get in - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

get in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"get in" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 14 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
get in f. (arabaya) binmek
General
get in f. içeriye girmek
get in f. girmek
get in f. arabaya binmek
get in f. gelmek
get in f. içeri girmek
get in f. varmak
get in f. ürünü toplamak
get in f. seçilmek
get in f. gitmek
Phrasals
get in temin etmek
get in satın almak
Law
get in üye olmak
Politics
get in seçimi kazanmak

"get in" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 394 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
get in somebody's hair f. başının dibinden ayrılmamak
get in somebody's hair f. rahat bırakmamak
get in somebody's hair f. rahat vermemek
General
(a single) get (someone) to number one in the chart f. bir numaraya çıkarmak
(a single) get (someone) to number one in the chart f. bir numara yapmak
(a single) get (someone) to number one in the chart f. listede bir numaraya taşımak
be unable to get a word in edgewise f. karşısındakinin fazla konuşmasından dolayı ağzını açamamak
be/get mixed up in f. pis işlere bulaşmış olmak
get (somewhere) in no time flat f. soluğu (bir yerde) almak
get a 90 percent rate of success in the tests f. testlerde yüzde 90 başarılı olmak/çıkmak
get a cramp in the leg f. kramp girmek (bacağa)
get a lump in one's throat f. üzüntüden boğazı düğümlenmek
get a part in a movie f. bir filmde rol kapmak
get a place in no time flat f. soluğu (bir yerde) almak
get a rise in one's salary f. maaşına zam almak
get a small part in the film f. filmde küçük bir rol almak
get a splinter in one's finger f. parmağına kıymık batmak
get a start in business f. iş hayatına atılmak
get a word in edgewise f. söylemeye fırsat bulmak
get back in line f. tekrar sıraya (kuyruğa) girmek/geçmek
get back in time f. zamanında dönmek
get behind in f. gecikmek (bir işte)
get behind in f. gerisinde kalmak (bir işin)
get bogged down in f. bir yerde saplanıp kalmak
get caught in a flash flood f. sele yakalanmak
get caught in fishing net f. ağa takılmak
get caught in the riptide f. ters akıntıya kapılmak
get caught up in a debt trap f. borç batağına saplanmak
get clued in f. bilgilendirilmek
get five numbers in the lottery f. lotoda 5 tutturmak
get five numbers in the lottery f. lotoda beş tutturmak
get four numbers in the lottery f. lotoda dört tutturmak
get four numbers in the lottery f. lotoda 4 tutturmak
get high marks in exam f. sınavlardan yüksek notlar almak
get high marks in exam f. sınavlarda yüksek notlar almak
get in (the car) f. arabaya binmek
get in a bar fight f. bir bar kavgasına karışmak
get in a fight f. kavgaya karışmak
get in a happy mood f. neşesini bulmak
get in a pissing contest with f. sidik yarışına girmek
get in a tizzy f. eteği ayağına dolaşmak
get in a tizzy f. eli ayağı dolaşmak
get in a wering rage f. zıvanadan çıkmak
get in bad (with someone) f. birisiyle sorunu olmak
get in bad (with someone) f. birisiyle kötü olmak
get in contact (with) f. ilişki kurmak
get in contact (with) f. başvurmak
get in contact (with) f. bağlantı kurmak
get in contact (with) f. temasa geçmek
get in contact with f. iletişime geçmek
get in difficulties f. zorluklarla karşılaşmak
get in exchange f. karşılığında almak
get in exchange f. karşılığı olarak almak
get in favour f. rağbet görmek
get in line f. (bankada vb) sıra almak
get in other people's hair f. başkalarını rahatsız etmek
get in over head f. (su) boyu/boyunu aşmak
get in return for f. karşılığını almak
get in shape f. forma girmek
get in somebody's hair f. rahatsız etmek
get in somebody's way f. ayak altında dolaşmak
get in someone's good books f. göze girmek
get in someone's hair f. kızdırmak
get in someone's hair f. canını sıkmak
get in someone's hair f. birini rahatsız etmek
get in someone's hair f. rahatsız etmek
get in the habit of f. itiyat etmek
get in the habit of f. alışkanlık edinmek
get in the line f. sıraya geçmek
get in the mood for f. havasına girmek
get in the running f. yarışa/rekabete katılmak
