head - Türkçe İngilizce Sözlük

head

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

head — Definition

Anlamı ve Tanımı:
baş, liderlik etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /hɛd/ – BrE /hɛd/)
Terim Türü:
İsim: head (heads); Fiil: head (heads – headed – heading)
İnsan veya hayvanın baş kısmını ya da bir grubun yönetimini anlatan sözcüktür; fiziksel merkezden otorite metaforuna uzanan geniş bir anlam alanı vardır. Eski İngilizce heafod kökeni, “üstte olan” fikrinin hiyerarşik kullanıma evrilmesini açıklar.
Eş Anlamlılar:
leader, chief
Zıt Anlamlılar:
subordinate

"head" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
head i. kelle
And we shall not be satisfied with the agency director's head.
Ajans direktörünün kellesiyle de yetinmeyeceğiz.

More Sentences
head i. kafa
There is no such thing as ghosts; it's all in your head.
Hayalet diye bir şey yoktur; hepsi senin kafanda yarattıkların.

More Sentences
head i. baş
We put out an extra setting at the head of the table.
Masanın başına fazladan bir masa koyduk.

More Sentences
head i. başkan
The head of the main opposition party in the Spanish State said this recently.
İspanya Devletindeki ana muhalefet partisinin başkanı geçtiğimiz günlerde bunu söyledi.

More Sentences
Genel
head i. müdür
I have an appointment with the head of the sales department.
Satış departmanı müdürüyle bir randevum var.

More Sentences
head i. kafa (ses aygıtında manyetik)
I was planning to use the recording device, but the head wouldn't work.
Kayıt cihazını kullanmayı planlıyordum ama kafa kısmı çalışmadı.

More Sentences
head i. doruk
She says, I was a drug addict, and it came to a head when I was 45.
Diyor ki, uyuşturucu bağımlısıydım ve 45 yaşımdayken doruğa ulaştım.

More Sentences
head i. tepe
He was covered with mud from head to foot.
Tepeden tırnağa çamurla kaplıydı.

More Sentences
head i. şef
The situation is being closely monitored by the EU heads of mission on the ground.
Durum, sahadaki AB misyon şefleri tarafından yakından takip edilmektedir.

More Sentences
head i. kaynak
That movie is regarded as the fountainhead of psychological thrillers.
Bu film, psikolojik gerilim filmlerinin kaynağı olarak kabul edilmektedir.

More Sentences
head i. akıl
In English, we say, "two heads are better than one".
İngilizcede "akıl akıldan üstündür" deriz.

More Sentences
head i. kafa
There is no such thing as ghosts; it's all in your head.
Hayalet diye bir şey yoktur; hepsi senin kafanda yarattıkların.

More Sentences
head i. reis
The head of the family has to work hard to take care of his family.
Aile reisi, ailesine bakmak için çok çalışmak zorundadır.

More Sentences
head i. köpük
It is carbon dioxide that forms the bubbles in the head.
Köpükteki kabarcıkları oluşturan karbondioksittir.

More Sentences
head i. beyin
Use your head.
Beynini kullan.

More Sentences
head i. başkan
The head of the main opposition party in the Spanish State said this recently.
İspanya Devletindeki ana muhalefet partisinin başkanı geçtiğimiz günlerde bunu söyledi.

More Sentences
head i. baş
We put out an extra setting at the head of the table.
Masanın başına fazladan bir masa koyduk.

More Sentences
head i. başlık
RDFa is commonly used in both the head and body sections of the HTML page.
RDFa, HTML sayfasının hem başlık hem de gövde bölümlerinde yaygın olarak kullanılır.

More Sentences
head f. başına geçmek (şirket vb)
I was offered to head up the legal team.
Bana hukuk ekibinin başına geçmem teklif edildi.

More Sentences
head f. yönelmek
Xuanzang took advantage of this opportunity and headed west on horseback.
Xuanzang bu fırsattan yararlandı ve at sırtında batıya yöneldi.

More Sentences
head f. başında olmak
They're looking for a new CEO, and his name heads the list.
Yeni bir CEO arıyorlardı ve onun adı listenin başındaydı.

More Sentences
head f. yönetmek
Moreover, the Ombudsman does not do much other than head up the work.
Ayrıca Ombudsman, çalışmaları yönetmek dışında pek bir şey yapmamaktadır.

More Sentences
head f. gitmek
That is why it is so incredibly tragic to see it heading straight for the abyss.
Bu nedenle uçuruma doğru gittiğini görmek son derece trajiktir.

More Sentences
Siyasal
head i. baş
We put out an extra setting at the head of the table.
Masanın başına fazladan bir masa koyduk.

More Sentences
head i. reis
The head of the family has to work hard to take care of his family.
Aile reisi, ailesine bakmak için çok çalışmak zorundadır.

