head - Turkish English Dictionary
History

head

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "head" in Turkish English Dictionary : 118 result(s)

English Turkish
Common Usage
head n. kafa
head n. kelle
head n. baş
head n. başkan
General
head v. başında olmak
head v. olgunlaşmak
head v. kullanmak
head v. yönlendirmek
head v. başkanı olmak
head v. yollanmak
head v. (topa) kafa vurmak
head v. başına geçmek
head v. geçmek
head v. başına geçmek (şirket vb)
head v. başı çekmek
head v. sorumlu olmak
head v. -in birincisi olmak
head v. yönetmek
head v. kafa vurmak
head v. baş olmak
head v. gitmek
head v. bir yöne doğru hareket etmek/ettirmek
head v. yönelmek
head v. baş vermek
head v. kafa ile vurmak
head v. başkanlığını yapmak
head n. köpük (bira vb)
head n. lider
head n. şef
head n. şahika
head n. saksı
head n. pınar başı
head n. baş (sebzede)
head n. ana
head n. köpük
head n. fasıl
head n. müdür
head n. başak
head n. kaynak
head n. üst kısım
head n. tepe
head n. ser
head n. kapı
head n. akıl
head n. uç kısım
head n. baş
head n. zeka
head n. göbek
head n. beyin
head n. baş yer
head n. doruk
head n. ön taraf
head n. konu başlığı
head n. kaymak
head n. önder
head n. adet
head n. baş taraf
head n. tarz
head n. tura
head n. cephe
head n. başlık
head n. zirve
head n. kafa (ses aygıtında manyetik)
head n. kişi
head n. yönetici
head n. memba
head n. başkan
head n. şapka
head n. manşet
head n. reis
head n. kafa
head n. başucu
head n. yüznumara
head n. madde
head n. su irtifası
head n. fıkra
head n. konu
head adj. başta olan
head adj. başa ait
head adj. baş ile ilgili
head adj. meraklı
head adj. baştaki
Slang
head oral seks
head tuvalet
Politics
head yönetmek
head baş
head unvan
head reis
head şef
Advertising
head serlevha
head başlık
head büyük manşet
Technical
head yükseklik
head bodoslama
head önde gelmek
head başta olmak
head başlık
head yöneltmek
head pruva
head hed
head düşü
head silindir kapağı
head basma yüksekliği
head düşü yüksekliği
head çengel
Construction
head kısa kenar
Aeronautic
head yola çıkmak
Marine
head geminin baş tarafı
head yük
head seren yakası
head başı bir tarafa doğru olmak
head başı çevrili olmak
head gemi tuvaletlerine verilen isim
Anatomy
head baş
Agriculture
head baş damıtma işleminde önden alınan baş mahsul
Linguistics
head tamlayan
head baş sözcük
Geology
head basınç yüksekliği

Meanings of "head" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
head nurse n. başhemşire
head scarf n. baş örtüsü
head teacher n. okul müdürü
General
(an idea) come into someone's head v. aklına bir fikir gelmek
(an idea) come into someone's head v. fikir gelmek
(an idea) pop into someone's head v. fikir gelmek
(an idea) pop into someone's head v. aklına bir fikir gelmek
(not) harm a hair of somebody's head v. birinin kılına bile dokunmamak
be at the head of v. başında bulunmak
be head and shoulders above v. -den çok üstün olmak
be head to head v. başabaş gitmek
be head to head v. kafa kafaya gitmek
be head to head v. başa baş gitmek
be head-in-the-clouds v. aklı bir karış havada olmak
be head-in-the-clouds v. aklı havada olmak
be in a head-on collision v. bir araçla kafa kafaya çarpışmak
be in over head v. (su) boyu/boyunu aşmak
be in over one's head v. haddini aşmak
be in over one's head v. haddini bilmemek
be in over one's head v. çizmeyi aşmak
be off one's head v. kafayı üşütmek
be over one's head v. bilgisi dışında olmak
be over one's head v. yeteneği dışında olmak
be over one's head v. boyunu geçmek (su)
be over one's head v. boyunu aşmak (su)
