seyrek - Türkçe İngilizce Sözlük

seyrek

"seyrek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 42 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
seyrek sparse s.
These mountains have sparse vegetation.
Bu dağlar seyrek bitki örtüsüne sahiptir.

More Sentences
seyrek rare s.
Genel
seyrek scarce s.
Rain is scarce in this country.
Yağmur bu ülkede seyrektir.

More Sentences
seyrek infrequent s.
My grandson 's infrequent visits makes me sad.
Erkek torunumun seyrek ziyaretleri beni üzüyor.

More Sentences
seyrek seldom s.
Tom seldom sings, but I think he will tonight.
Tom seyrek şarkı söyler ama sanırım bu gece söyleyecek.

More Sentences
seyrek seldom zf.
Tom seldom sings, but I think he will tonight.
Tom seyrek şarkı söyler ama sanırım bu gece söyleyecek.

More Sentences
seyrek far between zf.
Taxis are few and far between during a rainstorm.
Fırtınalı sağanak esnasında taksiler çok seyrek olur.

More Sentences
seyrek sparsely zf.
Nagel moved to a sparsely populated area during the pandemic.
Nagel, pandemi sırasında seyrek nüfuslu bir bölgeye taşındı.

More Sentences
Teknik
seyrek infrequent s.
My grandson 's infrequent visits makes me sad.
Erkek torunumun seyrek ziyaretleri beni üzüyor.

More Sentences
Genel
seyrek imprevalence i.
seyrek tenuous s.
seyrek straggly s.
seyrek scattered s.
seyrek odd s.
seyrek thin s.
seyrek sporadic s.
seyrek wide apart s.
seyrek unusual s.
seyrek uncommon s.
seyrek rare s.
seyrek flimsy s.
seyrek tenuious [obsolete] s.
seyrek unfrequent s.
seyrek occasional s.
seyrek dainty [obsolete] s.
seyrek dismal s.
seyrek thin s.
seyrek dripple s.
seyrek foggy s.
seyrek scrabbly s.
seyrek seeld s.
seyrek seldseen [obsolete] s.
seyrek fugitive s.
seyrek rarely zf.
İfadeler
seyrek few and far between expr.
Deyim
seyrek few and far between expr.
Teknik
seyrek thin s.
Bilgisayar
seyrek loose s.
Tekstil
seyrek loosely woven sparse i.
Biyokimya
seyrek rare s.
Çevre
seyrek impoverished s.
Eski Kullanım
seyrek seld s.

