head - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

head

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "head" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 119 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
head n. kelle
head n. kafa
head n. baş
head n. başkan
General
head v. kullanmak
head v. yollanmak
head v. geçmek
head v. başı çekmek
head v. kafa vurmak
head v. baş vermek
head v. kafa ile vurmak
head v. yönelmek
head v. bir yöne doğru hareket etmek/ettirmek
head v. yönetmek
head v. baş olmak
head v. gitmek
head v. sorumlu olmak
head v. başına geçmek (şirket vb)
head v. yönlendirmek
head v. başında olmak
head v. olgunlaşmak
head v. başına geçmek
head v. -in birincisi olmak
head v. (topa) kafa vurmak
head v. başkanı olmak
head v. başkanlığını yapmak
head n. baş (sebzede)
head n. fasıl
head n. müdür
head n. şef
head n. şahika
head n. saksı
head n. başak
head n. kaynak
head n. ser
head n. kapı
head n. akıl
head n. uç kısım
head n. adet
head n. tarz
head n. konu başlığı
head n. doruk
head n. ön taraf
head n. kaymak
head n. önder
head n. göbek
head n. tepe
head n. zeka
head n. baş yer
head n. başucu
head n. madde
head n. su irtifası
head n. memba
head n. yüznumara
head n. şapka
head n. manşet
head n. cephe
head n. kafa (ses aygıtında manyetik)
head n. zirve
head n. fıkra
head n. konu
head n. kişi
head n. yönetici
head n. reis
head n. kafa
head n. beyin
head n. tura
head n. baş taraf
head n. üst kısım
head n. pınar başı
head n. lider
head n. ana
head n. köpük
head n. başkan
head n. köpük (bira vb)
head n. baş
head n. başlık
head adj. başta olan
head adj. meraklı
head adj. başa ait
head adj. baş ile ilgili
head adj. baştaki
Slang
head oral seks
head tuvalet
Politics
head yönetmek
head baş
head unvan
head reis
head şef
Advertising
head serlevha
head başlık
head büyük manşet
Technical
head yükseklik
head bodoslama
head başlık
head silindir kapağı
head pruva
head basma yüksekliği
head çengel
head hed
head düşü
head düşü yüksekliği
head yöneltmek
head önde gelmek
head başta olmak
Construction
head kısa kenar
Automotive
head silindir kapağı
Aeronautic
head yola çıkmak
Marine
head seren yakası
head yük
head gemi tuvaletlerine verilen isim
head başı bir tarafa doğru olmak
head başı çevrili olmak
head geminin baş tarafı
Anatomy
head baş
Agriculture
head baş damıtma işleminde önden alınan baş mahsul
Linguistics
head tamlayan
head baş sözcük
Geology
head basınç yüksekliği

Sens de "head" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
head nurse n. başhemşire
head scarf n. baş örtüsü
head teacher n. okul müdürü
General
drum something into somebody's head v. kafasına sokmak
be off one's head v. kafayı üşütmek
not to touch a hair of someone's head v. kılına dokunmamak
knock one's head against the wall v. başını taştan taşa vurmak
come to a head v. son noktaya varmak
have no roof over one's head v. başını sokacak bir yeri olmamak
lose one's head v. paniğe kapılmak
get it into one's head that ... v. kafasına koymak
turn one's head v. başını döndürmek
head something off v. bir şeyin ilerlemesini engellemek
puzzle one's head v. kafa patlatmak
turn someone's head v. birinin başını döndürmek
head something off v. bir şeyi engellemek
puzzle one's head v. kafa yormak
come to a head v. dönüm noktasına varmak
shake one's head v. başını sallamak
go off one's head v. oynatmak
come to a head v. sona ermek
get to somebody's head v. başına vurmak
lose one's head/temper v. zıvanadan çıkmak
head for v. bir yere doğru ilerlemek
get something through someone's head v. bir şeyi birinin kafasına sokmak
