grey - Türkçe İngilizce Sözlük

grey

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

grey — Definition

Anlamı ve Tanımı:
gri
Okunuş (IPA):
(AmE /ɡreɪ/ – BrE /ɡreɪ/)
Terim Türü:
Sıfat
Siyah ile beyaz arasındaki nötr rengi tanımlayan sözcüktür; Britanya İngilizcesi yazımıdır ve mecazda belirsizliği ifade eder. Eski İngilizce grǣg kökeni, ara tonların hem görsel hem düşünsel karşılığını dile taşır.
Eş Anlamlılar:
gray
Zıt Anlamlılar:
black, white

"grey" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 42 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
grey i. gri
Billie liked the jogging suit in grey better.
Billie gri eşofman takımını daha çok sevdi.

More Sentences
grey f. ağartmak
I know one thing and that is that the GMO issue will give me grey hairs.
Bildiğim bir şey var ki o da GDO meselesinin saçlarımı ağartacağıdır.

More Sentences
grey s. gri
The pupils in the first grades are to wear grey uniforms.
Birinci sınıflardaki öğrenciler gri üniforma giyeceklerdir.

More Sentences
grey f. ağarmak
Genel
grey f. kırlaşmak
After all, he had been through; Oscar's hair was greying day by day.
Tüm yaşadıklarından sonra Oscar'ın saçları gün geçtikçe kırlaşıyordu.

More Sentences
grey s. kapalı
They all were desperate for more coffee that grey morning.
O sabah kapalı havada hepsi daha fazla kahve içmek için yanıp tutuşuyordu.

More Sentences
grey s. sıkıntılı
Life turned out to be grey for her after her son left home.
Oğlu evi terk ettikten sonra hayat onun için sıkıntılı bir hal aldı.

More Sentences
grey s. saçları ağarmış
Mrs. Zelly hasn't gone grey yet despite her age.
Bayan Zelly'nin yaşına rağmen henüz saçları ağarmamış.

More Sentences
grey s. belirsiz
The party aimed at mostly the grey votes.
Parti, çoğunlukla belirsiz oyları hedeflemiştir.

More Sentences
Bilgisayar
grey i. gri
Billie liked the jogging suit in grey better.
Billie gri eşofman takımını daha çok sevdi.

More Sentences
Genel
grey i. külrengi
grey i. kül rengi
grey i. kır rengi
grey i. gri renkli nesne
grey i. gri renkli hayvan
grey i. düşük doygunluğa sahip nesne rengi
grey f. kırlaştırmak
grey f. beyazlamak
grey f. silikleştirmek
grey f. aklar düşmek
grey f. yaşlı nüfusu giderek artmak
grey s. yaşlı
grey s. kır
grey s. boz
grey s. eski
grey s. kırlaşmış
grey s. kurşuni
grey s. kır saçlı
grey s. (saç) ağarmış
grey s. griye çalan
grey s. griye bürünmüş
grey s. gri kıyafet giyen
grey s. (hayvan) birbirine karışmış siyah ve beyaz tüylü
grey s. aşırıya kaçmayan
Ticaret/Ekonomi
grey s. (pazarlama yöntemleri) orta düzeyde
Teknik
grey i. külrengi
Tekstil
grey s. (kumaş) işlenmemiş
grey s. (kumaş) ham
Tarih
grey i. (amerikan iç savaşı'nda) konfederasyon ordusu askeri
grey i. (amerikan iç savaşı'nda) konfederasyon ordusu
Resim
grey i. çal
Eski Kullanım
grey i. porsuk