get in the teller line f. (bankada vb) sıra almak
get in the way f. araya girmek
get in the way f. ayağına dolanmak
get in the way f. birşeyin olmasını (araya girerek) engellemek
get in touch f. temasta olmak
get in touch f. temasa geçmek
get in touch f. bağlantıda olmak
get in touch f. ilişki kurmak
get in touch (with) f. ilişki kurmak
get in touch (with) f. başvurmak
get in touch (with) f. bağlantı kurmak
get in touch (with) f. temasa geçmek
get in touch with f. ilişki kurmak
get in touch with f. bağlantıya geçmek
get in touch with f. temasa geçmek
get in touch with f. irtibat kurmak
get in touch with f. ile temasa geçmek
get in touch with f. temas etmek
get in touch with f. bağlantı kurmak
get in touch with someone f. birisiyle temasa geçmek
get in trouble f. başına bela gelmek
get in trouble f. başına kötü bir şey gelmek
get in with f. arkadaşlığını kazanmak
get involved in f. bulaşmak
get involved in f. dahil olmak
get involved in f. katılmak
get involved in a bar fight f. bir bar kavgasına karışmak
get involved in a bar-room brawl f. bir bar kavgasına karışmak
get involved in a fight f. bir kavgaya karışmak
get involved in crime f. suça karışmak
get involved in crime f. suça dahil olmak
get involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerinde bulunmak
get involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerine adı karışmak
get involved in match-fixing activities f. şike faaliyetleri içerisinde bulunmak
get involved in match-fixing activities f. şikeye adı karışmak
get involved in the project f. projede yer almak
get lost in the ocean f. okyanusta kaybolmak
get lost in the shuffle f. arada kaynamak
get mixed in f. içine karşımak
get mixed up in a fight f. bir kavgaya karışmak
get nothing in return f. karşılığında bir şey almamak
get nothing in return f. karşılığında hiçbir şey almamak
get nothing in return f. karşılığında birşey almamak
get one's hand in f. belirli bir işe alışmak
get one's hand in f. eli alışmak
get one's hand in f. belirli bir işe başlamak
get one's hand in f. usta olmak
get oneself in a fix f. kendini zor bir duruma sokmak
get sand in the binoculars f. dürbünün içine kum girmek
get shot in the head f. kafasından vurulmak
get somebody in f. çağırmak
get stopped in a spot check f. çevirmeye denk gelmek
get stuck in f. sıkışıp kalmak
get stuck in f. kıran kırana mücadele etmek
get stuck in f. saplanıp kalmak
get to (a place) in time f. bir yere yetişmek
get to the top of one's field in a very short time f. çok kısa zamanda alanında en üste/tepeye çıkmak/ulaşmak
get up in the middle of the night f. gecenin bir yarısında kalkmak
get used to living in somewhere f. bir yerde yaşamaya alışmak
get wet in the rain f. yağmurda ıslanmak
get wet in the rain f. yağmur yemek
get/be stranded in traffic f. trafiğe takılmak
get/fall in the wrong hands f. kötü ellere düşmek
get/fall in the wrong hands f. yanlış ellere düşmek
not be able get a word in edgewise f. laf ağzında kalmak
not to get a word in edgeways f. ağzını açamamak
want to get in touch f. irtibata geçmek istemek
Phrasals
get ahead (in something) mesafe katetmek
get ahead (in something) (işinde vb.) ilerlemek
get someone in touch with someone görüştürmek
get someone interested in something bir kimsenin bir şeyle ilgilenmesini/ilgi duymasını/alakadar olmasını sağlamak
Colloquial
get a line in someone birine serum vermek
get back in the groove again tekrar havaya girmek
get back in the groove again yeniden havaya girmek
get in adventures maceralar yaşamak
get in on something bir şeye katılmak
get in on the act avantaya yatmak
get in on the act avanta kollamak
get in on the act avanta ummak
get in the car arabaya bin
get lost in it içinde kaybolmak
get someone in the sack birini yatağa atmak
get stuck in one’s head kafasına kazınmak
get stuck in the traffic trafiğe takılmak
in order to get sağlamak amacıyla
once you get something in your blood (bir şey) bir kere kanına girdi mi
people get slaughtered in their beds insanlar yataklarında boğazlanıyor
so what do i get in return? karşılığında ben ne alacağım?
