bedensel - Türkçe İngilizce Sözlük

bedensel

"bedensel" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 21 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
bedensel physical s.
Wheelchairs give people with physical disabilities more mobility.
Tekerlekli sandalye bedensel engelli insanlara daha fazla hareket özgürlüğü verir.

More Sentences
bedensel bodily s.
The heart has a vital bodily function.
Kalbin bedensel açıdan hayati bir işlevi vardır.

More Sentences
Genel
bedensel corporeal s.
This attention must be not only mental but also emotional, sexual, and corporeal.
Bu dikkat sadece zihinsel değil aynı zamanda duygusal, cinsel ve bedensel olmalıdır.

More Sentences
bedensel organic s.
There is nothing organic wrong with you.
Bedensel açıdan hiçbir sorununuz yok.

More Sentences
bedensel carnal s.
Love is spiritual; lust is carnal.
Aşk ruhani, şehvet ise bedenseldir.

More Sentences
bedensel material s.
bedensel fleshly s.
bedensel sensual s.
bedensel earthy s.
bedensel gestic s.
bedensel gesticical s.
bedensel personal s.
bedensel brutish s.
bedensel corporal s.
bedensel animal s.
bedensel pandemian s.
bedensel pandemic s.
bedensel fleshy s.
Psikoloji
bedensel somatic s.
Eski Kullanım
bedensel corpulent s.
bedensel somatical s.