"grey" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
grey matter i. zeka
grey parrot i. jako
grey matter i. akıl
grey matter i. beyin
grey goosefoot i. gri kaz ayağı
grey plover i. gümüş yağmurcun
lesser grey shrike i. kara alınlı örümcekkuşu
tattletale grey i. kirli beyaz
golden grey mullet i. altınbaş kefal
common grey i. adi balıkçıl
grey fox i. gri tilki
grey matter i. gri madde
grey wagtail i. dağ kuyruksallayanı
grey mouse ear i. gri fare kulağı
grey heron i. gri balıkçıl
grey phalarope i. kızıl denizdüdükçünü
light grey i. açık gri
grey cotton cloth i. amerikanbezi
grey mullet i. paçoz
grey heron i. külrengi balıkçıl
grey mullet i. has kefal
smoke grey i. dumanrengi
silver grey i. gümüşrengi
grey partridge i. çilkeklik
grey hypocolius i. tırtılyiyen
grey literature i. gri yayınlar
grey area i. boz alan
grey area i. gri saha
dapple-grey i. alaca kır
grey-headed woodpecker i. küçük yeşil ağaçkakan
dapple-grey i. bakla kırı
thin-lipped grey mullet i. pulaterina
grey water i. çamaşır makineleri ve lavabolar tarafından oluşturulan atık su
grey water i. gri su
grey feather i. gri tüy
dapple-grey i. alaca kır (at)
pearl-grey i. soluk mavimsi gri renk
steel cage with grey bars i. gri parmaklıklı çelik kafes
earl grey i. bergamot ile tatlandırılmış bir çay çeşidi
grey hair i. ağarmış saçlar
grey hair i. beyaz saçlar
grey cardinal i. gri kardinal
tattletale grey i. griye çalan beyaz
tattletale grey i. gri beyaz
tattletale grey i. gri beyaz
tattletale grey i. griye çalan beyaz
tattletale grey i. gri beyaz
tattletale grey i. griye çalan beyaz
reddish-grey i. kırmızımsı gri
red-grey i. kırmızımsı gri
grey-hen i. taştan yapılmış büyük içki şişesi
grey eminence i. gizli danışman
grey eminence i. gizli karar verici
grey [obsolete] i. porsuğun gri kürkü
grey nomad [australia] i. portatif evle ülkeyi dolaşan yaşlı gezgin
grey nomad [australia] i. yaşlı göçebe
dove-grey i. grinin koyu olmayan bir tonu
morally grey character i. ahlaki açıdan gri karakter
go grey f. ak düşmek
become grey f. ak düşmek
go grey f. saçı beyazlaşmak
turn grey f. kır düşmek
make grey f. kırlaştırmak
turn grey f. kırlaşmak
turn grey f. saçına ak düşmek (saç)
turn grey f. saçları beyazlamak
go grey f. saçları beyazlamak
go grey f. saçı beyazlamak
turn grey f. saçı beyazlamak
turn grey f. saçlarına ak düşmek
go grey f. saçlarına ak düşmek
grow grey f. saçları ağarmak
grey haired s. kır saçlı
dull grey s. kurşuni
dark grey s. koyu gri
pearl grey s. gümüşi
grey-headed s. yaşlı adam
slate-grey s. barut rengi
pearl-grey s. gümüşi
grey-headed s. kır saçlı
grey-haired s. kır saçlı
grey-headed s. saçları ağarmış
grey-haired s. saçları ağarmış
black-grey s. koyu gri
dapple-grey s. (at) kırçıllı
dove-grey s. pembemsi gri olan
dove-grey s. mavimsi gri olan
dove grey s. pembemsi gri
dove grey s. mavimsi gri
silvery-grey s. gümüş grisi olan
silvery-grey s. gümüşi gri olan
silver-grey s. gümüşi gri olan
silver-grey s. gümüş grisi olan
stone-grey s. arduvaz veya granit renginde
slaty-grey s. arduvaz veya granit renginde
slaty-grey s. taş girisi
stone-grey s. taş girisi
slaty-grey s. taş rengi
stone-grey s. taş rengi
slaty-grey s. granit rengi
stone-grey s. granit rengi
slaty-grey s. arduvaz rengi
stone-grey s. arduvaz rengi
slaty-grey s. kayrak rengi
stone-grey s. kayrak rengi
Atasözü
all cats are grey by night i. gece/karanlıkta her şey birbirine benzer
all cats are grey at night i. karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are grey by night i. karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are grey at night i. gece/karanlıkta her şey birbirine benzer
all cats are grey by night i. geceleri tüm kediler gridir
all cats are grey at night i. geceleri tüm kediler gridir
all cats are grey in the dark karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are grey in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are grey in the dark köre renkten bahsolunmaz
all cats are grey in the dark karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are grey in the dark köre renkten bahsolunmaz
all cats are grey in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
Konuşma Dili
grey knight i. şirket devrinde niyetini açıkça belli etmeden karşı teklifte bulunan bir müdahil
grey-wave s. kar potansiyeli olan ancak yatırımcı yaşlanmadan önce beklentileri karşılaması mümkün olmayan (şirket, yatırım)
Deyim
grey area i. bir konunun belirsiz bölümü
grey matter i. kafa/beyin
the men in grey suits i. siyaset ve ticarette çok büyük gücü ve etkisi olan ancak halkın tanımadığı perde arkasındakiler
grey area i. ikilemde kalınan konu
grey area i. hakkında emin olunamayan şey
little grey cells i. bilgi
little grey cells i. akıl
little grey cells i. kafa
little grey cells i. kavrama ve anlama yeteneği
little grey cells i. kavrama gücü
little grey cells i. anlama gücü
little grey cells i. düşünme gücü
little grey cells i. beyin
little grey cells i. muhakeme yetisi
the grey pound [uk] i. yaşlı kesimin alım gücü
grey power i. kıdemli gücü
grey power i. kıdemden dolayı sahip olunan nüfuz/etki
the grey pound [uk] i. yaşlı alım gücü
grey power i. kıdemlilerin bir kurumda sahip olduğu nüfuz
grey power i. kıdemli nüfuzu
grey amber i. gri amber
grey amber i. amber
a grey area i. arada kalmış/net olmayan bir alan
a grey area i. belirsiz alan/saha
grey suits i. siyaset ve ticarette çok büyük gücü ve etkisi olan ancak halkın tanımadığı perde arkasındakiler
Ticaret/Ekonomi
grey market i. gri borsa
grey economy i. kayıt dışı ekonomi
grey market i. fiyatların normal piyasa fiyatından yüksek olduğu piyasa
grey market i. fiyatların aşırı yüksek olduğu piyasa
grey-economy i. kayıt dışı ekonomi
grey market i. fiyatların çok yüksek olduğu piyasa