| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | earth i. | yeryüzü | ||
|
She also pleaded with them not to let a single drop of the people’s blood stain the earth. Ayrıca halkın kanının tek bir damlasının bile yeryüzünü kirletmesine izin vermemelerini rica etti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | earth i. | zemin | ||
|
And we will walk a better earth as a result. Ve sonuç olarak daha iyi bir zemin üzerinde yürüyeceğiz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | earth i. | toprak | ||
|
The car left two different tracks on earth. Araba toprak üzerinde iki farklı iz meydana getirmiş. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | earth i. | dünya | ||
|
The Earth is the only known planet that has living organisms. Dünya, yaşayan organizmaların olduğu bilinen tek gezegendir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | earth i. | kara | ||
| Genel | ||||
| Genel | earth i. | yerküre | ||
|
The earth is one of the planets. Yerküre gezegenlerden bir tanesidir. More Sentences |
||||
| Genel | earth i. | zemin | ||
|
And we will walk a better earth as a result. Ve sonuç olarak daha iyi bir zemin üzerinde yürüyeceğiz. More Sentences |
||||
| Genel | earth i. | in | ||
|
We found fox earth in the forest. Ormanda tilki inine rastladık. More Sentences |
||||
| Genel | earth i. | yer | ||
|
All of the audience watched the zeppelin fall to the earth. Tüm seyirciler zeplinin yere düşüşünü izledi. More Sentences |
||||
| Genel | earth i. | toprak | ||
|
The car left two different tracks on earth. Araba toprak üzerinde iki farklı iz meydana getirmiş. More Sentences |
||||
| Genel | earth i. | yeryüzü | ||
|
She also pleaded with them not to let a single drop of the people’s blood stain the earth. Ayrıca halkın kanının tek bir damlasının bile yeryüzünü kirletmesine izin vermemelerini rica etti. More Sentences |
||||
| Genel | earth i. | topraklama hattı | ||
|
The earth is the green-coloured cable. Dünya yeşil renkli bir topraklama hattı gibidir. More Sentences |
||||
| Genel | earth f. | topraklamak | ||
|
Are you sure that this plug is properly earthed? Bu fişin düzgün topraklandığından emin misiniz? More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | earth i. | topraklama hattı | ||
|
The earth is the green-coloured cable. Dünya yeşil renkli bir topraklama hattı gibidir. More Sentences |
||||
| Teknik | earth f. | topraklamak | ||
|
Are you sure that this plug is properly earthed? Bu fişin düzgün topraklandığından emin misiniz? More Sentences |
||||
| Dini | ||||
| Dini | earth i. | dünya alemi | ||
|
Most religions require worshipping during the believers' time on earth. Çoğu din, inananların dünya aleminde geçirdikleri süre boyunca ibadet etmelerini şart koşar. More Sentences |
||||
| Meteoroloji | ||||
| Meteoroloji | earth i. | dünya | ||
|
The Earth is the only known planet that has living organisms. Dünya, yaşayan organizmaların olduğu bilinen tek gezegendir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | earth i. | tıkaç | ||
| Genel | earth i. | atmosfer bilimleri ve çevre araştırmaları grubu | ||
| Genel | earth i. | deniz | ||
| Genel | earth i. | arz | ||
| Genel | earth i. | doğa | ||
| Genel | earth i. | toprak hattı | ||
| Genel | earth i. | hayvan ini | ||
| Genel | earth i. | felek | ||
| Genel | earth i. | gündelik yaşam | ||
| Genel | earth i. | gerçeklik | ||
| Genel | earth i. | bu gezegenin sakinleri | ||
| Genel | earth i. | dünyanın sakinleri | ||
| Genel | earth i. | dünyadaki insanlar | ||
| Genel | earth i. | ölümlü beden | ||
| Genel | earth i. | fani beden | ||
| Genel | earth i. | dünyevi ilişkiler | ||
| Genel | earth i. | dünyevi işler | ||
| Genel | earth i. | nadir toprak elementi | ||
| Genel | earth i. | toprak alkali metal | ||
| Genel | earth i. | önceden element olarak kabul edilen ve indirgenmesi zor olan metal oksitler | ||
| Genel | earth i. | çok miktarda para | ||
| Genel | earth i. | çok fazla para | ||
| Genel | earth i. | fani dünya | ||
| Genel | earth f. | toprakla örtmek | ||
| Genel | earth f. | toprağa bağlamak | ||
| Genel | earth f. | (bitki kökünü) toprakla örtmek | ||
| Genel | earth f. | örtmek | ||
| Genel | earth N. | Dünya | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | earth i. | dünyaprak | ||
| Teknik | earth i. | şasi kablosu | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | earth i. | toprak rengi | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | earth i. | elektrikte toprak | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | earth i. | toprak elementi | ||
| Kimya | earth i. | önceden element olarak kabul edilen alümin ya da zirkonya gibi metal oksitlere verilen ad | ||
| Biyokimya | ||||
| Biyokimya | earth i. | yer kabuğu | ||
| Astroloji | ||||
| Astroloji | earth i. | toprak burçları | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | earth i. | çift sürme | ||
| Tarım | earth i. | pullukla kazma | ||
| Tarım | earth i. | toprağı ekime hazırlamak için karıştırma ya da sürme | ||
| Çevre | ||||
| Çevre | earth i. | yer küre | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | earth i. | yerküresi | ||
| Coğrafya | earth i. | teksas eyaletinde şehir | ||
| Jeoloji | ||||
| Jeoloji | earth i. | yeryuvarı | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | earth f. | (hayvanı) yer altına kovalamak | ||
| Silah/Atıcılık | earth f. | (hayvanı) inine kovalamak | ||
| Silah/Atıcılık | earth f. | (avı) yer altına saklamak | ||
| Silah/Atıcılık | earth f. | (avı) yer altına gömmek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | earth i. | dünyanın belirli bir bölümü | ||