içeri - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

içeri



"içeri" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 11 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
içeri inside zf.
içeri in zf.
General
içeri within i.
içeri clink i.
içeri the cooler i.
içeri indoor s.
içeri interior s.
içeri indoors zf.
içeri in zf.
içeri inside zf.
Computer
içeri outset

"içeri" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 257 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
içeri sızmak infiltrate f.
içeri girmek enter f.
General
içeri düşmek go to jail f.
in içeri getirmek usher f.
içeri almak take in f.
içeri sokmamak exclude f.
içeri almamak keep out f.
içeri almamak shut f.
içeri tıkmak lock somebody up f.
içeri getirmek usher f.
içeri girmek go to jail f.
içeri sokmak let in f.
içeri sokmamak keep somebody out f.
birden içeri dalmak barge in f.
içeri çekmek retract f.
içeri sokmak put in f.
içeri göndermek send in f.
içeri almak pass in f.
içeri almak allow in f.
içeri almak admit f.
içeri sokmak introduce f.
içeri girmek move in f.
içeri almak allow to enter f.
içeri girmek enter f.
içeri almak let in f.
bir şeyi içeri almak/çekmek take something in f.
içeri girmek get in f.
içeri girmek drive in f.
içeri sokmak tuck in f.
içeri girmek lose money f.
içeri girmek go in f.
içeri almak take into f.
ayağıyla içeri taşımak (çamur) track f.
içeri girmek walk in f.
içeri girmek step in f.
birini içeri almak show someone in f.
zorla içeri girmek break into f.
içeri almak show in f.
içeri davet etmek ask in f.
içeri bırakmak let in f.
içeri almak pass into f.
içeri almamak bar out f.
solukla içeri almak inhale f.
içeri koymak put in f.
içeri gelmek step in f.
kürekleri içeri almak ship f.
içeri gitmek step in f.
içeri almamak not to let in f.
içeri girmek come in f.
içeri almamak exclude f.
itip içeri sokmak push in f.
içeri sokmak drive in f.
sınırdan içeri sızmak infiltrate f.
içeri almak take someone in f.
içeri atmak put somebody in jail f.
içeri atmak put away f.
ansızın içeri girmek blow into f.
içeri bükülmek curve inward f.
içeri bükülmek incurvate f.
içeri girmek get into f.
(günışığı) içeri girmek (daylight) penetrate something f.
(günışığı) içeri girmek (daylight) filter through something f.
içeri akmak flow in f.
-den içeri uzanmak stick in through f.
-den içeri girmek stick in through f.
-den içeri sokmak stick in through f.
-den içeri uzatmak stick in through f.
içeri aktarmak import f.
içeri sokmamak keep out f.
(bir suçluyu vb) içeri tıkmak lock someone down f.
içeri sızmak infiltrate into f.
zorla içeri girmek enter by force f.
birisini içeri almak allow someone in f.
içeri girmesine müsaade etmek allow someone in f.
birisini içeri almak allow someone into a place f.
içeri girmesine müsaade etmek allow someone into a place f.
içeri almak acknow f.
içeri sokmak admit f.
tekrar içeri dökmek reinfund f.
tekrar içeri akmak reinfund f.
içeri alma admission i.
içeri kıvrık kısım involution i.
zorla içeri girme intrusion i.
içeri alma intake i.
zorla içeri girme forced entry i.
içeri çekme retraction i.
içeri adım step in i.
içeri hizada inşa etme setback i.
içeri alınan miktar intake i.
içeri akış inflow i.
suyun içeri girdiği delik inleak i.
içeri çekilebilir retractable s.
zorla içeri giren intrusive s.
içeri doğru yönelen in s.
içeri kıvrık involute s.
içeri ileten afferent s.
içeri yönlendirilen introvertive s.
içeri girmeyi hak eden admittable s.
içeri alma ile ilgili admissory s.
içeri girmeyi hak eden admittible s.
içeri alınabilir admittable s.
içeri alınabilir admittible s.
-den içeri in from zf.
