nadir - Türkçe İngilizce Sözlük

nadir

"nadir" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 14 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
nadir i. semtikadem
nadir i. en düşük nokta
nadir i. en aşağı nokta
Telekom
nadir i. ayakucu
nadir i. en alt nokta
Gökbilim
nadir i. ayak ucu
nadir i. ayakucu
nadir i. ayakucu: bir gözlemcinin düşey olarak tam altında bulunan nokta
nadir i. en aşağı safha veya nokta
nadir i. nadir
nadir i. semtikadem
nadir expr. zenith'in mukabilidir
Astroloji
nadir i. ayakucu
Balıkçılık
nadir i. malezya'da kullanılan hafif bir balıkçı teknesi

"nadir" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 40 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
nadir rare s.
It is so rare for us to have debates on equality here in plenary.
Genel Kurul'da eşitlik üzerine tartışmalar yapmamız çok nadirdir.

More Sentences
nadir scarce zf.
Genel
nadir uncommon s.
Wild horses are uncommon in the country.
Vahşi atlar ülkede nadir görülür.

More Sentences
nadir unusual s.
Adrenal tumors require radiation therapy in very unusual cases.
Adrenal tümörler çok nadir durumlarda radyasyon tedavisi gerektirir.

More Sentences
nadir rare s.
It is so rare for us to have debates on equality here in plenary.
Genel Kurul'da eşitlik üzerine tartışmalar yapmamız çok nadirdir.

More Sentences
nadir uncommon s.
Wild horses are uncommon in the country.
Vahşi atlar ülkede nadir görülür.

More Sentences
nadir seldom s.
In the industry of technology, bigger is seldom better.
Teknoloji sektöründe, daha büyük olanın daha iyi olduğu nadirdir.

More Sentences
nadir seldom zf.
In the industry of technology, bigger is seldom better.
Teknoloji sektöründe, daha büyük olanın daha iyi olduğu nadirdir.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
nadir rare s.
It is so rare for us to have debates on equality here in plenary.
Genel Kurul'da eşitlik üzerine tartışmalar yapmamız çok nadirdir.

More Sentences
Teknik
nadir uncommon s.
Wild horses are uncommon in the country.
Vahşi atlar ülkede nadir görülür.

More Sentences
Genel
nadir imprevalence i.
nadir esoteric s.
nadir extraordinary s.
nadir recherche s.
nadir curious s.
nadir exceptional s.
nadir singular s.
nadir scarce s.
nadir infrequent s.
nadir thin s.
nadir unfrequent s.
nadir extraordinary s.
nadir occasional s.
nadir dainty [obsolete] s.
nadir deinteous s.
nadir close s.
nadir dripple s.
nadir pearly s.
nadir geason s.
nadir seeld s.
nadir seldseen [obsolete] s.
İfadeler
nadir few and far between expr.
Deyim
nadir the exception rather than the rule i.
nadir out of the ordinary expr.
nadir few and far between expr.
nadir hens' teeth expr.
nadir hen's tooth expr.
Teknik
nadir infrequent s.
Gökbilim
nadir nadir i.
Eski Kullanım
nadir seld s.

