ciddi - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

ciddi



Bedeutungen von dem Begriff "ciddi" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 37 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
ciddi serious adj.
ciddi critical adj.
General
ciddi gut adj.
ciddi capital adj.
ciddi eventful adj.
ciddi sober adj.
ciddi critical adj.
ciddi businesslike adj.
ciddi heavy adj.
ciddi nasty adj.
ciddi bad adj.
ciddi in earnest adj.
ciddi austere adj.
ciddi demure adj.
ciddi devout adj.
ciddi lenten adj.
ciddi unsmiling adj.
ciddi momentous adj.
ciddi sedate adj.
ciddi important adj.
ciddi significant adj.
ciddi staid adj.
ciddi real adj.
ciddi forbidding adj.
ciddi earnest adj.
ciddi owlish adj.
ciddi solemn adj.
ciddi serious adj.
ciddi grave adj.
ciddi straight adj.
ciddi deep adj.
ciddi sober-minded adj.
ciddi weighty adj.
ciddi severe adj.
ciddi mortally adv.
Technical
ciddi serious
ciddi severe

Bedeutungen, die der Begriff "ciddi" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 262 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
ciddi biçimde vurulmak be fatally shot v.
ciddi bir hal almak (hastalık) become severe (illness) v.
ciddi bir hal almak (hastalık) become serious (illness) v.
ciddi bir hastalığa yakalanmak contract a serious disease v.
ciddi bir hastalığa yakalanmak contract a serious illness v.
ciddi bir ilişki istemek want a serious relationship v.
ciddi bir rahatsızlığı olmak have a serious disorder v.
ciddi bir rahatsızlık geçirmek have a serious disorder v.
ciddi bir şekilde sakatlanmak be seriously injured v.
ciddi bulmak find something serious v.
ciddi durmak keep a straight face v.
ciddi kalmak keep a straight face v.
ciddi olarak düşünmek cogitate v.
ciddi olarak işe koyulmak get down to work v.
ciddi olmak mean business v.
ciddi olmak mean v.
ciddi olmamak not to be serious v.
ciddi oranda sekteye uğratmak seriously cripple v.
ciddi sonuçlara sahip olmak have serious consequences v.
ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak discourse v.
ciddi/gerçek bir salgına dönüşmek escalate into a real epidemic v.
çok ciddi davranmak prim v.
çok ciddi olmak mean business v.
daha ciddi bir hal almak become a more serious v.
daha ciddi yaklaşmak approach something more seriously v.
daha ciddi yaklaşmak approach more seriously v.
ile ciddi bir şekilde ilgilenmek come to grips with v.
yarı ciddi bir şekilde düşünmek toy with v.
bir kişinin genellikle sağlıklı ve ciddi bir hastalığı olmadan geçirdiği yaşam süresi healthspan n.
ciddi artış substantial increase n.
ciddi bir soru a serious question n.
ciddi bir uyuşturucu alışkanlığı a serious drug habit n.
ciddi durum plight n.
ciddi düşünme serious mindedness n.
ciddi hata serious mistake n.
ciddi hukuki sonuç serious legal result n.
ciddi ifade serious look n.
ciddi ifade serious expression n.
ciddi ilişki committed relationship n.
ciddi kavga serious fight n.
ciddi konular grave matters n.
ciddi konular important matters n.
ciddi mesele serious matter n.
ciddi müzik serious music n.
ciddi şirket serious company n.
ciddi tehlike serious danger n.
ciddi uyarı stern warning n.
ciddi uyarı serious warning n.
ciddi ve ayrıntılı bir yazı discourse n.
ciddi ve komedi içeriği olan oyun ya da roman seriocomic n.
ciddi yanık severe burn n.
ciddi yenilgi body-blow n.
grup halinde sözde ciddi bir maksatla seyahat etme junketing n.
ilk ciddi atak first serious attack n.
ilk ciddi saldırı first serious attack n.
ölümcül/ciddi yara mortal wound n.
ölümcül/ciddi yara fatal wound n.
aşırı ciddi as stiff as a ramrod adj.
aşırı ciddi prim adj.
ciddi (bakış) straight adj.
ciddi olan (kimse) intense adj.
ciddi olmayan frivolous adj.
ciddi olmayan unserious adj.
ciddi olmayan nonserious adj.
çok ciddi sombre adj.
çok ciddi prim adj.
çok ciddi somber adj.
çok ciddi solemn adj.
çok ciddi desperate adj.
en ciddi most serious adj.
gayri ciddi unserious adj.
kadar ciddi as grave as adj.
kısmen ciddi semiserious adj.
ölümcül/ciddi yaralı mortally wounded adj.
