fiziki - Türkçe İngilizce Sözlük

fiziki

"fiziki" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
fiziki physical s.
With regard to Kosovo, there is a significant level of possession of physical currency.
Kosova ile ilgili olarak önemli düzeyde fiziki para bulundurma söz konusudur.

More Sentences
Teknik
fiziki physical s.
With regard to Kosovo, there is a significant level of possession of physical currency.
Kosova ile ilgili olarak önemli düzeyde fiziki para bulundurma söz konusudur.

More Sentences
Genel
fiziki bodily s.
fiziki material s.
fiziki outward s.
Hukuk
fiziki tangible s.

"fiziki" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 135 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
fiziki özellik physical property i.
fiziki güvenlik physical security i.
fiziki özellik physical feature i.
fiziki riskler physiological risks i.
fiziki coğrafya physical geography i.
fiziki coğrafya physiography i.
fiziki hasar physical damage i.
fiziki yapı physical structure i.
fiziki konum physical location i.
fiziki konum physical position i.
fiziki aşınma physical depreciation i.
fiziki yerleşim physical location i.
fiziki etkiler physical effects i.
fiziki harita physical map i.
burnun fiziki özellikleri incelenerek yapılan karakter ve zeka analizi noseology i.
genel fiziki coğrafya general physical geography i.
geleneksel fiziki mağaza/dükkan işletmeleri traditional brick and mortar businesses i.
fiziki formda görünme materialisation i.
fiziki formda görünme materialization i.
becerikli operasyon ve uzman fiziki idare içeren yöntem manoeuver i.
sıkıntının fiziki kısmı gravamen i.
sabit gözle algılanabilen tüm fiziki çevre field of view i.
sabit gözle algılanabilen tüm fiziki çevre field of regard i.
sabit gözle algılanabilen tüm fiziki çevre field of vision i.
fiziki acı distress i.
toplam fiziki ürün total physical product i.
fiziki olarak birine benzemek take after f.
fiziki bir iş yapmak turn one's hand f.
fiziki iş yapmak turn a hand f.
ayakta kalmak (fiziki açıdan) remain standing f.
ayakta kalmak (fiziki açıdan) keep standing f.
fiziki muayene etmek poke into f.
fiziki yapılı embodied s.
fiziki coğrafya yöntemlerini kullanan physiographic s.
fiziki coğrafya ile ilgili physiographic s.
fiziki coğrafyaya ilişkin physiographic s.
fiziki yapı kazandırılmış personalized s.
fiziki yapı kazandırılmış personalised s.
fiziki anlamını veren bir ön ek physico- ök.
fiziki anlamını veren bir ön ek physi- ök.
fiziki anlamını veren bir ön ek physio- ök.
mükemmel fiziki koşullarda in the pink of condition expr.
İfadeler
gerek sözlü gerekse fiziki olarak both verbally and physically zf.
Deyim
hokey gibi oyuncuların birbiriyle temas ettikleri oyunlarda fiziki darbeyle başa çıkmak ya da başa çıkmaya çalışmak take the body f.
Ticaret/Ekonomi
marjinal fiziki ürün marginal physical product i.
fiziki varlık physical asset i.
fiziki envanter physical inventory i.
kişisel fiziki mal tangible personal property i.
fiziki sayım ile kayıtlar arası fark stock difference i.
parasal değerler yerine fiziki miktarları gösteren bütçe physical budget i.
bir reklamı oluşturan parçaların fiziki düzeni layout i.
fiziki muayene physical inspection i.
fiziki arz physical supply i.
fiziki denetim physical check i.
fiziki varlıklar tangible assets i.
fiziki dağıtım fonksiyonu physical distribution function i.
bir fiziki yatırım aracının ekonomik olarak kullanılabileceği zaman süresi economic life i.
fiziki varlığının bulunmaması intangibility i.
kaydı ve fiziki stok arasındaki fark stock difference i.
fiziki dağıtım stratejisi physical distribution strategy i.
fiziki malların ithalat ve ihracatı merchandise trade i.
fiziki aşınma observed depreciation i.
fiziki ürün tangible product i.
kaydi ve fiziki stok arasındaki fark inventory difference i.
fiziki sermaye physical capital i.
fiziki varlıklar physical assets i.
fiziki sermaye real capital i.
firmanın sahip olduğu fiziki tesislerin değeri building and equipment i.
