross weight) abrev. brüt ağırlık
gr wt (gross weight) abrev. brüt ağırlık
gro. (gross) abrev. bir ölçüm birimi
Phrasals
gross up v. şişirmek
gross one out v. birini nefret ettirmek
gross up v. finansal bir değerin miktarını yükseltmek
gross one out v. birini iğrendirmek
gross up v. fazla göstermek
gross one out v. birini tiksindirmek
Colloquial
so gross! expr. berbat!
so gross! expr. çok kötü!
so gross! expr. iğrenç!
Idioms
gross out somebody v. nefret ettirmek
gross out somebody v. iğrendirmek
gross someone out v. bıktırmak
gross somebody out v. nefret ettirmek
gross somebody out v. bıktırmak
gross someone out v. iğrendirmek
gross out somebody v. bıktırmak
gross somebody out v. bezdirmek
gross out somebody v. bezdirmek
gross someone out v. bezdirmek
gross someone out v. nefret ettirmek
gross somebody out v. iğrendirmek
gross someone out v. tiksindirmek
gross-out adj. tiksinç şey
gross-out adj. tiksinç
gross-out adj. iğrenç şey
gross-out adj. iğrenç
Speaking
that's gross expr. bu iğrenç
think of something gross expr. iğrenç bir şey düşün
Trade/Economic
gross registered tonnage n. brüt tonaj (grt)
gross complements n. tamamlayıcı girdiler
gross fixed capital formation n. gayri safi sabit sermaye oluşumu
gross national expenditure n. gayrisafi milli harcama
gross receipts n. gayri safı satışlar
gross substitutes n. ikame girdiler
gross receipts n. gayri safi satışlar
gross private domestic investment n. gayri safı özel yurt içi yatırım
gross national product n. gayrisafi milli hasıla
negative gross margin n. brüt zarar
gross negligence n. ağır ihmal
gross barter terms of trade n. gayri safi değişim ticaret hadleri
gross trading profit n. gayri safi ticari kar
gross national product n. gayri safi milli hasıla
gross margin n. gayri safi kar
gross proceeds n. gayri safi hasılat
gross national product gnp n. gayri safi milli hasıla
gross domestic savings n. gayri safi yurt içi tasarruflar
gross margin n. gayrisafi kar
gross yield n. brüt verim
gross investment expenditures n. gayri safı yatırım harcamaları
total gross national product n. toplam gayri safi milli hasıla
gross profit or loss n. brüt satış karı veya zararı
gross sales n. brüt satış
gross proceeds n. gayrisafi hasılat
gross investment in the lease n. finansal kiralama brüt yatırımı
gross cost price n. brüt maliyet fiyatı
gross barter terms of trade n. gayrisafi değişim ticaret hadleri
gross sales margin n. brüt satış karı
gross real operating profit/loss n. brüt esas faaliyet karı/zararı
nominal gross domestic income n. nominal gayrı safı yurt içi hasıla
gross national product n. toplam milli üretim
gross sales n. gayri safı satışlar
gross corporate profits n. gayri safi kurum kazançları
gross domestic product n. gayrisafi yurt içi hasıla
gross compensation n. gayri safi olarak ödenen ücret
information about changes in accounting estimates and their monetary effects, those which have materially effect to gross profit ratios n. işletmenin gayrisafi kar oranları üzerinde önemli ölçüde etkide bulunan muhasebe tahminlerinde değişikliklere ilişkin bilgi ve bunların parasal etkileri
gross book value n. brüt defter değeri
gross simple interest n. brüt basit faiz
gross margin n. brüt marj
gross register tonnage n. sicile kayıtlı gros ton
gross minimum wage n. brüt asgari ücret
easement in gross n. kişisel irtifak hakkı
potential gross national product n. potansiyel gayri safi milli hasıla
gross complements n. birinin fiyatı değiştiğinde diğerinin talebi ters yönde etkilenen girdiler
gross earnings n. gayri safi kazanç
gross margin n. brüt kar oranı
gross income n. kesintisiz gelir
gross receipts n. brüt ödemeler
gross income n. gayri safi gelir
total gross national product n. brüt gayri safi milli hasıla
gross income n. brüt kar
gross national product n. gayri safı milli hasıla (gsmh)
gross profit rate n. brüt kar oranı
gross national product n. brüt gayri safi milli hasıla
gross profit n. gayrisafi kar
gross price n. brüt fiyat
gross public debt n. gayri safi hükümet borçları
gross investiment n. gayrisafi milli ürün
gross profit margin n. brüt kar marjı
potential gross national product n. potansiyel verim
gross revenue n. brüt hasılat
gross profit n. gayri safi kar
gross national expenditures n. gayri safi milli harcamalar
gross receipts n. brüt tahsilat