to you - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

to you

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"to you" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
Speaking
to you sana
to you size

"to you" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be glad to meet you f. tanıştığına memnun olmak
here's to you! ünl. şerefe
good health to you! ünl. sıhhatler olsun
Phrases
thanking you in advance for your attention to this matter gereğini müsaadelerinizle arz ederim
thanking you in advance for your attention to this matter gereğini arz ederim
believe me, i'm not lying to you gözüm çıksın ki
kindly request you to do the needful gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim
thanking you in advance for your attention to this matter gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim
thanking you in advance for your attention to this matter gereğinin yapılmasını arz ederim
kindly request you to do the needful gereğinin yapılmasını arz ederim
i kindly request you to take necessary action gereğini rica ederim
i want you to know that bilmeni isterim ki
much to my regret i must inform you that üzülerek belirtmek durumundayım ki
i am sorry to inform you that üzülerek belirtmek durumundayım ki
it is unfortunate that i have to inform you üzülerek belirtmek durumundayım ki
to be honest with you ama dürüst olmak gerekirse
it's so hard to leave you senden ayrılmak o kadar zor ki
this is to inform you bilginize
this is to inform you (bu yazı) sizi bilgilendirmek için
i got to hand it to you kabul etmek zorundayım ki
you are what you listen to ne dinliyorsan o'sun
hope to see you again tekrar görüşmek üzere
hope to see you again tekrar görüşmek dileğiyle
happy new year to you and your family sana ve ailene mutlu yıllar
happy new year to you and your family size ve ailenize mutlu yıllar
happy new year to you and your family sizin ve ailenizin yeni yılını kutlarım
happy new year to you too sana da mutlu yıllar
happy new year to you too size de mutlu yıllar
the events you are about to see izlemek üzere olduğunuz olaylar
I'd like to take this opportunity to thank all of you bu vesileyle hepinize teşekkür ederim
may I present to you huzurlarınızda
I present to you huzurlarınızda
I look forward to hearing from you cevabınızı dört gözle bekliyorum
I look forward to hearing from you cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum
place to see before you die ölmeden önce görülmesi gereken yer
places to see before you die ölmeden önce görülmesi gereken yerler
hoping to hear from you soon en kısa sürede haberleşmek dileğiyle
hoping to hear from you soon en kısa sürede haberleşmek umuduyla
hoping to hear from you soon sizden en kısa sürede haber alabilmek umuduyla
hoping to hear from you soon sizden en kısa sürede haber alabilmek dileğiyle
i kindly request you to take necessary action gereğinin yapılmasını arz ederim
this allows you to... -e/-a imkan verir
just to let you know Bilmenizi isterim
the rest is up to you gerisi sana kalmış
the rest is up to you gerisi size kalmış
be who you want to be kim olmak istiyorsan o ol
to heal a wound you must stop touching it bir yarayı iyileştirmek için ona dokunmayı bırakman gerek
my heart goes out to you acınızı paylaşıyorum
if you want to go big, stop thinking small büyük işler yapmak istiyorsan küçük düşünme
if you want to go big, stop thinking small büyük işler yapmak istiyorsan küçük düşünmeyi bırak
you have every reason to be angry sinirlenmekte haklısın
you have every reason to be angry kızmakta haklısın
Proverb
if you want a man to work well feed him first aç ayı oynamaz
you are never too old to learn öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir
you are never too old to learn öğrenmenin yaşı olmaz
you are never too old to learn öğrenmenin yaşı yoktur
you can lead a horse to water, but you can't make it drink birine şans verebilirsin ama o şansı kullanması için zorlayamazsın
you must lose a fly to catch a trout kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez
do good things and good things will happen to you iyilik yap iyilik bul
do good things and good things will happen to you iyilik yapan iyilik bulur
you are never too old to learn öğrenmenin yaşı yok