keep one's head v. kendine hakim olmak
come to a head v. baş vermek
hold one's head high v. başını dik tutmak
go to one's head v. başına vurmak (içki)
head off v. yolunu kesmek
set a price on someone's head v. aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek
head off v. yönünü değiştirmek
come to a head v. çıkmak
lose one's head v. aklı başından gitmek
come to a head v. doruğa ulaşmak
eye from head to foot v. baştan aşağı süzmek
hammer an idea into someone's head v. bir fikri birinin kafasına sokmak
bring to a head v. karar noktasına getirmek
go off one's head v. cinnet getirmek
be at the head of v. başında bulunmak
have a good head on one's shoulders v. çok zeki olmak
go off one's head v. sapıtmak
suffer from a swollen head v. küçük dağları ben yarattım demek
be over one's head v. boyunu aşmak (su)
lose one's head v. cinleri başına toplanmak
head off v. savmak
go off one's head v. fıttırmak
head the poll v. seçimde kazanmak
go to one's head v. başını döndürmek
go to somebody's head v. başını döndürmek
be over one's head v. boyunu geçmek (su)
cut off one's head v. kellesini uçurmak
go to one's head v. kendini bir şey zannetmesine sebep olmak
go to somebody's head v. çarpmak
head off v. önüne geçmek
put one's head in the lion's mouth v. kellesini koltuğuna almak
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
eye from head to foot v. süzmek
have one's head in the clouds v. aklı bir karış havada olmak
turn somebody's head v. sarhoş etmek
head someone off v. birinin yolunu kesmek
swing one's head v. gerdan kırmak
head off v. önlemek
turn one's head v. gururlandırmak
put one's head in the lion's mouth v. tehlikeye atılmak
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
talk somebody's head off v. kafasını şişirmek
enter one's head v. aklına gelmek
head towards v. yönelmek
head someone off v. birinin ilerlemesini engellemek
bring matters to a head v. çıbanın başını koparmak
head for v. gitmek
turn somebody's head v. başını döndürmek
incline one's head v. başını eğmek
get something through someone's head v. bir şeyi birine anlatmak
lose one's head v. zıvanadan çıkmak
go off one's head v. çıldırmak
be unable to make head or tail of v. akıl erdirememek
put a price on somebody's head v. başına ödül koymak
head for v. yönelmek
lose one's head v. kendinden geçmek
head someone off v. birini kösteklemek
head for v. koyulmak
have a swollen head v. burnu büyümek
head something off v. bir şeyin yolunu kesmek
have one's head screwed on right v. aklı başında biri olmak
head the company after someone v. birisinden sonra şirketin başına geçmek
head the company v. şirketin başına geçmek
head the company v. şirketi yönetmek
compete head to head v. başa baş rekabet etmek
compete head to head v. başa baş yarışmak
beat something into somebody's head v. kafasına sokmak
give somebody his head v. serbest bırakmak
talk off the top of one's head v. ezbere konuşmak
be in over one's head v. haddini aşmak
be in over one's head v. haddini bilmemek
be in over one's head v. çizmeyi aşmak
get one's head screwed on right v. akıllanmak
duck the head v. şaşırtmak
hold one's head high v. başı dik durmak
bend one's head v. başını eğmek
can't get one's head round something v. anlayamamak
can't get one's head round something v. kabullenememek
lift one's head v. kafasını kaldırmak
bend head v. baş eğmek
bury one's head in the pillow v. kafasını yastığa gömmek
raise one's head v. kafasını kaldırmak
put something into one's head v. aklına sokmak
tilt head v. baş eğmek
fall head over heels v. tepetaklak düşmek