be unable to make head or tail of v. akıl erdirememek
beat something into somebody's head v. kafasına sokmak
become the head of the v. (şirket/kulüp) başına geçmek
bend head v. baş eğmek
bend one's head v. başını eğmek
bend one's head v. başını öne eğmek
bow one's head v. başını eğmek
bow one's head v. başını öne eğmek
bring matters to a head v. çıbanın başını koparmak
bring to a head v. karar noktasına getirmek
bury one's head in the pillow v. kafasını yastığa gömmek
can't get one's head round something v. anlayamamak
can't get one's head round something v. kabullenememek
caress someone's head v. başını okşamak
caress someone's head v. kafasını okşamak
chop off someone's head v. baş kesmek
collide head-on v. kafa kafaya çarpışmak
come into one's head v. aklına gelmek
come to a head v. baş vermek
come to a head v. son noktaya varmak
come to a head v. dönüm noktasına varmak
come to a head v. doruk noktasına ulaşmak
come to a head v. çıkmak
come to a head v. doruğa ulaşmak
come to a head v. son haddine varmak
come to a head v. sona ermek
compete head to head v. başa baş yarışmak
compete head to head v. başa baş rekabet etmek
cover one's head v. başını örtmek
cover one's head v. başını kapatmak
cover one's head v. türban/başörtüsü takmak
cracked your head open v. başını yarmak
cracked your head open v. kafasını yarmak
cut off one's head v. kellesini uçurmak
cut off one's head v. kafasını koparmak
drop one's head v. başını öne eğmek
drop one's head v. başını eğmek
drum something into somebody's head v. kafasına sokmak
duck one's head v. başını eğmek
duck one's head v. başını öne eğmek
duck the head v. şaşırtmak
enter one's head v. aklına gelmek
eye from head to foot v. süzmek
eye from head to foot v. baştan aşağı süzmek
fall asleep the minute one's head hits the pillow v. kafasını yastığa koyar koymaz uyumak
fall asleep the minute one's head hits the pillow v. başını yastığa koyar koymaz uyumak
fall head over heels v. tepetaklak düşmek
get head together v. kafayı toplamak
get in over head v. (su) boyu/boyunu aşmak
get it into one's head that ... v. kafasına koymak
get one's head screwed on right v. akıllanmak
get out of one's head v. beyninden kazımak
get out of one's head v. akıldan çıkarmak
get out of one's head v. kafasından atmak
get shot in the head v. kafasından vurulmak
get something through someone's head v. bir şeyi birinin kafasına sokmak
get something through someone's head v. bir şeyi birine anlatmak
get to somebody's head v. başına vurmak
give a head start v. avantaj vermek
give somebody his head v. serbest bırakmak
go off one's head v. sapıtmak
go off one's head v. cinnet getirmek
go off one's head v. oynatmak
go off one's head v. fıttırmak
go off one's head v. çıldırmak
go to one's head v. başını döndürmek
go to one's head v. sersem etmek
go to one's head v. başına vurmak
go to one's head v. başına vurmak (içki)
go to one's head v. kendini bir şey zannetmesine sebep olmak
go to somebody's head v. çarpmak
go to somebody's head v. başını döndürmek
hammer an idea into someone's head v. bir fikri birinin kafasına sokmak
hang one's head v. başını eğmek
hang one's head v. başını öne eğmek
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
have a good head on one's shoulders v. çok zeki olmak
have a swollen head v. burnu büyümek
have no roof over one's head v. başını sokacak bir yeri olmamak
have one's head in the clouds v. aklı bir karış havada olmak
have one's head screwed on right v. aklı başında biri olmak
have one's head screwed on the right way v. aklı başında biri olmak
