desperate - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

desperate

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "desperate" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 18 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
desperate adj. çaresiz
desperate adj. umutsuz
General
desperate adj. her şeyi göze alabilen
desperate adj. dehşetli
desperate adj. tehlikeli
desperate adj. aşırı
desperate adj. müthiş
desperate adj. ümitsizlikten saldıran
desperate adj. gözü dönmüş
desperate adj. ümitsiz
desperate adj. korkunç
desperate adj. umutsuz
desperate adj. azgın
desperate adj. vahim
desperate adj. çaresizliğe kapılmış
desperate adj. çok ciddi
desperate adj. gözükara
desperate adj. her şeyi göze almış

Bedeutungen, die der Begriff "desperate" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 34 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
be in desperate straits v. çok zor bir durumda olmak
make great or desperate efforts v. canını dişine takmak
(a person) be in desperate straits v. çaresiz olmak
(someone) be desperate v. çaresiz olmak
be in desperate straits v. çaresiz kalmak
have a desperate longing v. özlem çekmek
be desperate for a toilet v. çok sıkışmak
be desperate for a toilet v. tuvalete gitmek istemek
be desperate for a toilet v. tuvaleti gelmek
be desperate for toilet v. çok sıkışmak
appear desperate v. umutsuz görünmek
become desperate v. ümidini yitirmek
become desperate v. umudunu yitirmek
get desperate v. ümitsizliğe düşmek
get desperate v. umutsuzluğa kapılmak
desperate criminal n. tehlikeli suçlu
a desperate situation n. vahim bir durum
desperate hope n. boşa ümit
desperate straits n. tehlikeli durum
desperate measures n. aşırı önlemler
desperate measure n. aşırı önlem
desperate struggle n. nafile mücadele
desperate struggle n. imkansız mücadele
desperate struggle n. nafile uğraş
Proverb
desperate diseases must have desperate remedies çivi çiviyi söker
desperate diseases must have desperate remedies olağandışı durumlarda olağandışı yollar izlenir
desperate times call for desperate measures denize düşen yılana sarılır
Colloquial
a desperate cry umutsuz bir yakarış
desperate men do desperate deeds çaresiz insanlar çaresizce şeyler yaparlar
so desperate to get pregnant aklı fikri hamile kalmakta
Idioms
be desperate to learn öğrenmek için can atmak
Speaking
that's how desperate i am işte bu kadar çaresiz durumdayım
i am desperate çaresiz durumdayım
Trade/Economic
desperate straits mali darboğaz