"bedensel" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 141 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
çevrenin etkisiyle insanların zihinsel ve bedensel niteliklerini geliştirme euthenics i.
istemli ve istemsiz bedensel hareketler voluntary and involuntary bodily movements i.
bedensel çalışma physical labour i.
bedensel istekler flesh i.
bedensel ceza corporal punishment i.
saat dilimlerini çok hızlı geçmekten kaynaklanan bedensel ritim bozukluğu jet lag i.
bedensel varlık corporality i.
bedensel beceri physical skill i.
bedensel işlevler bodily functions i.
bedensel gerilimleri azaltmaya dönük bir derin kas masajı tekniği rolfing i.
bedensel hareket bodily movement i.
bedensel çalışma stoop labour i.
bedensel yapı temperament [obsolete] i.
bedensel rahatlık self-ease i.
bedensel mekanizma machine i.
bir kimsenin bedensel, zihinsel veya manevi yapısı make i.
bedensel iş mechanic [obsolete] i.
zaruri bedensel ihtiyaçlar daily bread i.
bedensel boyutlar dimension [obsolete] i.
bedensel biçim dimension [obsolete] i.
zihinsel ve bedensel enerji gumption i.
bedensel zarar personal injury i.
bedensel formluluk corporature i.
bedensel varlık person i.
bedensel mevcudiyet person i.
bedensel çıkıntı promontory i.
irade gücüyle bedensel bir zorluğu yenmek mind over matter f.
bedensel şehvet ile itibarını düşürmek carnalise f.
bedensel şehvet ile itibarını düşürmek carnalize f.
yoğun bedensel ağrı hissetmek pang f.
bedensel istekleri tatmin eden voluptuous s.
bedensel özürlü afflicted s.
başarı (cesaret veya bedensel güç isteyen) feat s.
bedensel özürlü physical handicapped s.
bedensel zevklerle ilgili earthy s.
bedensel özürlü physically disabled s.
bedensel özürlü physically handicapped s.
bedensel özürlü physically impaired s.
aşırı bedensel ultraphysical s.
bedensel formda olan embodied s.
hayatını bedensel iş ile kazananlara özgü mechanical s.
kişinin bedensel sağlığı ve ruhsal durumu arasındaki karşılıklı ilişkiden kaynaklanan mind-body s.
kişinin bedensel sağlığı ve ruhsal durumu arasındaki karşılıklı ilişkiye ait mind-body s.
kişinin bedensel sağlığı ve ruhsal durumu arasındaki karşılıklı ilişkiyi içeren mind-body s.
dünyevi veya bedensel zevklere duyarsız mortified s.
bedensel ihtiyaçları olmayan disincarnate s.
bedensel kökenli physiogenic s.
bedensel hisler ile ilişkili somesthetic s.
bedensel hislere ait somesthetic s.
bedensel olarak sensually zf.
bedensel olarak carnally zf.
bedensel olarak corporally zf.
bedensel olarak earthily zf.
bedensel olarak corporeally zf.
bedensel olarak substantially zf.
Öbek Fiiller
(bedensel yorulma vb'den dolayı) dinlenmek rest from something f.
İfadeler
bedensel ve ruhsal olarak in body and mind zf.
Atasözü
ruhsal rahatsızlıklar bedensel rahatsızlıklardan daha acı vericidir diseases of the soul are more dangerous than those of the body f.
ruhsal acı bedensel acıdan daha zordur/tehlikelidir diseases of the soul are more dangerous than those of the body f.
ruh hastalıkları bedensel hastalıklardan daha tehlikelidir diseases of the soul are more dangerous than those of the body f.
ruhsal rahatsızlıklar bedensel rahatsızlıklardan daha zordur diseases of the soul are more dangerous than those of the body f.
Konuşma Dili
bedensel görünüşüyle dalga geçme/eleştirme/aşağılama body shaming i.
bedensel görünüşüyle dalga geçmek/eleştirmek body shame f.
Deyim
bedensel arzular/istekler worldly desires i.
bedensel arzular/istekler earthly desires i.
bedensel iş göre işçi blue-collar staff i.
bedensel iş blue collar i.
bedensel çalışma stoop labor i.
bedensel gücünü kullanarak by main force expr.
Ticaret/Ekonomi
bedensel çalışma physical labour i.
bedensel iş gören işçi blue-collar worker i.
bedensel engelli işçiler disabled workers i.
(el ile yapılan) bedensel iş manual work i.
(el ile yapılan) bedensel iş manual labor i.
(el ile yapılan) bedensel iş manual labour i.
Hukuk
ciddi bedensel zarar tehdidi altında yapılan eyleme ilişkin cezai savunma duress i.
Kurum/Kuruluş
bedensel engellilerle dayanışma derneği solidarity association for the physically disabled i.
Sigortacılık
bedensel yaralama yükümlülüğü bodily injury liability i.
Teknik
bedensel elektrik organic electricity i.
İnşaat
bedensel iş yapan işçi ditchdigger i.
Medikal
bedensel zayıflık diathesis i.
bedensel yaralanmalar personal injuries i.
bedensel yaralanma bodily injury i.
bedensel yaralanma personal injury i.
bedensel sakatlanmalar personal injuries i.
bedensel uyarı almacı interoceptor i.
bedensel sağlık physical health i.
bedensel sağlık bodily health i.
kraniosakral terapi (bedensel denge terapisi) craniosacral therapy (cst) i.
kraniosakral terapi (bedensel denge terapisi) cranial sacral bodywork i.
bedensel engellilik motor disability i.
bedensel özür motor disability i.
bedensel zayıflık dyscrasy i.
bedensel bozukluk dyscrasy i.
bedensel rahatsızlık fantod i.
bedensel belirti bozukluğu somatic symptom disorder i.
bedensel algılama yetisi somatic sense i.
bedensel algılama yetisi somataesthesis i.
bedensel algılama yetisi somatic sensory i.
bedensel algılama yetisi somatosensory system i.
bedensel engelli physically handicapped s.
bedensel uyarı alıcı interoceptive s.
bedensel olarak somatically zf.
Psikoloji
bedensel sinir sistemi somatic nervous system i.
bedensel akıl somatic mind i.
bedensel kuruntu somatic delusion i.
bedensel rahatsızlıklar somatic disorders i.
bedensel uyum somatic compliance i.
bedensel tip somatotype i.
bedensel psikoz somatopsychosis i.
bedensel kaynaklı ruhsal rahatsızlıklar somatopsychic disorders i.
bedensel halusinasyon somatic hallucination i.
bedensel terapi somatic therapy i.
bedensel sanrı somatic delusion i.
birincil bedensel-duyusal korteks primary somatosensory cortex i.
bedensel zeka bodily intelligence i.
bireyin bedensel eksiklik veya hastalığı andıran şikayetlerinin olması durumu somatoform disorder i.
bireyin bedensel varoluş farkındalığı cenesthesia i.
bireyin bedensel varoluş farkındalığı coenesthesis i.
bireyin bedensel varoluş farkındalığı cenesthesis i.
bireyin bedensel varoluş farkındalığı coenesthesia i.
bedensel rahatsızlık fantods i.
kişiliğin bireyin bedensel tipine bağlı olduğu fikrini savunan ekol constitutional psychology i.
duygusal ve zihinsel bozuklukların fiziksel kaynaklı olup bedensel lezyonlar sonucu ortaya çıktığı inancı somatism i.
zihinsel çatışma sonucu bedensel semptomlar gösteren hasta psychosomatic i.
bedensel işaretlerin gözlemlenmesiyle kişilik tahlili psychognosis i.
görsel veya işitsel duyulardan çok bedensel hareketin ürettiği hislerle oluşturulan (zihinsel imgeleme) motile s.
duygusal çatışma sonucunda bedensel semptom olarak ortaya çıkan psychosomatic s.
bedensel ceza corporal chastisement
Biyoloji
evrimsel süreçte bedensel yapının basitleşmesiyle ilgili regressive s.
evrimsel süreçte bedensel yapının basitleşmesini içeren regressive s.
Eğitim
bedensel-kinestetik zeka bodily-kinesthetic intelligence i.
Tarih
(sinirle veya istemli olarak) bedensel temas pulsation i.
Askeri
bedensel ve ruhsal geliştirme programı reconditioning program i.
bedensel ve zihinsel dayanıklılık physical and mental endurance i.
Sanat
(tiyatro veya dansta) anlamlı bedensel hareketler pantomime i.
Eski Kullanım
bedensel zevke düşkün kimse epicure i.
iki bedensel sıvıdan biri bile i.
Argo
rahata ve bedensel hazlara düşkün kimse lapling i.
İngiliz Argosu
bedensel engelli insanların kullanımı için yapılmış alışveriş arabası spazmobile i.
bedensel engelli insanların kullanımı için yapılmış alışveriş arabası spaz chariot i.