head back home v. (geri) eve yönelmek
head back home v. eve (geri) yönelmek
head butt v. kafa atmak
head for v. bir yere doğru ilerlemek
head for v. -in istikametini tutmak
head for v. -e gitmek
head for v. gitmek
head for v. koyulmak
head for v. -e doğru gitmek
head for v. yönelmek
head for disaster v. baştan kara gitmek
head for silver screen v. gözünü beyazperdeye dikmek
head for the hills v. sıvışmak
head off v. önlemek
head off v. savmak
head off v. önüne geçmek
head off v. yönünü değiştirmek
head off v. yolunu kesmek
head on crash v. (araç) kafa kafaya çarpışmak
head someone off v. birinin yolunu kesmek
head someone off v. birini kösteklemek
head someone off v. birinin ilerlemesini engellemek
head something at something v. bir şeyin rotasını bir yere doğru yöneltmek
head something off v. bir şeyin yolunu kesmek
head something off v. bir şeyi engellemek
head something off v. bir şeyin ilerlemesini engellemek
head straight for the top v. zirveye çıkmak
head straight for the top v. zirveye doğru yol almak
head the company v. şirketi yönetmek
head the company v. şirketin başına geçmek
head the company after someone v. birisinden sonra şirketin başına geçmek
head the poll v. seçimde kazanmak
head towards v. yönelmek
head towards v. -e doğru yöneltmek
head up v. başına geçmek
head up v. başına geçirilmek
hit the nail on the head v. kafasına çivi çakmak
hit the nail right on the head v. kafasına çivi çakmak
hold a gun against one's head v. birinin kafasına silah dayamak
hold a gun to somebody's head v. birinin kafasına tabanca dayamak
hold one's head high v. başını dik tutmak
hold one's head high v. başı dik durmak
hold one's head up high v. başını dik tutmak
incline one's head v. başını eğmek
keep one's head v. soğukkanlılığını yitirmemek
keep one's head v. kendine hakim olmak
knock one's head against the wall v. başını taştan taşa vurmak
lift one's head v. başını kaldırmak
lift one's head v. kafasını kaldırmak
lose one's head v. paniğe kapılmak
lose one's head v. kafası karışmak
lose one's head v. pusulayı şaşırmak
lose one's head v. aklı başından gitmek
lose one's head v. cinleri başına toplanmak
lose one's head v. kendinden geçmek
lose one's head v. zıvanadan çıkmak
lose one's head/temper v. zıvanadan çıkmak
lower one's head v. başını eğmek
lower one's head v. başını öne eğmek
nod one's head yes v. başını evet anlamında sallamak
nod one's head yes v. evet anlamında başını sallamak
not to touch a hair of someone's head v. kılına dokunmamak
put a gun to somebody's head v. birinin kafasına tabanca dayamak
put a price on somebody's head v. başına ödül koymak
put one's head in the lion's mouth v. tehlikeye atılmak
put one's head in the lion's mouth v. kellesini koltuğuna almak
put one's head on someone's shoulder v. başını omzuna yaslamak
put one's head on someone's shoulder v. başını omuzuna yaslamak
put something into one's head v. aklına sokmak
puzzle one's head v. kafa patlatmak
puzzle one's head v. kafa yormak
raise one's head v. başını kaldırmak
raise one's head v. kafasını kaldırmak
reah a head v. iyice kızışmak
reah a head v. doruk noktasına gelmek/ulaşmak
rest one's head v. kafa dinlemek
rest one's head v. kafasını dinlemek
scratch one's head v. kafasını kaşımak
set a price on someone's head v. aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek
sever the head from v. baş kesmek
shake one's head v. başını sallamak
shoot in the head v. başından vurmak
stand on one's head v. amuda kalkıp durmak
suffer from a swollen head v. küçük dağları ben yarattım demek
