admit - Türkçe İngilizce Sözlük

admit

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

admit — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kabul etmek, itiraf etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ədˈmɪt/ – BrE /ədˈmɪt/)
Terim Türü:
Fiil: admit (admits – admitted – admitting)
Bir durumu, gerçeği veya kişiyi içeri almaya ya da geçerli saymaya razı olmayı ifade eden fiildir; bu yüzden admit, çoğu zaman dirençten sonra gelen bir kabullenişi çağrıştırır. Admittere kökünde yer alan “içeri bırakma” fikri, modern dilde zihinsel ve kurumsal açılmayı birlikte taşır.
Eş Anlamlılar:
acknowledge, concede, allow
Zıt Anlamlılar:
deny, reject, exclude

"admit" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 39 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
admit f. itiraf etmek
But we must admit that we did, in fact, expect more.
Ancak itiraf etmeliyiz ki, aslında daha fazlasını bekliyorduk.

More Sentences
admit f. kabul etmek
Today, as we know, nobody objects to admitting young IT professionals.
Bugün, bildiğimiz gibi, kimse genç BT uzmanlarını kabul etmeye itiraz etmiyor.

More Sentences
Genel
admit f. içeri almak
Children under 18 are not admitted.
18 yaşın altındaki çocuklar içeri alınmazlar.

More Sentences
admit f. açılmak (bahçeye/odaya)
The gate admits to the garden.
Kapı bahçeye açılıyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
admit f. kabul etmek
Today, as we know, nobody objects to admitting young IT professionals.
Bugün, bildiğimiz gibi, kimse genç BT uzmanlarını kabul etmeye itiraz etmiyor.

More Sentences
Hukuk
admit f. itiraf etmek
But we must admit that we did, in fact, expect more.
Ancak itiraf etmeliyiz ki, aslında daha fazlasını bekliyorduk.

More Sentences
admit f. kabul etmek
Today, as we know, nobody objects to admitting young IT professionals.
Bugün, bildiğimiz gibi, kimse genç BT uzmanlarını kabul etmeye itiraz etmiyor.

More Sentences
Teknik
admit f. kabul etmek
Today, as we know, nobody objects to admitting young IT professionals.
Bugün, bildiğimiz gibi, kimse genç BT uzmanlarını kabul etmeye itiraz etmiyor.

More Sentences
Genel
admit f. teslim etmek
admit f. almak
admit f. meydan vermek
admit f. olanak tanımak
admit f. girmesine izin vermek
admit f. izin vermek
admit f. içine kabul etmek
admit f. içine almak
admit f. temin etmek
admit f. barındırmak
admit f. yeri olmak
admit f. içeri sokmak
admit f. müsaade etmek
admit f. geçerli saymak
admit f. geçerli kabul etmek
admit f. doğrulamak
admit f. doğruluğunu kabul etmek
admit f. geçmesine izin vermek
admit f. geçmesine olanak tanımak
admit f. geçmesine imkan vermek
admit f. (hastane) hastayı kabul etmek
admit f. delil kabul etmek
admit f. geçmesine imkan vermek
admit f. (hastane) hastayı kabul etmek
admit f. teslim etmek
admit f. (birlik vb.) kabul edilmek
admit f. (hasta vb.) kabul etmek
Hukuk
admit f. ikrar etmek
Siyasal
admit f. bir kuruluşa ya da örgüte üye olmak
admit f. üstlenmek
Teknik
admit f. izin vermek

