nadir - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

nadir



Bedeutungen von dem Begriff "nadir" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 12 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
nadir n. semtikadem
nadir n. en düşük nokta
nadir n. en aşağı nokta
Telecom
nadir en alt nokta
nadir ayakucu
Astronomy
nadir nadir
nadir ayakucu
nadir en aşağı safha veya nokta
nadir zenith'in mukabilidir
nadir ayak ucu
nadir ayakucu: bir gözlemcinin düşey olarak tam altında bulunan nokta
nadir semtikadem

Bedeutungen von dem Begriff "nadir" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 21 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
nadir rare adj.
nadir scarce adv.
General
nadir singular adj.
nadir esoteric adj.
nadir extraordinary adj.
nadir unusual adj.
nadir recherche adj.
nadir uncommon adj.
nadir curious adj.
nadir exceptional adj.
nadir rare adj.
nadir scarce adj.
nadir infrequent adj.
nadir seldom adv.
Phrases
nadir few and far between
Idioms
nadir few and far between
nadir out of the ordinary
Trade/Economic
nadir rare
Technical
nadir infrequent
nadir uncommon
Astronomy
nadir nadir

Bedeutungen, die der Begriff "nadir" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 120 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
nadir rastlanmak be few and far between v.
nadir olarak görülmek be rarely seen v.
bir sanatçı olarak nadir bulunan bir yeteneğe sahip olmak have a rare talent as an artist v.
bir sanatçı olarak nadir bir yeteneğe sahip olmak have a rare talent as an artist v.
nadir şey rarity n.
nadir toprak elementleri rare earth element n.
nadir durum rare case n.
nadir şey curiosity n.
oldukça nadir quite rare n.
nadir eserler rare books n.
nadir bulunan ilginç eşyalar curiosity n.
nadir/ender kimse rara avis n.
nadir eserler unique works of art n.
nadir sanat eserleri rare works of art n.
nadir sanat eserleri unique works of art n.
nadir eserler rare works of art n.
nadir ve değerli eşya curio n.
nadir durum rare exception n.
türüne nadir rastlanan rara avis n.
nadir bir yetenek a rare gift n.
nadir görülen bir kan hastalığı a rare blood disease n.
nadir bulunan bir yetenek a rare talent n.
nadir bir yetenek a rare talent n.
nadir eserler koleksiyonu rare collection n.
aynı nadir kan grubu same rare blood type n.
nadir hayvanlar rare animals n.
nadir bir resim a rare photo n.
nadir bir resim a rare picture n.
nadir değerde jewelled adj.
daha nadir rarer adj.
son derece nadir extremely rare adj.
nadir rastlanan rarely seen adj.
nadir görülen rarely seen adj.
türüne nadir rastlanan rare adj.
türüne nadir rastlanan rarely encountered adj.
türüne nadir rastlanan rarely seen adj.
nadir değerde jeweled adj.
oldukça nadir fairly seldom adv.
nadir olması nedeniyle because of its rarity adv.
daha nadir less often adv.
nadir bir olay a rare event
Phrases
çok nadir few and far between
bu nadir vakada on this rare occasion
nadir durumlarda in rare cases
bazen nadir de olsa sometimes, although rare
Idioms
çok nadir bulunan as rare as hens' teeth
çok nadir bulunan rare as hens' teeth
çok nadir bulunan scarce as hen's teeth
çok nadir bulunan as scarce as hen's teeth
Slang
çok nadir bulunan as rare as rocking horse crap
çok nadir bulunan rare as rocking horse crap
çok nadir bulunan as rare as rocking horse manure
çok nadir bulunan rare as rocking horse manure
çok nadir bulunan as rare as rocking horse poo
çok nadir bulunan rare as rocking horse poo
çok nadir bulunan as rare as rocking horse shit
çok nadir bulunan rare as rocking horse shit
Trade/Economic
nadir bulunur mal scarce commodity
Law
nadir olan şeyin değeri scarcity value
Institutes
yazma ve nadir eserler dairesi başkanlığı department of manuscripts and rare books
