set - Turkish English Dictionary
History

set

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "set" in Turkish English Dictionary : 192 result(s)

English Turkish
Common Usage
set v. kurmak
set n. set
set n. takım
set adj. belirlenmiş
Irregular Verb
set v. set - set
General
set v. oturtmak
set v. oluşup gelişmek (meyve/tohum)
set v. kaydetmek
set v. kuluçkaya oturtmak (dişi kuşu)
set v. esmek
set v. vermek (bir ödev)
set v. saldırtmak
set v. batmak (gökcismi)
set v. yerleşmek
set v. üzerine salmak
set v. feshetmek
set v. oturmak
set v. riske atmak
set v. ayar etmek
set v. gelmek
set v. yapmak
set v. yerine koyup sarmak (kırık bir kemiğin uçlarını)
set v. yaptırmak
set v. süslemek
set v. pekişmek
set v. jöle kıvamına getirmek (reçel/pelte/muhallebi vb'ni)
set v. takmak
set v. belirginleştirmek
set v. kararlaştırmak
set v. katılaşmak
set v. hazırlamak (masa vb)
set v. kuluçkaya yatırmak
set v. donmak (çimento)
set v. resmetmek
set v. vermek (meyve/tohum)
set v. doğrultmak
set v. sarmak
set v. kurmak (sofrayı)
set v. tehlikeye atmak
set v. bir şekle sokmak (ıslak saçı)
set v. fitillemek
set v. jöle kıvamına gelmek (reçel/pelte/muhallebi vb)
set v. batmak
set v. koyulmak
set v. dondurmak
set v. donmak
set v. pıhtılaşmak
set v. ekmek
set v. çizmek
set v. şekil vermek
set v. avın yerini göstermek
set v. tartmak
set v. batmak (güneş)
set v. açmak
set v. pekiştirmek
set v. ayarlamak (saati)
set v. dikmek
set v. koyulaşmak
set v. sabitleşmek (renk)
set v. yazmak
set v. sabitleştirmek (rengi)
set v. hazırlamak (masa)
set v. fermaya geçmek (av köpeği)
set v. katılaştırmak
set v. dizmek
set v. kasılmak
set v. kaybolmak
set v. hazırlamak
set v. düzenlemek
set v. olgunlaşmak
set v. etkilemek
set v. koyulaştırmak
set v. rahatlatmak
set v. başlamak
set v. kakma işi yapmak (taş)
set v. tespit etmek
set v. girişmek
set v. meyve vermek
set v. göstermek
set v. alçaltmak
set v. tayin etmek
set v. anlatmak
set v. donatmak
set v. kışkırtmak
set v. kesilmek (süt)
set v. ayırmak
set v. yaymak
set v. şekle girmek (saç)
set v. kuluçkaya yatmak (dişi kuş)
set v. koymak
set v. kaynamak (kırık bir kemiğin uçları birbirine)
set v. fön çekmek (saça)
set v. yerleştirmek
set v. ayar çekmek
set v. geçirmek (bir hikaye vb'ni belirli bir mekan ve zaman içinde)
set v. (güneş) batmak
set v. -e yol açmak
set v. düzenlemek (belge)
set n. mizanpli
set n. klik
set n. yuva (porsuk)
set n. fidan
set n. dizi
set n. eğilim
set n. katılaşma (sıvı veya plastik madde için)
set n. hal
set n. sahne
set n. duruş
set n. mizanpili
set n. voleybol set
set n. yemek takımı
set n. mani
set n. yön (rüzgarın estiği veya akıntının aktığı)
set n. gurup
set n. batış
set n. küçük topluluk
set n. oturuş
set n. sertleşme
set n. muntazam
set n. yığın
set n. gidişat
set n. zümre
set n. topluluk
set n. batma
set n. vaziyet
set n. meyil
set n. fide
set n. durum
set n. seri
set n. aygıt
set n. cihaz
set n. takım
set n. küme
set adj. inatçı
set adj. düzenli
set adj. basmakalıp
set adj. hazır
set adj. değişmez
set adj. önceden belirtilmiş
set adj. geleneksel
set adj. muayyen
set adj. belirli
set adj. sabit
set adj. aynı
set adj. azimli
set adj. yapmacık
set adj. kararlı
set adj. kurulmuş
set adj. içten olmayan
set adj. değişmeyen
set adj. alışılmış
set adj. önceden tayin edilmiş
Trade/Economic
set alıcı
set ayarlamak
Technical
set küme
set tutma
set elektriksel aygıt
set oturtma
set yerleştirme
set takım
set saptamak
set set etmek
set pozisyonuna getirmek
set konumuna / pozisyonuna getirmek
set belirlemek
set kurmak
set fikse etmek
set konumuna getirmek
set ayar
Computer
set küme kur
set ayarlandı
set ayarlama
set benimse
set ayar
set alıcı
set grup
set belirle
set ayarlamak
set ayarla
Construction
set katılaşma
set donma
set priz almak
set priz
Automotive
set kurma
set takım
set ayarlamak
Math
set küme
Volleyball
set oyun kurma
set set
Theatre
set dekor
Cinema
set plato
Printery
set dizmek (harfleri)

Meanings of "set" in English Turkish Dictionary : 48 result(s)

Turkish English
Common Usage
set barrier n.
