bilmek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

bilmek



"bilmek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 43 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
bilmek know f.
General
bilmek be acquainted with something f.
bilmek be acquainted with f.
bilmek be wise to f.
bilmek be cognizant of f.
bilmek be up f.
bilmek wise up f.
bilmek cognize f.
bilmek be aware f.
bilmek be conscious of f.
bilmek guess f.
bilmek regard as f.
bilmek remember f.
bilmek know about f.
bilmek guess right f.
bilmek be onto f.
bilmek consider f.
bilmek wit f.
bilmek ken f.
bilmek be in on f.
bilmek wise up to f.
bilmek recognize f.
bilmek know how to f.
bilmek savvy f.
bilmek be up to f.
bilmek understand f.
bilmek know f.
bilmek hear of f.
bilmek know of f.
bilmek have f.
bilmek recognise f.
bilmek cognise f.
bilmek be au fait with f.
bilmek agnise f.
bilmek agnize f.
bilmek recognosce [obsolete] f.
Colloquial
bilmek know inside out
Idioms
bilmek be in on
bilmek have an inkling
Technical
bilmek know
Latin
bilmek scire
Archaic
bilmek knoweth
British Slang
bilmek ken

"bilmek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 337 sonuç

Türkçe İngilizce
General
kendi fikrini bilmek know one's own mind f.
değerini bilmek value f.
lafını bilmek weigh one's words f.
avucunun içi gibi bilmek know like the palm of one's hand f.
bir şeyi eksiksiz bir şekilde bilmek know something cold f.
fırsat bilmek take advantage of f.
kıymetini bilmek know the value of f.
kadrini bilmek know the value of f.
olarak bilmek refer to as f.
karış karış bilmek know every inch of f.
karış karış bilmek know every inch of a place f.
ne istediğini bilmek know one's own mind f.
haddini bilmek know one's place f.
değerini bilmek treasure f.
kıymetini bilmek appreciate f.
kan alacak damarı bilmek know which side one's bread is buttered f.
ezbere bilmek know something backwards f.
çat pat bilmek have a smattering of f.
kendini bilmek have reached maturity f.
dünyada olup bitenleri bilmek know what's what f.
kendini bilmek be in one's right mind f.
adı gibi bilmek know something like the back of one's hand f.
az bilmek know little f.
önceden bilmek foreknow f.
değerini bilmek appreciate f.
avucunun içi gibi bilmek know a place like the palm of one's hand f.
fırsatı ganimet bilmek seize the opportunity f.
biraz bilmek know some f.
yol yordam bilmek have right conduct f.
işi bilmek know the way f.
yakından bilmek be closely acquainted with f.
yanlış bilmek have the wrong information about something f.
su gibi bilmek know something backwards f.
yol yordam bilmek have good manners f.
bilmek istemek want to know f.
kıymetini bilmek value f.
kendini bilmek have grown up f.
iyilik bilmek be grateful f.
kadrini bilmek appreciate f.
yüzme bilmek know how to swim f.
bir konuda çoğu kimsenin bilmediği şeyleri bilmek be in the know f.
bal alacak çiçeği bilmek know which side one's bread is buttered f.
ağzının tadını bilmek be a gourmet f.
iyice bilmek understand f.
önceden bilmek foreknew f.
bir şeyi çok iyi bilmek have something at one's fingertips f.
usulünü bilmek know how to f.
bir şeyi iyi kötü kullanabilecek kadar bilmek have a working knowledge of f.
girdisini çıktısını bilmek have something at one's fingertips f.
iyi bilmek master f.
önceden bilmek foretell f.
az bilmek know a little f.
dil bilmek speak a language f.
değer bilmek appreciate the value of f.
dil bilmek know a language f.
dost bilmek regard someone as friend f.
önemini bilmek appreciate someone's importance f.
önemini bilmek acknowledge one's importance f.
önemini bilmek be aware of one's importance f.
iyi bilmek know well f.
eksikliklerini bilmek know one's deficiencies f.
okuma yazma bilmek know to read and write f.
okuma yazma bilmek know how to read and write f.
okuma yazma bilmek be literate f.
doğruyu yanlışı bilmek know right from wrong f.
simaen bilmek know by sight f.
simaen bilmek cognosce f.
yol erkan bilmek know how to behave properly f.
yol iz bilmek know how to behave oneself properly f.
borç bilmek owe someone a debt of gratitude f.
borç bilmek owe f.
borç bilmek feel debted f.
ismen bilmek know somebody by name f.
-in ne olduğunu bilmek be a good judge of f.
