unusual - Türkçe İngilizce Sözlük

unusual

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

unusual — Definition

Anlamı ve Tanımı:
alışılmadık
Okunuş (IPA):
(AmE /ʌnˈjuːʒuəl/ – BrE /ʌnˈjuːʒuəl/)
Terim Türü:
Sıfat
Sıklık veya norm dışı özellik taşıyan durum. Un- ve usual kökünden oluşur. Gözlem ve analizlerde dikkat çekiciliği işaret eder.
Eş Anlamlılar:
uncommon, atypical
Zıt Anlamlılar:
usual, ordinary

"unusual" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 28 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
unusual s. alışılmadık
It is unusual for her to be so late.
Bu kadar geç kalması alışılmadık bir durum.

More Sentences
unusual s. olağandışı
The 2004 budget procedure is, however, unusual in two respects.
Ancak 2004 bütçe prosedürü iki açıdan olağandışıdır.

More Sentences
unusual s. olağan olmayan
Genel
unusual s. anormal
Layla was feeling a bit unusual.
Leyla kendini biraz anormal hissediyordu.

More Sentences
unusual s. görülmemiş
The symmetrical arch looks quite unusual and original, thanks to special niches and openings.
Simetrik kemer, özel nişler ve açıklıklar sayesinde oldukça sıradışı ve orijinal görünüyor.

More Sentences
unusual s. tuhaf
If you ask me, she's a little unusual.
Bana sorarsan, o biraz tuhaf.

More Sentences
unusual s. farklı
The weather has been unusual this year.
Hava bu yıl farklıydı.

More Sentences
unusual s. garip
Sami was feeling a bit unusual.
Sami biraz garip hissediyordu.

More Sentences
unusual s. nadir
Adrenal tumors require radiation therapy in very unusual cases.
Adrenal tümörler çok nadir durumlarda radyasyon tedavisi gerektirir.

More Sentences
unusual s. olağandışı
The 2004 budget procedure is, however, unusual in two respects.
Ancak 2004 bütçe prosedürü iki açıdan olağandışıdır.

More Sentences
unusual s. sıra dışı
I should like to say a few words now about the procedure, because it is quite an unusual procedure.
Şimdi prosedür hakkında birkaç şey söylemek istiyorum, çünkü bu oldukça sıra dışı bir prosedür.

More Sentences
Teknik
unusual s. olağan dışı
It isn't unusual at all.
Bu hiç olağan dışı değil.

More Sentences
Genel
unusual s. seyrek
unusual s. tip
unusual s. ender
unusual s. fevkalade
unusual s. orijinal
unusual s. acayip
unusual s. değişik
unusual s. görülmedik
unusual s. olağanüstü
unusual s. alışılmamış
unusual s. müstesna
unusual s. olağan olmayan
unusual s. alışılagelmemiş
Ticaret/Ekonomi
unusual s. alışılmamış
Teknik
unusual s. müstesna
Dilbilim
unusual s. yabanıl

"unusual" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 34 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
notification of unusual event i. sıra dışı olay bildirimi
unusual person i. garip kimse
an unusual suicide case i. sıradışı bir intihar vakası
an unusual suicide case i. sıradışı bir intihar olgusu
unusual job i. sıradışı iş
crave for unusual foods f. aşermek
highly unusual s. bir hayli sıra dışı
highly unusual s. oldukça sıra dışı
in an unusual fashion zf. alışılmadık şekilde
Konuşma Dili
unusual steps i. alışılmadık adımlar
an unusual situation i. alışık olunmayan bir durum
an unusual situation i. alışık olmadığımız bir durum
Konuşma
you can't remember anything unusual? expr. olağandışı bir şey hatırlamıyorsunuz?
Ticaret/Ekonomi
unusual depreciation expenses i. anormal amortisman giderleri
Hukuk
cruel and unusual punishment i. insaniyetsiz ceza
cruel and unusual punishment i. zalimane ceza
cruel and unusual punishment i. insanlık dışı ceza
cruel and unusual punishment i. medeni anlayışa aykırı ceza
freedom from cruel and unusual punishment i. abd anayasasının sekizinci düzenlemesi ile güvenceye alınan hak
Turizm
unusual destination i. alışılmadık destinasyon
unusual destination i. sıra dışı destinasyon
Denizcilik
unusual sea level i. anormal deniz seviyesi
unusual value i. anormal değer
unusual weather i. anormal hava
unusual tide i. anormal gel-git
Medikal
unusual symptom i. sıradışı semptom/bulgu/belirti
unusual complication i. olağandışı komplikasyon
unusual cutaneous lesions i. alışılmadık kutanöz lezyonlar
unusual lupus-like syndrome i. hipokomplementemik ürtikaryal vaskülit sendromu
iliopsoas abscess spreading through an unusual location i. nadir lokalizasyona yayılan iliopsoas absesi
the mental health research institute unusual perceptions scale i. ruh sağlığı araştırma enstitüsü olağandışı algılamalar ölçeği
Çevre
unusual occurrence i. anormal vuku bulma
unusual weather i. görülmemiş hava durumu
unusual high temperature i. görülmemiş sıcaklar