pink - Türkçe İngilizce Sözlük

pink

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pink — Definition

Anlamı ve Tanımı:
pembe
Okunuş (IPA):
(AmE /pɪŋk/ – BrE /pɪŋk/)
Terim Türü:
İsim/Sıfat: pink (pinks)
Kırmızıyla beyaz arasındaki rengi ve mecazi olarak narinliği ifade eden kelimedir. Muhtemelen çiçek adlandırmalarından evrilen köken, renk algısına yerleşmiştir. Moda, tasarım ve kültürel sembolizmde cinsiyet ve duygu çağrışımlarını tartışmak için kullanılmaktadır.
Eş Anlamlılar:
rosy
Zıt Anlamlılar:
colorless

"pink" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 79 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
pink i. pembe
She uses a lot of reds and pinks in her paintings.
Resimlerinde kırmızı ve pembeyi bolca kullanıyor.

More Sentences
Genel
pink i. pembe renk
Why are flamingos pink?
Neden flamingolar pembe renkte?

More Sentences
pink i. pembe
She uses a lot of reds and pinks in her paintings.
Resimlerinde kırmızı ve pembeyi bolca kullanıyor.

More Sentences
pink s. pembe renkli
She was wearing a pink dress.
Üzerinde pembe renkli bir elbise vardı.

More Sentences
Konuşma Dili
pink s. homoseksüel
Rumor has it that he's gay.
O adamın homoseksüel olduğu söyleniyor.

More Sentences
Teknik
pink i. pembe
She uses a lot of reds and pinks in her paintings.
Resimlerinde kırmızı ve pembeyi bolca kullanıyor.

More Sentences
Genel
pink i. zirve
pink i. en güzel dönem
pink i. ılımlı komünist
pink i. tavşanağzı
pink i. karanfil
pink i. bir çeşit ufak karanfil
pink i. ufak ışık parıltısı
pink i. kusursuzluk örneği
pink i. vücut bulmuş hali
pink i. elit sınıftan kimse
pink i. şık giyimli kimse
pink i. züppe
pink i. kodaman
pink i. seçkin kimse
pink i. pembe giyim
pink i. pembe giysiler
pink i. saplama
pink i. bıçaklama
pink i. pembe çiçek(ler)
pink i. (abd'li şarkıcı) pink
pink f. saplamak
pink f. delmek (süngü ile)
pink f. kenarını zikzaklı kesmek
pink f. teklemek
pink f. kenarını oyalamak
pink f. süngü ile delmek
pink f. bıçaklamak
pink f. duygularını incitmek
pink f. süslemek
pink f. donatmak
pink f. yarı kapalı gözlerle bakmak
pink f. çaktırmadan bakmak
pink f. göz kırpmak
pink f. göz kırpıştırmak
pink f. cılız şekilde parıldamak
pink f. zayıflamak
pink f. solmak
pink f. çınlamak
pink f. vızıldamak
pink f. pembeye dönmek
pink f. pembeleştirmek
pink f. (sarı yakutu) ısıtarak pembeleştirmek
pink f. seçmek
pink f. seçip almak
pink f. ayırmak
pink s. rengi kır karanfilinkine benzeyen
pink s. etkilenmiş
pink s. sinirlenmiş
pink s. heyecanlı
Konuşma Dili
pink i. fiş veya faturanın pembe kopyası
Teknik
pink i. karanfil
pink f. vuruntulu çalışmak
pink f. (motor) teklemek
Tekstil
pink f. kenarını kertikli kesmek
pink f. (deri veya kumaşı) delikli motiflerle süslemek
Boyacılık
pink s. soluk kırmızı
Denizcilik
pink i. kıç tarafı dar ve çıkıntılı gemi
Deniz Biyolojisi
pink i. büyük okyanus'a özgü bir somon balığı
Botanik
pink i. karanfil
pink s. karanfilgiller familyasından olan
Balıkçılık
pink i. hollanda'ya özgü küçük bir balıkçı gemisi
Coğrafya
pink i. oklahoma eyaletinde yerleşim yeri
Askeri
pink f. mermiyle yaralamak
pink f. füze, kurşun ile vurmak
Silah/Atıcılık
pink i. tilki avcılarının giydiği ceketin kırmızı rengi
pink i. tilki avcılarının giydiği kırmızı ceket
pink i. tilki avcısı
Spor
pink i. snooker oyununda kullanılan renkli toplar
pink f. (eskrim) kılıcı hafifçe batırmak
Kuşbilim
pink i. bayağı ispinoz
Argo
pink i. orta sınıfın okumamış, kültürsüz ve nispeten varlıklı üyesi
pink s. ılımlı sol görüşleri benimseyen
pink s. komünizme meyilli olan