"admit" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 94 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
admit of f. imkan vermek
admit to bail f. kefaletle serbest bırakmak
admit somebody f. açılmak
admit defeat f. mağlubiyeti kabul etmek
admit somebody into one's confidence f. açılmak
admit to f. izin vermek
admit someone to hospital f. hastaneye kabul etmek
admit a patient to a hospital f. hasta yatırmak
admit guilt f. suçu kabul etmek
admit to partnership f. ortak olarak almak
admit to partnership f. ortaklığa kabul etmek
admit being responsible for f. sorumluluğun kendisinde olduğunu kabul etmek
admit defeat f. yenilgiyi kabul etmek
admit students f. öğrenci almak
admit to making a mistake f. hata yapmayı kabullenmek
admit to f. (birine) itiraf etmek
Öbek Fiiller
admit (someone or something) into (something or some place) f. (birini) üye etmek
admit (one) to (something or some place) f. (birini) kabul etmek
admit (one) to (something or some place) f. (birinin) girmesine izin vermek
admit (someone or something) into (something or some place) f. (birini) geçirmek/içeri almak
admit into f. kabul etmek
admit into f. üye etmek
admit (one) to (something or some place) f. (birini) geçirmek/içeri almak
admit (someone or something) into (something or some place) f. delil kabul etmek
admit something into something f. hesaba katmak
admit someone (in)to (some place) f. (birinin bir yere) girmesine izin vermek
admit (one) to (something or some place) f. (birini) üye etmek
admit (someone or something) into (something or some place) f. (birinin) girmesine izin vermek
admit something into something f. (birini bir şey olarak) kabul etmek
admit into f. girmesine izin vermek
admit someone (in)to (some place) f. (birini bir yere) sokmak
admit (someone or something) into (something or some place) f. (birini) kabul etmek
admit someone (in)to (some place) f. (birini bir yere) kabul etmek
admit into f. geçirmek/içeri almak
admit someone into (some place) f. birini (bir yere) almak
admit someone into (some place) f. birini (bir yere) kabul etmek
admit someone to (some place) f. birini içeri kabul etmek
admit something into something f. bir şeyi bir şeyin içine almak
admit to something f. bir şeyi kabul etmek
admit someone into (some place) f. birini içeri kabul etmek
admit someone to (some place) f. birini (bir yere) kabul etmek
admit someone into (some place) f. birinin içeri geçmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birini içeri almak
admit something into something f. bir şeyin bir şeyin içine girmesine izin vermek
admit someone into (some place) f. birini içeri almak
admit someone to (some place) f. birinin içeri geçmesine izin vermek
admit something into something f. bir şeyi bir şeyin içine kabul etmek
admit of (something) f. (bir şeye) imkan vermek
admit something to someone f. bir şeyi birine itiraf etmek
admit someone into (some place) f. birinin (bir yere) girmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birinin (bir yere) girmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birinin (bir yere) girmesine müsaade etmek
admit someone into (some place) f. birinin (bir yere) girmesine müsaade etmek
admit of (something) f. (bir şeye) izin vermek
admit to something f. bir şeyi itiraf etmek
admit someone to (some place) f. birini (bir yere) almak
admit someone to (some place) f. birini (bir yere) almak
admit something to someone f. bir şeyi birine itiraf etmek
admit someone to (some place) f. birini (bir yere) kabul etmek
admit someone into (some place) f. birini içeri kabul etmek
admit something into something f. bir şeyi bir şeyin içine kabul etmek
admit someone into (some place) f. birini (bir yere) almak
admit someone into (some place) f. birinin (bir yere) girmesine müsaade etmek
admit someone into (some place) f. birinin içeri geçmesine izin vermek
admit to something f. bir şeyi itiraf etmek
admit something into something f. bir şeyi bir şeyin içine almak
admit something into something f. bir şeyin bir şeyin içine girmesine izin vermek
admit someone into (some place) f. birini içeri almak
admit of (something) f. (bir şeye) imkan vermek
admit to something f. bir şeyi kabul etmek
admit someone to (some place) f. birinin (bir yere) girmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birini içeri almak
admit someone to (some place) f. birinin (bir yere) girmesine müsaade etmek
admit someone into (some place) f. birini (bir yere) kabul etmek
admit of (something) f. (bir şeye) izin vermek
admit someone into (some place) f. birinin (bir yere) girmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birinin içeri geçmesine izin vermek
admit someone to (some place) f. birini içeri kabul etmek
İfadeler
I have to admit expr. kabul etmeliyim ki
I must admit that expr. itiraf etmeliyim ki
admit one expr. tek kişilik (bilet)
Konuşma Dili
admit what a big part luck plays expr. şansın ne kadar önemli bir rol oynadığını kabul et
Konuşma
whether you admit it or not expr. kabul etsen de etmesen de
I have to admit that expr. itiraf etmeliyim ki
admit it! expr. itiraf et!
Ticaret/Ekonomi
admit to partnership f. ortaklığa kabul etmek
Hukuk
admit under guardianship f. vesayetine kabul etmek
admit the allegation f. iddiayı kabul etmek
admit to the bar f. baroya kabul etmek
admit to the bar f. baroya almak
failure to respond to a notice to admit f. ikrara davet ihbarına cevap vermemek
Medikal
admit to the clinic with hemoptysis and dyspnea f. kliniğe hemoptizi ve dispne şikayetleri ile başvurmak
admit because of headache f. baş ağrısı yakınması ile başvurmak
admit because of headache f. baş ağrısı şikayetiyle başvurmak