set set n.
General
set stereo n.
set levee n.
set music set n.
set weir n.
set wall n.
set service n.
set barrage n.
set rampart n.
set jetty n.
set embankment n.
set terrace n.
set groyne n.
set dike n.
set grading n.
set setting n.
set bank n.
set obstructing n.
set studio n.
set bar n.
set dam n.
set bund n.
set seawall n.
set dyke n.
set floodgate n.
set sluicegate n.
set penstock n.
set head gate n.
set water gate n.
set causeway n.
set obstacle n.
set obstruction n.
set sluice n.
set groin n.
set terrasse n.
Technical
set obstruction
set a set of
set kit
Automotive
set embankment
Marine
set platform
set bulkhead
Geography
set bar
Military
set groyne
set groin
Hunting
set lands
Volleyball
set set
Cinema
set live stage

Meanings of "set" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
set free v. serbest bırakmak
set up v. kurmak
General
set at nought v. hiçe saymak
set forth v. izah etmek
set one's mind on v. çok istemek
set free v. tahliye etmek
set loose v. serbest bırakmak
set free v. kurtarmak
set a good example v. örnek oluşturmak
set fire v. ateşlemek
set light to v. aydınlatmak
set apart v. bir tarafa koymak
set someone down v. birini bir yere indirmek
set at variable v. aralarını açmak
set the dice v. zar tutmak
set someone back v. birini (belirli bir zaman için) geciktirmek
set the schedule v. müfredat yapmak
set off v. başlatmak
set off a reaction v. bir reaksiyon tetiklemek
set up v. dikmek
set back v. geri çekilmek
set in the midst v. ortalamak
set a snare for somebody v. kapana kıstırmak
set something down v. bir şeyi bir yere koymak
set one person against another v. fitne sokmak
set initially v. katılaşmak
set someone on a pedestal v. birine adeta tapınmak
set to v. tartışmak
set the agenda v. gündemi belirlemek
set upon v. üzerine saldırmak
set something on end v. bir şeyi dikine koymak
set up a substructure v. altyapı kurmak
set out v. dikmek
set off v. yollanmak
set something down v. bir şeyi yazmak
set on fire v. yakmak
set something aside v. bir şeyi önemsememek
set loose v. salıvermek
set out v. seyahate çıkmak
set a snare v. tuzak kurmak
set at naught v. önemsememek
set up a home v. ev kurmak
set a fixed price v. narh koymak
set against v. karşı olmak
set forward v. ileri sürmek
set to work v. işe koyulmak
set right v. yoluna koymak
set by v. değer biçmek
set somebody thinking v. düşündürmek
set somebody's mind at rest v. yüreğine su serpmek
set up v. durdurmak
set up v. ileri sürmek
set against v. karşı çıkmak
set up a home v. yuva kurmak
set one's seal to v. mühürlemek
be set in one's ways v. kendi kurduğu düzenden pek şaşmayan biri olmak
set up a substructure v. altyapı oluşturmak
set foot in v. ayağını atmak
set out v. dizmek
set forth v. öne sürmek
set alight v. tutuşturmak
set foot in v. bulunmak
set on v. görevlendirmek
set on fire v. orman yakmak
set against v. karşılaştırmak
set off v. yola çıkmak
set the table v. sofrayı kurmak
set a clock forward v. saati ileriye almak
set off v. ayrı tutmak
set something at naught v. bir şeyi hiçe saymak
set against v. karşı koymak
set about v. girişmek
set on somebody v. üstüne salmak
set up shop v. dükkan açmak
set someone right v. birinin yanlış bilgisini düzeltmek
set something to rights v. bir şeyi yoluna koymak
set something back v. bir işi (bir süre için) geciktirmek
set down v. burnunu sürtmek
set up an agency v. acente kurmak
set the hen v. kuluçkaya yatırmak
be set up v. kurulmak
set a boat afloat v. tekneyi yüzdürmek
set down v. kaydetmek
set out v. sergilemek