"pink" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a very bright shade of pink i. çingene pembesi
light pink i. yavruağzı
rose pink i. gül pembe
salmon pink i. somon rengi
salmon pink i. somon pembesi
clove pink i. karanfil çiçeği
pink eye i. epidemik konjunktivit
pink elephant i. düş
light pink i. tozpembe
shocking pink i. çingene pembesi
purplish pink i. eflatuni pembe
hot pink i. canlı pembe
pink-footed goose i. küçük tarla kazı
rose-pink i. pembe
violet-pink i. gülkurusu
light pink i. açık pembe
sugar pink i. şeker pembesi
(onions) turn pink i. soğanın pembeleşmesi
pink socks i. pembe çorap
pale pink i. uçuk pembe
pink glasses i. pembe gözlük
clove pink i. bir tür karanfil
the house with pink shutters i. pembe panjurlu ev
pink lake i. pembe göl
pink wool i. pembe yün
candy pink i. şeker pembesi
reddish-pink i. kırmızımsı pembe
black pink i. siyah pembe
pink [obsolete] i. kumaş kenarlarına açılmış fisto deliği
pink saucer i. iç yüzeyi pembe olan küçük bardak altlığı
prawn pink i. pembe karides
prawn pink i. karides
pink venom i. pembe zehir
be in the pink f. sapasağlam olmak
be in the pink f. en güzel halinde olmak
be in the pink f. turp gibi olmak
pink out f. kenarını zikzaklı kesmek
turn pink f. pembeleşmek
pink out f. kenarını oyalamak
be tickled pink f. iki seksen uzanmak
look in the pink f. yanaklarından kan damlamak
look in the pink f. yanakları al al olmak
be pink-slipped f. işten çıkarılmak
be pink-slipped f. işten kovulmak
be pink-slipped f. işten atılmak
be pink-slipped f. işten çıkartılmak
make pink f. pembeleştirmek
fry the onions until pink in colour f. soğanları pembeleşinceye kadar kızartmak
fry the onions until pink in colour f. soğanları pembeleşinceye kadar kavurmak
pink [obsolete] f. dövme yapmak
pink-slip f. işten kovmak
pink-slip f. işten çıkardığını bildirmek
in the pink s. bomba gibi
rose-pink s. gül pembesi
rose-pink s. pespembe
painted pink s. pembe boyanmış
painted pink s. pembeye boyanmış
violet-pink s. menekşe pembesi
oyster-pink s. açık pembe renkli
oyster-pink s. istiridye pembesi olan
in the pink s. çıplak
pink [dialect] s. kırpma hareketi yapan (göz)
pink-tipped s. ucu pembe olan (yaprak)
pink-tinged s. pembemsi renkte
pink-eyed s. küçük gözlü
pink [dialect] s. yarı kapalı (göz)
scarlet-pink s. kırmızımsı pembe
in the pink of condition expr. mükemmel fiziki koşullarda
in the pink of condition expr. sağlığı mükemmel durumda
Öbek Fiiller
pink up f. yüzü/bir yeri kızarmak
pink up f. yüzünü/bir yerini kızartmak
pink up f. yüzünü/bir yerini pembeleştirmek
pink up f. kızarmak
pink up f. kızartmak
pink up f. pembeleştirmek
pink up f. pembeleşmek
pink up f. yüzü/bir yeri pembeleşmek
Konuşma Dili
pink of perfection i. mükemmel üstü
pink of perfection i. mükemmel ötesi
millennial pink i. 2017'de moda olan açık bir pembe tonu
millennial pink i. milenyum pembe
millennial pink i. milenyum pembesi
sky-blue pink i. var olmayan renk
sky-blue pink i. saçma sapan renk