you have to be cruel to be kind birinin iyiliği için onu şimdi üzecek bir şey söylemek
you have to be cruel to be kind dost acı söyler
you have to eat a peck of dirt before you die (üzülme/dert etme) herkes payına düşeni yaşar/herkes sıkıntı yaşar
you can lead a horse to water but you can't make it drink zorla güzellik olmaz
you can take a horse to water but you can't make him drink birine şans verebilirsin ama o şansı kullanması için zorlayamazsın
you can take a horse to water but you can't make him drink zorla güzellik olmaz
you must lose a fly to catch a trout kaz gelen yerden tavuk esirgenmez
Colloquial
treat people the way you want to be treated kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma
we'd like to see you anytime/again yine bekleriz
good to see you smiling gülümsediğini görmek güzel
come back to bite you/someone kötü bir davranışın yapan kişiye ileride bazı olumsuz sonuçlar getireceğini belirten bir söz
all you need is to want it tek yapmanız gereken onu istemek
a few of us would like to take you to dinner birkaçımız sizi yemeğe çıkarmak istiyoruz
like you told me to senin bana dediğin gibi
for once in your life you listen to your father hayatında bir kez olsun babanı dinle
just do what you got to do sadece yapman gerekeni yap
just do what you have to do sadece yapman gerekeni yap
to what do you owe your success? başarınızı neye borçlusunuz?
nuts to you! defol!
nuts to you! kaybol!
nuts to you! yok ol!
treat people the way you want to be treated insanlara kendine davranılmasını istediğin şekilde davran
treat people the way you want to be treated kendine davranılmasını istediğin şekilde davran insanlara
cross that bridge when you come to it o işi de/onu da zamanı gelince hallederiz
anything you want to name daha başka aklınıza ne gelirse
you are dead to me Benim için ölüsün
you are dead to me benim için bir şey ifade etmiyorsun
who taught you to drive? ehliyetini kasaptan mı aldın?
you sold it to me sen aklıma soktun
you sold it to me aklıma sen soktun
I'm not going to bite you seni ısırmak
you did it to yourself sana müstahak
what are you up to? neyin peşindesin?
Idioms
urge someone to agree with you f. birini hizaya getirmek
urge someone to agree with you f. birini yola getirme
persuade or force someone to agree with you f. birini hizaya getirmek
persuade or force someone to agree with you f. birini yola getirme
a fly is small but it is enough to make you sick sinek küçüktür, ama mide bulandırır
never cross a bridge until you come to it dereyi görmeden paçaları sıvama
don't cross the bridge 'til you come to it dereyi görmeden paçaları sıvama
i'll thank you to mind your own business kendi işine bak lütfen
i'll thank you to mind your own business burnunu sokmadığın için teşekkür ederim
i'll thank you to mind your own business sen kendi işine bakarsan memnun olurum
more power to you! beline kuvvet
more power to you! eline kuvvet
more power to you! kolay gelsin
do you want to bet? bahse var mısın?
how much do you want to bet?/do you want a bet? bahse var mısın?
good-bye and good riddance to you sana güle güle
got to fly see you later kaçmalıyım sonra görüşürüz
I've got to fly see you later kaçmalıyım sonra görüşürüz
you got to do what you got to do kişi yapması gerekeni yapmalıdır
be half the (...) you used to be eskisi (eskiden olduğu) gibi/kadar iyi olmamak
i'll have to let you go zamanını almayayım
i'll have to let you go seni tutmayayım
(i haven't talked to you) in an age of years yüzyıllardır (seni görmüyorum)
it just goes to show you something bu sana bir ders/hatırlatma olsun
someone beat you to it birisi bunu senden önce yaptı
if you want to point a finger suçlayacak birini arıyorsan
I love you to the moon and back seni her şeyden çok seviyorum
give you the baby to hold başın beladayken birinin seni bırakıp kaçması
(boy,) am I glad to see you! (seni gördüğüme sevindim) iyi ki geldin
Speaking
get someone to listen to you f. birinin/birilerinin sizi dinlemesini sağlamak
don't let it get to you seni üzmesine izin verme
you were wrong not to have gone gitmemekle doğru etmedin
glad to meet you memnun oldum
up to you sana bağlı
would you like to dance with me? benimle dans eder misin?
