earth - Türkçe İngilizce Sözlük

earth

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

earth — Definition

Anlamı ve Tanımı:
Dünya, yeryüzü, toprak
Okunuş (IPA):
(AmE /ɝːθ/ – BrE /ɜːθ/)
Terim Türü:
İsim: Earth (uncountable as “toprak”; proper noun as “planet”)
Gezegen olarak Dünya’yı; üzerinde yaşanan yeryüzünü; ayrıca toprak/zemin maddesini tanımlayan sözcüktür. Eski İngilizce eorþe kökünden gelir; modern kullanımda Earth hem bilimsel (planetary science) hem de ekolojik söylemde “tek ev” fikrini taşıyan merkezi bir özel addır.
Eş Anlamlılar:
world, soil
Zıt Anlamlılar:
sky, heaven (contextual)

"earth" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 65 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
earth i. yeryüzü
She also pleaded with them not to let a single drop of the people’s blood stain the earth.
Ayrıca halkın kanının tek bir damlasının bile yeryüzünü kirletmesine izin vermemelerini rica etti.

More Sentences
earth i. zemin
And we will walk a better earth as a result.
Ve sonuç olarak daha iyi bir zemin üzerinde yürüyeceğiz.

More Sentences
earth i. toprak
The car left two different tracks on earth.
Araba toprak üzerinde iki farklı iz meydana getirmiş.

More Sentences
earth i. dünya
The Earth is the only known planet that has living organisms.
Dünya, yaşayan organizmaların olduğu bilinen tek gezegendir.

More Sentences
earth i. kara
Genel
earth i. yerküre
The earth is one of the planets.
Yerküre gezegenlerden bir tanesidir.

More Sentences
earth i. zemin
And we will walk a better earth as a result.
Ve sonuç olarak daha iyi bir zemin üzerinde yürüyeceğiz.

More Sentences
earth i. in
We found fox earth in the forest.
Ormanda tilki inine rastladık.

More Sentences
earth i. yer
All of the audience watched the zeppelin fall to the earth.
Tüm seyirciler zeplinin yere düşüşünü izledi.

More Sentences
earth i. toprak
The car left two different tracks on earth.
Araba toprak üzerinde iki farklı iz meydana getirmiş.

More Sentences
earth i. yeryüzü
She also pleaded with them not to let a single drop of the people’s blood stain the earth.
Ayrıca halkın kanının tek bir damlasının bile yeryüzünü kirletmesine izin vermemelerini rica etti.

More Sentences
earth i. topraklama hattı
The earth is the green-coloured cable.
Dünya yeşil renkli bir topraklama hattı gibidir.

More Sentences
earth f. topraklamak
Are you sure that this plug is properly earthed?
Bu fişin düzgün topraklandığından emin misiniz?

More Sentences
Teknik
earth i. topraklama hattı
The earth is the green-coloured cable.
Dünya yeşil renkli bir topraklama hattı gibidir.

More Sentences
earth f. topraklamak
Are you sure that this plug is properly earthed?
Bu fişin düzgün topraklandığından emin misiniz?

More Sentences
Dini
earth i. dünya alemi
Most religions require worshipping during the believers' time on earth.
Çoğu din, inananların dünya aleminde geçirdikleri süre boyunca ibadet etmelerini şart koşar.

More Sentences
Meteoroloji
earth i. dünya
The Earth is the only known planet that has living organisms.
Dünya, yaşayan organizmaların olduğu bilinen tek gezegendir.

