involved - Türkçe İngilizce Sözlük

involved

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

involved — Definition

Anlamı ve Tanımı:
dâhil olmuş, karmaşık
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪnˈvɒlvd/ – BrE /ɪnˈvɒlvd/)
Terim Türü:
Sıfat
Bir sürecin parçası olmayı veya yapısal olarak karmaşık durumu niteleyen sıfattır; bu nedenle involved, hem katılım hem giriftlik anlamı taşır. Involve fiilinin sonuç hâlidir.
Eş Anlamlılar:
engaged, complicated
Zıt Anlamlılar:
detached, simple

"involved" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
involved s. bulaşmış
I didn't want Tom involved in this.
Bu işe Tom'u bulaştırmak istemedim.

More Sentences
involved s. ilişkili
This process is to ensure input and participation by all interested and involved parties.
Bu süreç, ilgili ve ilişkili tüm tarafların girdi ve katılımını sağlayacaktır.

More Sentences
involved s. ilgili
Parliament wants to give the sectors involved a clear signal.
Parlamento, ilgili sektörlere net bir sinyal vermek istiyor.

More Sentences
involved s. karmaşık
The research project was highly involved, requiring many experts.
Araştırma projesi oldukça karmaşıktı ve pek çok uzmana ihtiyaç vardı.

More Sentences
involved s. müdahil
The Commission is not directly involved in this issue.
Komisyon bu konuya doğrudan müdahil değildir.

More Sentences
involved s. etkilenmiş
Tom was deeply involved.
Tom derinden etkilenmişti.

More Sentences
involved s. cinsel ilişkiye giren
Layla got involved with Sami sexually.
Layla, Sami ile cinsel ilişkiye girdi.

More Sentences
involved s. (sanat hareketine) dahil olan
If the choices were clear, then citizens could become involved in the subject of climate.
Eğer seçenekler net olsaydı, vatandaşlar iklim konusuna dahil olabilirlerdi.

More Sentences
involved s. karışan
There were two people involved in the accident.
Kazaya karışan iki kişi vardı.

More Sentences
involved s. harcanan
The effort involved in establishing a business was enormous.
İş kurmak için harcanan çaba çok büyüktü.

More Sentences
involved s. duygusal ilişki yaşayan
He was romantically involved with a co-worker.
Bir iş arkadaşıyla romantik bir ilişkisi vardı.

More Sentences
involved s. içerilen
involved s. karışmış
involved s. karışık
involved s. çapraşık
involved s. alakalı
involved s. dalmış
involved s. çatak
involved s. gereken
involved s. alakadar
involved s. girift
involved s. kapsayan
involved s. karmakarışık
involved s. anlaşılmaz
involved s. yanmakta olan
involved s. duygusal olarak bağlı
involved s. içeri doğru kıvrık
involved s. sarılı
involved s. (siyasi bir amaca) bağlı olan
involved s. ilişkiye giren
involved s. dâhil olmuş
Mimarlık
involved s. burgaç

