have - Türkçe İngilizce Sözlük

have

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

have — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sahip olmak
Okunuş (IPA):
(AmE /hæv/ – BrE /hæv/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: have (has – had – had - having)
Sahipliği, deneyimi veya zorunluluğu ifade eden temel yardımcı ve ana fiildir; İngilizce dil yapısının merkezindedir. Eski İngilizce habban kökeni, tutma ve elinde bulundurma fikrini eylem çekirdeğine yerleştirir.
Eş Anlamlılar:
possess
Zıt Anlamlılar:
lack

"have" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 98 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
have f. sahip olmak
My mom has a part-time job.
Annemin yarı zamanlı çalıştığı bir işi var.

More Sentences
Genel
have f. elde etmek
We have now obtained a first-rate enumeration of a variety of measures.
Şu anda çeşitli tedbirlere ilişkin birinci sınıf bir sayım elde ettik.

More Sentences
have f. zorunda olmak
I have to call her before it's too late.
Çok geç olmadan onu aramak zorundayım.

More Sentences
have f. bulunmak
We have before us today a wide-ranging revision of the law on medicinal products in Europe.
Bugün önümüzde Avrupa'da tıbbi ürünlere ilişkin yasanın geniş kapsamlı bir revizyonu bulunuyor.

More Sentences
have f. tutmak
My uncle had his eyes closed when the doctor enters into his room.
Doktor odasına girerken amcam gözlerini kapalı tutuyordu.

More Sentences
have f. yaptırmak
I had Eren do my math homework.
Matematik ödevimi Eren'e yaptırdım.

More Sentences
have f. yapmak
I am having a party tonight, would you like to join me?
Bu gece bir parti yapıyorum, bana katılmak ister misin?

More Sentences
have f. etmek
Let's have a chat.
Hadi biraz sohbet edelim.

More Sentences
have f. kabul etmek
He will have no visitors today; thank you for your understanding.
Bugün ziyaretçi kabul etmeyecektir; anlayışınız için teşekkür ederiz.

More Sentences
have f. elinde bulunmak
I have two computers.
Elimde bulunan iki bilgisayar var.

More Sentences
have f. olmak
I heard you are having a baby, congratulations!
Bebeğiniz olacağını duydum, tebrikler!

More Sentences
have f. sahip olmak
My mom has a part-time job.
Annemin yarı zamanlı çalıştığı bir işi var.

More Sentences
have f. -si olmak
I had the opportunity to fire him, but I changed my mind.
Onu kovma fırsatım olmuştu ama fikrimi değiştirdim.

More Sentences
have f. almak
Sir Doyle had so many letters that he revived the character in his novel.
Sir Doyle o kadar çok mektup aldı ki, yazdığı romanında karakteri yeniden canlandırdı.

More Sentences
have f. içmek
Here you are, have some coffee.
Buyurun, biraz kahve için.

More Sentences
have f. yemek
It's been a while since we've had lunch together.
Birlikte yemek yemeyeli uzun zaman oldu.

More Sentences
have f. geçirmek
The events are the biggest scandal I have experienced in my 23 years in this House.
Yaşananlar, bu Meclis'te geçirdiğim 23 yıl boyunca karşılaştığım en büyük skandaldır.

More Sentences
have f. (duygu, deneyim) yaşamak
I am having some serious problems with math.
Matematikle ilgili ciddi sıkıntılar yaşıyorum.

More Sentences
have f. ... kadar zamanı olmak
She has two years and then she will go to college.
İki yılı var, sonrasında üniversiteye gidecek.

More Sentences
have f. … var
I am having second thoughts about this job offer.
Bu iş teklifi konusunda tereddütlerim var.

More Sentences
have f. (ağrı) çekmek
I have a nasty headache.
Fena bir baş ağrısı çekiyorum.

More Sentences
have f. (elinde) kalmak
They have no vacant rooms left.
Hiç boş odaları kalmamış.

More Sentences
have f. neden olmak
This approach could have destructive consequences.
Bu yaklaşım yıkıcı sonuçlara neden olabilir.

More Sentences
have f. -meli/malı
It has to be a suit - or they won't let you in.
Takım elbise olmalı, yoksa içeri almazlar.

More Sentences
have f. zorunda kalmak
He'll have to come home sooner or later.
Er ya da geç eve dönmek zorunda kalacak.

More Sentences
Konuşma Dili
have f. birlikte olmak
I guess he has had lots of women.
Bir sürü kadınla birlikte olduğunu düşünüyorum

More Sentences
Deyim
have f. geçmek
Did you have a good birthday?
Doğum günün iyi geçti mi?