Idioms
not get a word in edgeways f. ağzını açamamak
be/get mixed up in (yasa dışı bir şeye) karışmak
be/get mixed up in yasa dışı işlere karışmak
be/get mixed up in yasa dışı işlere bulaşmak
can't get a word in edgeways (özellikle çok konuşan biri yüzüden) konuşmaya fırsat bulamamak
can't get a word in edgeways söylemeye fırsat bulamamak
can't get a word in edgewise söylemeye fırsat bulamamak
get a blow in yumruk patlatmak
get a blow in darbe vurmak
get a blow in yumruk oturtmak
get a foot in the door kapıdan içeri adımı atmak
get a foot in the door bir şirkette en alt kademeden çalışmaya başlamak
get a foot in the door (bir işe) kapağı atmak
get a frog in one's throat boğazı gıcık yapmak
get a frog in one's throat sesi kısılmak
get a frog in one's throat boğazında gıcık olmak
get a hand in something bir şeyde eli olmak
get a hand in something bir şeyde parmağı olmak
get a hand in something bir şeyde payı olmak
get a leg in the door bir şirkette en alt kademeden çalışmaya başlamak
get a leg in the door kapıdan içeri adımı atmak
get a leg in the door (bir işe) kapağı atmak
get a lot of irons in the fire başını kaşıyacak vakti olmamak
get a part in something bir şeyde parmağı olmak
get a part in something bir şeyde payı olmak
get a part in something bir şeyde eli olmak
get a slap in the face şamar yemek
get a slap in the face ters yüz olmak
get a slap in the face büyük yara almak
get a word in edgeways söylemeye fırsat bulmak
get a word in edgewise konuşma/söyleme fırsatı bulmak
get ants in one's pants meraktan yerinde duramamak
get ants in one's pants huzursuz halde olmak
get ants in one's pants içi içine sığmamak
get butterflies in one's stomach yüreği pır pır etmek
get butterflies in one's stomach midesine kramplar girmek
get butterflies in one's stomach üç buçuk atmak
get butterflies in one's tummy yüreği pır pır etmek
get caught in the cross-fire iki ateş arasında kalmak
get caught up in something bir şeye kendini kaptırmak
get enmeshed in a web of one's own spinning birini bir şey ile şarta bağlamak
get in a bad mood havasında olmamak
get in a bad mood keyifsiz olmak
get in a bad mood keyfi yerinde olmamak
get in a bind çıkmaza girmek
get in a bind dara düşmek
get in a bind darda olmak
get in a bind başı belada olmak
get in a bind dar boğaza girmek
get in a bind zor duruma düşmek
get in a bind çıkmaza düşmek
get in a jam zor duruma düşmek
get in a jam dara düşmek
get in a jam dar boğaza girmek
get in a jam darda olmak
get in a quandary ne yapacağını bilememek
get in a state üzüntülü ya da sinirli bir durumda olmak
get in a vicious circle kısır döngüye girmek
get in an interesting condition hamile olmak/kalmak
get in deeper daha dibe batmak
get in deeper daha da dibe batmak
get in gear (etkili/verimli olarak) çalışmaya başlamak
get in good with somebody birine şirin gözükmek
get in good with somebody biriyle iyi geçinmek
get in harmony ahenk içinde olmak
get in harmony uyum içinde olmak
get in harm's way tehlikede olmak
get in on the act başarılı bir girişime/işe dahil olmak
get in on the ground floor bir işe/şeye baştan girmek
get in on the ground floor başından beri/itibaren bir şeyi yapıyor olmak
get in one's blood kanına işlemek
get in over one's head boyunu aşan işlere girişmek
get in over one's head başından büyük işlere kalkışmak
get in someone's face birini kızdırmak
get in someone's face birini sinirlendirmek
get in someone's face birinin canını sıkmak
get in someone's good graces birinin gözüne girmek
get in someone's hair birinin başına bitmek
get in the act eyleme geçmek
get in the doghouse with one's boss patronuyla papaz olmak
get in the doghouse with one's boss patronuyla başı dertte olmak
get in the good graces of somebody birinin gözüne girmek
get in the hole borca girmek
get in the soup dara düşmek
get in the soup sıkıntıya girmek/düşmek
get in the swing of things insan içine karışmak
get in the swing of things sosyalleşmek
get in touch iletişim halinde olmak
get in touch temasta olmak
get in tune with the times çağa/zamana uymak
get it in the neck cezalandırılmak
get it in the neck fırçayı yemek
get it in the neck acımasızca azarlanmak
get it in the neck aşağılanmak
get it in the neck okkanın altına gitmek