set something apart v. bir şeyi bir tarafa ayırmak
set at liberty v. saygısızlık etmek
set one's mind v. baş koymak
set up v. geçindirmek
set someone's teeth on edge v. birinin sinirlerini bozmak
set back v. geri almak
set one's sights on v. amaçlamak
be set v. bulunmak
set something in motion v. bir şeyi başlatmak
set the pace v. örnek olmak
set off v. belirginleştirmek
set forth v. yola çıkmak
set an example v. örnek olmak
set aright v. düzeltmek
set one's heart on v. baş koymak
set a high value on v. çok kıymet vermek
set about v. bir şeye başlamak
set fire to v. ateşe vermek
set forward v. ileri almak
set on v. kışkırtmak
set the dog on somebody v. üşürmek
set up a display v. sergi sermek
set to v. başlamak
set forth v. ortaya koymak
set up v. aday göstermek
set on fire v. alevlendirmek
set something down v. kaydetmek
be set v. hazırlanmış olmak
set something afloat v. bir şeyi yüzdürmek
set back v. geri bırakmak
set someone's teeth on edge v. birini sinirlendirmek
have one's hair set v. mizanpili yaptırmak
set to v. uğraşmak
set at liberty v. serbest bırakmak
set a watch v. saati ayarlamak
set the fashion v. modada öncülük etmek
set a watch v. bekçi koymak
set one's heart on v. gönül bağlamak
set a match to v. yakmak
set one's cap at v. kancayı takmak
be dead set on something v. kafasına koymak
set up in type v. dizmek
set forth v. ileri sürmek
set eyes on v. görmek
set up v. yerleştirmek
set an animal free v. bir hayvanı azat etmek
set someone up in v. birinin bir iş yapmaya başlamasını sağlamak
set initially v. donmak
set down v. ihanet etmek
set free v. azat etmek
set the neighbourhood in an uproar v. mahalleyi ayağa kaldırmak
set off a reaction v. akis uyandırmak
set in v. bastırmak
set up a substructure v. altyapı hazırlamak
set out v. hareket etmek
set to work v. çalıştırmak
set one's heart v. baş koymak
set a watch forward v. saati ileriye almak
set someone's mind at rest v. birinin kuşkularını ortadan kaldırmak
set out v. ekmek
set against v. saldırtmak
set at naught v. hiçe saymak
set free v. koyuvermek
be set up v. dikilmek
set a trap v. kapan kurmak
set at naught v. önem vermemek
set on fire v. tutuşturmak
set someone against something v. birini bir şeyin aleyhine çevirmek
set fire to v. tutuşturmak
set the record straight v. insanların bildiklerinin yanlış olduğunu göstermek amacıyla durum ile ilgili doğruları açıklamak
set in type v. dizmek
set to v. koyulmak
set a good example v. iyi örnek olmak
set a higher standard v. çıtayı yükseltmek
set forth one's final opinion in scathing terms v. rest çekmek
set up a network v. ağ kurmak
set somebody's mind at rest v. rahatlatmak
set the pace for v. bir grup sporcunun temposunu ayarlamak
set up v. kurmak (ayarlamak vb)
set up v. açıklamak
set free v. salıvermek
set back v. patlamak
set up v. dikilmek
be set v. hazır olmak
set one's heart on v. çok istemek
set someone in motion v. birini harekete geçirmek
set up v. düzenlemek
set going v. hareketlendirmek
set someone at large v. bir mahpusu serbest bırakmak
set in motion v. hareketlendirmek
set about v. koyulmak
set apart v. biriktirmek
set at liberty v. azat etmek
set one's mind on something v. kafasına koymak
set fire to v. kundaklamak
set a precedent v. emsal teşkil etmek
set by v. hazırlamak
set right v. düzeltmek
set in motion v. harekete geçirmek
set off v. meydana getirmek
set down v. koymak
set forward v. yol açmak
set sail v. yelken açmak
set store by v. önemsemek
set going v. harekete geçirmek
set off v. yola koyulmak
set a precedent v. örnek oluşturmak
