| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | head i. | kelle | ||
|
And we shall not be satisfied with the agency director's head. Ajans direktörünün kellesiyle de yetinmeyeceğiz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | head i. | kafa | ||
|
There is no such thing as ghosts; it's all in your head. Hayalet diye bir şey yoktur; hepsi senin kafanda yarattıkların. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | head i. | baş | ||
|
We put out an extra setting at the head of the table. Masanın başına fazladan bir masa koyduk. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | head i. | başkan | ||
|
The head of the main opposition party in the Spanish State said this recently. İspanya Devletindeki ana muhalefet partisinin başkanı geçtiğimiz günlerde bunu söyledi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | head i. | müdür | ||
|
I have an appointment with the head of the sales department. Satış departmanı müdürüyle bir randevum var. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | kafa (ses aygıtında manyetik) | ||
|
I was planning to use the recording device, but the head wouldn't work. Kayıt cihazını kullanmayı planlıyordum ama kafa kısmı çalışmadı. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | doruk | ||
|
She says, I was a drug addict, and it came to a head when I was 45. Diyor ki, uyuşturucu bağımlısıydım ve 45 yaşımdayken doruğa ulaştım. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | tepe | ||
|
He was covered with mud from head to foot. Tepeden tırnağa çamurla kaplıydı. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | şef | ||
|
The situation is being closely monitored by the EU heads of mission on the ground. Durum, sahadaki AB misyon şefleri tarafından yakından takip edilmektedir. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | kaynak | ||
|
That movie is regarded as the fountainhead of psychological thrillers. Bu film, psikolojik gerilim filmlerinin kaynağı olarak kabul edilmektedir. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | akıl | ||
|
In English, we say, "two heads are better than one". İngilizcede "akıl akıldan üstündür" deriz. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | kafa | ||
|
There is no such thing as ghosts; it's all in your head. Hayalet diye bir şey yoktur; hepsi senin kafanda yarattıkların. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | reis | ||
|
The head of the family has to work hard to take care of his family. Aile reisi, ailesine bakmak için çok çalışmak zorundadır. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | köpük | ||
|
It is carbon dioxide that forms the bubbles in the head. Köpükteki kabarcıkları oluşturan karbondioksittir. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | beyin | ||
|
Use your head. Beynini kullan. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | başkan | ||
|
The head of the main opposition party in the Spanish State said this recently. İspanya Devletindeki ana muhalefet partisinin başkanı geçtiğimiz günlerde bunu söyledi. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | baş | ||
|
We put out an extra setting at the head of the table. Masanın başına fazladan bir masa koyduk. More Sentences |
||||
| Genel | head i. | başlık | ||
|
RDFa is commonly used in both the head and body sections of the HTML page. RDFa, HTML sayfasının hem başlık hem de gövde bölümlerinde yaygın olarak kullanılır. More Sentences |
||||
| Genel | head f. | başına geçmek (şirket vb) | ||
|
I was offered to head up the legal team. Bana hukuk ekibinin başına geçmem teklif edildi. More Sentences |
||||
| Genel | head f. | yönelmek | ||
|
Xuanzang took advantage of this opportunity and headed west on horseback. Xuanzang bu fırsattan yararlandı ve at sırtında batıya yöneldi. More Sentences |
||||
| Genel | head f. | başında olmak | ||
|
They're looking for a new CEO, and his name heads the list. Yeni bir CEO arıyorlardı ve onun adı listenin başındaydı. More Sentences |
||||
| Genel | head f. | yönetmek | ||
|
Moreover, the Ombudsman does not do much other than head up the work. Ayrıca Ombudsman, çalışmaları yönetmek dışında pek bir şey yapmamaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | head f. | gitmek | ||
|
That is why it is so incredibly tragic to see it heading straight for the abyss. Bu nedenle uçuruma doğru gittiğini görmek son derece trajiktir. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | head i. | baş | ||
|
We put out an extra setting at the head of the table. Masanın başına fazladan bir masa koyduk. More Sentences |
||||
| Siyasal | head i. | reis | ||
|
The head of the family has to work hard to take care of his family. Aile reisi, ailesine bakmak için çok çalışmak zorundadır. More Sentences |
||||
| Siyasal | head i. | şef | ||
|
The situation is being closely monitored by the EU heads of mission on the ground. Durum, sahadaki AB misyon şefleri tarafından yakından takip edilmektedir. More Sentences |
||||
| Siyasal | head f. | yönetmek | ||
|
Moreover, the Ombudsman does not do much other than head up the work. Ayrıca Ombudsman, çalışmaları yönetmek dışında pek bir şey yapmamaktadır. More Sentences |
||||
| Reklam | ||||
| Reklam | head i. | başlık | ||
|
RDFa is commonly used in both the head and body sections of the HTML page. RDFa, HTML sayfasının hem başlık hem de gövde bölümlerinde yaygın olarak kullanılır. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | head i. | başlık | ||
|