sky-blue pink i. her ne renkse
sky-blue pink s. saçma sapan renkte olan
sky-blue pink s. garip renkli
sky-blue pink s. rengi belli olmayan
in the pink expr. çok sağlıklı
in the pink expr. sağlığı yerinde
in the pink expr. turp gibi
in the pink expr. çok iyi durumda
Deyim
pink-collar i. kadınlarla özdeşleştirilen işler
pink-collar i. pembe-yaka
the pink pound (brit) i. eşcinsellerin alım gücü
the pink dollar (us) i. pembe dolar
the pink dollar (us) i. pembe para
the pink dollar (us) i. eşcinsellerin alım gücü
the pink pound (brit) i. pembe para
pink elephant i. konuşulmayan bariz durum
pink money i. eşcinsel camianın toplu harcama/alım gücü
pink wave [us] i. pembe dalga
pink wave [us] i. bir seçimde çok sayıda kadın aday olması
pink wave [us] i. bir seçimde çok sayıda kadın seçmen olması
pink wave [us] i. bir seçimde kadın adayların/seçmenlerin çok olması
pink spiders i. sarhoşluktan/alkol krizi esnasında görülen halüsinasyon
pink spiders i. sarhoşluktan/alkol krizi esnasında görülen halüsinasyon
pink spiders i. alkol krizi
pink elephants i. alkol krizi
pink elephants i. sarhoşluktan/alkol krizi esnasında görülen halüsinasyon
pink spiders i. alkol krizi
parlor pink i. siyasi görüşünü ele vermeyen kimse
be tickled pink f. zevkten dört köşe olmak
be in the pink of health f. çok sağlıklı olmak
be in the pink of condition f. turp gibi olmak
be in the pink of condition f. çok iyi durumda olmak
be in the pink of condition f. çok sağlıklı olmak
be in the pink of health f. turp gibi olmak
tickle someone pink f. birini eğlendirmek/keyiflendirmek
have a pink fit [uk] f. çok sinirlenmek
have a pink fit [uk] f. kudurmak
have a pink fit [uk] f. tepesinin tası atmak
have a pink fit [uk] f. şalterleri atmak
have a pink fit [uk] f. köpürmek
have a pink fit [uk] f. tepesi atmak
have a pink fit [uk] f. fıttırmak
have a pink fit [uk] f. küplere binmek
have a pink fit [uk] f. sigortası atmak
have a pink fit [uk] f. sinirden deliye dönmek
get into the pink of condition [dated] f. kuvvetlenmek
get into the pink of condition [dated] f. turp gibi olmak
get into the pink of condition [dated] f. mükemmel bir kondisyon kazanmak
get into the pink of condition [dated] f. form kazanmak
get into the pink of condition [dated] f. çok sağlıklı olmak
have a pink fit [uk] f. fıttırmak
have a pink fit [uk] f. şalteri atmak
have a pink fit [uk] f. kudurmak
have a pink fit [uk] f. köpürmek
have a pink fit [uk] f. aşırı sinirlenmek
have a pink fit [uk] f. sinirden deliye dönmek
have a pink fit [uk] f. sigortası atmak
have a pink fit [uk] f. tepesinin tası atmak
give (one) the pink slip f. (birini) işten atmak
give (one) the pink slip f. (birini) işten çıkarmak
give (one) the pink slip f. (birini) işten kovmak
get into the pink of health f. sağlıklı olmak
get into the pink of health f. turp gibi olmak
get into the pink of health f. sağlığı yerine gelmek
get into the pink of health f. sağlığını kazanmak
get (one's) pink slip f. işten atılmak