i would like to meet you seninle tanışmak isterim
up to you karar senin
i defy you to do so yap da göreyim
i would like to take this occasion to thank you all bu vesileyle hepinize teşekkür etmek istiyorum
you have the right to remain silent, anything you say can and will be used against you in a court of law sessiz kalma hakkına sahipsin, söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhinde delil olarak kullanılabilir
would you like to go out with? me this evening bu akşam benimle çıkar mısın?
looking forward to hearing from you cevabını bekliyorum
you are welcome to it buyurunuz
it's up to you sana bağlı
i am sorry to disturb you rahatsız ettiğim için özür dilerim
what's that to you? sana ne
same to you sen de
just a line to tell you bir iki satırla size bildiriyorum
if you really want to know doğrusunu isterseniz
i can't seem to escape you today bugün senden kurtuluş yok
it's up to you siz bilirsiniz
you have every reason to be mad kızmakta çok haklısın
what do you have to say for yourself? şimdi kendini savun bakalım!
sorry to have kept you waiting beklettiğim için özür dilerim
if you care to arzu ederseniz
up to you sana kalmış
nice to meet you, too ben de memnun oldum
between two stools you fall to the ground iki cami arasında beynamaz
you are welcome to try bir deneyin isterseniz
to tell you the truth açık söylemek gerekirse
i wish i could be of more help to you size daha fazla yardımcı olmak isterdim
would you like to come with me? benimle gelirmisin?
don't let it get to you kafana takma
what's it to you? sana ne?
i want to kill you seni öldürmek istiyorum
you mean everything to me sen benim her şeyimsin
what's it to you? abacı kebeci, sen neci?
with all due defer to you hatırınız kalmasın
i've half a notion to give you a hiding! sana dayak atasım geliyor!
would you like to go out with me tonight? bu gece benimle çıkar mısın?
you have the right to remain in silence konuşmama hakkına sahipsin
you have the right to remain silent konuşmama hakkına sahipsin
will you give that to me in writing? onu bana yazılı olarak verir misiniz?
ttyl (talk to you later) sonra konuşuruz
don't let it get to you kendini çok üzme
i am glad to meet you tanıştığımıza memnun oldum
same to you bilmukabele
pleased to meet you tanıştığımıza memnun oldum
my condolences to you başınız sağolsun
my condolences to you başın sağolsun
hope to see you soon en kısa zamanda görüşmek dileğiyle
hope to see you asap en kısa zamanda görüşmek dileğiyle
hope to see you asap en kısa zamanda görüşmek umuduyla
hope to see you soon en kısa zamanda görüşmek umuduyla
well you won't talk to me benimle konuşmayacaksın demek
what do you want to eat ne yemek istersin
would you like to come gelir misin
hope to see you görüşmek dileğiyle
hoping to see you görüşmek dileğiyle
it's good to meet you tanıştığıma memnun oldum
i'm glad to meet you tanıştığıma memnun oldum
nice to meet you tanıştığıma memnun oldum
pleased to meet you tanıştığıma memnun oldum
i want to be with you seninle olmak istiyorum
you have to zorundasın
i want you to know bilmeni isterim
it's entirely up to you tamamen kendi takdirinize kalmış
don't you have anything better to do? başka işin yok mu?
thanks to you sayende
good health to you sıhhatler olsun
up to you keyfin bilir
sorry to bother you rahatsız ettim kusura bakmayın
i am sorry to bother you rahatsız ettim kusura bakmayın
sorry to disturb you rahatsız ettim kusura bakmayın
happy birthday to you mutlu yıllar sana
happy birthday to you mutlu yıllar
we would like to work with you sizlerle çalışmak isteriz
i want to know you sizi tanımak istiyorum
it is good to see you seni görmek çok güzel
what you have been up to? ne yapıyordun?