set at v. üstüne saldırmak
set somebody back something v. mal olmak
set down v. yolcuları indirmek
set in v. takmak (kıymetli bir taşı bir yüzük vb'ne)
set off v. tetiklemek
set to music v. bestelemek
set apart v. ayırmak
set a watch back v. saati geriye almak
have a set v. mizanpili yaptırmak
set forth v. öngörmek
set something on fire v. bir şeyi ateşe vermek
set out v. başlamak
set down v. yazmak
set down v. indirmek
set light to v. ışık tutmak
set one's heart on something v. baş koymak
get set v. hazırlanmak
set something to music v. bestelemek
set to work v. işe girişmek
set in type v. dizilmek
set out v. düzenlemek
be set free v. azat olmak
set eyes on v. bakmak
set out v. koyulmak
be set on edge v. kamaşmak (diş)
set a snare v. dolap çevirmek
set foot in v. ayak basmak
set someone's mind at rest v. birini rahatlatmak
set apart v. ayrı tutmak
set aside v. bir tarafa koymak
set afire v. ateşe vermek
set up shop v. yazıhane açmak
set on his feet v. sağlığına yeniden kavuşmak
set a snare for somebody v. tuzak kurmak
set someone at ease v. birini rahatlatmak
set table v. masayı hazırlamak
be set in type v. dizilmek
set a place in order v. bir yeri düzene sokmak
set something aside v. bir şeyi bir kenara bırakmak (birşeyi)
set someone right v. birini düzeltmek
set oneself to do something v. koyulmak
set fire to v. yakmak
set something back v. bir şeyi aksatmak
set up v. tuzak kurmak
set off v. oluşturmak
set one's heart on v. gönül vermek
set out on a journey v. yolculuğa çıkmak
set free v. özgürlüğüne kavuşturmak
set out v. yola çıkmak
set down v. belirlemek
set back v. mal olmak
set on edge v. kamaştırmak
set bounds to v. sınır koymak
set off v. ateşlemek
set something on foot v. yapmak (plan)
set someone to work v. birini işe koşmak
set somebody free v. tahliye etmek
set up v. yükseltmek
set one's mind on v. baş koymak
set something right v. bir şeyi düzeltmek
set someone right about v. yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek
set something back v. bir şeyi engellemek
set the price v. fiyatını belirlemek
set up v. saldırmak
set someone up v. birine tuzak kurmak
set in v. basmak
set great store on v. bir şeye çok önem vermek
set a price on someone's head v. aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek
set off v. patlatmak
set someone an example v. birine örnek olmak
set in v. oturtmak
set up v. birisine tuzak kurmak
set up shop v. tezgah kurmak
set against v. dayamak
set someone back v. bir oyuncuya puan kaybettirmek
set someone up on a throne v. birini bir tahta geçirmek
set aside v. reddetmek
set a trap for v. tuzak kurmak
set someone on a pedestal v. birine fazla değer vermek
set aflame v. ateşe vermek
set aside v. feshetmek
set something on foot v. bir şeyi başlatmak
be set v. kurulmak (masa)
set in v. başlamak
set on fire v. ateşe vermek
set something aside v. bir şeyi kale almamak
set one's mind on v. kafasına koymak
set foot on v. ayak basmak
set at nought v. önemsememek
set in train v. başlatmak (etkinlik vb)
set down v. alçaltmak
set store by v. önem vermek
set back v. geciktirmek
set up a camp v. kamp kurmak
set at loggerheads v. birbirine düşürmek
set foot on something v. ayak basmak
set to v. kavga etmek
set the table v. masayı kurmak
set apart v. tahsis etmek
set foot in v. -e ayak basmak
set the record straight v. olası yanlış anlaşılmaları önlemek için açıklama yapmak
set aside v. iptal etmek
set someone free v. birini serbest bırakmak
set something aside v. bir kenara koymak
be set on v. aklına koymak