get it in the neck ağır biçimde eleştirilmek
get knee-deep in something bir şeye boğazına/dizine kadar batmak
get one's brain in gear kafasını toplamak
get one's day in court kendisini savunma fırsatı bulmak
get one's ducks in a row işini yoluna koymak
get one's ducks in a row işleri düzenlemek
get one's ducks in a row deveyi düze çıkarmak
get one's ducks in a row işleri nizam içinde yürütmek
get one's ducks in a row işlerini yoluna koymak
get one's ducks in a row hazırlıklarını tamamlamak
get one's ducks in a row işleri muntazamca yapmak
get one's eye in (alıştırma/egzersiz yaparak) bir şeyde iyi olmak
get one's foot in the door (bir yere) kapak atmak
get one's foot in the door (bir fırsatın) yolunu açmak
get one's foot in the door fırsat bulmak
get one's foot in the door fırsatı olmak
get one's foot in the door ilk adımı atmak
get one's foot in the door fırsat yakalamak
get one's get a foot in the door (bir işe) kapağı atmak
get one's get a foot in the door bir şirkette en alt kademeden çalışmaya başlamak
get one's get a foot in the door kapıdan içeri adımı atmak
get one's hand in alışkın olmak
get one's hand in eli alışkın olmak
get one's hand in alışmak
get one's hand in deneyimden dolayı bir şeyi yapmaya alışkın olmak
get one's hand in eli alışmak
get one's hand in eli yatkın olmak
get one's hooks in birine kancayı takmak
get one's hooks in someone birine kancayı takmak
get one's knickers in a knot (önemsiz bir şey için) canını sıkmak
get one's knickers in a knot canını sıkmak
get one's knickers in a knot boş yere kendini üzmek
get one's knickers in a knot sinirlenmek
get one's knickers in a knot (önemsiz bir şeye) kafasını takmak
get one's knickers in a knot canı sıkılmak
get one's knickers in a twist canını sıkmak
get one's knickers in a twist boş yere kendini üzmek
get one's knickers in a twist sinirlenmek
get one's knickers in a twist (önemsiz bir şeye) kafasını takmak
get one's knickers in a twist canı sıkılmak
get one's knickers in a twist (önemsiz bir şey için) canını sıkmak
get one's nuts in a vice içinden çıkılmaz duruma/belaya düşmek
get one's own house in order sorunlarını çözmek
get one's own house in order kendi sorunlarını kendi çözmek
get one's own house in order sorunlarını kendi başına çözmek
get one's own house in order sorunlarını kendi kendine çözmek
get one's teeth in tümden/hepten yogunlasmak
get one's teeth in canla-başla başlamak/yapmak
get out in the open belirmek
get out in the open ortaya çıkmak
get someone's buy-in birinin katkısını/yardımını/desteğini sağlamak
get something in apple-pie order düzgün ve tertipli bir şekilde/muntazaman yerleştirmek
get something in apple-pie order bir şeyi iyice derleyip toplamak (toparlamak)
get something in order düzenli tutmak
get something out in the open bir şeyi açığa çıkarmak
get stars in one's eyes gözü yükseklerde olmak
get stars in one's eyes ünlülere özenmek
get stars in one's eyes şöhret/magazin meraklısı/takipçisi olmak
get stars in one's eyes şan ve şöhret peşinde koşmak
get stars in one's eyes meşhur/ünlü olma hayalleri kurmak
get stuck in the middle bir sorunun ortasında kalakalmak
get stuck in the middle bir yerde saplanıp kalmak
get stuck in/into (uk) yemeğe oturmak
get stuck in/into (uk) bir şeyin müptelası olmak
get tangled up in something kötü bir duruma bulaşmış olmak
get the final say in (bir konuda) son sözü söylemek
get the final word in (bir konuda) son sözü söylemek
get the last word in (bir konuda) son sözü söylemek
get them rolling in the aisles kahkahalara boğmak
get them rolling in the aisles gülmekten yerlere yatırmak
get there in the nick of time son anda gelmek
get there in the nick of time son saniyede varmak
get there in the very nick of time son anda gelmek
get there in the very nick of time son saniyede varmak
get/be in over one's head boyundan büyük işlere kalkışmak
gotta get up pretty early in the morning to do something kırk fırın ekmek yemen lazım
not get a look in şansı olmamak
one does not burn a blanket in to get rid of a flea pire için yorgan yakılmaz
Speaking
don't get in my way yoluma çıkma
don't get me involved in this matter beni karıştırmayın bu işe
don't get me involved in this matter beni bu işe karıştırmayın
don't get your bowels in an uproar! sakin ol!
