bilmek - Turc Anglais Dictionnaire

bilmek

Sens de "bilmek" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 58 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
bilmek know v.
I know our traditions more than enough!
Geleneklerimizi yeterince iyi biliyorum!

More Sentences
General
bilmek be up to v.
I knew Tom was up to something.
Tom'un bir şeylerin peşinde olduğunu biliyordum.

More Sentences
bilmek understand v.
I am given to understand that warships can be scrapped only in the United States.
Savaş gemilerinin sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde hurdaya çıkarılabildiğini biliyorum.

More Sentences
bilmek know about v.
We all know about the budgetary situation for the car pool.
Araç havuzunun bütçe durumunu hepimiz biliyoruz.

More Sentences
bilmek remember v.
For as long as Tom could remember, his parents had been overweight.
Tom kendini bildi bileli anne ve babası aşırı kiloluydu.

More Sentences
bilmek guess v.
Guess where I am in this photo?
Bilin bakalım bu fotoğrafta neredeyim?

More Sentences
bilmek be aware v.
As far as I am aware, there were no problems during the first semester.
Bildiğim kadarıyla ilk dönem herhangi bir sorun yaşanmadı.

More Sentences
bilmek be up v.
I should've known something was up.
Bir şeyler olduğunu bilmeliydim.

More Sentences
bilmek be acquainted with v.
He is acquainted with the modern history of France.
O, Fransa'nın modern tarihini bilir.

More Sentences
bilmek know how to v.
But what if you don't know how to write?
Peki ya nasıl yazacağınızı bilmiyorsanız?

More Sentences
bilmek recognize v.
Do I recognize the importance of cereals, breads and other grain products?
Tahılların, ekmeklerin ve diğer tahıl ürünlerinin önemini biliyor muyum?

More Sentences
bilmek know v.
I know our traditions more than enough!
Geleneklerimizi yeterince iyi biliyorum!

More Sentences
bilmek know of v.
We already know of plans to attack Genoa, Paris and elsewhere.
Cenova'ya, Paris'e ve başka yerlere saldırı planlarını zaten biliyoruz.

More Sentences
bilmek tell v.
Kittens are cute and sweet, but you can’t tell what they’ll be like in the future.
Yavru kediler sevimli ve tatlıdır, ancak gelecekte nasıl olacaklarını bilemezsiniz.

More Sentences
Technical
bilmek know v.
I know our traditions more than enough!
Geleneklerimizi yeterince iyi biliyorum!

More Sentences
General
bilmek be onto v.
bilmek wise up to v.
bilmek savvy v.
bilmek be wise to v.
bilmek be cognizant of v.
bilmek guess right v.
bilmek be in on v.
bilmek wit v.
bilmek ken v.
bilmek consider v.
bilmek regard as v.
bilmek be acquainted with something v.
bilmek wise up v.
bilmek cognize v.
bilmek be conscious of v.
bilmek hear of v.
bilmek have v.
bilmek recognise v.
bilmek cognise v.
bilmek be au fait with v.
bilmek agnise v.
bilmek agnize v.
bilmek recognosce [obsolete] v.
bilmek kon v.
bilmek con [obsolete] v.
bilmek cun v.
bilmek savvey v.
Colloquial
bilmek cop on [ireland] n.
bilmek know inside out v.
bilmek key in v.
Idioms
bilmek be clued in v.
bilmek get clued in v.
bilmek have an inkling v.
bilmek be in on v.
bilmek be a wake-up [australia] v.
bilmek be a wake-up (or awake up) [[australia/new zealand] v.
Latin
bilmek scire v.
Archaic
bilmek knoweth v.
bilmek wis v.
bilmek wiss v.
bilmek wist v.
bilmek wot v.
British Slang
bilmek ken v.