Phrasals
manyetik kart okutarak içeri girmek card in f.
içeri girmek run in f.
içeri girmek thrust in f.
içeri doğru bükmek turn in f.
içeri sokmak thrust in f.
içeri sokmamak shut out f.
içeri tıkmak knock off f.
içeri doldurmak blow in f.
içeri göçmek bend in f.
içeri göçmek bend in f.
yavaşça içeri girmek sneak in
yavaşça içeri girmek creep in
gölge gibi içeri süzülmek sneak in
gölge gibi içeri süzülmek creep in
yavaşça içeri süzülmek creep in
yavaşça içeri süzülmek sneak in
içeri dalmak blow in
içeri almak invite in
içeri davet etmek invite in
içeri çağırmak invite in
içeri almak let in
içeri girmesine izin vermek let into
içeri geçirmek let in
içeri girmesine izin vermek let in
içeri bırakmak let into
içeri bırakmak let in
içeri almak let into
içeri almak put inside
içeri alınmak be put inside
içeri sokmak pass in
içeri girmek pass into
birden içeri dalmak barge in to some place
birden içeri dalmak barge in some place
(arabayla) içeri girmek drive in (to something)
içeri dalmak barge into
birini içeri davet etmek invite someone in
birini içeri buyur etmek invite someone in
birini içeri davet etmek invite someone into some place
birini içeri buyur etmek invite someone into some place
birini içeri almak let someone in
birini içeri almak let someone into something
birini bir yere getirmek/içeri almak bring someone or something in
birini bir yere getirmek/içeri almak bring someone or something in(to) some place
içeri akmak/dökülmek pour in
içeri dalmak/akın etmek sweep into
içeri dalmak/akın etmek sweep in
(bir konuşmayı/tartışmayı vb) içeri girerek bölmek walk in on someone or something
birini gizlice içeri sokmak sneak someone inside
el sallayarak birini içeri davet etmek wave someone in
Phrases
i̇çeri girerken kapıyı çalınız knock on the door before entering
i̇çeri girmeden kapıyı çalınız knock on the door before entering
Colloquial
birini içeri atmak take someone in
içeri gelin lütfen come in please
içeri buyurun/buyurun içeriye (gelin) come on in
içeri gelin come on in
içeri girin come on in
içeri kim girdi dersiniz? and who walks in?
cinayetten içeri girmek go down for murder
ingiltere'de (avuçiçi içeri bakacak şekilde yapıldığında) küfür veya kötü anlam ifade eden işaret v sign
Idioms
belli bir yaş veya durumdayken evine/yanına/içeri almak take (someone or something) in as (something) f.
içeri dalmak barge in
içeri girmek istemek want in
içeri paldır küldür dalmak barge into
içeri sızmak worm one's way into
içeri sızmak insinuate one's way into
tırnaklarını içeri çekmek pull one's punch
hışımla içeri girmek storm in
fırtına gibi içeri dalmak storm in
(kapının düğmesine vb basarak) birisini bir yere/ içeri almak buzz someone into a place
lappadak içeri dalmak buzz in to some place
(kapının düğmesine vb basarak) birisini bir yere/ içeri almak buzz someone in
kapıdan içeri adımı atmak get one's get a foot in the door
kapıdan içeri adımı atmak get a leg in the door
kapıdan içeri adımı atmak get a foot in the door
tereddüt etmeden içeri girmek walk right in
birini içeri tıkmak run someone in
Speaking
içeri buyurun please come in
içeri gel ve kendini evindeymiş gibi hisset come in and make yourself at home
içeri girmesini söyle tell him to come in
neden içeri gelmedin? why didn't you let yourself in?
neden içeri girip kurulanmıyorsun? why don't you come in and get dry?
içeri gel otur come in and take a pew
beni içeri almayacak mısın? aren't you going to let me in?
ben içeri giriyorum i'm going inside
gir içeri bir sandalye çek come on in grab a chair
içeri neden girdin? what were you in for?
içeri gelsene come on in
içeri gel come on in
Slang
içeri düşmek do bird [uk] f.
