deep - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

deep

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "deep" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 34 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
deep adj. derin
General
deep n. deniz
deep adj. ciddi
deep adj. karışık
deep adj. aşırı
deep adj. dalgın
deep adj. karmaşık
deep adj. tok (ses)
deep adj. yoğun
deep adj. derin
deep adj. (renk) koyu
deep adj. derinliklerine kadar
deep adj. alçak
deep adj. (ses) boğuk
deep adj. derince
deep adj. pes (ses)
deep adj. kalın
deep adj. kalın (ses)
deep adj. anlamlı
deep adj. ağır
deep adj. yürekten
deep adj. koyu (renk)
deep adj. keskin
deep adj. engin
deep adj. anlaşılmaz
deep adj. esrarlı
deep adj. derinlerine kadar
deep adj. şiddetli
deep adj. boğuk
deep adv. karanlık
deep adv. içten
deep adv. büyük bir bölümünde (gecenin)
Technical
deep koyu
Military
deep uzak

Bedeutungen, die der Begriff "deep" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
be deep in conversation with v. sohbete dalmak
be deep in debt v. borca batmak
be deep in debt v. borç batağına saplanmak
be deep in thought v. iki eli şakaklarında düşünmek
be in deep sorrow v. içi kan ağlamak
be in deep water v. başı dertte olmak
become deep v. derinleşmek
bury deep v. derine gömmek
cause deep sorrow v. derin üzüntü yaratmak
deep freeze v. dondurup saklamak
deep-freeze v. (yiyecek vb) dondurmak
deep-freeze v. dondurmak
deep-freeze v. şoklamak
deep-freeze v. dondurup saklamak
dig down deep v. derinlere inmek
feel deep sadness v. derin üzüntü duymak
follow the developments with deep concern v. gelişmeleri kaygıyla izlemek
follow the developments with deep concern v. gelişmeleri kaygıyla takip etmek
get deep v. derinleşmek
get into deep water v. boyundan büyük işe kalkışmak
get into deep water v. boyunu aşan sularda iş yapmak
give someone a deep shock v. derinden sarsmak
go deep inside v. derinine işlemek
go deep into the v. derine inmek
go down deep v. derine inmek
go off the deep end v. ayranı kabarmak
go off the deep end v. ağzını açıp gözünü yummak
go off the deep end v. öfkelenmek
go off the deep end v. kan başına sıçramak
harbor deep feelings for someone v. birine derin duygular beslemek
harbor deep feelings for someone v. birisine derin duygular beslemek
harbor deep feelings towards someone v. birisine derin duygular beslemek
harbor deep feelings towards someone v. birine derin duygular beslemek
have deep feelings for someone v. birisine derin duygular beslemek
have deep feelings for someone v. birine derin duygular beslemek
leave deep psychological scars v. derin psikolojik izler bırakmak
look deep into something v. bir şeye derinlemesine/dikkatle bakmak
make deep v. derinleştirmek
move into deep conversation v. koyu sohbete dalmak
not to be deep v. derinliği olmamak
plunge someone into deep sadness v. yüreğine indirmek
sink into a deep sleep v. derin bir uykuya dalmak
take a long deep breath v. soluklanmak
watch the developments with deep concern v. gelişmeleri kaygıyla takip etmek
watch the developments with deep concern v. gelişmeleri kaygıyla izlemek
a deep sleep n. derin bir uyku
a deep slumber n. derin bir uyku
a deep-rooted history n. köklü bir tarih
ankle-deep n. ayak bileği derinliği
ankle-deep n. bileğe kadar (derin)
ankle-deep snow n. bileğe kadar kar