swing one's head v. gerdan kırmak
take off the head of v. baş kesmek
talk off the top of one's head v. ezbere konuşmak
talk somebody's head off v. kafasını şişirmek
throw a hood over one’s head v. kafasına çuval geçirmek
throw a hood over one’s head v. başına çuval geçirmek
tilt head v. baş eğmek
turn one's head v. başını döndürmek
turn one's head v. başını çevirmek
turn one's head v. gururlandırmak
turn somebody's head v. başını döndürmek
turn somebody's head v. sarhoş etmek
turn someone's head v. birinin başını döndürmek
use one's head v. kafayı kullanmak
win by a head v. bir baş farkıyla kazanmak
win by a head v. bir baş farkı ile kazanmak
a buck of the first head n. olgunluğa ulaşmış beş yaşında geyik boynuzu
a head-on collision n. kafa kafaya çarpışma
a roof over one's head n. başını sokacak bir yer
a roof over one's head n. başını sokacak bir dam
arrow head n. ok ucu
artesian head n. artezyen yükü
assistant to the head n. başyardımcı
ax head n. balta başı
axe head n. balta başı
back of the head n. ense
bald head n. kel kafa
big head n. ukala
big head n. kendini birşey sanan kişi
big head n. kendini beğenmiş
bird head n. kuş kafası
bobbing head doll n. genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak
bobbing head doll n. baş kısmı büyük oyuncak biblo
bonus head n. bonus kafa
bullet head n. küçük yuvarlak baş
bullet head n. inatçı
bullet in the head n. kafadaki kurşun
bullet-head n. inatçı
cabbage head n. bir baş lahana
capstan head n. palamar babası
co-head n. eş başkan
co-head of department n. bölüm başkan yardımcısı
co-head the department of n. ... bölümü başkan yardımcılığı
corporate head n. şirketin yöneticisi
countersunk head n. gömme baş
crowned head n. hükümdar
cutting head n. kesme kafası
damaged head n. başıbozuk
death's head n. kurukafa
death's head n. kurukafa şekli
death's-head n. ölümü simgeleyen kafatası
deer head n. geyik başı
deer head n. geyik kafası
department head n. bölüm başı
deputy head teacher n. (okulda) müdür yardımcısı
drum head n. davul derisi
drum head n. ırgat başlığı
fat-head n. aptal
fat-head n. mankafa
flower head n. çiçeklik
fork-head n. ön çatal (bisiklet)
former head n. eski başkan
golf club head n. golf sopası ucu
golf club head n. golf kulübü başkanı
golf club head n. golf sopası başı
grass head n. çim adam
hammer head n. çekiç başı
hand-printed head scarve maker n. yemenici
hand-printed head scarve making n. yemenicilik
hand-printed head scarve seller n. yemenici
hand-printed head scarve selling n. yemenicilik
harbor head n. liman başkanı
head ache n. baş ağrısı
head actor n. başaktör
head assistant n. başyardımcı
head band n. saç bandı
head cheerleader n. amigo kızların lideri
head cleaner n. kaset kafası temizleyici
head clerk n. başkatip
head clerk n. baş katip
head cold n. ingin
head cook n. aşçı başı
head cook n. aşçıbaşı
head director n. baş direktör
head doctor n. başhekim
head doctor n. baş hekim
head end business n. eşya taşıma işi
head gate n. set
head gate n. bent kapağı
head guard n. koruyucu başlık
head guard n. kask
head guard n. başgardiyan
head hugger n. kafa yastığı
head hunter n. insan başı avlayıcı
head hunter n. insan avcısı
head lettuce n. göbek marul
head lettuce n. kıvırcık salata
head level n. baş hizası
head lice n. saç biti
head loss n. irtifa kaybı
head manager n. başmüdür
head master n. okul müdürü
head mechanic n. makine ustası
head noun n. asıl isim
head nurse n. baş hemşire
head nurse n. servis sorumlusu/baş hemşire
head nursing n. başhemşirelik
head of a boil n. çıban başı