what are you up to? neler çeviriyorsun?
what are you up to? neler yapıyorsun?
what you have been up to? neler yapıyordun?
hope to see you again yine bekleriz
if it doesn't put you to any trouble eğer zahmet olmazsa
if it doesn't put you to any trouble zahmet olmazsa
have you ever been to daha önce geldiniz mi
it is up to you sana bağlı
i am gonna get you to forgive me sana kendimi affettireceğim
if you pay attention to dikkat edersen
if you pay close attention to dikkat edersen
if you pay close attention to dikkat ederseniz
if you pay attention to dikkat ederseniz
i would like to meet you seninle tanışmak istiyorum
i want to get acquainted with you seninle tanışmak istiyorum
i want to know you seninle tanışmak istiyorum
if you want to tabi istersen
happy to know you seni tanıdığım için mutluyum
i am sorry to disturb you rahatsız ettiğim için üzgünüm
don't let it get to you kendini çok yıpratma
i'm pleased to meet you tanıştığımıza memnun oldum
you are being unfair to yourself kendine haksızlık ediyorsun
i'm sorry to discomfort you sana da zahmet oldu
i'm sorry to trouble you sana da zahmet oldu
i'm sorry to trouble you zahmet oldu
i'm sorry to discomfort you zahmet oldu
same to you size de
same to you aynen
what should i say to convince you ne desem inanırsın
it's up to you ne yaparsan yap
it's up to you sana kalmış
it's up to you senin sorumluluğunda
it's up to you senin bileceğin iş
you have to come gelmen lazım
i leave it to you sizin takdirinize bırakıyorum
i leave it to you sana bırakıyorum
i leave it to you senin takdirine bırakıyorum
i leave it to you size bırakıyorum
the same to you with brass knobs on daha beter olasın emi
the same to you with brass knobs on benim için ne düşünüyorsan allah sana iki katını versin
sorry to trouble you size zahmet verdiğim için üzgünüm
would you like to talk konuşmak ister misin
same to you darısı başına
what have i done to you sana ne yaptım
same to you darısı başıma
what did i do to you sana ne yaptım
only to you sadece senin için
i am grateful to you sana minnettarım
i am grateful to you size minnettarım
same to you darısı başınıza
only to you sadece sana
it's nice to meet you seni tanıdığıma sevindim
it's good to meet you sizi tanımak güzel
it's good to meet you sizinle tanışmak güzel
that is how it seems to you o senin fikrin
we would like to express our gratitude to you teşekkürü bir borç biliriz
don't you have anything better to do işin gücün yok mu senin
how am i supposed to live without you? sensiz naparım?
we would like to express our gratitude to you teşekkür etmeyi bir borç biliriz
i seem to spend my life missing you hayatımı seni özlemekle geçiriyor gibiyim
i miss talking to you seninle konuşmayı özledim
how am i supposed to live without you? sensiz nasıl yaparım?
to set an example for you size örnek olması için
that is how it seems to you sana öyle geliyor
i am no good to you benden sana hayır yok
leave the toilet as you would wish to find it tuvaleti nasıl bulmak istiyorsanız öyle bırakınız
how nice of you to come ne iyi ettin de geldin
don't you have anything better to do işin gücün yok mu
i would like you to come to turkey and see its beauties türkiye'ye gelmeni ve buradaki güzellikleri görmeni isterdim
we hope to see you again yine bekleriz
please leave the toilet as you would like to find tuvaleti nasıl bulmak istiyorsanız öyle bırakınız
my friendly advice to you benim sana tavsiyem
why didn't you come to us neden bize gelmedin
what you do not want done to yourself do not do to others kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma
don't treat people the way you don't want to be treated kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma
you are free to try denemesi bedava
where would you like to go nereye gitmek istersin
i would like to be friends with you seninle arkadaş olmak istiyorum
nice to meet you tanıştığımıza memnun oldum
i apologize to you senden özür dilerim
where do you want to go nereye gitmek istersin
are you planning to come to turkey? türkiye'ye gelmeyi düşünüyor musun?