being deep n. tokluk (ses)
deep admiration n. derin hayranlık
deep anxiety n. derin endişe
deep blue n. masmavi
deep bowl n. derin kase
deep breath n. derin nefes
deep brown n. koyu kahverengi
deep cleaning n. dip köşe temizlik
deep cleavage n. derin göğüs dekoltesi
deep coma n. derin koma
deep conversation n. koyu sohbet
deep depression n. ağır depresyon
deep diving n. derin dalış
deep drilling n. derin sondaj
deep ecology n. derin ekoloji
deep etching n. derin dağlama
deep excavation n. derin kazı
deep eyes n. derin gözler
deep fat fryer n. fritöz
deep foundation n. derin temel
deep freeze n. buzluk
deep freeze n. dipfriz
deep freezer n. dondurucu
deep freezing n. derin dondurma
deep fryer n. derin kızartma tavası
deep fryer n. fritöz
deep frying pan n. fritöz
deep frying pan n. derin kızartma tavası
deep hair wave n. derin saç dalgası
deep impact n. derin darbe
deep in thought n. derin düşünce
deep interest n. yoğun ilgi
deep into the night n. gecenin ilerlemiş saatlerinde
deep knowledge n. geniş bilgi birikimi
deep knowledge n. derin bilgi
deep knowledge n. derin bilgi birikimi
deep knowledge n. yüksek bilgi birikimi
deep learning n. derin öğrenme
deep loneliness n. derin yalnızlık
deep love n. derin sevgi
deep manhole n. derin baca
deep mining n. derin madenciliği
deep ploughing n. derin sürme
deep pocket n. mali açıdan çok rahat
deep pool n. derin havuz
deep prospecting n. derin araştırma
deep psychological scars n. derin psikolojik izler
deep red n. ateş kırmızısı
deep red n. koyu kırmızı
deep relaxation n. derin rahatlama
deep respect n. derin saygı
deep river n. derin nehir
deep root n. derin kök
deep rooted tradition n. kökleri eskiye dayanan gelenek
deep sadness n. derin üzüntü
deep sea n. derin deniz
deep sea steamer n. açık deniz gemisi
deep sleep n. derin uyku
deep sleep n. ağır uyku
deep slit n. derin yırtmaç
deep sorrow n. derin keder/üzüntü
deep south n. abd'nin güneydoğu eyaletleri
deep space n. derin mesafe
deep subject n. derin konu
deep talk n. koyu sohbet
deep throat n. gizli bilgileri veren isimsiz kaynak
deep transverse arrest n. derinde transvers duruş
deep trouble n. vahim bir durum
deep understanding n. derin anlayış
deep valley n. derin vadi
deep voice n. kalın ses
deep water horizon n. derin su ufku
deep water horizon n. derin deniz ufku
deep-freeze n. dipfriz
deep-freezer n. dondurucu
deep-frying n. kızgın yağda haşlama
deep-frying n. kızgın yağda pişirme
deep-rooted history n. köklü tarih
deep-rooted tradition n. öteden beri süregelen gelenek
deep-sea n. açık deniz
deep-sea diving n. derin su dalgıçlığı
deep-sea exploration n. derin deniz araştırması
deep-seal trap n. yüksek koku önleyicili sifon
large deep copper dish n. lenger
rapture of deep n. derinlik sarhoşluğu
the deep n. deniz
the deep n. okyanus
as deep as adj. kadar derin
deep and dense adj. derin ve yoğun
deep and rueful (sigh) adj. zehir zemberek
deep blue adj. masmavi
deep fried adj. bol yağda kızartılmış
deep frozen adj. dondurulmuş
deep frozen adj. dondurulup saklanmış
deep in debt adj. borca batmış
deep in thought adj. derin düşünceye dalmış
deep laid adj. enine boyuna düşünülmüş
deep laid adj. gizli ve ustaca hazırlanmış
deep laid adj. gizli ve kapsamlı
deep pocket adj. zengin
deep purple adj. mosmor
deep rooted adj. kökleşmiş
deep seated adj. çok derin
deep-eyed adj. çukur gözlü
