| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | know f. | bilmek | ||
|
Do you know her name? Onun adını biliyor musun? More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | know f. | tanımak | ||
|
When I saw my brother after five years, I hardly knew him. Beş yıl sonra kardeşimi gördüğümde onu neredeyse tanıyamayacaktım. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | know f. | anlamak | ||
|
At that moment, she knew that he was cheating on her. O anda, adamın onu aldattığını anladı. More Sentences |
||||
| Genel | know f. | haberdar olmak | ||
|
Consumers in the European Union must know of the existence of the food authority. Avrupa Birliği'ndeki tüketiciler gıda otoritesinin varlığından haberdar olmalıdır. More Sentences |
||||
| Genel | know f. | aşina olmak | ||
|
I know that the Portuguese presidency is very familiar with this issue. Portekiz Cumhurbaşkanlığı'nın bu konuya çok aşina olduğunu biliyorum. More Sentences |
||||
| Genel | know f. | haberi olmak | ||
|
We didn’t even know of the existence of electricity until a couple of centuries ago. Birkaç yüzyıl öncesine kadar elektriğin varlığından bile haberimiz yoktu. More Sentences |
||||
| Genel | know f. | tanımak | ||
|
When I saw my brother after five years, I hardly knew him. Beş yıl sonra kardeşimi gördüğümde onu neredeyse tanıyamayacaktım. More Sentences |
||||
| Genel | know f. | ayırt etmek | ||
|
I know right from wrong. Doğruyu yanlışı ayırt edebilirim. More Sentences |
||||
| Genel | know f. | bilmek | ||
|
Do you know her name? Onun adını biliyor musun? More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | know f. | bilmek | ||
|
Do you know her name? Onun adını biliyor musun? More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | know f. | seçmek | ||
| Genel | know f. | tatmak | ||
| Genel | know f. | başından geçmek | ||
| Genel | know f. | ezberlemek | ||
| Genel | know f. | farketmek | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | know f. | knew - known | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | know f. | agah olmak | ||
| Argo | ||||
| Argo | know f. | cinsel ilişkiye girmek | ||
| Argo | know f. | götürmek | ||
| Argo | know f. | mala vurmak | ||
| Argo | know f. | seks yapmak | ||
| Argo | know f. | sevişmek | ||