"seyrek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 113 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
seyrek örgü openwork i.
seyrek yaş halkalı ağaç wide-ringed timber i.
seyrek bitki örtüsü sparse vegetation i.
seyrek kuyruklu at rattail i.
seyrek kuyruklu at rat-tail i.
seyrek nüfuslu bir ormanlık alanda seyahat eden veya yaşayan kimse bushwhacker [us/canada/australia] i.
kalabalık şehirden seyrek nüfuslu bölgelere geçiş overspill [uk] i.
seyrek şey skift i.
seyrek şey skiff i.
çok seyrek olmak be few and far between f.
seyrek örgülü bir kumaş veya yapıyla kaplamak network f.
seyrek dokunmuş loosely woven s.
seyrek (bir topluluk) thin s.
seyrek (saç) thin s.
seyrek nüfuslu sparsely populated s.
çok seyrek very loose s.
seyrek saçlı hirtellous s.
seyrek taneli open-grained s.
seyrek eşyalı sparsely furnished s.
aşırı seyrek ultrarare s.
seyrek (dikilmiş) lax s.
az ve seyrek nüfuslu desert s.
seyrek dağılmış open s.
(ülke veya bölgede ağaç, çiçek, hayvan) seyrek impoverished s.
seyrek dağıtılmış dissipate [obsolete] s.
seyrek görülür seldseen [obsolete] s.
seyrek görülen sporadial s.
aşırı seyrek supersubtle s.
seyrek nüfuslu outback s.
seyrek bir şekilde tenuously zf.
seyrek olarak (yayılmış bitki örtüsü vb) sparsely zf.
seyrek olarak seldom zf.
seyrek olarak rarely zf.
seyrek bir biçimde thinly zf.
seyrek olarak infrequently zf.
seyrek olarak unfrequently zf.
seyrek olarak unoften zf.
seyrek hacimden sık hacme down zf.
seyrek bir şekilde sparely zf.
seyrek olarak sparingly zf.
seyrek bir şekilde sparsim zf.
seyrek dağılarak sparsim zf.
seyrek biçimde sparsely zf.
İfadeler
seyrek olarak few and far between expr.
Konuşma Dili
seyrek görülen şey a sometime thing i.
daha seyrek less frequently zf.
Teknik
seyrek trafikli ağ thin route network i.
seyrek örnekleme subsampling i.
seyrek iksa open timbering i.
seyrek dokulu open-textured i.
seyrek dokunmuş loose woven s.
seyrek taneli open-grained s.
az seyrek sparsed zf.
Bilgisayar
seyrek nokta sparse dots i.
Bilişim
seyrek matris sparse matrix i.
seyrek veriler sparse data i.
seyrek denklemler sparse equations i.
seyrek trafikli ağ thin route network i.
Telekom
seyrek kip sparse mode i.
seyrek güzergahlı ağ thin route network i.
seyrek  veriler sparse data i.
Tekstil
seyrek dokunmuş bir kumaş türü folk weave i.
seyrek dokunmuş loosely s.
seyrek dokunmuş loose-weave s.
Mimarlık
kiralık bir araziye kurulan seyrek taş temelli küçük, ahşap ev chattel house i.
İnşaat
seyrek iksa open timbering i.
Medikal
seyrek rahatsızlık rare disorder i.
seyrek görülen hastalıklar rare diseases i.
seyrek görülen bir hastalık a rare disease i.
seyrek görülen hastalık rare disease i.
seyrek görülen hastalık orphan disease i.
seyrek rastlanan rarely encountered s.
Patoloji
adetin seyrek olması oligomenorrhea i.
seyrek görülen sporadical s.
Gıda
seyrek görülen sporadic s.
Mutfak
üzüm posasının son tortularından yapılan düşük kaliteli seyrek şarap rape wine i.
Matematik
seyrek gruplar sporadic groups i.
Fizik
seyrek atmosfer thin atmosphere i.
Deniz Biyolojisi
seyrek deniz çayırı sparse seagrass i.
Gökbilim
uzayda yıldız gibi büyük madde yığınlarının dışında var olan gaz veya toz benzeri ince ve seyrek madde medium i.
Botanik
kuzey amerika'daki kumlu plajlarda yetişen, seyrek çiçekli ve çok büyümeyen bir bitki toothcup (rotala ramosior) i.
amerika'da yetişen birleşik meyve yaprakları seyrek çiçekleri olan yaygın çok yıllık bir ot american nightshade (penthorum sedoides) i.
amerika'da yetişen birleşik meyve yaprakları seyrek çiçekleri olan yaygın çok yıllık bir ot ditch stonecrop i.
yüksükotu benzeri sarı çiçekleri olan, seyrek dallı, çok yıllık kuzey amerika bitkisi downy false foxglove i.
yüksükotu benzeri sarı çiçekleri olan, seyrek dallı, çok yıllık kuzey amerika bitkisi downy oak leach i.
yüksükotu benzeri sarı çiçekleri olan, seyrek dallı, çok yıllık kuzey amerika bitkisi false foxglove (aureolaria virginica) i.
yüksükotu benzeri sarı çiçekleri olan, seyrek dallı, çok yıllık kuzey amerika bitkisi downy yellow false foxglove i.
kaliforniya'ya özgü seyrek dallı bir bitki salvia spathacea i.
kaliforniya'ya özgü seyrek dallı bir bitki pitcher sage i.
seyrek bir şekilde yayılan effuse s.
Arıcılık
seyrek kuluçka scattered brood i.
Dilbilim
seyrek noktalama open punctuation i.
Coğrafya
güney afrika'da yüzölçümü bakımından en büyük ancak en seyrek nüfuslu bölge northern cape i.
ağırlıklı olarak çimle kaplı ama seyrek olarak ağaçların yetiştiği arazi tree steppe i.
kuzey kanada'da seyrek yerleşimli bir tundra bölgesi the barren lands i.
kuzey kanada'da ağaçsız, çorak ve seyrek yerleşimli bir bölge barren grounds i.
kuzey kanada'da ağaçsız, çorak ve seyrek yerleşimli bir bölge barren lands i.
kuzey kanada'da seyrek yerleşimli bir tundra bölgesi the barren grounds i.
ağaçsız ve seyrek bitki örtüsüne sahip yüksek ve engebeli bir arazi down i.
ağaçsız ve seyrek bitki örtüsüne sahip yüksek ve engebeli bir arazi downs i.
somerset'in kuzey ve orta bölümünü kapsayan seyrek nüfuslu sulak düzlük somerset levels and moors i.
Jeoloji
seyrek toprak öğeleri rare earth elements i.
Basketbol
çok seyrek şut kaçıran oyuncu deadly shooter i.
Kuşbilim
kafası siyah ve tüyleri seyrek olan bir avustralya kuşu tobacco box (philemon corniculatus) i.
kafası siyah ve tüyleri seyrek olan bir avustralya kuşu friarbird i.
kafası siyah ve tüyleri seyrek olan bir avustralya kuşu four-o'clock i.
kafası siyah ve tüyleri seyrek olan bir avustralya kuşu four-o'clock (philemon corniculatus) i.
kafası siyah ve tüyleri seyrek olan bir avustralya kuşu friar bird i.
Argo
seyrek nüfuslu ve ücra kırsal bölge rhubarb i.
çok seyrek (as) rare as rocking horse manure s.
çok seyrek (as) rare as rocking horse crap s.
çok seyrek (as) rare as rocking horse shit s.
çok seyrek (as) rare as rocking horse poo s.