bodily - Türkçe İngilizce Sözlük

bodily

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bodily — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bedensel, bedenen
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈbɑːdɪli/ – BrE /ˈbɒdɪli/)
Terim Türü:
Sıfat/Zarf
Bedene ait olmayı niteleyen sözcüktür; kimi bağlamlarda “bedenen” anlamıyla zarf gibi de çalışır. “Body” köküne gelen -ly ekiyle eski “bedenle ilgili” anlamı türetilmiş; modern dilde tıbbî/hukukî bağlamlarda sıklaşmıştır (“bodily harm”)>

"bodily" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 18 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bodily s. bedensel
The heart has a vital bodily function.
Kalbin bedensel açıdan hayati bir işlevi vardır.

More Sentences
Genel
bodily zf. bütün olarak
The engine was transferred bodily to the assembly facility.
Motor montaj tesisine bütün olarak teslim edilmiştir.

More Sentences
bodily s. bedeni
bodily s. vücuda ait
bodily s. cismani
bodily s. maddi
bodily s. fiziki
bodily zf. tümüyle
bodily zf. hep beraber
bodily zf. bütünüyle
bodily zf. cismen
bodily zf. tamamen
bodily zf. hep birlikte
bodily zf. tek vücut halinde
bodily zf. bütün halinde
bodily zf. bedenen
bodily zf. fiilen
bodily zf. bedeninin tüm gücüyle

"bodily" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 62 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
bodily fluids i. vücut sıvıları
voluntary and involuntary bodily movements i. istemli ve istemsiz bedensel hareketler
bodily fluid i. vücut sıvısı
bodily contusion i. fiziksel yaralanma
bodily injury i. fiziksel yaralanma
bodily injury i. fiziksel sakatlık
bodily contusion i. fiziksel sakatlık
bodily injury i. bedeni sakatlık
bodily contusion i. bedeni sakatlık
bodily fear i. yaralanma korkusu
bodily functions i. bedensel işlevler
bodily movement i. bedensel hareket
bodily property i. vücutsal özellik
bodily [obsolete] s. gerçek
bodily [obsolete] s. gerçekleşmiş
Hukuk
bodily injury i. cismani zarar
consequences of bodily injury i. cismani zararın neticeleri
bodily harm i. cismani zarar
bodily harm i. bedeni zarar
great bodily harm i. ağır müessir fiil
great bodily harm i. ciddi bedeni hasar
great bodily harm i. ağır yara
great bodily injury i. ağır müessir fiil
great bodily injury i. ciddi bedeni hasar
great bodily injury i. ağır yara
bodily harm i. fiziksel zarar
actual bodily harm i. hafif yaralama
grievous bodily harm i. ağır müessir fiil
grievous bodily harm i. ağır yaralama
actual bodily harm i. hafif müessir fiil
grievous bodily harm with intent i. kasıtlı ağır yaralama
bodily injury i. yaralama
bodily injury i. adam yaralama
bodily harm i. yaralama
bodily harm i. adam yaralama
actual bodily harm i. basit yaralama
bodily harm i. cismani zarar
Siyasal
accidental bodily injury or death i. kazaya bağlı bedeni yaralanma veya ölüm
Sigortacılık
third party bodily injury i. üçüncü şahıs bedeni zarar
bodily injury i. bedeni zarar
bodily injury liability i. cismani yaralanma sorumluluğu
bodily injury liability i. bedeni zarar sorumluluğu
bodily injury liability i. bedensel yaralama yükümlülüğü
Otomotiv
bodily harm i. bedeni yaralanma
Medikal
bodily injury i. bedensel yaralanma
grievous bodily harm i. ciddi fiziksel yaralanma
accidental bodily injury i. kişinin kaza nedeniyle bedeni zarara uğraması
bodily health i. bedensel sağlık
Anatomi
bodily structure i. vücut yapısı
bodily cavity i. sinüs
bodily cavity i. vücuttaki doğal bir boşluk
bodily cavity i. vücut boşluğu
Psikoloji
bodily intelligence i. bedensel zeka
gbh (grievous bodily harm) kısalt. ağır yaralama
gbh (grievous bodily harm) kısalt. ağır müessir fiil
Fizyoloji
bodily process i. vücutsal süreç
bodily function i. vücutsal işlev
Biyoloji
bodily integrity i. beden bütünlüğü
Eğitim
bodily-kinesthetic intelligence i. bedensel-kinestetik zeka
Modern Argo
abh (actual bodily harm) [uk] i. basit yaralama
abh (actual bodily harm) [uk] i. hafif müessir fiil
abh (actual bodily harm) [uk] i. hafif yaralama