i want to be friends with you seninle arkadaş olmak istiyorum
would you like me to come? gelmemi ister misin?
i would like to know you seni tanımak isterim
could you please talk to me lütfen benimle konuşur musun
special to you sana özel
i would give anything to see you seni görmek için neler vermezdim
i would give my right arm just to see you seni görmek için neler vermezdim
what ı wouldn't give just to see you seni görmek için neler vermezdim
do i have any reason to lie to you sana yalan borcum mu var
i am attracted to you senden etkilendim
i will never do anything to hurt you asla seni incitecek bir şey yapmayacağım
i would give my left nut just to see you seni görmek için neler vermezdim
do i have any reason to lie to you sana yalan söylemek için bir nedenim mi var
i am attracted to you sizden etkilendim
nice to see you seni gördüğüme sevindim
i request you to sizden ricam
happy birthday to you doğum günün kutlu olsun
you are precious to me benim için değerlisin
you mean a lot to me benim için değerlisin
nice to see you sizi gördüğüme sevindim
what have you done to us bize ne yaptın
are you going to clean your room? odanı temizleyecek misin?
what have you done to us bize ne yaptınız
you didn't have to do that bunu yapmak zorunda değildin
it was good to meet you sizinle tanışmak güzeldi
it was good to know you sizi tanımak güzeldi
it is up to you size kalmış
it is up to you size bağlı
what do you want me to say ne dememi istiyorsun
what do you expect me to say ne dememi bekliyorsun
what do you want me to say ne söylememi istiyorsun
what do you expect me to say ne söylememi bekliyorsun
i want you to kiss me beni öpmeni istiyorum
why are you doing this to me neden bana bunu yapıyorsun
did you go to work işe gittin mi
why are you doing this to me buna bana neden yapıyorsun
why are you doing this to me bana neden bunu yapıyorsun
i want you to call me beni aramanı istiyorum
i can't wait to see you again seni yeniden görmek için sabırsızlanıyorum
would you like to try denemek ister misin
you don't have to be sorry özür ne demek
you don't have to be sorry özür dilemene gerek yok
you don't have to be sorry özür gerekmez
you don't have to be sorry özüre gerek yok
we are glad to see you here sizi burada görmekten memnun olduk
will you come to see me beni görmeye gelecek misin
will you come to see me beni görmeye gelir misin
you talkin' to me bana mı dedin
thanks to you sizin sayenizde
thanks to you senin sayende
you mean nothing at all to me benim için (artık) hiçbir anlam ifade etmiyorsun
you do not mean anything at all to me benim için (artık) hiçbir anlam ifade etmiyorsun
from me to you benden sana
i lied to you ben sana yalan söyledim
do you want to see me beni görmek istiyor musun
you belong to me sen bana aitsin
i'd like to know you seni tanımak isterim
i wrote to you before size daha önce yazmıştım
i wrote to you earlier size daha önce yazmıştım
i'd like you to know that bilmeni isterim ki
it was nice to meet you seninle tanışmak güzeldi
i want to be with you now şu anda seninle olmak istiyorum
you don't expect me to believe that buna inanmamı bekleyemezsin
you can't expect me to believe that buna inanmamı bekleyemezsin
if you come to think about it düşünülecek olursa
i was about to call you ben de tam seni arayacaktım
i was about to call you ben de seni aramak üzereydim
i was about to call you ben de tam seni arıyordum
what's it to you seni ne ilgilendirir
what's it to you sana ne
what's it to you bundan sana ne
what's it to you sanane
what's it to you sana ne oluyor
what's it to you sana mı kalmış
which school do you go to? hangi okula gidiyorsun?
which school do you go to hangi okulda okuyorsun
where did you disappear to nereye kayboldun
do you want to continue devam etmek istiyor musun
do you want to continue devam etmek istiyor musunuz
i am glad to meet you sizinle tanıştığıma memnun oldum
here's to you haydi şerefe!
