bedeni - Türkçe İngilizce Sözlük

bedeni

"bedeni" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 9 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
bedeni physical s.
While its physical form is different, its spirit is the same.
Bedeni farklı olsa da ruhu aynıdır.

More Sentences
bedeni bodily s.
bedeni corporal s.
bedeni somatic s.
bedeni outward s.
Hukuk
bedeni corporal s.
bedeni carnal s.
Medikal
bedeni coronary s.
Eski Kullanım
bedeni somatical s.

"bedeni" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 121 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
edebiyatta insan bedeni human body in literature i.
insan bedeni human body i.
halat bedeni bight i.
bedeni yaralama personal injury i.
bedeni sakatlık physical disability i.
bedeni zarar physical injury i.
bedeni sakatlık bodily injury i.
bedeni zarar personal injury i.
bedeni sakatlık bodily contusion i.
isa'nın bedeni the body of christ i.
mesih'in bedeni the body of christ i.
eski mısır inanışına göre insanın görünmeyen bedeni ka i.
bir bacağı göğse doğru çekip diğer bacağı uzatıp bedeni hafifçe geriye yaslayarak yapılan bir su atlayışı can opener i.
ruhun geçici olarak yerleştiği insan bedeni tenement i.
insan bedeni material body i.
enerji bedeni life force energy i.
ölü insan bedeni clay i.
bedeni olmayan ruhsal daimones i.
jimnastikten sonra bedeni ovma rubdown i.
buhar banyosundan sonra bedeni ovma rubdown i.
günlük yaşamda gerçekleştirilen faaliyetlerden yola çıkarak bedeni eğitmeyi içeren egzersiz functional training i.
isa'nın bedeni ve kanının komünyondaki ekmek ve şarabın özüyle aynı anda var olduğu öğretisini benimsemiş kimse consubstantialist i.
zihni ve bedeni eğitme yöntemi culturist i.
hayvan bedeni corpus i.
insan bedeni corpus i.
(bazı kiliselerdeki kabule göre) hz. isa'nın bedeni ve kanı olarak görülen komünyon unsurları presence i.
(on üç yaş altı kız çocukları için tasarlanan) çift sayılı giyim bedeni grubu subteen i.
bedeni sımsıkı saran fully fashioned s.
bedeni saran a tightly-fitting s.
bedeni saran tightfitting s.
bedeni saran snug s.
bedeni saran tight-fitting s.
bedeni olmayan unbodied s.
bedeni olmayan uncorporal s.
bedeni formda olan feat-bodied s.
bedeni olmayan phantom s.
Konuşma Dili
bedeni olumlayıcı body positive s.
bedeni olumlayıcı body posi s.
Deyim
bedeni gererek işkence edilmesini racking one's brain i.
çekici kadın bedeni classy-chassis i.
bedeni veya karakteri ona müsait olmamak not built that way f.
ameliyat sırasında kazara hastanın bedeni içerisinde tıbbi alet veya malzeme bırakmak/unutmak bury the hatchet f.
bedeni tam olmak fit (one) to a tee f.
ölü bir bedeni gömülmeye hazırlamak lay (one) out in lavender [obsolete] f.
ölü bir bedeni gömülmeye hazırlamak lay out in lavender f.
bedeni olumlayıcı body-posi s.
Konuşma
bunun başka bedeni var mı? do you have this in another size? expr.
Ticaret/Ekonomi
bedeni çalışma physical labour i.
sadece fikri veya bedeni çalışmayla sağlanan kazançlar personal earnings i.
Hukuk
bedeni çalışma physical work i.
bedeni zarar bodily harm i.
ciddi bedeni hasar great bodily harm i.
ciddi bedeni hasar great bodily injury i.
bedeni ceza corporal punishment i.
bedeni zarar corporal injury i.
Siyasal
kazaya bağlı bedeni yaralanma veya ölüm accidental bodily injury or death i.
Sigortacılık
bedeni zarar bodily injury i.
üçüncü şahıs bedeni zarar third party bodily injury i.
bedeni zarar sorumluluğu bodily injury liability i.
Teknik
kürek bedeni loom i.
bedeni sımsıkı saran skintight s.
Tekstil
çocuk bedeni children's size i.
bebek bedeni baby size i.
kup bedeni cup size i.
erkek çocuk bedeni boys' size i.
bedeni sımsıkı saran fully fashioned i.
genç kızlar için kıyafet bedeni junior miss i.
erkek çocuk bedeni boys i.
ortalama boy ve yapıya sahip kadınlar için kıyafet bedeni miss i.
bedeni 7 ile 14 arasında olan giysi girls i.
birden fazla boyu veya bedeni bulunan multisize s.
bedeni sımsıkı saran full-fashioned s.
