zirve - Türkçe İngilizce Sözlük

zirve

"zirve" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 70 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
zirve peak i.
Unemployment has reached a new peak during the pandemic.
Pandemi süresince işsizlik yeni bir zirve noktasına ulaşmıştır.

More Sentences
zirve summit i.
It is possible to climb the summit of Snowdon on foot or by train.
Snowdon'un zirvesine yürüyerek ya da trenle tırmanmak mümkün.

More Sentences
Genel
zirve apex i.
Aiden managed to be at the apex of social elites.
Aiden toplumdaki elit kesimin zirvesine ulaşmayı başardı.

More Sentences
zirve apogee i.
She was the world's richest woman when she was at her apogee.
Zirvede olduğu dönemde dünyanın en zengin kadını oydu.

More Sentences
zirve pinnacle i.
She took a selfie at the rocky pinnacle.
Kayalık dağın zirvesinde bir selfie çekti.

More Sentences
zirve zenith i.
Her career is in its zenith now.
Kariyeri şu anda zirvede.

More Sentences
zirve crown i.
They met by the tree at the crown of the hill.
Tepenin zirvesindeki ağacın yanında buluştular.

More Sentences
zirve acme i.
When he was at the acme of his career, a scandal brought about his downfall.
Kariyerinin zirvesindeyken, bir skandal onun düşüşüne neden oldu.

More Sentences
zirve crest i.
Reaching the crest of the mountain was exhausting.
Dağın zirvesine ulaşmak çok yorucuydu.

More Sentences
zirve top i.
On the contrary, we want to see Europe at the top, and for that we need GALILEO.
Aksine Avrupa'yı zirvede görmek istiyoruz ve bunun için GALILEO'ya ihtiyacımız var.

More Sentences
zirve high i.
The wheat prices reached a new high because of the poor harvest.
Kötü hasat nedeniyle buğday fiyatları yeni bir zirveye ulaştı.

More Sentences
zirve summit i.
It is possible to climb the summit of Snowdon on foot or by train.
Snowdon'un zirvesine yürüyerek ya da trenle tırmanmak mümkün.

More Sentences
zirve high point i.
Indeed, as the Greek Presidency indicated, these summits represent the high point of hypocrisy.
Nitekim Yunanistan Dönem Başkanlığının da belirttiği üzere bu zirveler ikiyüzlülüğün zirve noktasını temsil etmektedir.

More Sentences
Siyasal
zirve summit i.
It is possible to climb the summit of Snowdon on foot or by train.
Snowdon'un zirvesine yürüyerek ya da trenle tırmanmak mümkün.

More Sentences
Teknik
zirve peak i.
Unemployment has reached a new peak during the pandemic.
Pandemi süresince işsizlik yeni bir zirve noktasına ulaşmıştır.

More Sentences
zirve summit i.
It is possible to climb the summit of Snowdon on foot or by train.
Snowdon'un zirvesine yürüyerek ya da trenle tırmanmak mümkün.

More Sentences
Telekom
zirve peak i.
Unemployment has reached a new peak during the pandemic.
Pandemi süresince işsizlik yeni bir zirve noktasına ulaşmıştır.

More Sentences
İnşaat
zirve pinnacle i.
She took a selfie at the rocky pinnacle.
Kayalık dağın zirvesinde bir selfie çekti.

More Sentences
İstatistik
zirve peak i.
Unemployment has reached a new peak during the pandemic.
Pandemi süresince işsizlik yeni bir zirve noktasına ulaşmıştır.

More Sentences
Meteoroloji
zirve zenith i.
Her career is in its zenith now.
Kariyeri şu anda zirvede.