içeri tıkmak clap somebody into jail
içeri tıkmak clap somebody in jail
bar önlerinde durup gelip geçen insanlara içeri almaya çalışan kimse spruiker
içeri girmek be in county
neden içeri girdin? (cezaevi argosu) what were you in for?
birini içeri tıkmak lock one’s ass away
(polis) içeri almak run someone in
yasadışı maddeyi kıçında saklayarak içeri getirmek/sokmak hoop
yasadışı maddeyi kıçında saklayarak içeri getirmek/sokmak hoof
Technical
içeri atmak throw in f.
içeri almak içeri bırakmak take in
içeri su akması influx of water
içeri su sızması influx of water
dışarı-atma/içeri-alma roll-out/roll-in
içeri yuvarlama roll-in
içeri sızıntı influent seepage
içeri sızmak infiltrate
uçağın dönerken aşağı ve içeri doğru kayması side slip
içeri dönel çerçeve swinging-in casement
içeri sürüklenme drag-in
kablonun yalıtımdan içeri doğru kesmeye karşı dayanıklılığı cable cut-through resistance
doymuş buharın içeri sızması saturated steam penetration
kablonun içeri doğru kesmeye karşı dayanıklılığı cable cut-through resistance
Computer
içeri kayma karakteri shift in character
dikey içeri vertical in
yatay içeri horizontal in
içeri aktarmak import
biraz içeri in slightly
içeri aktarım import
zorla içeri giren intrusive
içeri ararken dial-in
içeri arama saatleri dial-in hours
Construction
içeri sızdırma infiltration
içeri çekilmiş çatı penceresi internal dormer
içeri açılan kanatlı pencere project-in window
içeri çekilmiş balkon recessed balcony
Automotive
anahtarın pimi içeri itildi switch pin pushed in
içeri çekme bobini pull-in coil
Aeronautic
havanın içeri çekildiği ve fan yerine taşıtın ileri hareketi aracılığıyla sıkıştırıldığı bir jet mot ramjet
içeri çekilebilen iniş takımı folding undercarriage
içeri çekilebilir flaplar retractable flaps
burnu içeri gelecek şekilde nose-in
burun içeri hangara çekme görsel kılavuzluk sistemi visual nose-in docking guidance system
Marine
gemideki silahları içeri veya dışarı hareket ettirmeye yarayan donanım train tackle i.
dalgakıranın tepesinde yeralan ve dalganın içeri girmesini önleyen duvar parapet
bazı araba vapurlarında taşıtların içeri girmesi ve dışarı çıkmasına imkan tanıyan sistem roll on, roll off
Petrol
yağın içeri girmesi için petrol kuyusunun mahfazasını delmek perforate f.
Medical
göğüs duvarının içeri çekilmesine ve hastalıklı akciğerin sönmesine olanak sağlamak için kaburga kemiklerinden bazılarının cerrahi olarak çıkarılması thoracoplasty i.
dizin içeri bükülmesini sağlayan kas sartorius
içeri giren madde input
ileri evre meme kanserinde görülen meme cildinin içeri çekilmesi hali peau d’orange
kemiğin içeri girmesi suretiyle meydana gelen kafatası kırığı depressed fracture
dış kulağın ortasında içeri giden kanalın önündeki küçük kıkırdaktan çıkıntı tragus
portakal kabuğu (ileri evre meme kanserinde görülen meme cildinin içeri çekilmesi hali) peau d’orange
Anatomy
dış kulağın ortasında içeri giden kanalın önündeki küçük kıkırdak çıkıntılar tragi i.
Math
içeri kıvrılmış involute
içeri kıvrılma involution
Biology
hücre zarından geçemeyecek büyüklükteki maddeleri içeri almak endocytose
Environment
içeri akma inflow
Military
geçmişte kullanılan, gemideki silahları içeri veya dışarı hareket ettirmeye yarayan donanım training tackle i.
doğrudan içeri çevirme direct dialling-in
Basketball
içeri dalış yapmak drive-in
Football
topu içeri çevirmek whip a cross
Printery
içeri besleme sistemi infeed system
Ornithology
horoz ibiğindeki içeri doğru girinti thumbmark i.