head of clinic n. klinik başkanı
head of clinic n. klinik sorumlusu
head of committee n. heyet başkanı
head of company n. şirket yöneticisi
head of decoration n. dekorasyon şefi
head of department n. daire başkanlığı
head of departments n. daire başkanı
head of facility n. tesis başkanı
head of female servants n. kalfa
head of fire brigade department n. itfaiye daire başkanı
head of household n. evin direği
head of IT department n. bilgi işlem daire başkanı
head of land registry office n. tapu sicil müdürü
head of provincial treasury n. defterdar
head of reception n. resepsiyon şefi
head of research n. araştırma başkanı
head of security n. güvenlik şefi
head of the department n. bölümün başkanı
head of the department of n. anabilim dalı başkanı
head of the family n. aile reisi
head of the finance office n. mal müdürü
head of the financial department n. defterdar
head of the penis n. penis kafası
head of the registry office n. nüfus müdürü
head of the state n. devlet başkanı
head office n. merkez
head office n. genel merkez
head office n. yönetim merkezi
head office location n. merkez ofis mahalli
head official of a district n. kaymakam
head physician n. baş hekim
head physician n. başhekimlik
head piece n. üst başlık
head piece n. başlık
head position n. baş duruşu
head posture n. baş duruşu
head scarf n. başörtü
head scarf n. börk
head scarf n. baş bağlama
head shot n. sabıka fotoğrafı
head shot n. vesikalık fotoğraf
head shot n. vesikalık çekim
head start n. avantaj
head start n. üstünlük
head start n. avans
head teacher n. baş öğretmen
head technician n. başteknisyen
head waiter n. baş garson
head waiter n. baş hizmetçi
head wind n. pruva rüzgarı
head workman n. ustabaşı
head-dress n. başlık
head-hunter n. insan başı avlayıcı
head-hunting n. kafa avcılığı
head-on collision n. kafa kafaya çarpışma
letter head n. mektup başlığı
light in the head n. ahmak
loss of head n. yük kaybı
lost-head nail n. çok küçük başlı çivi
mace head n. topuz başı
magnetic head n. manyetik kafa
magnetic recording head n. manyetik kayıt kafası
mop head n. paspas başlığı
mop head n. paspas başlığı
mutton head n. ahmak
nail head n. çivi başı
office of a head clerk n. başkatiplik
optical sound head n. optik ses kayıt kafası
optical sound head n. optik seslendirme kafası
pan-and-tilt head n. panorama başlığı
panning head n. panorama başlığı
panning head n. pan başlığı
panning head n. çevrinme başlığı
penis head n. penis başı
playback head n. yeniden oynatma kafası
playback head n. okuma kafası
provincial head n. il başkanı
pudding-head n. ahmak
pudding-head n. mankafa
radio head n. bir ingiliz rock grubu
razor with a movable (shaving) head n. oynar başlıklı
rudder head n. dümen başı
running head n. sayfa başlığı
running head n. her sayfaya yazılan başlık
running head n. kitabın her sayfasına yazılan başlığı
running head n. dizi başlık
seed head n. tohum başı
seed head n. tohum kafası
shaved head n. jiletle kazınmış baş
shaved head n. sıfıra vurulmuş kafa
shaved head n. dazlak baş
shock-head n. gür saçlı
shower head n. duş başlığı
silk head scarf n. poşu
sneaker head n. ayakkabı tutkunu
sneaker head n. ayakkabı koleksiyoncusu
swimming of the head n. baş dönmesi
the head n. en tepedeki insan
tooth brush with removable head n. çıkarılabilir başlıklı diş fırçası
tooth brush with removable head n. üstü açılabilir kapaklı diş fırçası
unit head n. şube müdürü
wig as head scarf n. başörtü peruka
having a round head adj. toplu
head spinning adj. baş döndürücü
head-final adj. sondan eklemeli (dil vb)
