| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | material i. | materyal | ||
|
I now turn to the manufacture, distribution and the private possession of racist and xenophobic material. Şimdi ırkçı ve yabancı düşmanı materyallerin üretimi, dağıtımı ve özel olarak bulundurulması konusuna dönüyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | material i. | madde | ||
|
The second is the non-proliferation of nuclear weapons and, of course, of fissile materials. İkincisi ise nükleer silahların ve tabii ki bölünebilir maddelerin yayılmasının önlenmesidir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | material i. | malzeme | ||
|
They are an invitation to terrorists to hijack material for the making of a nuclear bomb. Teröristlere nükleer bomba yapımı için malzeme kaçırmaları için davetiye çıkarmaktadırlar. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | material s. | maddi | ||
|
It does not have the same material dimensions as eastern Europe, but it does have similar moral dimensions. Doğu Avrupa ile aynı maddi boyutlara sahip değildir, ancak benzer ahlaki boyutlara sahiptir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | material i. | malzeme | ||
|
They are an invitation to terrorists to hijack material for the making of a nuclear bomb. Teröristlere nükleer bomba yapımı için malzeme kaçırmaları için davetiye çıkarmaktadırlar. More Sentences |
||||
| Genel | material i. | madde | ||
|
The second is the non-proliferation of nuclear weapons and, of course, of fissile materials. İkincisi ise nükleer silahların ve tabii ki bölünebilir maddelerin yayılmasının önlenmesidir. More Sentences |
||||
| Genel | material i. | kumaş | ||
|
I'm going to make this material into a skirt. Bu kumaşı etek yapacağım. More Sentences |
||||
| Genel | material s. | önemli | ||
|
I do of course endorse the material need for dialogue between the European Union and Iran. Elbette Avrupa Birliği ile İran arasındaki diyaloğa duyulan önemli ihtiyacı destekliyorum. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | material i. | madde | ||
|
The second is the non-proliferation of nuclear weapons and, of course, of fissile materials. İkincisi ise nükleer silahların ve tabii ki bölünebilir maddelerin yayılmasının önlenmesidir. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | material i. | kumaş | ||
|
I'm going to make this material into a skirt. Bu kumaşı etek yapacağım. More Sentences |
||||
| Telekom | ||||
| Telekom | material i. | malzeme | ||
|
They are an invitation to terrorists to hijack material for the making of a nuclear bomb. Teröristlere nükleer bomba yapımı için malzeme kaçırmaları için davetiye çıkarmaktadırlar. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | material i. | materyal | ||
|
I now turn to the manufacture, distribution and the private possession of racist and xenophobic material. Şimdi ırkçı ve yabancı düşmanı materyallerin üretimi, dağıtımı ve özel olarak bulundurulması konusuna dönüyorum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | material i. | dokuma | ||
| Genel | material i. | özdek | ||
| Genel | material i. | bez | ||
| Genel | material i. | maddeci | ||
| Genel | material i. | gereç | ||
| Genel | material i. | bulgu | ||
| Genel | material i. | unsur | ||
| Genel | material i. | üzerine kafa yorarak fikirlerin sentezlenebileceği ve orijinal yorumlar ve sonuçlar için bir temel oluşturabilecek veri, gözlem ve fikirler | ||
| Genel | material i. | (komedyen, müzisyen gibi sanatçılara ait) repertuar | ||
| Genel | material i. | bir amaca veya role uygun olma potansiyeli taşıyan kimse | ||
| Genel | material i. | eylemde bulunmak veya bir şey üretmek için gerekli teçhizat | ||
| Genel | material i. | belirli bir amaca yönelik yazılmış metin | ||
| Genel | material i. | geliştirilebilir veya detaylandırılabilir olan fikirler, notlar veya çizimler | ||
| Genel | material i. | bilgiler | ||
| Genel | material i. | veriler | ||
| Genel | material s. | cismani | ||
| Genel | material s. | gerekli | ||
| Genel | material s. | bedensel | ||
| Genel | material s. | maddesel | ||
| Genel | material s. | mühim | ||
| Genel | material s. | zaruri | ||
| Genel | material s. | özdeksel | ||
| Genel | material s. | etkili | ||
| Genel | material s. | esasa etkisi olan | ||
| Genel | material s. | esaslı | ||
| Genel | material s. | sonuca etkisi olan | ||
| Genel | material s. | fiziki | ||
| Genel | material s. | ilişkili | ||
| Genel | material s. | geçerli | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | material s. | fiziksel | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | material i. | belge | ||
| Hukuk | material i. | vesika | ||
| Hukuk | material i. | delil | ||
| Hukuk | material i. | kanıt | ||
| Hukuk | material s. | hukuksal etkisi sebebiyle ciddiye alınması gereken | ||
| Sanayi | ||||
| Sanayi | material s. | finansal ve politik kurumlardan ziyade ürünlerin üretim ve dağıtımı ile işverenler ve çalışan ilişkilerine ait veya ilgili | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | material i. | gereç | ||
| Telekom | ||||
| Telekom | material i. | gereç | ||
| Felsefe | ||||
| Felsefe | material s. | özdeksel | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | material i. | askeri teşkilat veya kuruluşa ait ekipman, teçhizat ve erzak | ||
| Satranç | ||||
| Satranç | material i. | rakibe saldırmak için istediği zaman kullanabilecek şah haricindeki taşlar | ||