Mimarlık
bina bedeni body of a building i.
Otomotiv
bedeni yaralanma bodily harm i.
Denizcilik
dümen bedeni rudder i.
halat bedeni bight i.
demirin bedeni shank i.
halat bedeni ile bağlamak bight f.
Medikal
kişinin kaza nedeniyle bedeni zarara uğraması accidental bodily injury i.
tüm bedeni etkileyen zehirlilik systemic toxicity i.
enerji bedeni etheric body i.
tüm bedeni etkileyip vücuda yayılmak generalise f.
tüm bedeni etkileyip vücuda yayılmak generalize f.
bedeni yıkayan ablutionary s.
kol bacak ve bedeni toptan felç olan quadraplegic s.
tüm bedeni etkileyen systemic s.
yaşayan bir bedeni büyüme, işlevsel değişim veya iyileşme için herhangi bir kaynak sağlamadan stabil şartlarda tutmaya elverişli maintenance s.
yaşayan bir bedeni büyüme, işlevsel değişim veya iyileşme için herhangi bir kaynak sağlamadan stabil şartlarda tutmak için tasarlanmış maintenance s.
Anatomi
çocuk bedeni child's body i.
Arkeoloji
(buz içerisinde bulunan) tarih öncesine ait insan bedeni iceman i.
Dini
komünyon ayinindeki ekmek ve şarabın isa'nın bedeni ve kanı olmadığına, fakat bunlardan yiyip içenlerin isa'nın bedeni ve kanını alacağına inanan kimse receptionist i.
komünyon ayinindeki ekmek ve şarabın isa'nın bedeni ve kanı olmadığını, fakat bunlardan yiyip içenlerin isa'nın bedeni ve kanını alacağını savunan dini öğreti receptionism i.
mahayana budist inancına göre buda'nın üç bedeni trikaya i.
(hristiyanlıkta) meryem'in ölümünden sonra bedeni ve ruhunun cennete girmesi august 15 i.
(hristiyanlıkta) meryem'in ölümünden sonra bedeni ve ruhunun cennete girmesi assumption of mary i.
(hristiyanlıkta) meryem'in ölümünden sonra bedeni ve ruhunun cennete girmesi assumption i.
cansız bir bedeni yeniden canlandıran ruh zombi spirit i.
cansız bir bedeni yeniden canlandıran ruh zombie spirit i.
komünyon ekmeği ve şarabının isa'nın ruhani bedeni ve kanını içerdiği öğretisi virtualism i.
eski ahit'i reddeden ve tanrı'nın isa'nın bedeni ile enkarne olmadığını savunan hristiyanlık dinine aykırı gnostik bir mezhep marcionism i.
(yahudi folklorunda) girdiği bedeni dini ayinle çıkarılana kadar ele geçirdiğine inanılan kötü ruh dybbuk i.
(yahudi folklorunda) girdiği bedeni dini ayinle çıkarılana kadar ele geçirdiğine inanılan kötü ruh dibbuk i.
isa'nın bedeni ile kanının aşai rabbani ayininde gerçekten bulunduğu öğretisi concomitancy i.
isa'nın bedeni ile kanının aşai rabbani ayininde gerçekten bulunduğu öğretisi concomitance i.
isa'nın bedeni ve kanının komünyondaki ekmek ve şarabın özüyle aynı anda var olduğunu ileri süren öğreti consubstantiation i.
isa'nın bedeni ve kanının komünyondaki ekmek ve şarabın özüyle aynı anda var olduğu öğretisi consubstantialism i.
(isa'nın bedeni ve kanı ile komünyondaki ekmek ve şarabın özü) aynı anda var olmak consubstantiate f.
(isa'nın bedeni) efkaristiya ekmeği ile özdeşleştirilen impanate s.
(isa'nın bedeni) efkaristiya ekmeği ile sembolize edilen impanate s.
Felsefe
bazı felsefe ve dini inanç sistemlerinde fiziksel dünya ile arasında insan ruhu ve bedeni arasındaki ilişkinin aynısına sahip olduğu düşünülen bir ruhani öz world soul i.
Askeri
bedeni tolerans egzersizi tolerance exercise i.
bedeni parça tesirinden koruyan zırh fragmentation protective body armour i.
bedeni ve akli kabiliyet değerlendirmesi physical profile serial i.
Spor
bedeni ısıtmak limber up f.
Sanat
resimlerde veya heykellerde betimlenen, meryem ana'nın ölü bedeni üzerinde ağıt yakma sahnesi pietà i.
Mitoloji
başı aslan, bedeni keçi ve kuyruğu yılandan ateş soluyan dişi mitolojik canavar chimera i.
bedeni keçi ve kuyruğu yılandan ateş soluyan dişi mitolojik canavar chimaera i.
alt bedeni balığa benzeyen çocuk görünümlü bir yaratık merchild i.
insan başına, gövdesine ve kollarına sahip olup alt bedeni balık kuyruğu şeklinde olan yaratıklardan oluşan bir deniz halkı merfolk i.
Argo
üst bedeni kaslı bacakları zayıf (erkek) top-heavy s.
Modern Argo
en küçük sütyen bedeni a i.