ölümcül/ciddi yaralı fatally wounded adj.
ciddi anlamda substantially adv.
ciddi biçimde seriously adv.
ciddi biçimde (yaralanmak vb.) gravely adv.
ciddi bir şekilde unsmilingly adv.
ciddi bir şekilde in a businesslike manner adv.
ciddi bir şekilde sedately adv.
ciddi bir şekilde staidly adv.
ciddi bir şekilde severely adv.
ciddi bir şekilde acutely adv.
ciddi bir şekilde seriously adv.
ciddi ciddi seriously adv.
ciddi derecede critically adv.
ciddi manada substantially adv.
ciddi olarak substantially adv.
ciddi olarak in earnest adv.
ciddi olarak devoutly adv.
ciddi olarak in sober earnest adv.
ciddi olarak critically adv.
ciddi olarak severely adv.
ciddi olarak profoundly adv.
ciddi olarak seriously adv.
ciddi olmayarak airily adv.
ciddi ölçüde seriously adv.
ciddi ölçüde heavily adv.
oldukça ciddi bir biçimde in all seriousness adv.
şaka ile ciddi unsurları karıştırarak seriocomically adv.
yarı ciddi yarı komik şekilde seriocomically adv.
yarı şaka yarı ciddi half-jokingly adv.
yarı şaka yarı ciddi bir biçimde seriocomically adv.
ciddi ol get serious interj.
Phrasals
daha ciddi bir hal almasını sağlamak precipitate into something
Colloquial
biriyle ciddi düşünmek be serious about her/him
ciddi bir iş konuşmak talk some serious business
ciddi bir kaos a serious chaos
ciddi olmak mean business
çok ciddi dead serious
işinde çok ciddi olmak be all business
niyeti ciddi olmak mean business
Idioms
(bir işte) ciddi olmak play for keeps
(bir şey için) iyi/ciddi bir şansı olmak have a fighting chance
(ciddi olarak) düşünmeye başlamak put on one's thinking cap
(özellikle ciddi sorunlardan sonra) tekrar/yeniden başlamak pick up the threads of something
(ufukta) ciddi bir olasılık olarak belirmek loom large on the horizon
başı ciddi şekilde belada olmak have got one's ass in a sling
başı ciddi şekilde belada olmak have one's ass in a sling
başlangıçta iyi olup sonradan ciddi sorunlara neden olan şey a poisoned chalice
bir şeyi olduğundan daha önemli/ciddi imiş gibi göstermek make a song and dance about something
birini ciddi anlamda azarlamak/paylamak take someone to task
birini ciddi anlamda azarlamak/paylamak call/bring someone to task
birini ciddi/ağır biçimde kesmek cut someone to ribbons
birisini ciddi manada düşünmeye sevk etmek give somebody food for thought
biriyle ciddi olmak be serious about someone
biriyle ilişkisi ciddi olmak be serious about someone
bundan sonra iş ciddi gloves are off
bundan sonra iş ciddi the kid gloves are off
ciddi biçimde uyarmak get one's ears pinned back
ciddi bir anlaşmazlık içinde olmak be on a collision course
ciddi bir ilişkiden yaklaşık yedi sene sonra başlayan aldatmaya meyilli olma durumu the seven year itch
ciddi bir ilişkiden yaklaşık yedi sene sonra başlayan aldatmaya meyilli olma durumu seven-year itch
ciddi bir sorunu (başarıyla) atlatmak dodge the bullet
ciddi bir tehlikeyi atlatmak dodge the bullet
ciddi bir zarar yoksa sorun da yoktur no harm no faul
ciddi ciddi düşünmek put one's thinking cap on
ciddi durmak keep a straight face
ciddi durmak have a straight face
ciddi itirazda bulunmak have a beef with someone/something
ciddi kapışma knock-down
ciddi kapışma drag-out fight
ciddi kavga drag-out fight
ciddi kavga bust-up
ciddi kavga knock-down
ciddi ol! act your age!
ciddi olmaksızın for fun
ciddi olmayan ama kolay bulaşan hastalık the dreaded lurgy (brit)
ciddi olmayarak with one's tongue in one's cheek
ciddi sonuçlar the devil to pay
ciddi sorun fine kettle of fish
ciddi sorun vexed question
ciddi sorun vexed issue
ciddi/büyük oranda kesilmek be cut to the bone
ciddi/kötü bir darbe a body blow
çok ciddi durmak keep a straight face
çok ciddi iş no laughing matter
güç bir işle ciddi olarak uğraşmak come to grips with
güç bir işle ciddi olarak uğraşmak get to grips with
Speaking
başımız ciddi belada we're in some real shit
başımızda ciddi bir bela var we're in some real shit
ciddi bir sorunumuz var we have a serious problem
ciddi bir şey değil it's nothing serious
ciddi misin? are you serious?
ciddi misiniz? are you serious?
ciddi olamazsın you're joking
ciddi olamazsın you can't mean i̇t
ciddi olamazsın you can't be serious
ciddi olamazsın you have got to be kidding
ciddi olamazsın you must be kidding
ciddi olamazsın you are joking
ciddi olamazsın you gotta be kidding me
ciddi olmazsın! you can't be serious!
çok ciddi söylüyorum i could not be more serious
gitme konusunda ciddi misin? are you serious about going?
onun ne kadar ciddi olduğunu bilmiyorum I don't know how serious he is
sanırım bu sefer ciddi i think he's serious this time
sen ciddi misin? are you serious?