we are looking forward to hearing from you cevabınızı dört gözle bekliyoruz
i want you to die ölmeni istiyorum
do you fancy going to the cinema with me? benimle sinemaya gelmek ister misin?
would you like to go to the cinema with me? benimle sinemaya gelmek ister misin?
big thanks to you sana çok teşekkür ederim
big thanks to you sana çok teşekkürler
what would you like to eat? ne yemek isterdiniz?
what would you like to eat? ne yemek alırdınız?
what would you like to eat? ne yemek alırsınız?
what would you like to eat? yemek olarak ne istersiniz?
what would you like to eat? yemek olarak ne alırsınız?
what would you like to eat? ne yemek istersiniz?
I don't want to make you wait seni bekletmek istemezdim
I don't want to make you wait sizi bekletmek istemezdim
I don't want to make you wait sizi bekletmek istemem
I don't want to make you wait seni bekletmek istemem
I am looking forward to hearing from you (soon) cevabınızı dört gözle bekliyorum
I am looking forward to hearing from you (soon) cevabınızı bekliyorum
do not use (it) unless you have to zorunda kalmadıkça kullanmayın
leave it as you would wish to find it bulmak istediğin gibi bırak
leave it as you would wish to find it görmek istediğin gibi bırak
what have you been up to neler yaptın
I want you to be my spouse eşim olmanı istiyorum
I know you have to go biliyorum gitmek zorundasın
what did I do to you ben sana ne yaptım
what did I do to you ne yaptım ben sana
thanks to you too sana da teşekkürler
I am so glad to meet you tanıştığımıza çok memnun oldum
you will have to zorunda olacaksın
what are you trying to do? ne yapmaya çalışıyorsunuz?
what are you trying to do? ne yapmaya çalışıyorsun?
will you come to Turkey? türkiye'ye gelecek misin?
good night to you sana iyi geceler
it's great to hear from you sesini duymak güzel
it's good to hear from you senden haber almak güzel
it's good to hear from you sesini duymak güzel
it's great to hear from you senden haber almak güzel
is this the first time you are going to istanbul? istanbul'a ilk gidişin mi (olacak)?
is this the first time you have been to istanbul? istanbul'a ilk gelişin mi?
would you like to go to the beach? plaja gitmek ister misin?
when was the last time you went to school? en son ne zaman okula gittin?
where do you want to go? nereye gitmek istiyorsun?
I look forward to hearing from you soon en kısa zamanda sizden haber bekliyorum
I expect to hear from you soon en kısa zamanda sizden haber bekliyorum
it's good to see you here seni burada görmek güzel
I hope to see you again seni tekrar görmeyi ümit ediyorum
I hope to see you again seni tekrar görmeyi umut ediyorum
If you have any thing to say eğer söyleyecek bir şeyin varsa
I would like to let you know bilmeni isterim
you lied to me bana yalan söyledin
you gave meaning to my life hayatıma anlam verdin
you gave meaning to my life hayatıma anlam kazandırdın
would you like to go out with me tonight? bu gece benimle çıkar mısın?
I don't want to break up with you senden ayrılmak istemiyorum
what did you say to me? sen ne dedin bana?
you are going to be all right iyi olacaksın
i want to kiss you seni öpmek istiyorum
I don't want to upset you seni üzmek istemiyorum
I don't want to make you sad seni üzmek istemiyorum
what should I say to convince you? seni ikna etmek için ne söylemeliyim?
what would you like to drink? ne içmek istersiniz?