"nadir" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
nadir şey curiosity i.
oldukça nadir quite rare i.
nadir eserler rare books i.
nadir durum rare case i.
nadir şey rarity i.
nadir toprak elementleri rare earth element i.
nadir bulunan ilginç eşyalar curiosity i.
nadir sanat eserleri unique works of art i.
nadir eserler unique works of art i.
nadir eserler rare works of art i.
nadir sanat eserleri rare works of art i.
nadir ve değerli eşya curio i.
nadir durum rare exception i.
türüne nadir rastlanan rara avis i.
nadir bir yetenek a rare gift i.
nadir görülen bir kan hastalığı a rare blood disease i.
nadir bir yetenek a rare talent i.
nadir bulunan bir yetenek a rare talent i.
nadir eserler koleksiyonu rare collection i.
aynı nadir kan grubu same rare blood type i.
nadir hayvanlar rare animals i.
nadir bir resim a rare picture i.
nadir bir resim a rare photo i.
nadir bir olay a rare event i.
nadir toprak elementi earth i.
nadir bir soyisim hard-on i.
nadir başarı hole in one i.
nadir başarı hole-in-one i.
kral anlamına gelip 19. yüzyılda erkek çocuklarına verilen ve günümüzde nadir kullanılan bir ad rex i.
nadir görülen bir kadın ismi rhea i.
nadir bulunan şey gold dust i.
nadir olma occasionality i.
nadir şey occasionality i.
nadir bulunma scantity i.
nadir rastlanmak be few and far between f.
nadir olarak görülmek be rarely seen f.
bir sanatçı olarak nadir bir yeteneğe sahip olmak have a rare talent as an artist f.
bir sanatçı olarak nadir bulunan bir yeteneğe sahip olmak have a rare talent as an artist f.
(müzik eserini) çok nadir çalmak underperform f.
(tiyatro oyununu) çok nadir oynamak underperform f.
çok nadir sahneye çıkmak underperform f.
iflas ettirmek/iflas etmek (nadir fiil) bankrupt f.
giydirmek (nadir) attire f.
nadir değerde jewelled s.
daha nadir rarer s.
nadir görülen rare s.
son derece nadir extremely rare s.
nadir rastlanan rarely seen s.
nadir görülen rarely seen s.
türüne nadir rastlanan rare s.
türüne nadir rastlanan rarely seen s.
türüne nadir rastlanan rarely encountered s.
nadir değerde jeweled s.
(posta pulu) nadir görülen classic s.
(posta pulu) nadir classic s.
pek nadir all-too-rare s.
nadir bulunur seldseen [obsolete] s.
son derece nadir exceedingly rare s.
kendini beğenmiş (nadir) assuming s.
nadir olması nedeniyle because of its rarity zf.
oldukça nadir fairly seldom zf.
daha nadir less often zf.
nadir olarak unfrequently zf.
nadir olmadan unseldom zf.
katılan kişi (nadir) attender N.
atama (nadir) assignation N.
nadir girişim unicorn N.
İfadeler
bu nadir vakada on this rare occasion zf.
çok nadir few and far between expr.
nadir durumlarda in rare cases expr.
bazen nadir de olsa sometimes, although rare expr.
nadir durumlarda rarely ever expr.
nadir bulunan/ele geçen at a premium expr.
Atasözü
nadir olanla saçma olan arasında ince bir çizgi vardır from the sublime to the ridiculous is only a step
Konuşma Dili
(ingiltere'de) lordlar kamarasına nadir gelen üye backwoodsman [brit] i.
aşırı nadir super rare s.
çok nadir super rare s.
amerikan gazeteciliği, edebiyatı ve müziğinde nadir kazanılan ödüller pegot (pulitzer, emmy, grammy, oscar, tony) kısalt.
televizyon, müzik, film, tiyatro alanlarında nadir kazanılan ödüller egot (emmy, grammy, oscar, tony) kısalt.
Deyim
koleksiyoncu için değerli olan nadir tarihi eser collector's item i.
koleksiyoncu için değerli olan nadir tarihi eser collector's piece i.
sürümden kazanmak yerine nadir ürünler üzerinden uzun vadede kar elde etme the long tail i.
geçmişten bugüne değişmeden/bozulmadan kalmış nadir şey a fly in amber i.
çok nadir olmak be one in a million f.
nadir bulunan rare as hen's teeth s.
nadir bulunan rarer than hens' teeth s.
nadir bulunan scarce as hen's teeth [old-fashioned] s.
çok nadir rarer than hens' teeth s.
çok nadir scarce as hen's teeth [old-fashioned] s.
çok nadir rare as hen's teeth s.