More Sentences
Genel
zirve pike i.
zirve cusp i.
zirve height i.
zirve vertex i.
zirve sum i.
zirve head i.
zirve culmination i.
zirve high tide i.
zirve extremity i.
zirve pink i.
zirve white heat i.
zirve climax i.
zirve meridian i.
zirve cap i.
zirve payoff i.
zirve cacumen i.
zirve noon i.
zirve noontide i.
zirve tidemark i.
zirve tip [obsolete] i.
zirve eminency i.
zirve vertical [obsolete] i.
zirve blow i.
zirve ruff [obsolete] i.
zirve pic i.
zirve pin i.
zirve culmen i.
zirve fastigium i.
zirve flood tide i.
zirve perfection i.
zirve roof i.
zirve scalp i.
zirve pitch i.
zirve springtide i.
zirve stratosphere i.
zirve sublime i.
zirve sublimity i.
zirve summity [obsolete] i.
zirve supreme i.
zirve period [obsolete] i.
zirve strain i.
Konuşma Dili
zirve high note i.
Deyim
zirve the top flight i.
zirve crowning touch i.
Teknik
zirve eminence i.
Coğrafya
zirve handle [rare] i.
zirve point i.
Eski Kullanım
zirve pike i.
zirve pinnet i.
zirve state i.