RDFa is commonly used in both the head and body sections of the HTML page. RDFa, HTML sayfasının hem başlık hem de gövde bölümlerinde yaygın olarak kullanılır. More Sentences |
||||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | head f. | yola çıkmak | ||
|
It was time he headed towards the airport. Havaalanına doğru yola çıkma vakti gelmişti. More Sentences |
||||
| Anatomi | ||||
| Anatomi | head i. | baş | ||
|
We put out an extra setting at the head of the table. Masanın başına fazladan bir masa koyduk. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | head i. | madde | ||
| Genel | head i. | su irtifası | ||
| Genel | head i. | zirve | ||
| Genel | head i. | tarz | ||
| Genel | head i. | yüznumara | ||
| Genel | head i. | şahika | ||
| Genel | head i. | cephe | ||
| Genel | head i. | başak | ||
| Genel | head i. | uç kısım | ||
| Genel | head i. | ser | ||
| Genel | head i. | adet | ||
| Genel | head i. | ön taraf | ||
| Genel | head i. | fıkra | ||
| Genel | head i. | zeka | ||
| Genel | head i. | önder | ||
| Genel | head i. | başucu | ||
| Genel | head i. | fasıl | ||
| Genel | head i. | baş (sebzede) | ||
| Genel | head i. | şapka | ||
| Genel | head i. | kaymak | ||
| Genel | head i. | memba | ||
| Genel | head i. | baş yer | ||
| Genel | head i. | konu başlığı | ||
| Genel | head i. | göbek | ||
| Genel | head i. | kapı | ||
| Genel | head i. | saksı | ||
| Genel | head i. | manşet | ||
| Genel | head i. | üst kısım | ||
| Genel | head i. | lider | ||
| Genel | head i. | yönetici | ||
| Genel | head i. | pınar başı | ||
| Genel | head i. | konu | ||
| Genel | head i. | baş taraf | ||
| Genel | head i. | tura | ||
| Genel | head i. | kişi | ||
| Genel | head i. | ana | ||
| Genel | head i. | köpük (bira vb) | ||
| Genel | head i. | insan veya hayvan başına göre uzunluk veya yükseklik | ||
| Genel | head i. | istidat | ||
| Genel | head i. | beceri | ||
| Genel | head i. | irade | ||
| Genel | head i. | bir şeyin meraklısı olan kimse | ||
| Genel | head i. | aptal kimse | ||
| Genel | head i. | adi kimse | ||
| Genel | head i. | kafa resmi | ||
| Genel | head i. | portre | ||
| Genel | head i. | yalnız hayvan | ||
| Genel | head i. | öne doğru hareket | ||
| Genel | head i. | doğuştan gelen yetenek | ||
| Genel | head i. | dağlık burun | ||
| Genel | head i. | şef garson | ||
| Genel | head i. | dönüm noktası | ||
| Genel | head i. | (uzun nesnelerin ucundaki) çıkıntı | ||
| Genel | head i. | alet başlığı | ||
| Genel | head i. | en önemli uç | ||
| Genel | head i. | davul derisi | ||
| Genel | head f. | geçmek | ||
| Genel | head f. | kafa vurmak | ||
| Genel | head f. | baş vermek | ||
| Genel | head f. | kullanmak | ||
| Genel | head f. | yollanmak | ||
| Genel | head f. | başı çekmek | ||
| Genel | head f. | kafa ile vurmak | ||
| Genel | head f. | yönlendirmek | ||
| Genel | head f. | sorumlu olmak | ||
| Genel | head f. | bir yöne doğru hareket etmek/ettirmek | ||
| Genel | head f. | baş olmak | ||
| Genel | head f. | olgunlaşmak | ||
| Genel | head f. | başına geçmek | ||
| Genel | head f. | -in birincisi olmak | ||
| Genel | head f. | (topa) kafa vurmak | ||
| Genel | head f. | başkanlığını yapmak | ||
| Genel | head f. | başkanı olmak | ||
| Genel | head s. | meraklı | ||
| Genel | head s. | başta olan | ||
| Genel | head s. | başa ait | ||
| Genel | head s. | baştaki | ||
| Genel | head s. | baş ile ilgili | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | head i. | akşamdan kalmışlık | ||
| Konuşma Dili | head i. | içki sersemliği | ||
| Konuşma Dili | head i. | akşamdan kalmalık | ||
| Konuşma Dili | head i. | uyuşturucu kültürüne dahil kimse | ||
| Konuşma Dili | head i. | hippi | ||
| Konuşma Dili | head i. | uyuşturucu kullanımı sebebiyle toplumdan ayrışmış kimse | ||
| Konuşma Dili | head i. | akıllı kimse | ||
| Konuşma Dili | head i. | entelektüel kimse | ||
| Konuşma Dili | head i. | kafalı kimse | ||
| Konuşma Dili | head i. | kafası çalışan kimse | ||
| Konuşma Dili | head i. | baş ağrısı | ||
| Konuşma Dili | head i. | okul müdürü | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | head i. | unvan | ||
| Reklam | ||||
| Reklam | head i. | büyük manşet | ||
| Reklam | head i. | serlevha | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | head i. | basma yüksekliği | ||
| Teknik | head i. | bodoslama | ||
| Teknik | head i. | çengel | ||
| Teknik | head i. | düşü | ||
| Teknik | head i. | düşü yüksekliği | ||
| Teknik | head i. | hed | ||
| Teknik | head i. | pruva | ||
| Teknik | head i. | silindir kapağı | ||
| Teknik | head i. | yükseklik | ||
| Teknik | head f. | başta olmak | ||
| Teknik | head f. | önde gelmek | ||
| Teknik | head f. | yöneltmek | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | head i. | kısa kenar | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | head i. | silindir kapağı | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | head i. | gemi tuvaleti | ||
| Denizcilik | head i. | gemi tuvaletlerine verilen isim | ||
| Denizcilik | head i. | geminin baş tarafı | ||
| Denizcilik | head i. | seren yakası | ||
| Denizcilik | head i. | yük | ||
| Denizcilik | head f. | başı çevrili olmak | ||
| Denizcilik | head f. | başı bir tarafa doğru olmak | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | head i. | baş damıtma işleminde önden alınan baş mahsul | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | head i. | baş sözcük | ||
| Dilbilim | head i. | tamlayan | ||
| Jeoloji | ||||
| Jeoloji | head i. | basınç yüksekliği | ||
| Argo | ||||
| Argo | head i. | tuvalet | ||