set a place in order v. bir yeri derleyip toplamak
set off v. hareket etmek
set up a camp v. kamp yapmak
set up on open market v. pazar kurmak
set foot on v. -e ayak basmak
set out v. göstermek
set something aside v. bir şeyi bir tarafa ayırmak
set free v. salmak
set on v. teşvik etmek
set a clock back v. saati geriye almak
set by v. biriktirmek
set a poem to music v. bir şiiri bestelemek
set an objective v. amaç belirlemek
set back v. geride bırakmak
set by the ears v. aralarını bozmak
set at odds v. ara bozmak
set the things right v. işleri yoluna koymak
set about v. başlamak
set up v. başlamak
set aside v. ayırmak
set up housekeeping v. yuva kurmak
set goals v. hedef koymak
set goal v. hedef koymak
set (oneself/somebody) a goal v. hedef koymak
be dead set on v. engel tanımamak
set something up on fire v. ateşe vermek
set something up on fire v. yangın çıkarmak
set tone v. tonu ayarlamak
set into motion v. harekete geçirmek
set time aside for someone (for some purpose). v. (birisine) zaman vermek
set one's eye on v. göz dikmek
set forth v. meydana koymak
set time aside (for somebody/something) v. zaman bırakmak
set up a pole v. direk dikmek
set one's seal on v. damgasını vurmak
set up a post v. direk dikmek
set (down) orderly v. düzenli yerleştirmek
set over v. harekete geçmek
set over v. komutan olarak atanmak
set over v. hareket etmek
set the law at naught v. kanunu hiçe saymak
set an example v. örnek teşkil etmek
set up a hospital v. hastane kurmak
set off on a quest v. arayış içine girmek
set up a shop v. mağaza açmak
set up a shop v. dükkan açmak
set place v. yer ayırmak
set out a condition v. koşul öne sürmek
set up a base v. üs kurmak
set foot v. ayak basmak
set one's face against v. ısrarlı biçimde karşı çıkmak
be set in stone v. değiştirilemez olmak
set one's face against v. muhalefet etmek
set in stone v. değiştirilemez olmak
be set in stone v. sabit olmak
set forth a reason v. sebep öne sürmek
set up a committee v. heyet oluşturmak
set out the bait v. yem takmak
set free v. engel olmamak
set a bad example v. kötü örnek olmak
set a framework v. çerçeveyi belirlemek
set up one's own business v. kendi işini kurmak
set up the computer v. bilgisayar kurmak
set a budget v. bütçe hazırlamak
set off firework v. havai fişek atmak
set off fireworks v. havai fişekler atmak
set up a tent v. çadır kurmak
set up a network v. şebeke kurmak
set someone homework v. ödev vermek
set homework v. ödev vermek
(the sun) set v. güneş batmak
set up a project v. proje geliştirmek
set up a foundation v. vakıf kurmak
set up a workshop v. atölye kurmak
set up a company v. şirket açmak
set one's hands to a task v. işe el atmak
set conditions v. şart koşmak
set conditions v. şart getirmek
set off on a quest v. arayışına girmek
set off on a quest v. arayışı içine girmek
set off on a quest v. arayışı içerisine girmek
set table v. masa hazırlamak
set a framework v. çerçevesini belirlemek
set watch v. saat ayarlamak
set one's watch v. saatini ayarlamak
set an example v. emsal oluşturmak
set aside v. bir tarafa bırakmak
set an example v. emsal olmak
set a table v. masa kurmak
set up a website v. websitesi oluşturmak
set up a website v. websitesi kurmak
set up a website v. web sitesi oluşturmak
set up a committee v. komite oluşturmak
set up a website v. web sitesi kurmak
set up a website v. web sitesi yapmak
set a budget v. bütçe oluşturmak
set a framework v. çerçevesini oluşturmak
set someone's mind at rest v. içine su serpmek
set someone's mind at ease v. içine su serpmek
set off (on a journey) v. yola çıkmak