More Sentences
Genel
earth i. tıkaç
earth i. atmosfer bilimleri ve çevre araştırmaları grubu
earth i. deniz
earth i. arz
earth i. doğa
earth i. toprak hattı
earth i. hayvan ini
earth i. felek
earth i. gündelik yaşam
earth i. gerçeklik
earth i. bu gezegenin sakinleri
earth i. dünyanın sakinleri
earth i. dünyadaki insanlar
earth i. ölümlü beden
earth i. fani beden
earth i. dünyevi ilişkiler
earth i. dünyevi işler
earth i. nadir toprak elementi
earth i. toprak alkali metal
earth i. önceden element olarak kabul edilen ve indirgenmesi zor olan metal oksitler
earth i. çok miktarda para
earth i. çok fazla para
earth i. fani dünya
earth f. toprakla örtmek
earth f. toprağa bağlamak
earth f. (bitki kökünü) toprakla örtmek
earth f. örtmek
earth N. Dünya
Teknik
earth i. dünyaprak
earth i. şasi kablosu
Boyacılık
earth i. toprak rengi
Otomotiv
earth i. elektrikte toprak
Kimya
earth i. toprak elementi
earth i. önceden element olarak kabul edilen alümin ya da zirkonya gibi metal oksitlere verilen ad
Biyokimya
earth i. yer kabuğu
Astroloji
earth i. toprak burçları
Tarım
earth i. çift sürme
earth i. pullukla kazma
earth i. toprağı ekime hazırlamak için karıştırma ya da sürme
Çevre
earth i. yer küre
Coğrafya
earth i. yerküresi
earth i. teksas eyaletinde şehir
Jeoloji
earth i. yeryuvarı
Silah/Atıcılık
earth f. (hayvanı) yer altına kovalamak
earth f. (hayvanı) inine kovalamak
earth f. (avı) yer altına saklamak
earth f. (avı) yer altına gömmek
Eski Kullanım
earth i. dünyanın belirli bir bölümü