"involved" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 117 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
be involved f. ilgisi olmak
not to be involved in f. seyirci kalmak
be involved f. bulaşmak
be involved in f. karışmak
be involved in f. ile uğraşmak
get involved f. karıştırılmak
get involved in f. bulaşmak
get involved f. dahil olmak
be involved in f. ile meşgul olmak
become involved in harmful activities f. zararlı faaliyetlerde bulunmak
become involved in destructive activities f. zararlı faaliyetlerde bulunmak
be personally involved f. parmağı olmak
be personally involved to f. bizzat ilgilenmek
be closely involved with decisions f. kararda yakından söz sahibi olmak
get involved personally f. bizzat ilgilenmek
get involved personally f. yakından ilgilenmek
be involved in (a project, a job) f. yer almak
not to be involved f. dahil olmamak
not to be involved in f. olaya seyirci kalmak
be deeply involved in f. aşırı şekilde ilgilenmek
be involved in activities f. etkinliklerde bulunmak
be involved in an activity f. faaliyette bulunmak
get involved in f. katılmak
get involved in f. dahil olmak
be involved f. adı karışmak
be involved f. içinde yer almak
get involved in a bar-room brawl f. bir bar kavgasına karışmak
get involved in a fight f. bir kavgaya karışmak
get involved f. müdahil olmak
become involved in crime f. suça bulaşmak
be involved in harmful activities f. zararlı faaliyetlerde bulunmak
be involved in destructive activities f. zararlı faaliyetlerde bulunmak
be involved in an interaction f. etkileşim içinde olmak
be involved in crime f. suça dahil olmak
be involved in crime f. suça karışmak
get involved in crime f. suça dahil olmak
get involved in crime f. suça karışmak
be involved in corruption f. yolsuzluğa bulaşmak
be involved in corruption f. yolsuzluğa karışmak
be involved in the accident f. kazaya karışmak
be involved in the decision-making process f. karar alma sürecine katılmak
know the risks involved f. işin risklerinin farkında olmak
get involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerine adı karışmak
be involved in match-fixing activities f. şikeye adı karışmak
be involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerinde bulunmak
get involved in match-fixing activities f. şikeye adı karışmak
get involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerinde bulunmak
be involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerine adı karışmak
be involved in match-fixing activities f. şike faaliyetleri içerisinde bulunmak
get involved in match-fixing activities f. şike faaliyetleri içerisinde bulunmak
be involved in a bar fight f. bir bar kavgasına karışmak
get involved in a bar fight f. bir bar kavgasına karışmak
be involved in a fight f. kavgaya karışmak
be involved in the firefighting efforts f. söndürme çalışmalarında bulunmak
get involved in the project f. projede yer almak
be involved in f. işin içine girmek
become involved in f. işin içine girmek
become involved f. devreye girmek
get involved f. devreye girmek
be involved f. dahil olmak
be involved f. içerilmek
be involved f. karışmak
media-involved s. medyanın dahil olduğu
supposedly being involved in match-fixing scandal s. şike skandalında adı geçen
emotionally involved s. -ile duygusal bağı olan
emotionally involved s. -ile duygusal bağ kurmuş
self-involved s. bencil
self-involved s. egosantrik
self-involved s. benmerkezci
involved [obsolete] s. gizli saklı
involved [obsolete] s. el altından yapılan
Konuşma Dili
get involved f. duygusal bağ kurmak
get involved f. duygusal ilişki kurmak
get involved f. cinsel ilişki kurmak
Deyim
get involved with something f. birşeyle ilgilenmek
get involved with something f. bir şeye bulaşmak
be involved with someone f. biriyle ilişki içinde/yaşıyor olmak
become involved with something f. bir şeye karışmak/bulaşmak
get involved (in or with someone) f. (birine) duygusal, romantik, cinsel açıdan bağlanmak
get involved (in or with someone or something) f. (biriyle/bir kuruluşla) ortaklık ilişkisi kurmak
get involved (in or with something) f. (bir şeye) burnunu sokmak
get involved (in or with someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) bir bağlantı/ilişki kurmak
get involved (in or with someone or something) f. (birinin) planlarına, eylemlerine, gelişimine dahil olmak
get involved (in or with something) f. (bir şeye) karışmak
get involved (in or with someone or something) f. (biriyle/bir kuruluşla) birleşmek
be involved with (something) f. (bir işin) içerisinde olmak
be involved with (something) f. (bir işe) girişmek
be involved with (something) f. (bir şeyle/işle) ilgilenmek
be/get involved in f. topa girmek
involved with (something) s. (bir şeyde) çalışan
involved with (something) s. (bir şeyle) iş birliği yapan
involved with s. ile iş birliği içinde
involved with s. -e bulaşmış
involved with s. '-e müdahil
involved with s. '-e karışmış
Konuşma
I am not going to get involved in this expr. ben buna dahil olmayacağım
I shouldn't have involved you in this expr. seni bu işe bulaştırmamalıydım
don't get involved expr. otur oturduğun yerde
the persons involved expr. olaya karışanlar
don't get me involved in this matter expr. beni bu işe karıştırmayın
don't get me involved in this matter expr. beni karıştırmayın bu işe
if the cops find out I'm involved expr. polisler gelip de olaya karıştığımı öğrenirlerse
do not get involved expr. bu işe sen karışma
I don't want you getting involved expr. sizin karışmanızı istemiyorum
I don't want you getting involved expr. senin karışmanı istemiyorum
I didn't mean to get you involved in all this expr. seni buna bulaştırmak istememiştim
how many vehicles were involved in the crash? expr. kazaya kaç araç karıştı?
we don't want anyone else involved and other people hurt unnecessarily expr. başkaları araya girmesin ve boşuna canlar yanmasın
the police are involved, right? expr. polis de işin içinde değil mi?
Ticaret/Ekonomi
be involved in a bankruptcy f. iflas etmek
be involved in a failure f. iflasa sürüklenmek
Hukuk
arrestee involved i. tutuklu iş
be involved in a fraudulent bankruptcy f. hileli iflasa methaldar olmak
Teknik
involved in f. karışmış bulunmak
Havacılık
involved in f. alakası olmak
Medikal
involved field i. tutulu alan
Diş Hekimliği
traumatically involved teeth i. travmatik olarak problemli dişler