-i iyi bilmek be familiar with f.
usulünü bilmek know-how f.
hakkındaki her şeyi bilmek gen up about f.
hakkındaki her şeyi bilmek gen up on f.
kıymet bilmek know somebody's worth f.
kıymet bilmek appreciate f.
çok dil bilmek know many languages f.
önceden bilmek foresee f.
kesin bilmek know for certain f.
kesin olarak bilmek know for certain f.
kesin olarak bilmek know for sure f.
kesin bilmek know for sure f.
görev bilmek take it as one's duty f.
su gibi bilmek know something perfectly f.
sınırını bilmek know one's limit f.
yanlış bilmek misknow f.
az çok bilmek know more or less f.
bir şarkıyı bilmek know a song f.
ezberden bilmek know something by heart f.
ezbere bilmek know by heart f.
ezberden bilmek know by heart f.
mükemmel derecede bilmek know something by heart f.
çok iyi bilmek know something by heart f.
mükemmel derecede bilmek know by heart f.
çok iyi bilmek know by heart f.
bilmek istememek not want to know f.
konunun tamamını bilmek know the whole story f.
hikayenin tamamını bilmek know the whole story f.
bütün hikayeyi bilmek know the whole story f.
hikayenin bütününü bilmek know the whole story f.
kıymetini bilmek know someone's value f.
önceden bilmek know in advance f.
değerini bilmek know someone's value f.
önceden bilmek know beforehand f.
önceden bilmek already know f.
bir şeyi yapmayı iyi bilmek have a good command of something f.
bir şeyi çok az bilmek know very little about something f.
(bir şeyler hakkında) bir iki şey bilmek know a thing or two (about something) f.
nasıl eğleneceğini bilmek know how to enjoy himself/herself f.
cevapları bilmek know the answers f.
sorunun cevabını nerede bulacağını bilmek know where to go to find out f.
çocuklara okumaları için verdiği şeyleri bilmek know what she's giving the children to read f.
nasıl tepki vereceğini bilmek know how to respond f.
hangi okula gittiğini bilmek know what school she's in f.
istenmediğini bilmek know when one is not wanted f.
nasıl tepki vereceğini bilmek know how someone would react f.
biri hakkında çok az şey bilmek know little about someone f.
biri hakkında çok az şey bilmek know very little about someone f.
kıymetini bilmek know somebody’s value f.
kıymet bilmek know somebody’s value f.
değerini bilmek know somebody’s value f.
birisi hakkında çok şey bilmek know a lot about someone f.
kravat bağlamasını bilmek know how to tie a tie f.
aslını bilmek know better f.
(bir işin/şeyin) doğrusunu bilmek know better f.
bir şeyi çok iyi bilmek know something very well f.
piyanoda bir şeyler çalmayı bilmek know how to play things on piano f.
çat pat ingilizce bilmek speak broken english f.
birinin zaaflarını bilmek know someone’s weak points f.
birinin zaaflarını bilmek know someone´s weak spots f.
birinin zaaflarını bilmek know someone’s weaknesses f.
birinin zaaflarını bilmek know someone’s faults f.
(dil) konuşmak/bilmek talk f.
önceden bilmek read f.
Phrasals
birini -e olarak bilmek know someone as something
birini başka birinden bilmek/tanımak know someone from someone
iki şey arasındaki farkı (söyleye)bilmek know something from something
...den onu bilmek/tanımak tell someone or something by something
günümüz modasını veya teknolojisini bilmek get with it
Proverb
az bilmek tehlikelidir little learning is a dangerous thing
az bilmek tehlikelidir little knowledge is a dangerous thing
Colloquial
ne yapacağını bilmek keep a level head
kesinlikle bilmek make sure of
işi olmuş bilmek have it made
kuşku duymayacak şekilde bilmek make certain
kuşku duymayacak şekilde bilmek make sure
çok iyi bilmek know inside out
içini dışını bilmek know inside out
nereli olduğunu bilmek know one’s hometown
nereli olduğunu bilmek know where he/she is from
silah kullanmayı bilmek know how to use a gun
söylenenin aksinin doğru olduğunu bilmek know different
ne kadar az kaldığını bilmek know how little is left
söylenenin aksinin doğru olduğunu bilmek know otherwise
öyle olmadığını bilmek/anlamak know different
işin aslının öteki türlü olduğunu bilmek know otherwise
öyle olmadığını bilmek/anlamak know otherwise
işin aslının öteki türlü olduğunu bilmek know different
ne yaptığını bilmek know what you are doing
bilmek için can atmak dying to know (something)
yapması/yaptığını bilmek beni şaşırtmazdı not put it past someone
işi bilmek handle the jandal
işin nasıl yapılacağını bilmek handle the jandal
Idioms
tam bilmek hit the nail on the head
yolunu yordamını bilmek know the ropes
