know - Türkçe İngilizce Sözlük

know

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

know — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bilmek
Okunuş (IPA):
(AmE /noʊ/ – BrE /nəʊ/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: know (knows – knew – known - knowing)
Bilgiye veya farkındalığa sahip olmayı anlatan sözcüktür; bu nedenle know, zihinsel kesinlik ve tanıma anlamına gelir. Eski İngilizce kökenlidir; modern dilin temel fiillerindendir.
Eş Anlamlılar:
be aware of
Zıt Anlamlılar:
ignore

"know" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 22 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
know f. bilmek
Do you know her name?
Onun adını biliyor musun?

More Sentences
know f. tanımak
When I saw my brother after five years, I hardly knew him.
Beş yıl sonra kardeşimi gördüğümde onu neredeyse tanıyamayacaktım.

More Sentences
Genel
know f. anlamak
At that moment, she knew that he was cheating on her.
O anda, adamın onu aldattığını anladı.

More Sentences
know f. haberdar olmak
Consumers in the European Union must know of the existence of the food authority.
Avrupa Birliği'ndeki tüketiciler gıda otoritesinin varlığından haberdar olmalıdır.

More Sentences
know f. aşina olmak
I know that the Portuguese presidency is very familiar with this issue.
Portekiz Cumhurbaşkanlığı'nın bu konuya çok aşina olduğunu biliyorum.

More Sentences
know f. haberi olmak
We didn’t even know of the existence of electricity until a couple of centuries ago.
Birkaç yüzyıl öncesine kadar elektriğin varlığından bile haberimiz yoktu.

More Sentences
know f. tanımak
When I saw my brother after five years, I hardly knew him.
Beş yıl sonra kardeşimi gördüğümde onu neredeyse tanıyamayacaktım.

More Sentences
know f. ayırt etmek
I know right from wrong.
Doğruyu yanlışı ayırt edebilirim.

More Sentences
know f. bilmek
Do you know her name?
Onun adını biliyor musun?

More Sentences
Teknik
know f. bilmek
Do you know her name?
Onun adını biliyor musun?

More Sentences
Genel
know f. seçmek
know f. tatmak
know f. başından geçmek
know f. ezberlemek
know f. farketmek
Irregular Verb
know f. knew - known
Eski Kullanım
know f. agah olmak
Argo
know f. cinsel ilişkiye girmek
know f. götürmek
know f. mala vurmak
know f. seks yapmak
know f. sevişmek