get in line sıraya girin
get in line sıraya gir
get in the car bin arabaya
get in the line sıraya geç
get oneself in trouble başını derde sokmak
get your hands in the air! ellerinizi kaldırın!
get your life in order hayatını düzene sok
how did you get in here? buraya nasıl girdin?
I get up at nine o'clock in the morning sabah saat dokuzda kalkarım
i am not going to get involved in this ben buna dahil olmayacağım
i didn't mean to get you involved in all this seni buna bulaştırmak istememiştim
i get up at 7 o'clock in the morning sabah yedide kalkarım
i have to get up in five hours beş saat sonra kalkmam gerekiyor
i would hate for her to get in trouble başının belaya girmesini hiç istemem
if you have to get in contact with me again benimle tekrar temasa geçmeniz gerekirse
i'll call you when i get in vardığımda seni seni ararım
in time, we'll get to know each other better zamanla birbirimizi daha iyi tanıyacağız
it took us three days to get in here buraya gelmek tam üç günümüzü aldı
we didn't really get along in high school lisede pek iyi anlaşamazdık
we will get in touch with you shortly size kısa süre içinde döneceğiz
we will get in touch with you shortly size hemen döneceğiz
what do i get in return? karşılığından ne alacağım?
what time do you get up in the morning? sabah kaçta kalkıyorsun?
what will i get in return? karşılığından ne alacağım?
why don't you come in and get dry? neden içeri girip kurulanmıyorsun?
you gotta get up pretty early in the morning to do something bir şeyler yapmak için erkenden hazırlanmalısın
you have to know someone to get in oraya girmek için birilerini tanımanız gerekiyor
you have to know someone to get in oraya girmek için birilerini tanıman gerekiyor
you only get out of life what you put in hayatta ne ekersen onu biçersin
Slang
don't get your bloomers in a knot dur hemen tribe girme
don't get your bloomers in a knot dur hemen heyecan yapma
don't get your panties in a bunch dur hemen heyecan yapma
don't get your panties in a bunch dur hemen tribe girme
don't get your panties in a wad dur hemen tribe girme
don't get your panties in a wad dur hemen heyecan yapma
get in a quandary şapa oturmak
get in one's pants birini yatağa atmak
get in some serious shit başına ciddi işler açılmak
get in the groove (bir şeyi yapmak için) havaya girmek
get one's arse in gear elini çabuk tutmak
get one's ass in gear harekete geçmek
get one's bowels in an uproar heyecanlanmak
get one's bowels in an uproar gaza gelmek
get one's nuts in a vice birine pek göz açtırmamak
get one's tail in gear harekete geçmek
get your ass in gear hadi harekete geçin
get your ass in gear kıçınızı kaldırın
get your butt in here! hemen buraya gel!
get your tail in gear hadi harekete geçin
get your tail in gear kıçınızı kaldırın
Traffic
get caught in traffic jam trafiğe yakalanmak
Football
get stuck in kıran kırana mücadele etmek
British Slang
don't get your knickers in a twist dur hemen tribe girme
don't get your knickers in a twist dur hemen heyecan yapma
get in a paddy küplere binmek
get in a paddy sinir krizine girmek
get one's arse in gear elini çabuk tutmak
get one's arse in gear acele etmek