Slang
başına ciddi işler açılmak get in some serious shit
ciddi bir ilişki sonrası yapılan küçük kaçamak veya bu kaçamağın yapıldığı kişi palate cleanser
ciddi bir şekilde/ciddi konuşmak talk turkey
ciddi misin! reckon!
ciddi misin? no shit?
ciddi olamazsın! fair suck of the sav!
ciddi para kaldırmak put some serious paper
ciddi sorun serious shit
çok ciddi dead serious
son derece ciddi dead-ass
Trade/Economic
borsa fiyatlarındaki ciddi düşüş sliding trend
ciddi rekabet serious competition
Law
ciddi bedeni hasar great bodily injury
ciddi bedeni hasar great bodily harm
ciddi ceza hefty sentence
ciddi olayları yargılama yetisi sense of proportion
ciddi yaralanma serious injury
ciddi yemin corporal oath
çok ciddi bir suç işlemiş kişi (suçlu) felon
Technical
ciddi kısıtlamalar severe constraints
Telecom
ciddi arıza catastrophic failure
Traffic
ciddi yaralanma serious injury
Medical
beden dokularında ölüm veya ağır hasara yol açabilen ciddi oranda oksijen eksikliği anoxia
birden gelen ve ciddi seyreden hastalık fulminant
ciddi akciğer hastalığı serious pulmonary disease
ciddi bağırsak fonksiyon bozukluğu severe bowel dysfunction
ciddi bakteriyel enfeksiyonlar severe bacterial infections
ciddi bir klinik seyir a serious clinical course
ciddi bir komplikasyon a serious complication
ciddi cilt kayıpları severe skin losses
ciddi fiziksel yaralanma grievous bodily harm
ciddi hastalık serious illness
ciddi kardiovasküler yan etkileri serious cardiovascular adverse effects
ciddi kombine bağışıklık yetmezliği scid (severe combined immunodeficiency)
ciddi koroner arter hastalığı severe coronary artery disease
ciddi lejyonella pnömonisi severe legionella pneumonia
ciddi maternal-fetal komplikasyonlar serious maternal-fetal complications
ciddi nörolojik kayıp severe neurological deficit
ciddi pulmoner arter yaralanması severe pulmonary artery injury
ciddi rahatsızlık serious ailment
ciddi rahatsızlık serious health impairment
ciddi rahatsızlık serious health problem
ciddi romatoid artrit severe rheumatoid arthritis
ciddi sağlık problemi serious health problem
ciddi sağlık problemi serious health impairment
ciddi sağlık problemi serious ailment
ciddi semptom serious symptom
ciddi seyirli kutanöz nekrotizan vaskülit cutaneous necrotizing vasculitis with severe prognosis
ciddi sistemik hastalıklarda ve cerrahi prosedürler sonrası oluşan tiroid fonksiyon değişiklikleri euthyroid sick syndrome
ciddi sistemik hastalıklarda ve cerrahi prosedürler sonrası oluşan tiroid fonksiyon değişiklikleri sick euthyroid syndrome
ciddi sistemik hipersensitivite reaksiyonu severe systemic hypersensitivity reaction
ciddi solunum sıkıntısı severe respiratory distress
ciddi venöz tromboz severe venous thrombosis
ciddi yan etki serious side-effect
ciddi yan etkiler serious side effects
daha az ciddi less severe
mineralokortikoid eksikliğine bağlı ciddi tuz kaybı severe salt loss from lack of mineralocorticoid acitivity
orta-ciddi aort yetmezliği moderate to severe aortic regurgitation
potansiyel ciddi yan etkiler potential serious side effects
sağlık durumunda beklenmeyen ciddi bozulma unanticipated serious deterioration in state of health
sindirim kanalının ciddi yaralanması serious injury of the alimentary tract
şüpheli beklenmeyen ciddi advers reaksiyonlar suspected unexpected serious adverse reactions
tüberkülozun en ciddi klinik formu most serious clinical form of tuberculosis
Psychology
ciddi duygusal rahatsızlık serious emotional disturbance
ciddi zeka geriliği severe mental retardation
sopayla dayak yeme veya ciddi anlamda cezalandırılma korkusu rhabdophobia
Dentistry
endodontik olarak tedavi görmüş ve ciddi anlamda harabiyet gösteren dişler severely damaged endodontically treated teeth
Environment
ciddi tehdit altında olan kıyı severely threatened coastline
Military
ciddi hasar severe damage
ciddi şekilde tehdit edilen kıyı hattı severely threatened coastline
Theatre
ciddi tiyatro legitimate theater
ciddi tiyatro legitimate theatre
ikili komedi oyununda ciddi karakteri oynayan oyuncu stooge
ikili komedi oyununda ciddi karakteri oynayan oyuncu dead wood
ikili komedi oyununda ciddi karakteri oynayan oyuncu feed
ikili komedi oyununda ciddi karakteri oynayan oyuncu straight man
komedi ikilisinin ciddi olan karakteri dead wood
komedi ikilisinin ciddi olan karakteri straight man
komedi ikilisinin ciddi olan karakteri stooge
komedi ikilisinin ciddi olan karakteri feed
British Slang
başı ciddi belada up the creek without a paddle
başı ciddi belada up shit creek
ciddi olamazsın! you're having a laugh!