shoot in the head v. başından vurmak
cut off one's head v. kafasını koparmak
drop one's head v. başını öne eğmek
bow one's head v. başını eğmek
duck one's head v. başını öne eğmek
lower one's head v. başını öne eğmek
hang one's head v. başını eğmek
bow one's head v. başını öne eğmek
bend one's head v. başını öne eğmek
drop one's head v. başını eğmek
duck one's head v. başını eğmek
hang one's head v. başını öne eğmek
lower one's head v. başını eğmek
(an idea) come into someone's head v. fikir gelmek
give a head start v. avantaj vermek
(an idea) pop into someone's head v. fikir gelmek
(an idea) come into someone's head v. aklına bir fikir gelmek
(an idea) pop into someone's head v. aklına bir fikir gelmek
sever the head from v. baş kesmek
take off the head of v. baş kesmek
chop off someone's head v. baş kesmek
turn one's head v. başını çevirmek
win by a head v. bir baş farkıyla kazanmak
win by a head v. bir baş farkı ile kazanmak
be head to head v. başabaş gitmek
be head to head v. başa baş gitmek
be head to head v. kafa kafaya gitmek
come to a head v. doruk noktasına ulaşmak
come to a head v. son haddine varmak
(not) harm a hair of somebody's head v. birinin kılına bile dokunmamak
head for the hills v. sıvışmak
use one's head v. kafayı kullanmak
go to one's head v. başına vurmak
go to one's head v. sersem etmek
head for v. -e doğru gitmek
collide head-on v. kafa kafaya çarpışmak
be head-in-the-clouds v. aklı havada olmak
head for v. -e gitmek
head for v. -in istikametini tutmak
head towards v. -e doğru yöneltmek
be head-in-the-clouds v. aklı bir karış havada olmak
be head and shoulders above v. -den çok üstün olmak
get out of one's head v. akıldan çıkarmak
get out of one's head v. kafasından atmak
get out of one's head v. beyninden kazımak
be over one's head v. yeteneği dışında olmak
have one's head screwed on the right way v. aklı başında biri olmak
be over one's head v. bilgisi dışında olmak
keep one's head v. soğukkanlılığını yitirmemek
lose one's head v. kafası karışmak
lose one's head v. pusulayı şaşırmak
come into one's head v. aklına gelmek
rest one's head v. kafasını dinlemek
cover one's head v. başını kapatmak
rest one's head v. kafa dinlemek
head for silver screen v. gözünü beyazperdeye dikmek
cover one's head v. başını örtmek
lift one's head v. başını kaldırmak
raise one's head v. başını kaldırmak
head for disaster v. baştan kara gitmek
hold one's head up high v. başını dik tutmak
scratch one's head v. kafasını kaşımak
hit the nail right on the head v. kafasına çivi çakmak
hit the nail on the head v. kafasına çivi çakmak
throw a hood over one’s head v. kafasına çuval geçirmek
throw a hood over one’s head v. başına çuval geçirmek
head butt v. kafa atmak
head something at something v. bir şeyin rotasını bir yere doğru yöneltmek
head back home v. (geri) eve yönelmek
head back home v. eve (geri) yönelmek
cover one's head v. türban/başörtüsü takmak
hold a gun against one's head v. birinin kafasına silah dayamak
be in over head v. (su) boyu/boyunu aşmak
get in over head v. (su) boyu/boyunu aşmak
nod one's head yes v. başını evet anlamında sallamak
nod one's head yes v. evet anlamında başını sallamak
become the head of the v. (şirket/kulüp) başına geçmek
reah a head v. iyice kızışmak
reah a head v. doruk noktasına gelmek/ulaşmak
be in a head-on collision v. bir araçla kafa kafaya çarpışmak
head on crash v. (araç) kafa kafaya çarpışmak
stand on one's head v. amuda kalkıp durmak
hold a gun to somebody's head v. birinin kafasına tabanca dayamak
put a gun to somebody's head v. birinin kafasına tabanca dayamak