head-on adj. kafadan/önden
head-on adj. burun buruna (çarpışma)
head-turning adj. dikkat çekici
light in the head adj. kafasız
light in the head adj. sersemlemiş
messed up in the head adj. kafası allak bullak olmuş
moveable head adj. oynar başlıklı
out of one's head adj. çılgın
queer in the head adj. çatlak
queer in the head adj. kaçık
red head adj. kızıl saçlı
shaved head adj. kafası tıraşlı
shock-head adj. dağınık saçlı
sick in the head adj. kafadan çatlak
sick in the head adj. kafadan hasta
soft in the head adj. kafasız
trimmed by the head adj. başa tirimli
weak in the head adj. kafadan kontak
wearing a head scarf adj. başörtülü
a head adv. kişi başına
by the head and ears adv. yaka paça
from head to foot adv. baştan aşağı
from head to foot adv. baştan ayağa
from head to foot adv. tepeden tırnağa kadar
from head to foot adv. tepeden tırnağa
from head to toe adv. tamamiyle
from head to toe adv. tepeden tırnağa kadar
from the top of the head to the bottom of the feet adv. tepeden tırnağa
head and ears adv. tamamiyle
head over heels adv. tepetaklak
head over heels adv. tepetakla
head to head adv. karşılıklı (yüzleşme)
head to head adv. baş başa
head to head adv. yüzyüze
head-on adv. kafa kafaya
head-to-head adv. kafa kafaya
in the head adv. son tahlilde
on one's head adv. tepetaklak
over head and ears adv. tamamiyle
over head and ears adv. tepeden tırnağa kadar
over one's head adv. insanın kavrayışı dışında
per head adv. kişi başına
per head adv. adam başına
per head adv. insan başına
with his head held high adv. başı dik
with his head held high adv. başı yüksekte
with the head bent adv. başı öne eğik
head scarf başlık
head scarf külah
Phrasals
head away from bir yerden yola çıkmak
head back to geri yönelmek
head for -e doğru yönelmek
head for yönelmek
head for -e doğru yol almak
head in to dosdoğru -ya gitmek
head in to dosdoğru (bir şeyi) yapmak
head off to gitmek
head on over gitmek
head out yola koyulmak
head out yola çıkmak
head over to gitmek
head over to belirli bir yere doğru yola çıkmak
head toward -e doğru yöneltmek
head toward -e doğru yol almak
head towards -e doğru yönelmek
head towards -e doğru yol almak
Phrases
on his own head be it vebali kendi boynuna
under the head of maddesinde
under the head of başlığı altında
with one's head in the air burnu havada
Proverb
a fish rots from the head down balık baştan kokar
better be the head of a dog than the tail of a lion ata kuyruk olmaktansa fareye baş olmak yeğdir
better be the head of a dog than the tail of a lion azıcık aşım ağrısız başım
he wears a ten dollar hat on a five cent head kel başa şimşir tarak
he wears a ten dollar hat on a five cent head eşeğe altın semer vursan yine eşektir
intelligence is in the head not in the age akıl yaşta değil baştadır
still tongue makes a wise head az konuş öz konuş
still tongue makes a wise head söz gümüşse sükut altındır
uneasy lies the head that wears a crown büyük başın derdi büyük olur
Colloquial
cabbage head n. ahmak
a head start diğerlerinden daha iyi başlamak
a head start bir sıfır önde başlamak
a head start daha avantajlı başlamak
a head start avantajlı başlamak
a swelled head burnu büyümüş
a swelled head burnu büyük
a swelled head kibirli
above one's head kafası alamayacak kadar zor
above one's head birisinin anlamayacağı kadar zor
above one's head anlaşılması zor
be above one's head anlaması güç olmak
be above one's head anlaşılması zor olmak
be above one's head üstü kapalı olmak
be on your head senin bileceğin iş
be on your head senin sorumluluğun