müşterileri çeken ve onların alışveriş ihtiyaçlarını karşılayan fiziki özellikler ve güzellikler atmospherics i.
fiziki aşınma physical depreciation i.
fiziki çıktı physical output i.
fiziki kıymeti olan sabit varlık tangible asset i.
fiziki mukavemet süresi physical life i.
fiziki altyapı hard infrastructure i.
teknik ya da fiziki olmayan altyapı soft infrastructure i.
fiziki maliyet physical cost i.
fiziki sayım physical count i.
fiziki bir faaliyet yeri olmaksızın internet kanalıyla online hizmet veren işletmelerin aksine belirli bir işyerinden (bina veya dükkan) faaliyet gösteren geleneksel işletmeleri tanımlamak için kullanılan bir terim brick and mortar business i.
fiziki bir faaliyet yeri olmaksızın internet kanalıyla online hizmet veren işletmelerin aksine belirli bir işyerinden (bina veya dükkan) faaliyet gösteren geleneksel işletmeleri tanımlamak için kullanılan bir terim brick and mortar shop i.
fiziki mağaza bricks and mortar i.
fiziki değer physical value i.
fiziki varlığı olan real good s.
fiziki bir mağaza ile ilgili bricks-and-mortar s.
fiziki mağaza olan brick-and-mortar s.
fiziki bir mağaza ile ilgili brick-and-mortar s.
fiziki mağaza olan bricks-and-mortar s.
Hukuk
fiziki durum material condition i.
fiziki emniyet ihlalleri breaches of physical security i.
fiziki takip physical surveillance i.
Siyasal
fiziki piyasalar physical markets i.
Teknik
fiziki bilimler physical science i.
fiziki dağılım physical distribution i.
fiziki dağıtım physical distribution i.
fiziki araçlar physical means i.
fiziki miktarlar physical quantities i.
fiziki girdi physical input i.
bitümlü oluklu levhaların fiziki özellikleri physical properties of corrugated bitumen sheets i.
fiziki yerleşim physical settlement i.
mikrodalga kullanan fiziki tabaka physical layer using microwave i.
(fiziki coğrafyada) alçak su düzeyi lwm (low water mark) kısalt.
(fiziki coğrafyada) alçak su düzeyi işareti lwm (low water mark) kısalt.
Bilgisayar
sabit diskte meydana gelen fiziki hasar head crash i.
Telekom
fiziki ortak yerleşim physical collocation i.
fiziki işaretleşme alt katmanı physical signaling sublayer i.
Medikal
tiroidin az çalışmasından meydana gelen fiziki ve akli gerilik durumu cretinism i.
fiziki şiddet physical violence i.
fiziki muayeneden ziyade hastanın ifadelerinden yola çıkarak tespit edilen semptom rational symptom i.
fiziki bulgular physical signs i.
fiziki bulgu physical sign i.
Kimya
fiziki özellikler physical characteristics i.
orijinal fiziki ve kimyasal durumuna geri getirmek regenerate f.
Dini
(yahudilikte) karşı cinsle fiziki temas yasağı negiah i.
Felsefe
evrendeki olayları nedensel olarak belirlenen fiziki kuvvetlerle yorumlayan veya açıklayan mechanical s.
Çevre
fiziki arındırma yöntemi physical decontamination method i.
fiziki sondaj physical logging i.
fiziki model physical model i.
radyasyona karşı fiziki engel rigid beam barrier i.
fiziki yarı zaman physical half-time i.
Coğrafya
fiziki coğrafya physical geography i.
at nalı şeklinde fiziki oluşum horseshoe i.
Meteoroloji
bilim adamları tarafından sinoptik manyetik, meteorolojik veya diğer fiziki gözlemleri yapmak için belirlenen bir dizi özel günden her biri term day i.
Askeri
fiziki tababet physical medicine i.
fiziki tedavi servisi physical medicine service i.
fiziki yeterlilik physical fitness i.
fiziki yeterlik testi physical aptitude test i.
fiziki güvenlik planı physical security plan i.
fiziki sayım physical inventory i.
fiziki güvenlik programı physical security programme i.
fiziki uygunluk physical fitness i.
fiziki güvenlik physical security i.
hava aracının atanmış görevlerinden en azından birini ve potansiyel olarak da hepsini yerine getirebileceğini gösteren fiziki durumu mission-capable i.
fiziki hasar değerlendirmesi physical damage assessment i.
Spor
fiziki dayanıklılık physical endurance i.
Eski Kullanım
fiziki hasar wrong i.
fiziki zarar wrong i.