get shot in the head v. kafasından vurulmak
caress someone's head v. başını okşamak
caress someone's head v. kafasını okşamak
get head together v. kafayı toplamak
head up v. başına geçmek
head up v. başına geçirilmek
fall asleep the minute one's head hits the pillow v. kafasını yastığa koyar koymaz uyumak
fall asleep the minute one's head hits the pillow v. başını yastığa koyar koymaz uyumak
cracked your head open v. başını yarmak
cracked your head open v. kafasını yarmak
head straight for the top v. zirveye çıkmak
head straight for the top v. zirveye doğru yol almak
put one's head on someone's shoulder v. başını omzuna yaslamak
put one's head on someone's shoulder v. başını omuzuna yaslamak
axe head n. balta başı
loss of head n. yük kaybı
office of a head clerk n. başkatiplik
head ache n. baş ağrısı
artesian head n. artezyen yükü
head waiter n. baş hizmetçi
head office location n. merkez ofis mahalli
head of the state n. devlet başkanı
head clerk n. başkatip
a roof over one's head n. başını sokacak bir yer
head cook n. aşçı başı
mace head n. topuz başı
head of reception n. resepsiyon şefi
head teacher n. baş öğretmen
head doctor n. başhekim
head nurse n. baş hemşire
head guard n. başgardiyan
head of the registry office n. nüfus müdürü
capstan head n. palamar babası
head of decoration n. dekorasyon şefi
head of the finance office n. mal müdürü
head loss n. irtifa kaybı
provincial head n. il başkanı
golf club head n. golf kulübü başkanı
wig as head scarf n. başörtü peruka
head of security n. güvenlik şefi
head scarf n. baş bağlama
head of departments n. daire başkanı
swimming of the head n. baş dönmesi
magnetic head n. manyetik kafa
head of the financial department n. defterdar
unit head n. şube müdürü
head wind n. pruva rüzgarı
nail head n. çivi başı
head cold n. ingin
corporate head n. şirketin yöneticisi
head hunter n. insan başı avlayıcı
head official of a district n. kaymakam
head office n. merkez
head mechanic n. makine ustası
head scarf n. başörtü
head lice n. saç biti
radio head n. bir ingiliz rock grubu
head start n. üstünlük
head workman n. ustabaşı
countersunk head n. gömme baş
head scarf n. börk
head start n. avans
back of the head n. ense
head of a boil n. çıban başı
head of female servants n. kalfa
mutton head n. ahmak
head of department n. daire başkanlığı
rudder head n. dümen başı
flower head n. çiçeklik
silk head scarf n. poşu
hammer head n. çekiç başı
light in the head n. ahmak
head clerk n. baş katip
running head n. dizi başlık
head of the family n. aile reisi
head cook n. aşçıbaşı
magnetic recording head n. manyetik kayıt kafası
department head n. bölüm başı
ax head n. balta başı
letter head n. mektup başlığı
head band n. saç bandı
head technician n. başteknisyen
head nursing n. başhemşirelik
head actor n. başaktör
head doctor n. baş hekim
head of company n. şirket yöneticisi
head of provincial treasury n. defterdar
optical sound head n. optik ses kayıt kafası
optical sound head n. optik seslendirme kafası
panning head n. panorama başlığı
panning head n. çevrinme başlığı
panning head n. pan başlığı
razor with a movable (shaving) head n. oynar başlıklı
head office n. yönetim merkezi
head physician n. başhekimlik
arrow head n. ok ucu
cutting head n. kesme kafası
a roof over one's head n. başını sokacak bir dam
head gate n. set
head gate n. bent kapağı
head level n. baş hizası
drum head n. ırgat başlığı
drum head n. davul derisi
a head-on collision n. kafa kafaya çarpışma
hand-printed head scarve maker n. yemenici
head-dress n. başlık
bullet-head n. inatçı