deep-felt adj. yürekten
deep-felt adj. candan
deep-frozen adj. (derin) dondurulmuş
deep-laid adj. gizlice ve dikkatlice planlanmış
deep-reaching adj. derine inen
deep-read adj. çok bilgili
deep-read adj. çok okumuş
deep-rooted adj. kökleşmiş (inanç)
deep-rooted adj. kökleşmiş
deep-rooted adj. kökleri derinlere inen (ağaç)
deep-rooted adj. derin köklü
deep-rooted adj. köklü
deep-scaled adj. köklü
deep-scaled adj. yerleşmiş
deep-scaled adj. derin ölçekli
deep-sea adj. derin deniz
deep-sea adj. kıyıdan uzakta
deep-seated adj. derin
deep-seated adj. oturmuş
deep-seated adj. kökleşmiş
deep-seated adj. kemikleşmiş
deep-seated adj. derinden gelen
deep-seated adj. köklü
deep-seated adj. derinde olan
deep-seated adj. yerleşmiş
deep-set adj. derinde olan
deep-set adj. çukur
drawn up six deep adj. 6 sıra halinde
knee-deep adj. diz boyu
knee-deep adj. diz boyu derinliğinde
skin-deep adj. yüzeysel
skin-deep adj. üstünkörü
skin-deep adj. sathi
skin-deep adj. derine gitmeyen
too deep adj. çok derin
very deep adj. kuyu gibi
breast-deep adv. göğüse kadar
deep down adv. yüreğinde
deep down adv. beyninin derinliklerinde
deep down adv. düşüncelerinin derinliklerinde
deep down adv. içinde
deep down adv. kalbinin derinliklerinde
deep down adv. yüreğinin derinliklerinde
deep down adv. bilincinin derinliklerinde
deep down adv. duygularının derinliklerinde
in deep waters adv. başı dertte
in the deep of winter adv. kara kışta
waist-deep adv. bele kadar
waist-deep adv. bel boyunda
waist-deep adv. bel yüksekliğinde
with deep concern adv. derin endişe ile
Phrasals
lie deep in kaplı olmak
Phrases
beauty is only skin deep güzellik sadece dıştadır
Proverb
still waters run deep adj. yumuşak atın çiftesi pek olur
beauty is only skin deep mühim olan ruh güzelliği
beauty is only skin deep önemli olan ruh güzelliği
beauty is only skin deep güzellik yalnızca dış görünüştedir
beauty is only skin deep güzellik geçici karakter kalıcıdır
beauty is only skin deep güzelliğe kapılma kişiliğe bak
beauty is only skin-deep asıl güzellik yürektedir
beauty is only skin-deep fiziksel güzellik yüzeyseldir
beauty is only skin-deep iç güzelliği önemlidir
still waters run deep yavaş atın çiftesi pek olur
still waters run deep çok konuşan değil çok dinleyen bilir
still waters run deep durgun sular derinden akar
Colloquial
deep down esasında
deep down özünde
deep down aslında
deep inside me içimde bir yerde
deep inside me içimde bir yerlerde
deep inside me derinlerimde bir yerde
deep inside of me içimde bir yerlerde
deep inside of me içimde bir yerde
deep inside of me derinlerimde bir yerde
in deep borca batmış
somewhere deep inside me derinlerimde bir yerde
somewhere deep inside me içimde bir yerlerde
somewhere deep inside me içimde bir yerde
Idioms
be in deep water v. zorda olmak
be in deep water v. müşkül olmak
(deep) in the weeds zorluklarla boğuşan
(deep) in the weeds (garson/komi) çok yoğun
(deep) in the weeds bütün yoğunluğunu bir işe vermiş
(deep) in the weeds sorunlarla boğuşan
(deep) into the weeds (garson/komi) çok yoğun
(deep) into the weeds zorluklarla boğuşan
(deep) into the weeds sorunlarla boğuşan
(deep) into the weeds bütün yoğunluğunu bir işe vermiş
as deep as a well kapalı kutu gibi
be in deep water güçlük içinde olmak
be in deep water başı belada olmak
be in deep water gırtlağına kadar batakta olmak