çaresini bilmek know the ropes
usulünü bilmek know the ropes
avucunun içi gibi bilmek have something at one's fingertips
avucunun içi gibi bilmek know like the back of one's hand
işini bilmek have an eye to the main chance
püf noktasını bilmek have the knack of
haddini bilmek know one's place
bir işin yolunu yordamını bilmek know the ropes
kan alacak damarı bilmek know which side one's bread is buttered on
zehir gibi bilmek know something off pat
avucunun içi gibi bilmek know (something/someone) like the back of one's hand
bir yeri karış karış bilmek know every inch (of a place)
bal alacak çiçeği bilmek know on which side one's bread is buttered
çıkarının hangi yönde olduğunu bilmek know on which side one's bread is buttered
neler olup bittiğini çok iyi bilmek have one's finger on the pulse
içini dışını bilmek have at one's fingertips
ıcığını cıcığını bilmek have at one's fingertips
neler olup bittiğini çok iyi bilmek keep one's finger on the pulse
en ince ayrıntısına kadar bilmek have at one's fingertips
çok iyi bilmek have at one's fingertips
gözleri kapalı olsa da bilmek see with half an eye
gözü kapalı bilmek see with half an eye
ne yapacağını bilmek have a level head
işini iyi bilmek know what's what
neyin ne olduğunu bilmek be with it
olup bitenleri bilmek know what's what
olup bitenleri bilmek be with it
işini iyi bilmek know what's going on
işini iyi bilmek be with it
neyin ne olduğunu bilmek know the score
olup bitenleri bilmek know what's going on
olup bitenleri bilmek know the score
işini iyi bilmek be on the ball
işini iyi bilmek know the score
olup bitenleri bilmek be on the ball
neyin ne olduğunu bilmek know what's what
neyin ne olduğunu bilmek be on the ball
neyin ne olduğunu bilmek know what's going on
çok iyi bilmek have something at one's fingertips
çok iyi bilmek have a head for
bir konunun az veya önmesiz olan kısmını bilmek have a worm's eye view of something
yerini bilmek know one's place
ne istediğini bilmek know one's own mind
teşekkürü borç bilmek owe someone a debt of gratitude
teşekkürü bir borç bilmek owe someone a debt of gratitude
işini iyi bilmek know one's onions
işin raconunu bilmek know the drill
ne yapılması gerektiğini bilmek know the drill
ne yapılacağını bilmek know the drill
işi bilmek know the drill
kaz gelecek yeri bilmek know which side one's bread is buttered on
katlanmayı bilmek roll with the punches
durumunun ne olduğunu bilmek know where someone stands
ticaretin hilelerini bilmek know the tricks of the trade
ticaretin püf noktalarını bilmek know the tricks of the trade
ciğerini bilmek have somebody pegged
bir şeyi a'dan z'ye bilmek know something inside out
tüm cevapları bilmek have all the answers
tüm cevapları bilmek know all the answers
çok iyi bilmek know something backwards and forwards
bir şeyin içini dışını bilmek know something backwards and forwards
bir şeyin içini dışını bilmek know something forwards and backwards
çok iyi bilmek know something forwards and backwards
çok iyi bilmek know something backwards
içini dışını bilmek know something inside out
çok iyi bilmek know something inside out
en iyisini bilmek know best
rüzgarın hangi yönden eseceğini bilmek know which way the wind is blowing
rüzgarın hangi yönden eseceğini bilmek see which way the wind is blowing
rüzgarın hangi yönden eseceğini bilmek see how the wind is blowing
bir şeyi tüm ayrıntılarıyla bilmek know where all the bodies are buried
tüm ayrıntılarını bilmek know where all the bodies are buried
çok iyi bilmek know where all the bodies are buried
kitabını yazmış olmak (çok iyi bilmek) wrote the book on something
bir şeyi yapmamak gerektiğini bilmek know better than to do something
bir şeyi yapmamak gerektiğini (birinden daha iyi) bilmek know better than to do something
(bir konuyla ilgili) doğruları/gerçekleri bilmek get the facts straight
(bir konuyla ilgili) doğruları/gerçekleri bilmek have the facts straight
bir şeyi birinden bilmek father something on someone
bir bakışta bilmek/anlamak know at a glance that
görür görmez bilmek/tanımak know at a glance that
çevirdiği dolabı bilmek have somebody's number
oynadığı oyunu bilmek have somebody's number
birinin içini bilmek have somebody pegged
birini idare etmeyi bilmek have a way with someone
bir şey/konu hakkında her şeyi bilmek have something hung up and salted
bir konuyu gayet iyi bilmek have something hung up and salted
birinin nasıl biri olduğunu anlamak ve onunla nasıl başa çıkacağını bilmek have the measure of someone