çok nadir olan scarcer than hens' teeth s.
çok nadir too few and far between s.
çok nadir bulunan scarce as hen's teeth expr.
çok nadir bulunan as rare as hens' teeth expr.
çok nadir bulunan as scarce as hen's teeth expr.
çok nadir bulunan rare as hens' teeth expr.
nadir bulunan hens' teeth expr.
nadir bulunan hen's tooth expr.
Ticaret/Ekonomi
nadir bulunur mal scarce commodity i.
Hukuk
nadir olan şeyin değeri scarcity value i.
Kurum/Kuruluş
yazma ve nadir eserler dairesi başkanlığı department of manuscripts and rare books i.
Teknik
nadir toprak elementler rareearth elements i.
nadir toprak metalleri rare-earth metals i.
nadir toprak elementi katkıları rare-earth dopants i.
Bilişim
nadir veriler sparse data i.
Telekom
nadir veriler sparse data i.
Denizcilik
nadir  fırtına dalgaları extreme storm waves i.
Maden
spinel gruba ait çok nadir bulunan bir mineral gahnite i.
kalsiyum ve titanyum oksidi olan nadir bir mineral kassite i.
nadir toprak elementlerinin kaynağı olan bir mineral gadolinite i.
kuyumculukta kullanılan nadir bir yeşil taş çeşidi verdite i.
nadir bir zeolit minerali brewsterite i.
bakır yataklarında bulunan hidratlı bakır arsenattan oluşan yeşil-siyah renkli nadir bir mineral olivenite i.
feldispat mineralinin nadir görülen doğal polimorfu paracelsian i.
kimyasal olarak feldspata benzeyen nadir bir mineral grubu feldspathoid i.
son derece nadir bulunan bir indiyum demir sülfür minerali indite i.
Medikal
kısıtlı bir hedef nüfusu olan veya nadir bir hastalığı tedavi eden ilaçlar orphan drug i.
nadir görülen tümörler rarely seen tumours i.
nadir görülen bir sendrom a rare syndrome i.
nadir görülen bir komplikasyon rarely encountered complication i.
nadir görülen herediter refrakter anemi rare hereditary refractory anemia i.
nadir bir olgu sunumu a rare case report i.
nadir görülen bir bulgu a rare finding i.
nadir bir geçici iskemik atak a rare transient ischemic attack i.
nadir görülen hastalık rarely encountered disease i.
nadir görülen nöromüsküler hastalık rare neuromuscular disease i.
nadir görülen yumuşak doku tümörü rare soft tissue tumor i.
nadir görülen lezyonlar rarely encountered lesions i.
çocukluk çağının nadir bir hastalığı a rare disease of childhood i.
penil üretranın nadir görülen bir doğumsal bozukluğu a rare congenital malformation of penile urethra i.
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom sheehan syndrome i.
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom postpartum pituitary necrosis i.
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom sheehan's syndrome i.
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom postpartum hypopituitarism i.
nadir görülen konjenital anomali rarely seen congenital anomaly i.
nadir gözlenen bir özofagus motilite bozukluğu a rare esophageal motility disorder i.
nadir görülen klinik bir tablo a rare clinical picture i.
yüksek mortalite ve morbidite ile seyreden nadir bir hastalık a rare disease with a high mortality and morbidity i.
nadir görülen nöroendokrin tümör a rare neuroendocrine tumor i.
kalıtsal geçişli nadir bir hastalık a rare inherited disorder i.
nadir görülen bir deri tümörü an uncommon skin tumor i.
nadir görülen bir deri tümörü a rare skin tumor i.
nadir görülen püstüler bir dermatoz a rare pustular dermatosis i.
nadir görülen otozomal resesif geçişli bir doğumsal metabolizma rahatsızlığı a rare autosomal recessive disorder of inborn errors of metabolism i.
yüksek mortalite ve morbidite ile seyreden nadir bir hastalık a rare disorder with a high mortality and morbidity i.
nadir görülen klinik bir tablo an uncommon clinical picture i.
nadir görülen bir infeksiyon hastalığı a rare infectious disease i.
nadir görülen bir genodermatoz a rare genodermatosis i.
nadir rastlanan bir tümör a rare tumor i.
nadir bir larengeal disfonksiyon a rare laryngeal condition i.