be in deep water ayvayı yemek
be in deep water zor durumda olmak
be in deep waters başı dertte olmak
be in deep waters hapı yutmak
be in too deep kendini kaptırmak
be in too deep sonuna kadar dalmak
be in too deep derine inmek
be knee-deep in something bir şeye boğazına/dizine kadar batmak
be knee-deep in something bir şeye boğazına kadar batmış olmak
be thrown in at the deep end zor bir işin içine hazırlıksız (yaka paça) atılmak
be thrown in at the deep end zor bir işi başına sarmak
beauty is but skin deep. yüz güzelliği hamamdan eve, öz güzelliği urum'dan şam'a
between the devil and the deep blue sea aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
between the devil and the deep blue sea iki ucu boklu değnek
between the devil and the deep blue sea iki arada bir derede
between the devil and the deep sea iki arada bir derede
cork high and bottle deep zil zurna sarhoş
cork high and bottle deep çok sarhoş
cork high and bottle deep küfelik
dig deep cebinden çuvalla/dünya kadar para harcamak
dig deep into one's pockets cebinden çuvalla/dünya kadar para harcamak
dig deep into one's purse cebinden çuvalla/dünya kadar para harcamak
get knee-deep in something bir şeye boğazına/dizine kadar batmak
go deep derinleşmiş/kemikleşmiş olmak
go off the deep end aşırı sinirlenmek
go off the deep end tepesi atmak
go off the deep end gözü kapalı girişmek
go off the deep end çok sinirlenmek
go off the deep end aşırı öfkelenmek
go off the deep end öfkeden deliye dönmek
go off the deep end tepesinin tası atmak
go off the deep end küplere binmek
go off the deep end sinirden deliye dönmek
go off the deep end kendini zora sokmak
go off the deep end kontrolünü kaybetmek
go off the deep end birine abayı yakmak
go off the deep end şalteri atmak
go off the deep end öfkelenmek
go off the deep end balatayı yakmak
go off the deep end kendini fena halde kaptırmak
go off the deep end ağzını açıp gözünü yummak
go off the deep end balatayı sıyırmak
go off the deep end dinden imandan çıkmak
have deep pockets çok parası olmak
have short arms and deep pockets günahını koklatmamak
in deep water başı dertte
in deep water zorlukta
in deep water sıkıntıda veya felakette
in deep water güç durumda
in deep water şaşkınlık içinde
inflict a deep wound derin yara açmak
jump in at the deep end bir şeye hazırlık yapmadan başlamak
jump in at the deep end balıklama atlamak
jump off the deep end kendini fena halde kaptırmak
jump off the deep end küplere binmek
jump off the deep end gözü kapalı girişmek
jump off the deep end over someone birine abayı yakmak
jump off the deep end over someone birine tutulmak
knee-deep dize kadar
neck-deep bir şeyle çok fazla meşgul
neck-deep boğazına kadar gömülü/batmış
run deep yer etmiş olmak
run deep kemikleşmiş olmak
run deep derinleşmiş/kemikleşmiş olmak
skin deep dış görünüş
stand knee-deep in something bir şeye boğazına kadar batmış olmak
still waters run deep durgun sular derin olur
take a deep breath derin bir soluk almak
take a deep breath derin bir nefes almak
throw somebody in at the deep end birine zor bir görev vermek
throw somebody in at the deep end birine zor bir iş vererek onu zor durumda bırakmak
Speaking
deep down i'm a nice person derinlerde iyi biriyim
deep inside you içinden bir ses
how deep ne kadar derin
how deep ne derin
how deep is your love? aşkın ne kadar derin?
