| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | hole i. | çukur | ||
|
Emma broke her leg because of a big hole in the pavement. Emma kaldırımdaki büyük bir çukur yüzünden bacağını kırdı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | hole i. | delik | ||
|
A nail tore a hole in James's trousers. Bir çivi James'in pantolonunda bir delik açtı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | hole i. | boşluk | ||
|
Her father's death caused a big hole in her life. Babasının ölümü hayatında büyük bir boşluk yarattı. More Sentences |
||||
| Genel | hole i. | hücre | ||
|
During his detention, Tom spent several months in the hole. Tutukluluğu sırasında Tom hücrede birkaç ay geçirdi. More Sentences |
||||
| Genel | hole i. | delik | ||
|
A nail tore a hole in James's trousers. Bir çivi James'in pantolonunda bir delik açtı. More Sentences |
||||
| Genel | hole i. | yuva | ||
|
The hound was pointing towards a fox hole. Tazı bir tilki yuvasını işaret ediyordu. More Sentences |
||||
| Genel | hole i. | oyuk | ||
|
The children made a small hole in the ground for their game of marbles. Çocuklar bilye oyunları için yerde küçük bir oyuk açtılar. More Sentences |
||||
| Genel | hole i. | yuva | ||
|
The hound was pointing towards a fox hole. Tazı bir tilki yuvasını işaret ediyordu. More Sentences |
||||
| Genel | hole i. | yer | ||
|
The old quarry is now a popular swimming hole. Eski taş ocağı şimdi popüler bir yüzme yeridir. More Sentences |
||||
| Genel | hole i. | eksiklik | ||
|
The design of the new software was full of holes. Yeni yazılımın tasarımı eksikliklerle doluydu. More Sentences |
||||
| Genel | hole i. | iğrenç yer | ||
|
The only thing I want now is to get out of this hole. Şu anda istediğim tek şey bu iğrenç yerden çıkmak. More Sentences |
||||
| Genel | hole f. | deliğe sokmak | ||
|
She holed the ball in one shot. Tek atışta topu deliğe soktu. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | hole i. | çukur | ||
|
Emma broke her leg because of a big hole in the pavement. Emma kaldırımdaki büyük bir çukur yüzünden bacağını kırdı. More Sentences |
||||
| Teknik | hole i. | oyuk | ||
|
The children made a small hole in the ground for their game of marbles. Çocuklar bilye oyunları için yerde küçük bir oyuk açtılar. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | hole i. | delik | ||
|
A nail tore a hole in James's trousers. Bir çivi James'in pantolonunda bir delik açtı. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | hole i. | çukur | ||
|
Emma broke her leg because of a big hole in the pavement. Emma kaldırımdaki büyük bir çukur yüzünden bacağını kırdı. More Sentences |
||||
| Otomotiv | hole i. | delik | ||
|
A nail tore a hole in James's trousers. Bir çivi James'in pantolonunda bir delik açtı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | hole i. | zorluk | ||
| Genel | hole i. | in | ||
| Genel | hole i. | kovuk | ||
| Genel | hole i. | kodes | ||
| Genel | hole i. | deşik | ||
| Genel | hole i. | derin yer | ||
| Genel | hole i. | kusur | ||
| Genel | hole i. | zor durum | ||
| Genel | hole i. | çıkmaz | ||
| Genel | hole i. | ilk turda kapalı olarak dağıtma (poker) | ||
| Genel | hole i. | küçük liman | ||
| Genel | hole i. | açıklık | ||
| Genel | hole i. | bilardo masası deliği | ||
| Genel | hole i. | zeminde yumuşak malzeme ile dolmuş oyuk | ||