More Sentences
head i. şef
The situation is being closely monitored by the EU heads of mission on the ground.
Durum, sahadaki AB misyon şefleri tarafından yakından takip edilmektedir.

More Sentences
head f. yönetmek
Moreover, the Ombudsman does not do much other than head up the work.
Ayrıca Ombudsman, çalışmaları yönetmek dışında pek bir şey yapmamaktadır.

More Sentences
Reklam
head i. başlık
RDFa is commonly used in both the head and body sections of the HTML page.
RDFa, HTML sayfasının hem başlık hem de gövde bölümlerinde yaygın olarak kullanılır.

More Sentences
Teknik
head i. başlık
RDFa is commonly used in both the head and body sections of the HTML page.
RDFa, HTML sayfasının hem başlık hem de gövde bölümlerinde yaygın olarak kullanılır.

More Sentences
Havacılık
head f. yola çıkmak
It was time he headed towards the airport.
Havaalanına doğru yola çıkma vakti gelmişti.

More Sentences
Anatomi
head i. baş
We put out an extra setting at the head of the table.
Masanın başına fazladan bir masa koyduk.

More Sentences
Genel
head i. madde
head i. su irtifası
head i. zirve
head i. tarz
head i. yüznumara
head i. şahika
head i. cephe
head i. başak
head i. uç kısım
head i. ser
head i. adet
head i. ön taraf
head i. fıkra
head i. zeka
head i. önder
head i. başucu
head i. fasıl
head i. baş (sebzede)
head i. şapka
head i. kaymak
head i. memba
head i. baş yer
head i. konu başlığı
head i. göbek
head i. kapı
head i. saksı
head i. manşet
head i. üst kısım
head i. lider
head i. yönetici
head i. pınar başı
head i. konu
head i. baş taraf
head i. tura
head i. kişi
head i. ana
head i. köpük (bira vb)
head i. insan veya hayvan başına göre uzunluk veya yükseklik
head i. istidat
head i. beceri
head i. irade
head i. bir şeyin meraklısı olan kimse
head i. aptal kimse
head i. adi kimse
head i. kafa resmi
head i. portre
head i. yalnız hayvan
head i. öne doğru hareket
head i. doğuştan gelen yetenek
head i. dağlık burun
head i. şef garson
head i. dönüm noktası
head i. (uzun nesnelerin ucundaki) çıkıntı
head i. alet başlığı
head i. en önemli uç
head i. davul derisi
head f. geçmek
head f. kafa vurmak
head f. baş vermek
head f. kullanmak
head f. yollanmak
head f. başı çekmek
head f. kafa ile vurmak
head f. yönlendirmek
head f. sorumlu olmak
head f. bir yöne doğru hareket etmek/ettirmek
head f. baş olmak
head f. olgunlaşmak
head f. başına geçmek
head f. -in birincisi olmak
head f. (topa) kafa vurmak
head f. başkanlığını yapmak
head f. başkanı olmak
head s. meraklı
head s. başta olan
head s. başa ait
head s. baştaki
head s. baş ile ilgili
Konuşma Dili
head i. akşamdan kalmışlık
head i. içki sersemliği
head i. akşamdan kalmalık
head i. uyuşturucu kültürüne dahil kimse
head i. hippi
head i. uyuşturucu kullanımı sebebiyle toplumdan ayrışmış kimse
head i. akıllı kimse
head i. entelektüel kimse
head i. kafalı kimse
head i. kafası çalışan kimse
head i. baş ağrısı
head i. okul müdürü
Siyasal
head i. unvan
Reklam
head i. büyük manşet
head i. serlevha
Teknik
head i. basma yüksekliği
head i. bodoslama
head i. çengel
head i. düşü
head i. düşü yüksekliği
head i. hed
head i. pruva
head i. silindir kapağı
head i. yükseklik
head f. başta olmak
head f. önde gelmek
head f. yöneltmek
İnşaat
head i. kısa kenar
Otomotiv
head i. silindir kapağı
Denizcilik
head i. gemi tuvaleti
head i. gemi tuvaletlerine verilen isim
head i. geminin baş tarafı
head i. seren yakası
head i. yük
head f. başı çevrili olmak
head f. başı bir tarafa doğru olmak
Tarım
head i. baş damıtma işleminde önden alınan baş mahsul
Dilbilim
head i. baş sözcük
head i. tamlayan
Jeoloji
head i. basınç yüksekliği
Argo
head i. tuvalet