More Sentences
Hukuk
have f. sahip olmak
My mom has a part-time job.
Annemin yarı zamanlı çalıştığı bir işi var.

More Sentences
Teknik
have f. almak
Sir Doyle had so many letters that he revived the character in his novel.
Sir Doyle o kadar çok mektup aldı ki, yazdığı romanında karakteri yeniden canlandırdı.

More Sentences
have f. sahip olmak
My mom has a part-time job.
Annemin yarı zamanlı çalıştığı bir işi var.

More Sentences
Genel
have i. kuraldışı çekimleri
have i. hile
have i. üçkağıt
have i. varlıklı kimse
have i. refah seviyesi yüksek olan millet
have i. kaynakları zengin olan millet
have f. elinde tutmak
have f. ettirmek
have f. saymak
have f. haiz olmak
have f. aldatmak
have f. göz yummak
have f. malik olmak
have f. dolandırmak
have f. buyurmak
have f. ele geçirmek
have f. eline ulaşmak
have f. izin vermek
have f. anlamak
have f. doğurmak
have f. bilmek
have f. aklında bulundurmak
have f. enfekte olmak
have f. avantaj elde etmek
have f. (merhamet, şefkat) göstermek
have f. açıklamak
have f. ağırlamak
have f. yerleştirmek
have f. ilişki içinde olmak
have f. özelliğini taşımak
have f. parası olmak
have f. zenginliği olmak
have f. düzenli olarak tüketmek
have f. organize etmek
have f. yüzleşmek
have f. hedefi başarmak
have f. doldurulmak
have f. giydirmek
have f. kullanmak
have f. devam etmek
have f. zorla oldurmak
have f. olmasına müsaade etmek
have f. sınıflandırmak
have f. zor duruma sokmak
have f. kurnazlıkla yenmek
have f. sigara içmek
have f. işe almak
have f. rüşvetle almak
have f. (dikkati, ilgiyi) üstünde tutmak
have f. (duygu) beslemek
have f. parası olmak
have f. zengin olmak
have f. (yardımcı fiil olarak) yakın geçmiş zaman
have f. ... var
have f. yanında çalıştırmak
Irregular Verb
have f. had - had
Konuşma Dili
have f. yatmak
have f. sevişmek
Deyim
have f. alt etmek
have f. düşmanca davranmak
have f. zarar verecek şekilde davranmak
have f. (birinin) gerisinde kalmak
have f. (birini tehlikelerden) korumak
have f. kollamak
have f. (birini) bilmek
Hukuk
have f. elinde tutmak
have f. malik olmak
Argo
have f. cinsel ilişkiye girmek