Sens de "bilmek" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
herkesin bilmek istediği şey the big question n.
fırsat bilmek take advantage of v.
su gibi bilmek know something backwards v.
girdisini çıktısını bilmek have something at one's fingertips v.
bir şeyi çok iyi bilmek have something at one's fingertips v.
kendini bilmek have grown up v.
kıymetini bilmek appreciate v.
biraz bilmek know some v.
kendini bilmek be in one's right mind v.
değerini bilmek treasure v.
değerini bilmek value v.
olarak bilmek refer to as v.
usulünü bilmek know how to v.
lafını bilmek weigh one's words v.
bal alacak çiçeği bilmek know which side one's bread is buttered v.
kıymetini bilmek value v.
kadrini bilmek appreciate v.
kendi fikrini bilmek know one's own mind v.
fırsatı ganimet bilmek seize the opportunity v.
önceden bilmek foreknow v.
kan alacak damarı bilmek know which side one's bread is buttered v.
karış karış bilmek know every inch of a place v.
değerini bilmek appreciate v.
yol yordam bilmek have right conduct v.
az bilmek know little v.
bir şeyi eksiksiz bir şekilde bilmek know something cold v.
yol yordam bilmek have good manners v.
adı gibi bilmek know something like the back of one's hand v.
kendini bilmek have reached maturity v.
kadrini bilmek know the value of v.
ağzının tadını bilmek be a gourmet v.
çat pat bilmek have a smattering of v.
yakından bilmek be closely acquainted with v.
dünyada olup bitenleri bilmek know what's what v.
yanlış bilmek have the wrong information about something v.
işi bilmek know the way v.
avucunun içi gibi bilmek know like the palm of one's hand v.
iyilik bilmek be grateful v.
bilmek istemek want to know v.
iyice bilmek understand v.
kıymetini bilmek know the value of v.
yüzme bilmek know how to swim v.
karış karış bilmek know every inch of v.
haddini bilmek know one's place v.
önceden bilmek foreknew v.
avucunun içi gibi bilmek know a place like the palm of one's hand v.
bir şeyi iyi kötü kullanabilecek kadar bilmek have a working knowledge of v.
ne istediğini bilmek know one's own mind v.
bir konuda çoğu kimsenin bilmediği şeyleri bilmek be in the know v.
ezbere bilmek know something backwards v.
iyi bilmek master v.
önceden bilmek foretell v.
az bilmek know a little v.
değer bilmek appreciate the value of v.
dil bilmek know a language v.
dil bilmek speak a language v.
dost bilmek regard someone as friend v.
önemini bilmek be aware of one's importance v.
önemini bilmek acknowledge one's importance v.
önemini bilmek appreciate someone's importance v.
iyi bilmek know well v.
eksikliklerini bilmek know one's deficiencies v.
okuma yazma bilmek be literate v.
okuma yazma bilmek know to read and write v.
okuma yazma bilmek know how to read and write v.
doğruyu yanlışı bilmek know right from wrong v.
simaen bilmek know by sight v.
simaen bilmek cognosce v.
yol erkan bilmek know how to behave properly v.
yol iz bilmek know how to behave oneself properly v.
borç bilmek owe someone a debt of gratitude v.
borç bilmek feel debted v.
borç bilmek owe v.
ismen bilmek know somebody by name v.
-i iyi bilmek be familiar with v.
-in ne olduğunu bilmek be a good judge of v.
usulünü bilmek know-how v.
hakkındaki her şeyi bilmek gen up about v.
hakkındaki her şeyi bilmek gen up on v.
önceden bilmek predict v.
kıymet bilmek appreciate v.
kıymet bilmek know somebody's worth v.
çok dil bilmek know many languages v.
önceden bilmek foresee v.
kesin bilmek know for certain v.
kesin bilmek know for sure v.
kesin olarak bilmek know for certain v.
kesin olarak bilmek know for sure v.
görev bilmek take it as one's duty v.
su gibi bilmek know something perfectly v.
sınırını bilmek know one's limit v.
yanlış bilmek misknow v.
az çok bilmek know more or less v.
bir şarkıyı bilmek know a song v.
ezbere bilmek know by heart v.
ezberden bilmek know something by heart v.
mükemmel derecede bilmek know by heart v.
mükemmel derecede bilmek know something by heart v.
çok iyi bilmek know something by heart v.
ezberden bilmek know by heart v.
çok iyi bilmek know by heart v.
bilmek istememek not want to know v.
hikayenin bütününü bilmek know the whole story v.
bütün hikayeyi bilmek know the whole story v.
konunun tamamını bilmek know the whole story v.
hikayenin tamamını bilmek know the whole story v.
kıymetini bilmek know someone's value v.
önceden bilmek know in advance v.
önceden bilmek already know v.
değerini bilmek know someone's value v.
önceden bilmek know beforehand v.
bir şeyi yapmayı iyi bilmek have a good command of something v.
bir şeyi çok az bilmek know very little about something v.
(bir şeyler hakkında) bir iki şey bilmek know a thing or two (about something) v.
nasıl eğleneceğini bilmek know how to enjoy himself/herself v.
cevapları bilmek know the answers v.
sorunun cevabını nerede bulacağını bilmek know where to go to find out v.
çocuklara okumaları için verdiği şeyleri bilmek know what she's giving the children to read v.
nasıl tepki vereceğini bilmek know how to respond v.
hangi okula gittiğini bilmek know what school she's in v.
istenmediğini bilmek know when one is not wanted v.
nasıl tepki vereceğini bilmek know how someone would react v.
biri hakkında çok az şey bilmek know little about someone v.
biri hakkında çok az şey bilmek know very little about someone v.
değerini bilmek know somebody’s value v.
kıymetini bilmek know somebody’s value v.
kıymet bilmek know somebody’s value v.
birisi hakkında çok şey bilmek know a lot about someone v.
kravat bağlamasını bilmek know how to tie a tie v.
(bir işin/şeyin) doğrusunu bilmek know better v.
aslını bilmek know better v.
bir şeyi çok iyi bilmek know something very well v.
piyanoda bir şeyler çalmayı bilmek know how to play things on piano v.
çat pat ingilizce bilmek speak broken english v.
birinin zaaflarını bilmek know someone’s weak points v.
birinin zaaflarını bilmek know someone’s weaknesses v.
birinin zaaflarını bilmek know someone’s faults v.
birinin zaaflarını bilmek know someone´s weak spots v.
önceden bilmek read v.
yeteneklerinin sınırlarını bilmek know one's own limitations v.
bir şeyin konulduğu yeri bilmek know where something is at v.
bir şeyin nerede olduğunu bilmek know where something is at v.
bir şeyi bilmek istemek enquire v.
önceden bilmek envision v.
(belirli bir alfabe, dil) yazılı iletişim kuracak kadar iyi bilmek write v.
(bir şeyi) bilmek be aware of (something) v.
yanlış bilmek misken [scotland] v.
(bir şeyi) bilmek possess v.
deneyim yoluyla bilmek sample v.
önceden bilmek foredeem v.