I want to say how much I miss you seni ne kadar çok özlediğimi söylemek istiyorum
i am sorry to bother you sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim
it is very nice to see you sizi görmek çok hoş
it is very nice to see you sizi görmek çok güzel
it is very nice to see you seni görmek çok güzel
it is very nice to see you seni görmek çok hoş
are you going to bed? uyuyor musun?
are you going to bed? yatıyor musun?
hope to see you umarım görüşürüz
what would you like to drink? ne içersiniz?
top of the morning to you günaydın
I'm delighted to have you here seni aramızda görmek çok güzel
we're delighted to have you here seni aramızda görmek çok güzel
hope you to enjoy it iyi günlerde kullanmanız dileğiyle
wish you to enjoy it iyi günlerde kullanmanız dileğiyle
what do you want to be when you grow up? büyüyünce ne olmak istiyorsun?
I don't want to upset you, but seni üzmek istemem, ancak
I don't want to alarm you, but seni endişelendirmek istemem, ama
do you have any jacket to match these trousers? bu pantolona uyacak ceketiniz var mı?
do you have a jacket to suit these trousers? bu pantolona uyacak ceketiniz var mı?
If there's anything you need don't hesitate to ask herhangi bir isteğiniz/ihtiyacınız varsa sormaktan çekinmeyin
it's good to see you sizi görmek güzel
it's good to see you seni görmek güzel
I couldn't ask you to do that bunu yapmanı isteyemem
I don't want to lose touch with you seninle irtibatı koparmayı istemiyorum
I don't want to lose touch with you seninle irtibatı koparmayı istemem
I want to make love with you seninle sevişmek istiyorum
I want to have sex with you seninle sevişmek istiyorum
been good to talk to you seninle konuşmak güzeldi
it's been good to talk to you seninle konuşmak güzeldi
It's been good talking to you seninle konuşmak güzeldi
nice talking to you seninle konuşmak güzeldi
good talking to you seninle konuşmak güzeldi
it's been nice talking to you seninle konuşmak güzeldi
the best of luck to you şans seninle olsun
the best of luck to you iyi şanslar
I want to get to know you sizi yakından tanımak istiyorum
I'd like to get to know you better sizi yakından tanımak istiyorum
what brought you to do this? sana bunu ne yaptırdı?
top o the morning to you günaydın!
what do you want to do in the future? gelecekte ne yapmak istiyorsun?
I'd like to have a word with you konuşabilir miyiz?
do you want to be an astronaut? astronot mu olmak istiyorsun?
would you care to join us? bize katılır mısın?
would you care to join us? bize katılır mısınız?
would you care to dance? benimle dans eder misin?
would you like to join us? bize katılır mısınız?
would you like to join us? bize katılır mısın?
would you care to dance? benimle dans eder misiniz?
what would you like to have? ne alırdınız?
I don't want to catch you doing it again bir daha bunu yaptığını görmeyeyim
I'll try to see you later sonra görüşürüz/konuşuruz
I'll try to catch you later sonra görüşürüz/konuşuruz
I'll try to catch you some other time sonra görüşürüz/konuşuruz
why do you always have to lay your problems at my doorstep? neden sorunlarını hep bana getiriyorsun?
why do you always have to lay your problems at my doorstep? ben dert babası mıyım?
why do you always have to lay your problems at my doorstep? niçin sorunlarını hep benim çözmemi bekliyorsun?
I want to congratulate you on your great success sizi büyük başarınızdan dolayı kutlamak istiyorum
that's up to you size/sana bağlı
could I get you something to drink? sana bir içki ısmarlayabilir miyim?
how do you know how to do that? bunları yapmayı nereden biliyorsun?
i want you to be with me benimle olmanı istiyorum
i'll tell you what to do ne yapacağını söyleyeceğim
i don't know what to tell you ne söyleyeceğimi bilmiyorum
you have to see görmen lazım
I'll lend it to you sana ödünç veririm
I would like to know you more sizi daha fazla tanımak isterim
did you see what happened to others? diğerlerine ne olduğunu gördün mü?
I would like to know you more seni daha yakından tanımayı isterim
how do you know how to do that? bunu yapmayı nereden biliyorsun?
did i tell you not to worry? sana endişelenmemeni söylemiştim
you don't have to come up here buraya gelmek zorunda değilsin