hand-printed head scarve making n. yemenicilik
head-on collision n. kafa kafaya çarpışma
head-hunting n. kafa avcılığı
hand-printed head scarve seller n. yemenici
hand-printed head scarve selling n. yemenicilik
co-head the department of n. ... bölümü başkan yardımcılığı
fat-head n. mankafa
death's-head n. ölümü simgeleyen kafatası
co-head of department n. bölüm başkan yardımcısı
fat-head n. aptal
fork-head n. ön çatal (bisiklet)
pudding-head n. ahmak
pudding-head n. mankafa
shock-head n. gür saçlı
pan-and-tilt head n. panorama başlığı
head office n. genel merkez
head piece n. başlık
head piece n. üst başlık
head start n. avantaj
lost-head nail n. çok küçük başlı çivi
playback head n. okuma kafası
playback head n. yeniden oynatma kafası
crowned head n. hükümdar
head end business n. eşya taşıma işi
running head n. her sayfaya yazılan başlık
bobbing head doll n. baş kısmı büyük oyuncak biblo
big head n. kendini birşey sanan kişi
big head n. ukala
big head n. kendini beğenmiş
head shot n. sabıka fotoğrafı
head hunter n. insan avcısı
running head n. sayfa başlığı
running head n. kitabın her sayfasına yazılan başlığı
tooth brush with removable head n. üstü açılabilir kapaklı diş fırçası
sneaker head n. ayakkabı koleksiyoncusu
sneaker head n. ayakkabı tutkunu
head of IT department n. bilgi işlem daire başkanı
head of facility n. tesis başkanı
shower head n. duş başlığı
head waiter n. baş garson
the head n. en tepedeki insan
head of the department of n. anabilim dalı başkanı
head of fire brigade department n. itfaiye daire başkanı
damaged head n. başıbozuk
head guard n. kask
head guard n. koruyucu başlık
head of land registry office n. tapu sicil müdürü
deer head n. geyik başı
deer head n. geyik kafası
bobbing head doll n. genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak
head of the department n. bölümün başkanı
head manager n. başmüdür
head nurse n. servis sorumlusu/baş hemşire
head shot n. vesikalık fotoğraf
head shot n. vesikalık çekim
head director n. baş direktör
head noun n. asıl isim
cabbage head n. bir baş lahana
head of household n. evin direği
bullet head n. küçük yuvarlak baş
bullet head n. inatçı
death's head n. kurukafa
death's head n. kurukafa şekli
head cheerleader n. amigo kızların lideri
head-hunter n. insan başı avlayıcı
head lettuce n. göbek marul
seed head n. tohum başı
seed head n. tohum kafası
penis head n. penis başı
head of the penis n. penis kafası
head physician n. baş hekim
head of committee n. heyet başkanı
head of research n. araştırma başkanı
co-head n. eş başkan
former head n. eski başkan
deputy head teacher n. (okulda) müdür yardımcısı
head master n. okul müdürü
assistant to the head n. başyardımcı
head assistant n. başyardımcı
shaved head n. dazlak baş
shaved head n. sıfıra vurulmuş kafa
shaved head n. jiletle kazınmış baş
bald head n. kel kafa
golf club head n. golf sopası başı
golf club head n. golf sopası ucu
head cleaner n. kaset kafası temizleyici
head of clinic n. klinik başkanı
head of clinic n. klinik sorumlusu
head position n. baş duruşu
head posture n. baş duruşu
tooth brush with removable head n. çıkarılabilir başlıklı diş fırçası
bird head n. kuş kafası
bullet in the head n. kafadaki kurşun
harbor head n. liman başkanı
mop head n. paspas başlığı
bonus head n. bonus kafa
head hugger n. kafa yastığı
mop head n. paspas başlığı
grass head n. çim adam
a buck of the first head n. olgunluğa ulaşmış beş yaşında geyik boynuzu
talking head n. ekranda vücudunun sadece omuzundan üstü görünen program sunucusu
addle-head n. aptal
addle-head n. sersem
addle-head n. kuş beyinli