Technical
nadir toprak elementler rareearth elements
nadir toprak metalleri rare-earth metals
nadir toprak elementi katkıları rare-earth dopants
Informatics
nadir veriler sparse data
Telecom
nadir veriler sparse data
Marine
nadir  fırtına dalgaları extreme storm waves
Mining
spinel gruba ait çok nadir bulunan bir mineral gahnite
Medical
nadir görülen tümörler rarely seen tumours
kısıtlı bir hedef nüfusu olan veya nadir bir hastalığı tedavi eden ilaçlar orphan drug
nadir görülen bir sendrom a rare syndrome
nadir görülen bir komplikasyon rarely encountered complication
nadir görülen herediter refrakter anemi rare hereditary refractory anemia
nadir bir olgu sunumu a rare case report
nadir görülen bir bulgu a rare finding
nadir bir geçici iskemik atak a rare transient ischemic attack
nadir görülen hastalık rarely encountered disease
nadir görülen nöromüsküler hastalık rare neuromuscular disease
nadir görülen yumuşak doku tümörü rare soft tissue tumor
nadir görülen lezyonlar rarely encountered lesions
çocukluk çağının nadir bir hastalığı a rare disease of childhood
penil üretranın nadir görülen bir doğumsal bozukluğu a rare congenital malformation of penile urethra
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom postpartum pituitary necrosis
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom sheehan syndrome
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom sheehan's syndrome
doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendrom postpartum hypopituitarism
nadir görülen konjenital anomali rarely seen congenital anomaly
nadir gözlenen bir özofagus motilite bozukluğu a rare esophageal motility disorder
nadir görülen klinik bir tablo a rare clinical picture
yüksek mortalite ve morbidite ile seyreden nadir bir hastalık a rare disease with a high mortality and morbidity
nadir görülen nöroendokrin tümör a rare neuroendocrine tumor
kalıtsal geçişli nadir bir hastalık a rare inherited disorder
nadir görülen bir deri tümörü a rare skin tumor
nadir görülen bir deri tümörü an uncommon skin tumor
nadir görülen püstüler bir dermatoz a rare pustular dermatosis
nadir görülen otozomal resesif geçişli bir doğumsal metabolizma rahatsızlığı a rare autosomal recessive disorder of inborn errors of metabolism
yüksek mortalite ve morbidite ile seyreden nadir bir hastalık a rare disorder with a high mortality and morbidity
nadir görülen klinik bir tablo an uncommon clinical picture
nadir görülen bir infeksiyon hastalığı a rare infectious disease
nadir rastlanan bir tümör a rare tumor
nadir görülen bir genodermatoz a rare genodermatosis
nadir bir larengeal disfonksiyon a rare laryngeal condition
çok nadir gözlenen bir tırnak deformitesi a rarely-seen/encountered nail deformity
nadir bir klinik tablo a rare clinical presentation
minör ve nadir komplikasyonlar minor and rarely complications
nadir bir komplikasyon a rare complication
nadir görülen hastalık rare disease
nadir görülen hastalık orphan disease
nadir hastalık rare disease
nadir hastalık orphan disease
nadir lokalizasyona yayılan iliopsoas absesi iliopsoas abscess spreading through an unusual location
Chemistry
lantan ile başlayan nadir toprak alkali metaller serisi lanthanide series
nadir toprak metalleri rare earth metals
Botanic
nadir bitki a rare plant
History
nadir şah nader shah
Environment
nadir veya ilk kez yapılan faaliyetler infrequent or first-time activities
Meteorology
akdeniz (mediterranean) ve kasırga (hurricane) kelimelerinin birleşiminden oluşan akdenize özgü nadir bir doğa olayı medicane
Geology
nadir toprak madenleri rare earth metals
nadir toprak elementleri rare earth elements
nadir element rare earth
nadir toprak elementi rare earth element