birinin açık noktasını/kamburunu bilmek have somebody taped
neyin öncelikli olduğunu bilmek get one's priorities right
bir şeyin önem sırasını bilmek get one's priorities straight
neyin öncelikli olduğunu bilmek get one's priorities straight
bir şeyin önem sırasını bilmek get one's priorities right
onun yaptığını bilmek beni şaşırtmazdı i wouldn't put it past somebody
haddini bilmek keep one's place
bir şey ile ilgili her şeyi bilmek know all the angles
bir şeyin püf noktasını bilmek know a trick or two
(sorunun) çözümünü bilmek know a trick or two
bir şeyin içini dışını bilmek know all the angles
bir şeyi ezberden bilmek know something from memory
ezbere bilmek know something off by heart
bir şeyin her şeyini bilmek know something through and through
bir şeyin içini dışını bilmek know something through and through
bir şeyi a'dan z'ye bilmek know something through and through
işi iyi bilmek know one's stuff
bir şeyi çok iyi bilmek know something through and through
işini iyi bilmek know one's stuff
bir şeyin tamamını bilmek know something through and through
(bir yere giden) yolu bilmek know one's way around
(bir yere) nasıl gidileceğini bilmek know one's way around
(bir yere) nasıl gidileceğini bilmek know one's way about
( bir yere giden) yolu bilmek know one's way about
(konuya hakim olup) ne söylediğini bilmek know whereof one speaks
(özellikle geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler neticesinde) bir şeyi çok iyi bilmek know something only too well
alfabeyi bilmek know one's abcs
tamamını/zehir gibi bilmek learn something down pat
tamamını/zehir gibi bilmek learn something off pat
ezbere bilmek know/learn something (off) by heart
sular seller gibi bilmek learn something off pat
sular seller gibi bilmek learn something down pat
sular seller gibi bilmek have something down pat
su gibi bilmek have something down pat
birinin ne mal olduğunu bilmek have somebody pegged
niyetini/içinden geçeni anlamak/bilmek read like an open book
içinden/kafasından geçeni görmek / bilmek read like an open book
ne söyleyeceğini iyi bilmek know what buttons to push
ne söyleyeceğini iyi bilmek push somebody's buttons
bir şeyi yapmanın yolunu/yöntemini bilmek see your way clear to doing something
ciğerinin içini bilmek have somebody's number
ciğerini bilmek have somebody's number
ne nedir bilmek know which way is up
ne olduğunu bilmek have something at one's fingertips
biri hakkında kötü bir şey bilmek have dirt on someone
bir şeyin püf noktasını bilmek get the knack of something
Speaking
bunu bilmek hakkım i have the right to know this
bilmek istiyorum i want to know
bilmek istiyorum i wanna know
bunu bilmek güzel it's good to know this
bilmek istemiyorum i don't want to know
nedir bilmek istediğin? what is it you want to know?
bilmek istemezsin bile you don't even want to know
bir sır bilmek ister misin? do you wanna know a secret?
ne bilmek istersin? what do you want to know?
ne bilmek istersin? what would you like to know?
bilmek istemezsin you don't want to know
ne bilmek istiyorsunuz what would you like to know?
bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum i don't know and don't want to know
şu anda bütün dünya neler hissettiğini bilmek istiyor the whole world wants to know what you're feeling right now
tek bilmek istediğim all i want to know
neyi bilmek istiyorsun? what do you want to know?
ne bilmek istiyorsunuz? what do you want to know?
neyi bilmek istiyorsunuz? what do you want to know?
ne bilmek istiyorsun? what do you want to know?
neyi bilmek istersiniz? what do you want to know?
neyi bilmek istersin? what do you want to know?
ne olduğunu bilmek istemiyor musun? don't you wanna know what happened?
sadece ne yaptığını bilmek istiyoruz we just want to know what you're doing
eminim bilmek istersin i bet you would like to know
beni merak ettiğini bilmek güzel nice to know you're concerned about me
bilmek isteyebilirsin diye düşündüm I thought you might like to know
bilmek isteyebilirsiniz diye düşündüm I thought you might like to know
ne bilmek istiyorsunuz? what do you want to know?
ne bilmek istiyorsun? what do you want to know?
Slang
bir şeyin sırrını bilmek be in on the joke
neyin ne olduğunu bilmek know when to hold them and when to fold
ne zaman uğraşıp ne zaman pes edeceğini bilmek know when to hold them and when to fold
Linguistics
ana dili gibi bilmek acquire f.
Archaic
iyi bilmek wis