"have" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
have sex f. sevişmek
have a child f. çocuğu olmak
have mercy f. acımak
have a bath f. yıkanmak
have a nap f. kestirmek
have fun f. eğlenmek
have a break f. ara vermek
have something overlap f. çakıştırmak
have something drawn f. çizdirmek
have a piano course f. piyano kursuna gitmek
Genel
have someone divorce i. boşatmak
parties that have signed the contract i. sözleşmeyi imzalayan taraflar
gotta (have got to) i. -meli
gotta (have got to) i. -malı
have-on i. aldatma
the haves and the have-nots i. varlıklılar ve yoksullar
the haves and the have-nots i. zenginler ve fakirler
haves and have-nots i. varsıllar ve yoksullar
the have-nots i. yoksullar
the have-nots i. fakir insanlar
might-have-been i. olabilecekken olamamış şey
might-have-been i. uygun şartlar sağlanmış olsa gerçekleşebilecek olan durum
might-have-been i. hedefe ulaşmış olma ihtimali olan kimse
the last memory I have of you i. senden son hatıra
the last memory I have of you i. senden bana kalan son hatıra
have sexual relations f. ilişki kurmak
have on f. giymek
have scabies f. uyuz olmak
have one's back against the wall f. kuyruğu kapana kısılmak
have dealings f. alışveriş yapmak
not to have a clue f. hiçbir fikri olmamak
have a lot on one's plate f. bitirilmeyi bekleyen çok sayıda görevi olmak
have the gift of the gab f. ağzı laf yapmak
have something at one's fingertips f. bir şeyi çok iyi bilmek
have a guilty conscience f. vicdan azabı çekmek
have a good time f. hoşça vakit geçirmek
have dinner f. akşam yemeği yemek
have pins and needles f. karıncalanmak
have a temperature f. ateşi olmak
have a heart attack f. damla inmek
have one's tonsils out f. bademciklerini aldırmak
have a lot on one's plate f. çok fazla işi olmak
have influence f. sözü geçmek
have cold feet f. çekinmek
have an orgasm f. gelmek
have confidence f. güveni olmak
have influenza f. grip olmak
have a yearning for f. arzu etmek
have influence f. etkili olmak
not have credit in one's phone f. telefonunda kontör olmamak
have a screw loose f. aklından zoru olmak
have an abortion f. çocuk aldırmak
have a rough time f. zor bir hayat geçirmek
have a suspicion f. şüpheye düşmek
have other fish to fry f. başka bir işi olmak
have something to do with f. ilgisi olmak
have foresight f. uzağı görmek
have no work do f. boş oturmak
have a yen for f. arzulamak
have a dream f. rüya görmek
have something to do with f. ilişkisi olmak
have a fright f. ürkmek
have illegitimately f. peydahlamak
have one's mouth water f. ağzı sulanmak
have one's photo taken f. fotoğraf çektirmek
have an accident f. kaza yapmak
have a nosebleed f. burnu kanamak
have a crush on someone f. birisine aşık olmak
have a bash at something f. bir denemek
have bad breath f. ağzı kokmak
have no meaning f. anlamı olmamak
have a stretch f. gerinmek
have someone to thank for f. bir şey için birine borçlu olmak
have one's share of f. nasibini almak
have a good head on one's shoulders f. aklı başında biri olmak
have speech with f. konuşmak
have one's hands free f. boş olmak
have a gossip f. hoşbeş etmek
have labour pains f. sancılanmak
have a good time f. sefa sürmek
have the nerve to f. cüret etmek
have one's own back f. intikamını almak
have a yearning to f. arzu etmek
have one's hand in f. bulaşmak
have breakfast f. kahvaltı yapmak
have a row f. tartışmak
have a bash at something f. teşebbüs etmek
have something on someone f. elinde suçlayıcı delil bulunmak
have the wrong information about something f. yanlış bilmek
have something to do with f. alakası olmak
have in reserve f. ihtiyat olarak saklamak
have nearly finished f. kolaylamak
have something in common with someone f. biriyle ortak bir özellik taşımak
have a crash f. kaza yapmak
have position f. pozisyon almak
have a bearing on f. ile ilgisi olmak
have nothing to do with f. alakası olmamak
have something on f. üzerinde olmak
have no business to do something f. hakkı olmamak
have a run of bad luck f. şansı ters gitmek
have influence f. hatırı sayılmak
have a hunch f. içine doğmak
have a rest f. soluklanmak
have a fit f. deli olmak (öfkeden)
have something at one's fingertips f. girdisini çıktısını bilmek
have a fit of f. damarı tutmak
have time f. zamanı olmak
have a desire f. heves etmek
have an ace in the hole f. elinde kozu olmak
have to f. zorunda olmak
have as a purpose f. amaç olarak almak
have an operation f. ameliyat geçirmek
have the jitters f. heyheyler geçirmek
have one's head screwed on right f. aklı başında biri olmak
have overtones f. izleri olmak
have a fit f. fenalık geçirmek
have an air of f. benzemek
have it away with somebody f. mercimeği fırına vermek
have a car accident f. araba çarpmak
have somebody on f. makaraya sarmak
have a trip f. seyahat etmek
have something available f. el altında bulundurmak
have done with f. bıkmak
have a quick look around f. etrafı kolaçan etmek
have a chip an one's shoulder f. meydan okumak
have one's photograph taken f. resim çektirmek
have no business doing something f. birinin bir şey yapmaya hakkı olmamak
have confidence in f. güvenmek
have a shit f. kaka yapmak
have an affair with f. kendisiyle evli olmayan biriyle bir aşk ilişkisinde bulunmak
have no strength left f. sıfırı tüketmek
have admiration for f. hayranlık duymak
have a walk f. yürümek
have in mind f. niyet etmek
have sexual intercourse f. cinsel ilişkide bulunmak
have difficulty to understand f. anlamakta zorlanmak
have blind confidence in f. körü körüne inanmak
have in mind f. hatırında tutmak
have a wreck f. trafik kazası geçirmek
have in mind f. akılda tutmak
have a go at f. denemek
have a lark f. şaka yapmak
have information about something f. bilgi sahibi olmak
have misgivings about f. kuşkuyla karşılamak
have a stomachache f. karnı ağrımak
have to repeat an examination f. ikmale kalmak
have a bee in one's bonnet f. aklını takmak
have lost one's tongue f. dilini yutmak
have it in for somebody f. takmak
have no strength in one's muscles f. elinde ayağında dermak olmamak