head cloth n. başörtüsü
wooden/block head n. tahta kafa
trimmed by the head adj. başa tirimli
light in the head adj. sersemlemiş
queer in the head adj. kaçık
queer in the head adj. çatlak
soft in the head adj. kafasız
red head adj. kızıl saçlı
light in the head adj. kafasız
having a round head adj. toplu
wearing a head scarf adj. başörtülü
out of one's head adj. çılgın
sick in the head adj. kafadan çatlak
sick in the head adj. kafadan hasta
moveable head adj. oynar başlıklı
weak in the head adj. kafadan kontak
head-on adj. kafadan/önden
head-on adj. burun buruna (çarpışma)
shock-head adj. dağınık saçlı
messed up in the head adj. kafası allak bullak olmuş
head spinning adj. baş döndürücü
shaved head adj. kafası tıraşlı
head-final adj. sondan eklemeli (dil vb)
head-turning adj. dikkat çekici
from head to toe adv. tepeden tırnağa kadar
by the head and ears adv. yaka paça
over one's head adv. insanın kavrayışı dışında
head to head adv. baş başa
over head and ears adv. tepeden tırnağa kadar
head to head adv. yüzyüze
from head to toe adv. tamamiyle
over head and ears adv. tamamiyle
per head adv. kişi başına
a head adv. kişi başına
head over heels adv. tepetaklak
from head to foot adv. baştan aşağı
on one's head adv. tepetaklak
per head adv. adam başına
head and ears adv. tamamiyle
head to head adv. karşılıklı (yüzleşme)
from head to foot adv. tepeden tırnağa kadar
in the head adv. son tahlilde
from head to foot adv. tepeden tırnağa
from head to foot adv. baştan ayağa
head-to-head adv. kafa kafaya
head-on adv. kafa kafaya
per head adv. insan başına
head over heels adv. tepetakla
from the top of the head to the bottom of the feet adv. tepeden tırnağa
with his head held high adv. başı dik
with his head held high adv. başı yüksekte
with the head bent adv. başı öne eğik
head scarf başlık
head scarf külah
Phrasals
head for -e doğru yönelmek
head towards -e doğru yönelmek
head towards -e doğru yol almak
head for -e doğru yol almak
head out yola koyulmak
head out yola çıkmak
head away from bir yerden yola çıkmak
head for yönelmek
head toward -e doğru yöneltmek
head toward -e doğru yol almak
head off to gitmek
head in to dosdoğru (bir şeyi) yapmak
head in to dosdoğru -ya gitmek
head back to geri yönelmek
head on over gitmek
head over to gitmek
head over to belirli bir yere doğru yola çıkmak
Phrases
under the head of başlığı altında
under the head of maddesinde
with one's head in the air burnu havada
on his own head be it vebali kendi boynuna
Proverb
he wears a ten dollar hat on a five cent head eşeğe altın semer vursan yine eşektir
he wears a ten dollar hat on a five cent head kel başa şimşir tarak
better be the head of a dog than the tail of a lion ata kuyruk olmaktansa fareye baş olmak yeğdir
better be the head of a dog than the tail of a lion azıcık aşım ağrısız başım
uneasy lies the head that wears a crown büyük başın derdi büyük olur
intelligence is in the head not in the age akıl yaşta değil baştadır
still tongue makes a wise head az konuş öz konuş
still tongue makes a wise head söz gümüşse sükut altındır
a fish rots from the head down balık baştan kokar
heavy is the head that wears the crown büyük başın derdi büyük olur
Colloquial
cabbage head n. ahmak
like a bear with a sore head aksi
like a bear with a sore head sol tarafından kalkmış
be above one's head anlaşılması zor olmak
like a bear with a sore head huysuz
like a bear with a sore head sinirli
be above one's head anlaması güç olmak
like a bear with a sore head huzursuz
be above one's head üstü kapalı olmak
bother one's head about something endişelenmek