| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | apogee i. | zirve | ||
|
She was the world's richest woman when she was at her apogee. Zirvede olduğu dönemde dünyanın en zengin kadını oydu. More Sentences |
||||
| Genel | apogee i. | en uzak aşama | ||
| Genel | apogee i. | doruk | ||
| Genel | apogee i. | apoje | ||
| Genel | apogee i. | yeröte | ||
| Genel | apogee i. | en yüksek aşama | ||
| Genel | apogee N. | en yüksek nokta | ||
| Telekom | ||||
| Telekom | apogee i. | uydu yörüngesinin dünyaya olan en uzak mesafesi | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | apogee i. | füze yörüngesinin en yüksek noktası | ||
| Gökbilim | ||||
| Gökbilim | apogee i. | ayın yörüngesinin yeryüzünden en uzak noktası | ||
| Gökbilim | apogee i. | yeröte | ||
| Gökbilim | apogee i. | güneşin en tepede olduğu nokta | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | apogee i. | yörünge tepe noktası | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | reach its apogee f. | doruk noktasına ulaşmak |
| Havacılık | ||
| Havacılık | apogee impulse system i. | yörünge tepe noktası impus sistemi |
| Havacılık | apogee rocket i. | son kademe roket motoru |