take a deep breath derin bir nefes al
Slang
be in deep shit göte gelmek
be in deep shit başı belada olmak
be in deep shit sakata gelmek
be in some real deep shit çok feci şekilde boka bulaşmak
be knee-deep in trouble belaya bulaşmak
deep shit değersiz şey
deep shit boş şey
deep shit saçma
deep shit saçmalık
deep throat penisin gırtlağa kadar alınması
deep-six someone başından defetmek
deep-six someone birisinden kurtulmak
deep-six someone birini ekmek
deep-six someone birisini defetmek
in deep shit başı belada
Trade/Economic
deep discount and zero coupon bonds ıskontolu kuponsuz tahviller
deep discount bond derin ıskonto tahvilleri
deep recession derin gerileme
deep recession derin resesyon
deep rooted history köklü geçmiş
deep-rooted past köklü geçmiş
deep-sea fishing açık deniz balıkçığı
deep-sea steamer açık deniz gemisi
Politics
deep racism derin ırkçılık
deep sea discharge system derin deniz deşarj sistemi
deep seabed uluslararası deniz yatağı
deep state derin devlet
eradicate the deep state derin devleti temizlemek
wipe out the deep state derin devleti temizlemek
Technical
back deep arka çukur
deep acid etching asitli derin dağlama
deep boring derin sondaj
deep case kalın doku
deep case derin kabuk
deep compaction derinde sıkışma
deep compaction derin sıkıştırma
deep counter-bored derin havşa açılmış
deep counter-bored derin havşa delikli
deep cracks yanlama çatlak
deep cut derin kesme
deep drawing derin çekme
deep drawing derin sıvama
deep drawing die derin çekme kalıbı
deep drawing quality derin çekme nitelikli
deep drawing quality sheet derin çekme nitelikli sac
deep drawing quality steel sheet derin çekme nitelikli çelik sac
deep drawing sheet derin çekmelik saç
deep drawing sheet derin çekme sacı
deep drawing steels derin çekmelik çelikler
deep drawing steels derin çekme şeriti
deep drawing strip derin çekmelik şerit
deep drawn derin çekilmiş
deep drawn aluminium derin çekilmiş alüminyum
deep drawn brass derin çekilmiş pirinç
deep drawn cup derin çekme bardak
deep drawn cup derin çekme manşet
deep drawn steel derin çekilmiş çelik
deep drawn steel sheet derin çekilmiş çelik sac
deep drilling derin delme
deep elastic scattering derin elastik saçılma
deep etch process gravür süreci
deep etch process gravürleme
deep etched derin dağlanmış
deep etched metal derin dağlanmış metal
deep etched specimen derin dağlanmış numune
deep etched steel derin dağlanmış çelik
deep etched surface derin dağlanmış yüzey
deep etching derin dağlama
deep factor derinlik faktörü
deep fat fryer yağlı derin kızartıcı
deep footing derin temel
deep foundation derin temel
deep freeze derin dondurucu
deep freezer derin dondurucu
deep freezing derin dondurma
deep frozen derin dondurulmuş
deep fryer derin kızartıcı
deep groove derin yiv
deep groove ball bearing sabit bilyalı rulman
deep groove ball bearing derin yivli bilyalı rulman
deep hardening derin sertleşme
deep hardening derin sertleşen
deep hardening steel derin sertleşme çeliği
deep hardening steels derin sertleşen çelikler
deep packet filtering güçlü filtreleme
deep pile fabric uzun havlı kumaş
deep sea açık deniz
deep sea navigation açık deniz seyir bilimi
deep socket buji veya uzun cıvata sökmek ve takmak için kullanılan uzun lokma anahtarı
deep soil derin toprak
deep sounding apparatus derin penatrasyon aleti
deep tank derin tank
deep vacuum yüksek vakum
deep well derin kuyu
deep well drainage derin kuyu drenajı
deep well pump derin kuyu pompası
deep well pump derin kuyu tulumbası
deep-optic küçük yüzey çöküntüsü