"know" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
know-it-all i. bilmiş
know-it-all i. ukala
let know f. haber vermek
not know what to do f. ne yapacağını bilmemek
Genel
know how i. uzmanlık
pretending not to know i. tanımazlık
know how i. teknik bilgi
know-how i. beceri
know-how i. yapabilme bilgisi
know-how i. bilgi
know-all i. bilgiç
know-how i. bil-yap
professional know-how i. mesleki beceri
know-how i. ustalık
know-how i. teknik
know-how i. ustalık bilgisi
know how i. teknik uzmanlık
need-to-know i. gizli bilgi
someone you don't know i. tanımadığın biri
someone you don't know i. bilmediğin biri
someone you don't know i. tanımadığın birisi
someone you don't know i. bilmediğin birisi
know how i. bilgi birikimi
desire to know i. bilgiye açlık
know nothing i. cahil kimse
know nothing i. eğitimsiz kimse
know-all i. ukala
know-it-all i. bilgiç
know-all i. bilgiç
know-nothing i. bilgisiz, cahil kimse
know-nothingism i. (din, ahlak gibi konularda) bilgisizlik
don't-know i. kararsız kimse
don't-know i. (anket yanıtlarında) fikri yok
don't-know i. (anket yanıtlarında) kararsız
don't-know i. fikri olmayan kimse
don't-know i. kararsız kimse
don't-know i. (anket yanıtlarında) kararsız
don't-know i. fikri olmayan kimse
don't-know i. (anket yanıtlarında) fikri yok
life as we know it i. bildiğimiz hâliyle yaşam
let know f. bildirmek
get to know f. öğrenmek
know one's own mind f. ne istediğini bilmek
not know f. bilmemek
know no bounds f. sınır tanımamak
know somebody well f. yakından tanımak
know how to make somebody work efficiently f. adam kullanmak
know the value of f. kadrini bilmek
know how to f. bilmek
know the way f. işi bilmek
know no bounds f. ölçüyü kaçırmak
know which side one's bread is buttered f. kan alacak damarı bilmek
know which side one's bread is buttered f. bal alacak çiçeği bilmek
be in the know f. bir konuda çoğu kimsenin bilmediği şeyleri bilmek
seem to know somebody f. gözü ısırmak
know about f. malumatı olmak
know one's own mind f. kendi fikrini bilmek
know how to f. usulünü bilmek
know one's own mind f. emin olmak
know something like the back of one's hand f. adı gibi bilmek
come to know f. öğrenmek
know a place like the palm of one's hand f. avucunun içi gibi bilmek
know what's what f. dünyada olup bitenleri bilmek
know all the answers f. ukalalık etmek
know no bounds f. ayarı olmamak
know no bounds f. eğlencede sınır tanımamak
know one's place f. haddini bilmek
not to know any better f. yol yordam bilmemek
not to know f. tanımamak
know something cold f. bir şeyi eksiksiz bir şekilde bilmek
know something backwards f. su gibi bilmek
know no bounds f. ayarını bilmemek
know one's own mind f. kararlı olmak
get to know f. tanımak
know someone by sight only f. birini sadece yüzünden tanımak
want to know f. bilmek istemek
know no bounds f. dozunu kaçırmak
know every inch of a place f. karış karış bilmek
know some f. biraz bilmek
know little f. az bilmek
pretend not to know f. tanımazlıktan gelmek
know what's what f. uyanık olmak
know something backwards f. ezbere bilmek
know about f. bilmek
know the value of f. kıymetini bilmek
know how to swim f. yüzme bilmek
know every inch of f. karış karış bilmek
know about f. anlamak
pretend not to know someone f. tanımamazlıktan gelmek
know like the palm of one's hand f. avucunun içi gibi bilmek
pretend not to know f. bilmezlikten gelmek
let somebody know f. haber vermek
let somebody know f. bildirmek
know no bounds f. nerde duracağını bilememek
not know about f. haberi olmamak
behave like a know it all f. hariçten gazel okumak
know about f. haberi olmak
know a little f. az bilmek
know where one is standing f. çizgiyi korumak
know a language f. dil bilmek
know one's deficiencies f. eksikliklerini bilmek
know well f. iyi bilmek
know right from wrong f. doğruyu yanlışı bilmek
know how to read and write f. okuma yazma bilmek
know to read and write f. okuma yazma bilmek
not to know whom to support f. iki arada kalmak
let (someone) know f. haber vermek
let someone know f. haber vermek
know by sight f. simaen tanımak
know by sight f. simaen bilmek
know right from wrong f. doğruyla yanlışı ayırt edebilmek
know how to behave oneself properly f. yol iz bilmek
know how to behave properly f. yol erkan bilmek
not to know which road to take f. yolunu şaşırmak
know no limit f. sınır tanımamak
know oneself f. kendini tanımak
know (someone) for a long time f. uzun süredir tanımak
not know exactly f. tam bilmemek
know of f. duymuş olmak
know somebody by name f. ismen tanımak
know somebody by name f. ismen bilmek
know of f. bilmek
know somebody by name f. isim olarak tanımak
know-how f. usulünü bilmek
know of f. -den haberi olmak
come to know f. haber almak
know somebody's worth f. kıymet bilmek
die to know something f. meraktan çatlamak
know many languages f. çok dil bilmek
know (someone) by sight f. simaen tanımak
know for sure f. kesin olarak bilmek
know for certain f. kesin bilmek
know for sure f. kesin bilmek
know for certain f. kesin olarak bilmek
know (someone) by name f. ismen tanımak
know no limits f. sınır tanımamak
know for certain f. emin olmak
know (someone) by sight f. cismen tanımak
know for sure f. emin olmak
have the chance to know someone f. tanıma fırsatı bulmak
get the chance to know somebody f. tanıma fırsatı bulmak
get the chance to know somebody f. tanıma fırsatı yakalamak
have the chance to know someone f. tanıma fırsatı yakalamak
know someone f. birisini tanımak
know personally f. birebir tanımak
know a thing or two f. tecrübeli ve bilgili olmak
know something perfectly f. su gibi bilmek
know one's limit f. sınırını bilmek
know from a reliable source f. güvenilir bir kaynaktan öğrenmek
know what's going on f. olup bitenden haberdar olmak