| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | grey i. | gri | ||
|
Billie liked the jogging suit in grey better. Billie gri eşofman takımını daha çok sevdi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | grey f. | ağartmak | ||
|
I know one thing and that is that the GMO issue will give me grey hairs. Bildiğim bir şey var ki o da GDO meselesinin saçlarımı ağartacağıdır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | grey s. | gri | ||
|
The pupils in the first grades are to wear grey uniforms. Birinci sınıflardaki öğrenciler gri üniforma giyeceklerdir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | grey f. | ağarmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | grey f. | kırlaşmak | ||
|
After all, he had been through; Oscar's hair was greying day by day. Tüm yaşadıklarından sonra Oscar'ın saçları gün geçtikçe kırlaşıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | grey s. | kapalı | ||
|
They all were desperate for more coffee that grey morning. O sabah kapalı havada hepsi daha fazla kahve içmek için yanıp tutuşuyordu. More Sentences |
||||
| Genel | grey s. | sıkıntılı | ||
|
Life turned out to be grey for her after her son left home. Oğlu evi terk ettikten sonra hayat onun için sıkıntılı bir hal aldı. More Sentences |
||||
| Genel | grey s. | saçları ağarmış | ||
|
Mrs. Zelly hasn't gone grey yet despite her age. Bayan Zelly'nin yaşına rağmen henüz saçları ağarmamış. More Sentences |
||||
| Genel | grey s. | belirsiz | ||
|
The party aimed at mostly the grey votes. Parti, çoğunlukla belirsiz oyları hedeflemiştir. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | grey i. | gri | ||
|
Billie liked the jogging suit in grey better. Billie gri eşofman takımını daha çok sevdi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | grey i. | külrengi | ||
| Genel | grey i. | kül rengi | ||
| Genel | grey i. | kır rengi | ||
| Genel | grey i. | gri renkli nesne | ||
| Genel | grey i. | gri renkli hayvan | ||
| Genel | grey i. | düşük doygunluğa sahip nesne rengi | ||
| Genel | grey f. | kırlaştırmak | ||
| Genel | grey f. | beyazlamak | ||
| Genel | grey f. | silikleştirmek | ||
| Genel | grey f. | aklar düşmek | ||
| Genel | grey f. | yaşlı nüfusu giderek artmak | ||
| Genel | grey s. | yaşlı | ||
| Genel | grey s. | kır | ||
| Genel | grey s. | boz | ||
| Genel | grey s. | eski | ||
| Genel | grey s. | kırlaşmış | ||
| Genel | grey s. | kurşuni | ||
| Genel | grey s. | kır saçlı | ||
| Genel | grey s. | (saç) ağarmış | ||
| Genel | grey s. | griye çalan | ||
| Genel | grey s. | griye bürünmüş | ||
| Genel | grey s. | gri kıyafet giyen | ||
| Genel | grey s. | (hayvan) birbirine karışmış siyah ve beyaz tüylü | ||
| Genel | grey s. | aşırıya kaçmayan | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | grey s. | (pazarlama yöntemleri) orta düzeyde | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | grey i. | külrengi | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | grey s. | (kumaş) işlenmemiş | ||
| Tekstil | grey s. | (kumaş) ham | ||
| Tarih | ||||
| Tarih | grey i. | (amerikan iç savaşı'nda) konfederasyon ordusu askeri | ||
| Tarih | grey i. | (amerikan iç savaşı'nda) konfederasyon ordusu | ||
| Resim | ||||
| Resim | grey i. | çal | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | grey i. | porsuk | ||