"zirve" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 117 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
zirve toplantısı summit talk i.
zirve toplantıları summit meetings i.
zirve konferansı summit meeting i.
volkanik zirve cone i.
zirve toplantısı summit i.
zirve sonuç bildirisi summit final declaration i.
zirve toplantısı summit conference i.
zirve noktası peak point i.
zirve toplantısı parley i.
tırmanılmamış zirve unconquered peak i.
tırmanılmamış zirve unclimbed peak i.
karlı zirve snow-capped peak i.
karlı zirve snowy peak i.
zirve veya toplantı sonunda herkesin iştirak ettiği toplu fotoğraf çekimi family photo i.
zirve konferansı summit conference i.
zirve noktası copestone i.
zirve noktası capstone i.
tarihi zirve record peak i.
tarihi zirve historical peak i.
başkanın zirve toplantısı hazırlıklarına yardımcı olması için seçtiği uzman sherpa i.
zirve konferansında yer alan yetkili summiteer i.
zirve toplantılarına katılım summitry i.
(yarışta) yarışmacı performansının zirve yaptığı an surge i.
zirve yapmak hit the top f.
zirve yapmak (fiyatlar) peak f.
zirve yapmak summit f.
(yapının) üzerinde zirve olarak yükselmek pinnacle f.
zirve noktasına ulaşmak culminate f.
zirve (ile ilgili) climactic s.
zirve ile ilgili acmatic s.
zirve ile ilgili peakish s.
zirve toplantısına ait veya ilgili summit s.
zirve dönem heyday N.
en yüksek zirve everest N.
Konuşma Dili
erişilebilecek en zirve nokta the sky i.
zirve noktasında on a high s.
Deyim
zirve noktası high noon i.
zirve dönemi a golden age i.
televizyonun zirve yaptığı dönem peak tv i.
Ticaret/Ekonomi
fiyat grafiğinde zirve peak i.
dip-zirve testi bottom-up test i.
zirve talep fiyatlaması peak demand pricing i.
zirve fiyatlandırması peak pricing i.
Siyasal
zirve toplantısı summit meeting i.
zirve politikası summitry i.
zirve diplomasisi summitry i.
küresel zirve global summit i.
olağanüstü zirve extraordinary summit i.
zirve sonuç bildirisi summit declaration i.
üçlü zirve trilateral summit i.
nükleer zirve toplantısı nuclear summit meeting i.
zirve diplomasisi summit diplomacy i.
zirve öncesine ait presummit s.
(üçlü zirve) rusya-hindistan-çin ric (russia, india and china) kısalt.
Teknik
dört yüzlü zirve noktası tessarace i.
pasiflikten direnişe geçilen zirve noktası blowoff i.
Bilgisayar
çift zirve double peak i.
Telekom
zirve dışı off-peak s.
Trafik
zirve saat faktörü peak hour factor i.
Petrol
petrol üretiminin zirve noktası peak oil i.
Medikal
zirve akım hızı peak expiratory flow i.
zirve akım hızı azalması peak flow decrement i.
zirve akım ölçer peak flow meter i.
İstatistik
zirve noktası peak area i.
Gökbilim
kutupsal zirve polar cusp i.
manyetosferik zirve magnetospheric cusp i.
Tarih
on dokuzuncu yüzyılda fransa'da sanatsal ve kültürel gelişimin zirve yaptığı dönem belle epoque i.
Çevre
topluluğun zirve aşaması plagioclimax i.
Coğrafya
kaskad sıradağlarındaki popüler kayak merkezi olan 2,763 metre yüksekliğindeki volkanik zirve bachelor mount i.
endonezya'nın doğusundaki papua adasında yeni ismi puncak jaya olan dağın zirve kısmı carstensz pyramid i.
arizona sınırındaki güneydoğu utah'ta yer alan bir zirve navajo mountain i.
(özellikle kuzey ingiltere’de) zirve neb i.
ispanya'nın kanarya adaları'nda volkanik bir zirve teyde i.
ispanya'nın kanarya adaları'nda volkanik bir zirve teide i.
kanada'nın newfoundland eyaletinde bir zirve tolt i.
orta vermont'ta green sıradağları'nda bir zirve killington peak i.
arjantin'deki and dağları'nda bulunan bir zirve laudo i.
keşmir'in kuzeyinde yer alan karakurum dağları'nda bir zirve masherbrum i.
colorado'daki san juan sıradağlarında bir zirve wilson i.
colorado'daki san juan sıradağlarında bir zirve mount wilson i.
colorado'daki san juan sıradağlarında bir zirve wilson mount i.
colorado'nun güneybatısında yer alan san juan dağları'nda bir zirve handies peak i.
arjantin'deki and dağları'nda yer alan bir zirve mercedario i.
saint elias dağları'nda bir zirve mount fairweather i.
saint elias dağları'nda bir zirve fairweather i.
saint elias dağları'nda bir zirve fairweather mountain i.
almanya'da bir zirve brocken i.
tepenin zirve çizgisi hillcrest i.
sarp dağlık bölgede sert zirve horn i.
pasifik kıyı dağları'nın parçası olan bir zirve hubbard i.
cenova'nın güneyinde bir zirve monte bianco i.
himalayalar'da, nepal ile tibet arasında yer alan ve dünya'nın en yüksek noktası olan zirve chomolungma i.
avustralya'nın queensland eyaletinde yer alan en yüksek zirve mount bartle frere i.
peru'da andlar'da bir zirve yerupaja i.
norveç'te bir zirve glittertinden i.
avusturya alpleri'nde bir zirve grossglockner i.
yuvarlak karlı zirve dome i.
and dağlarında bir zirve salcantay i.
new york'un güneydoğusunda bir zirve bear mountain i.
saint elias dağları'nda bir zirve saint elias mount i.
washington'un güneybatısındaki cascade sıradağları'nda volkanik bir zirve saint helens mount i.
Meteoroloji
sıra zirve massif i.
Jeoloji
iki zirve arasındaki sırtın en alçak noktası saddleback i.
Spor
(dağcılıkta) 3000 fitten yüksek olan ve tek başına izole şekilde bulunan zirve munro i.
Müzik
(hint müziğinde) hızlı zirve noktası jhala i.
soul müziğin zirve yaptığı dönemin ardından ortaya çıkan bir müzik türü retro-soul i.
Tiyatro
oyunun özellikle zirve noktasında meydana gelen beklenmedik gelişme counterturn i.
Argo
zirve noktası the end i.
Star Wars
zirve ayı pinnacle moon i.
zirve odası pinnacle room i.
zirve platformu pinnacle platform i.
zirve kalesi pinnacle keep i.
zirve-sınıfı lüks gemi pinnacle-class luxury ship i.
zirve üssü pinnacle base i.
zirve (galaktik cumhuriyet) the pinnacle (galactic republic) i.
zirve tapınağı temple peak i.
zirve (tatooine) the pinnacle i.