"head" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
head nurse i. başhemşire
head scarf i. baş örtüsü
head teacher i. okul müdürü
the head church i. başkilise
Genel
head of decoration i. dekorasyon şefi
running head i. dizi başlık
a roof over one's head i. başını sokacak bir yer
head clerk i. baş katip
head of security i. güvenlik şefi
department head i. bölüm başı
provincial head i. il başkanı
golf club head i. golf kulübü başkanı
head office i. merkez
hammer head i. çekiç başı
head loss i. irtifa kaybı
head of departments i. daire başkanı
head of the family i. aile reisi
head of the state i. devlet başkanı
head office location i. merkez ofis mahalli
head of the finance office i. mal müdürü
head scarf i. baş bağlama
head start i. avans
capstan head i. palamar babası
rudder head i. dümen başı
office of a head clerk i. başkatiplik
flower head i. çiçeklik
head cold i. ingin
head clerk i. başkatip
silk head scarf i. poşu
swimming of the head i. baş dönmesi
light in the head i. ahmak
head start i. üstünlük
head mechanic i. makine ustası
wig as head scarf i. başörtü peruka
head waiter i. baş hizmetçi
magnetic recording head i. manyetik kayıt kafası
ax head i. balta başı
head workman i. ustabaşı
head guard i. başgardiyan
head of a boil i. çıban başı
magnetic head i. manyetik kafa
axe head i. balta başı
head cook i. aşçı başı
head of the financial department i. defterdar
head cook i. aşçıbaşı
unit head i. şube müdürü
loss of head i. yük kaybı
countersunk head i. gömme baş
head teacher i. baş öğretmen
head ache i. baş ağrısı
head lice i. saç biti
head nurse i. baş hemşire
head of department i. daire başkanlığı
mace head i. topuz başı
head scarf i. börk
head official of a district i. kaymakam
nail head i. çivi başı
head of female servants i. kalfa
head of reception i. resepsiyon şefi
artesian head i. artezyen yükü
head hunter i. insan başı avlayıcı
head scarf i. başörtü
radio head i. bir ingiliz rock grubu
mutton head i. ahmak
head wind i. pruva rüzgarı
corporate head i. şirketin yöneticisi
head of the registry office i. nüfus müdürü
back of the head i. ense
letter head i. mektup başlığı
head band i. saç bandı
head actor i. başaktör
head nursing i. başhemşirelik
head technician i. başteknisyen
head of provincial treasury i. defterdar
head of company i. şirket yöneticisi
optical sound head i. optik ses kayıt kafası
panning head i. çevrinme başlığı
panning head i. pan başlığı
panning head i. panorama başlığı
optical sound head i. optik seslendirme kafası
razor with a movable (shaving) head i. oynar başlıklı
head office i. yönetim merkezi
head physician i. başhekimlik
arrow head i. ok ucu
cutting head i. kesme kafası
a roof over one's head i. başını sokacak bir dam
head gate i. bent kapağı
head gate i. set
head level i. baş hizası
drum head i. davul derisi
drum head i. ırgat başlığı
a head-on collision i. kafa kafaya çarpışma
hand-printed head scarve making i. yemenicilik
head-hunting i. kafa avcılığı
hand-printed head scarve selling i. yemenicilik
fat-head i. mankafa
head-dress i. başlık
fat-head i. aptal
co-head the department of i. ... bölümü başkan yardımcılığı
hand-printed head scarve maker i. yemenici
fork-head i. ön çatal (bisiklet)
death's-head i. ölümü simgeleyen kafatası
head-on collision i. kafa kafaya çarpışma
hand-printed head scarve seller i. yemenici
co-head of department i. bölüm başkan yardımcısı
bullet-head i. inatçı
shock-head i. gür saçlı
pan-and-tilt head i. panorama başlığı
pudding-head i. ahmak
pudding-head i. mankafa
head start i. avantaj
head office i. genel merkez
head piece i. başlık
head piece i. üst başlık
lost-head nail i. çok küçük başlı çivi
playback head i. yeniden oynatma kafası
playback head i. okuma kafası
crowned head i. hükümdar
head end business i. eşya taşıma işi
running head i. her sayfaya yazılan başlık
bobbing head doll i. baş kısmı büyük oyuncak biblo
big head i. kendini birşey sanan kişi
big head i. ukala
big head i. kendini beğenmiş
head shot i. sabıka fotoğrafı
head hunter i. insan avcısı
running head i. sayfa başlığı
running head i. kitabın her sayfasına yazılan başlığı
tooth brush with removable head i. üstü açılabilir kapaklı diş fırçası
sneaker head i. ayakkabı tutkunu
sneaker head i. ayakkabı koleksiyoncusu
head of IT department i. bilgi işlem daire başkanı
head of facility i. tesis başkanı
shower head i. duş başlığı
head waiter i. baş garson
the head i. en tepedeki insan
head of the department of i. anabilim dalı başkanı
head of fire brigade department i. itfaiye daire başkanı
damaged head i. başıbozuk
head guard i. kask
head guard i. koruyucu başlık
head of land registry office i. tapu sicil müdürü
deer head i. geyik kafası
deer head i. geyik başı
bobbing head doll i. genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak
head of the department i. bölümün başkanı
head manager i. başmüdür
head nurse i. servis sorumlusu/baş hemşire
head shot i. vesikalık fotoğraf
head shot i. vesikalık çekim