| Genel | hole i. | toprağa kazılmış maden veya kuyu | ||
| Genel | hole i. | doldurulmamış alan | ||
| Genel | hole i. | boş alan | ||
| Genel | hole i. | kayıp duygusu | ||
| Genel | hole i. | kaybedilen şey için sürekli duyulan özlem | ||
| Genel | hole i. | zayıf nokta | ||
| Genel | hole i. | tutarsızlık | ||
| Genel | hole i. | yasada boşluk | ||
| Genel | hole i. | bilye oyunlarında bilyenin oynanacağı küçük boşluk | ||
| Genel | hole i. | sakıncalı yer | ||
| Genel | hole i. | tehlikeli yer | ||
| Genel | hole i. | kaybeden konumu | ||
| Genel | hole i. | havuz | ||
| Genel | hole i. | leş gibi ev | ||
| Genel | hole f. | deliğe girmek | ||
| Genel | hole f. | kazmak | ||
| Genel | hole f. | kapanmak | ||
| Genel | hole f. | delmek | ||
| Genel | hole f. | köşesine çekilmek | ||
| Genel | hole f. | yuvasına girmek | ||
| Genel | hole f. | delik açmak | ||
| Genel | hole f. | (hayvanı) deliğe yönlendirmek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | hole i. | ağız | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | hole i. | borçlu olma | ||
| Elektrik | ||||
| Elektrik | hole i. | (tel çekme) bir bölümün eksiltilmesi | ||
| Elektrik | hole i. | (tel çekme) bir bölümün indirilmesi | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | hole f. | (tünel, geçit) açmak | ||
| Demiryolu | ||||
| Demiryolu | hole i. | demiryolunun ana hattından ayrılan yan hat | ||
| Demiryolu | hole f. | karşıdan gelen trenin ana raydan geçebilmesi için yan raya geçmek (tren) | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | hole i. | uçağın aniden düşmesine neden olan hava boşluğu | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | hole i. | gemi ambarı | ||
| Denizcilik | hole i. | gemi deposu | ||
| Maden | ||||
| Maden | hole f. | kömür yatağının altını kesmek | ||
| Diş Hekimliği | ||||
| Diş Hekimliği | hole i. | diş çürüğü | ||
| Fizik | ||||
| Fizik | hole i. | bir değerlik elektronunun yokluğundan dolayı atomdaki boşluk | ||
| Fizik | hole i. | fermiyonların negatif enerjisinin kuantum durumlarının neredeyse tam sürekliliğinde boşluk | ||
| Fizik | hole i. | kristalde normal örgü konumundaki bir atom veya iyonun eksik olması nedeniyle kusur | ||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | hole i. | hayvan çukuru | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | hole i. | su kütlesindeki derin yer | ||
| Coğrafya | hole i. | koy | ||
| Spor | ||||
| Spor | hole i. | (golf) oynama süresi | ||
| Spor | hole i. | savunma düzenindeki açıklık | ||
| Spor | hole i. | golf sahasında hedeften deliğe kadar olan bölümler | ||
| Spor | hole i. | topu hedeften deliğe atınca kazanılan puan | ||
| Spor | hole i. | topa hedeften karşılık gelen deliğe göndermek için yapılan vuruş sayısı | ||
| Spor | hole f. | (golf topunu) deliğe sokmak | ||
| Futbol | ||||
| Futbol | hole i. | (amerikan futbolu) savunma diziliminde hücum oyuncusunun topu ilerletmesine fırsat sunan boşluk | ||
| Argo | ||||
| Argo | hole i. | gözaltı hücresi | ||
| Argo | hole i. | nezaret hücresi | ||
| Argo | hole i. | anüs | ||
| Argo | hole i. | göt deliği | ||
| Argo | hole i. | kıç deliği | ||
| Argo | hole i. | aşağılık herif | ||
| Argo | hole i. | dallama | ||
| Argo | hole i. | götveren | ||
| Argo | hole i. | göt lalesi | ||
| Argo | hole i. | götlek | ||
| Argo | hole i. | hergele | ||
| Argo | hole i. | hıyar | ||
| Argo | hole i. | lavuk | ||