"earth" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
earth eating i. pika
axis of the earth i. yerekseni
dominion over the earth i. dünya egemenliği
earth pond i. kara havuzu
salt of the earth i. güvenilir kişi
the earth i. arz
earth wax i. yermumu
earth surface i. yeryüzü
the earth i. yeryuvarlağı
earth pressure balance shield i. zemin basıncını dengeleme kalkanı
earth movements i. yeryüzü hareketleri
salt of the earth i. dürüst kişi
scum of the earth i. baş belası
four corners of the earth i. dünyanın dört bucağı
black earth i. çernozyom
the scum of the earth i. baş belası
earth sciences i. yer bilimleri
crust of the earth i. yerkabuğu
earth almond i. abdülleziz
the scum of the earth i. ayaktakımı
rare earth element i. nadir toprak elementleri
oven made in a hole in the earth i. tandır
the bowels of the earth i. yeryüzünün derinlikleri
middle earth i. orta dünya
earth dam i. toprak barajı
earth day i. dünya günü (22 nisan)
scum of the earth i. değersiz kimse
earth science i. yerbilim
mother earth i. yer
earth's surface i. yeryüzü
earth colour i. toprak rengi
earth wax i. ozokerit
earth atmosphere i. yeryüzü atmosferi
earth pillar i. peribacası
fuller's earth i. çırpıcı kili
fuller's earth i. lekeci kili
peace on earth i. dünyada barış
the four corners of the earth i. dünyanın dört bucağı
earth oven i. toprak fırın
salt of the earth i. muhterem
salt of the earth i. saygıya ve değer verilmeye layık
salt of the earth i. saygıdeğer
earth embankment i. toprak dolgu
earth dam i. toprak baraj
earth moving i. toprak işi
earth station i. yer istasyonu
earth road i. toprak yol
earth tank i. toprak depo
earth thrust i. toprak itkisi
earth moving i. toprak kaldırma
earth satellite i. yer uydusu
earth stockpiling i. toprak depolama
earth rammer i. toprak tokmağı
refractory earth i. ateş toprağı
earth-sheltered home i. toprak damlı ev
earth core rockfill dam i. toprak çekirdekli kaya dolgu baraj
earth-sheltered structure i. toprak örtülü strüktür
yellow earth i. toprak sarısı
yellow earth i. sarı toprak
vegetal earth i. humuslu toprak
vegetal earth i. bitkisel toprak
rotation of the earth around its own axis i. dünyanın kendi etrafında dönmesi
earth rotation i. dünyanın kendi etrafında dönmesi
earth revolution i. dünyanın güneşin eksininde dönmesi
rotation of the earth around its own axis i. dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi
earth rotation i. dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi
the rotation of the earth around the sun i. dünyanın güneş etrafındaki dönüşü
sun and earth i. güneş ve dünya
flat earth society i. dünyanın düz olduğuna inanan topluluk
the four corners of the earth i. dünyanın dört bir yanı
earth mother i. toprak ana
friends of the earth i. dünyanın dostları
bog earth i. bataklık toprağı
mother earth i. toprak ana
the chance of an asteroid hitting the earth i. bir asteroitin dünya'ya çarpma olasılığı
the new earth army i. yeni dünya ordusu
earth-closet i. eski zamanlarda evin dışına inşa edilen tuvalet
clod of earth i. toprak topağı
earth-shaping i. dünyalaştırma
earth bender i. toprak bükücü
early earth i. dünyanın ilk 1 milyar yılı için kullanılan bir terim
earth tremor i. deprem
earth tremor i. yer sarsıntısı
earth presssure i. toprak basıncı
earth and sky i. yer gök
the earth i. dünya
solid earth i. yeryüzü
solid earth i. yeryüzündeki karalar
solid earth i. kara
solid earth i. kara (yeryüzü)
earth centered universe i. dünya merkezli evren
adamic earth i. kırmızı kil
adamic earth i. kırmızı toprak
earth tremor i. hafif yer sarsıntısı
earth tremor i. hafif deprem
earth hunger i. arazi düşkünlüğü
earth chestnut i. amerika'ya özgü küçük bir ceviz
earth bath i. toprak banyosu
earth hunger i. toprak düşkünlüğü
earth hunger i. topraklarını genişletme arzusu
earth chestnut i. amerikan cevizi
ends of the earth i. dünyanın en uzak yerleri
ends of the earth i. dünyanın en uzak bölgeleri
middle-earth i. orta dünya
middle-earth i. üst ve alt bölgeler arasında yer alan dünya
middle-earth i. evrenin merkezinde olduğu düşünülen dünya
be wiped off the face of the earth f. yeryüzünden silinmek
move heaven and earth f. her çareye başvurmak
get from the earth f. dünyadan almak
go to earth f. araziye uymak
move heaven and earth f. mümkün olan her şeyi yapmak
come down to earth f. hayal kurmaktan vazgeçmek
come down to earth f. gerçekçi olmak
move heaven and earth f. çalmadık kapı bırakmamak
descend to earth f. dünyaya gelmek
yellow earth f. okra
be millions of light years away from earth f. dünyadan milyonlarca ışık yılı uzakta olmak
wipe from the face of the earth f. yeryüzünden silinmek
come back to the earth f. dünyaya dönmek
return to the earth f. dünyaya dönmek
earth up f. toprağa gömmek (bitki, sebze)
down to earth s. gerçekçi
down to earth s. pratik
of the earth s. yersel
earth to earth s. toprak toprağa
earth pressure balancing s. arazi basıncını dengeleyen
down-to-earth s. gerçekçi
down-to-earth s. uygulanabilir
earth-born s. fani
earth-born s. dünyevi
down-to-earth s. gerçekleştirilebilir
down-to-earth s. hissiz
earth-shaking s. yeri göğü inleten
friendly to the earth s. çevre dostu
earth-like s. dünya benzeri
earth-toned s. toprak renkli
earth-shaking s. köklü değişikliklere sebep olan
earth-shaking s. mühim
earth-shaking s. sansasyona neden olan
earth-shaking s. inançları yıkan
earth-shaking s. çok yüksek sesli
earth-shaking s. çok önemli
earth-shaking s. dünyayı değiştiren
earth-shaking s. dünyayı sarsacak
earth-shaking s. yeri göğü sarsan
earth-shaking s. ciddi
down-to-earth s. makul
four corners of the earth zf. dünyanın dört bucağına
earth-shakingly zf. ciddi bir şekilde
earth-shatteringly zf. sarsıcı bir şekilde