set out for (somewhere) v. yoluna düşmek
set off (on a journey) v. yola gitmek
set off (on a journey) v. yola düşmek
set off (on a journey) v. yola düzülmek
set off v. yola revan olmak
set off (on a journey) v. yola koyulmak
set forth v. yola koyulmak
set off (on a journey) v. yola revan olmak
set (a matter) to rights v. yoluna koymak
set budget v. bütçe oluşturmak
set watch v. saati ayarlamak
set up a system v. sistem kurmak
set up a party v. parti kurmak
set up a committee v. komite kurmak
set up an assembly v. meclis kurmak
be set to a task v. göreve getirilmek
set up an assembly v. meclis açmak
set up a commission v. komisyon kurmak
set standard v. standart belirlemek
set cost for v. ücretlendirmek
set a price for v. ücretlendirmek
set a table v. sofra kurmak
set new standard v. yeni standart belirlemek
set free v. bağımsız kılmak
set up a group v. grup kurmak
set going v. etkin hale getirmek
set in motion v. etkin hale getirmek
set apart v. bir kenara koymak
set aside v. arka plana atmak
set a model v. model oluşturmak
set off v. kalkışmak
be set an example v. örnek gösterilmek
set in v. işe elkoymak
set in v. işe el koymak
set hands to v. işe el atmak
set hands to v. işe elatmak
set up a system v. sistem oluşturmak
set a table v. masa açmak
set an example v. model olmak
(tiredness) set in v. yorgunluk çökmek
make a dead set at v. kancayı takmak
set free v. serbestlik getirmek
be set-off v. mahsup edilmek
make a dead-set at v. saldırmak
have a set-to v. kavga etmek
have a set-to v. tartışmak
set-aside v. bir kenara ayırmak
set a trap for v. -e tuzak kurmak
set one's mind on v. -i çok arzu etmek
set at v. -e hücum etmek
set one's heart on v. -i çok istemek
set-off v. mahsup ettirmek
set-aside v. tahsis etmek
set one's sight on v. -e gözünü dikmek
set-aside v. (sonra kullanmak üzere) ayırmak
set off v. bir şeyin güzelliğini ortaya çıkarmak
set up v. kurmak
set up a rule v. kural koymak
set aside v. bir kenara koymak
set a target v. hedef belirlemek
set work v. işe başlamak
set work v. girişmek
set free v. özgür bırakmak
set foot in v. -e gelmek
set foot in v. -e girmek
set foot on v. -e gelmek
set going v. yürütmek
set aside v. kaldırmak
set aside v. bertaraf etmek
set forth v. ifade etmek
set the seal on v. sonunda onaylamak
set one's mind on something v. kafaya koymak
set one's mind on doing something v. kafasına koymak
set one's mind on doing something v. kafaya koymak
set the house on fire v. evi ateşe vermek
set sight on something v. hedeflemek
set eyes on someone v. gözüne birini kestirmek
confidently set forth v. yola güvenle çıkmak
(night) set in v. karanlık bastırmak
set to zero v. sıfırlamak
set eyes on someone v. birini gözüne kestirmek
(darkness) set in v. karanlık bastırmak
set sight on something v. odaklanmak
set sight on something v. amaçlamak
confidently set forth v. güvenle yola çıkmak
set sight on something v. kafasına koymak
be set to zero v. sıfırlanmak
set eyes on someone v. birisini gözüne kestirmek
set a target v. hedef tayin etmek
set one's sights on the silver screen v. gözünü beyazperdeye dikmek
set at odds v. birbirine düşürmek
set against v. birbirine düşürmek
set a goal v. hedef tayin etmek
set an example v. örnek sergilemek
set somebody against somebody v. birbirine düşürmek
set seed v. tohum açmak
set a fire v. ateşe vermek
set fire v. ateşe vermek
set measures to v. limit koymak
set off on v. yolculuğa başlamak
set loose v. özgür bırakmak
set measures to v. sınır koymak
set fire v. yakmak
set one's sights on v. hedeflemek