deep-penetration electrode derin kaynak elektrodu
deep-pull press derin çekme presleri
deep-sea denizin derin kısımları
deep-sea submersible derinlere dalabilen bilimsel amaçlarla kullanılan denizaltı
deep-sea submersible derin deniz aracı
deep-sea submersible derin deniz denizaltısı
deep-sea submersible araştırma denizaltısı
deep-seated fire içten içe yanmaya
deep-sleek geniş iz
deep-submergence vehicle derin deniz aracı
deep-well pump derinkuyu pompası
deep-well pumping derinkuyudan su çekme
deep-well socket uzun lokma
deep-well water derinkuyu suyu
deep-well waters derin kuyu suları
drainage by pumping from deep wells derin kuyu drenajı
drainage by pumping from deep wells derin kuyulardan pompa ile drenaj
knee deep dizboyu
low-carbon deep drawing steels düşük karbonlu derin çekme çelikleri
non-linear finite element modeling of deep drawing process derin çekme işleminin doğrusal olmayan sonlu elemanlar metodu ile modellenmesi
quick-freeze deep-etch çabuk dondurmalı derin dağlama
Computer
deep cleaning yoğun temizlik
Telecom
deep packet inspection derin paket muayenesi
deep web derin ağ
deep-fiber passive optical network derin-lif pasif optik ağ
Mechanic
deep drawing derin çekme
deep-hole drilling machine derin delik delme tezgahı
Textile
deep neckline yaka oyuntusu düşüklüğü
deep pile fabric uzun havlı kumaş
deep pile fabric uzun tüylü kumaş
deep-cuffed sleeve uzun manşetli kol
Construction
deep boring implements derin sondaj aletleri
deep sea drilling project derin deniz sondaj projesi
deep sluice dip savak
resistance to deep abrasion derin aşınma dayanımı
resistance to deep abrasion of unglazed tiles sırsız karoların derin aşınma dayanımı
Railway
total length of deep tunnel toplam derin tünel uzunluğu
Aeronautic
deep stall aşırı pertdövites
Marine
deep of the sea denizin derinliği
deep sea derin su
deep sea search derinde araştırma
deep sea search derin deniz araştırması
deep sea traders açık deniz seferi yapan gemiler
deep tank dip tank
deep water port derin su limanı
deep-sea dip deniz
deep-sea deniz veya başka su kütlelerinin daha derin kısımlarında gerçekleştirilen balıkçılık veya dalgıçlık
deep-sea captain uzak sefer kaptanı
deep-sea voyage uzak deniz yolcuğu
ocean deep okyanus derinliği
Petrol
deep saline aquifer derin tuz formasyonu
Mining
deep drilling derin sondaj
deep drilling derin delme
deep mined mineral derin maden minerali
deep mined ore derin maden cevheri
deep mining derin madenciliği
deep mining derin madencilik
deep-level mine conveyance system derin seviye maden taşıma sistemi
Medical
deep anemia derin anemi
deep brain stimulation derin beyin stimülasyonu
deep breathing techniques derin solunum teknikleri
deep circulatory arrest derin sirkülatuar arrest
deep compartment derin kompartıman
deep granuloma annulare derin granuloma annulare
deep hypothermia derin hipotermi
deep hypothermic circulatory arrest derin hipotermik sirkülatuar arrest
deep neck infection derin boyun enfeksiyonu
deep sedation derin sedasyon
deep state of unconsciousness derin bilinçsizlik hali
deep tendon reflex derin tendon refleksi
deep vein thrombosis derin toplardamar pıhtılaşması
deep vein thrombosis derin ven trombozu
deep venous thrombosis derin ven trombozu
development of deep venous thrombosis derin venöz tromboz gelişimi
development of deep venous thrombosis derin venöz trombozun gelişimi
patient with acute deep vein thrombosis akut derin ven trombozlu hasta
recurrent deep venous thrombosis tekrarlayan derin ven trombozu
Anatomy
deep palmar arch el ayası derin kemeri