| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | lack i. | eksiklik | ||
|
Her lack of experience didn't stop her from applying for the job. Tecrübe eksikliği işe başvurmasına engel değildi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | lack i. | yokluk | ||
| Genel | ||||
| Genel | lack i. | gereksinme | ||
|
The main flaw in European integration today is the lack of emphasis on this second pillar. Bugün Avrupa entegrasyonunun temel kusuru bu ikinci ayağa gereken önemin verilmemesidir. More Sentences |
||||
| Genel | lack i. | yetersizlik | ||
|
Moreover, a lack of finances is often the reason why people have no food. Ayrıca, insanların yiyecek bulamamasının nedeni genellikle maddi yetersizliktir. More Sentences |
||||
| Genel | lack i. | eksiklik | ||
|
Her lack of experience didn't stop her from applying for the job. Tecrübe eksikliği işe başvurmasına engel değildi. More Sentences |
||||
| Genel | lack i. | azlık | ||
|
Due to the lack of students, the school will be closed at the end of the year. Öğrenci azlığı nedeniyle okul yıl sonunda kapanacak. More Sentences |
||||
| Genel | lack i. | kıtlık | ||
|
There was a great lack of rice that year. O yıl büyük bir pirinç kıtlığı vardı. More Sentences |
||||
| Genel | lack i. | yetersizlik | ||
|
Moreover, a lack of finances is often the reason why people have no food. Ayrıca, insanların yiyecek bulamamasının nedeni genellikle maddi yetersizliktir. More Sentences |
||||
| Genel | lack f. | olmamak | ||
|
Some of you think our proposals lack ambition and others think they go too far. Bazılarınız önerilerimizin iddialı olmadığını, bazılarınız ise çok ileri gittiğini düşünüyor. More Sentences |
||||
| Genel | lack f. | bulunmamak | ||
|
The Commission's plans lack any measures to promote stability. Komisyon'un planlarında istikrarı teşvik edecek herhangi bir tedbir bulunmamaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | lack f. | yoksun kalmak | ||
|
When we talk about environmental protection, what we say sometimes lacks credibility. Çevrenin korunması hakkında konuştuğumuzda, söylediklerimiz bazen inandırıcılıktan yoksun kalıyor. More Sentences |
||||
| Genel | lack f. | eksik olmak | ||
|
What it lacks is clarity and legal certainty. Eksik olan şey açıklık ve yasal kesinliktir. More Sentences |
||||
| Genel | lack f. | yoksun olmak | ||
|
He's an artist, but he lacks creativity. O bir sanatçı ama yaratıcılıktan yoksun biri. More Sentences |
||||
| Genel | lack f. | bulunmamak | ||
|
The Commission's plans lack any measures to promote stability. Komisyon'un planlarında istikrarı teşvik edecek herhangi bir tedbir bulunmamaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | lack f. | noksan olmak | ||
|
On the contrary, growth is very weak and the political will is lacking. Bilakis, büyüme çok yetersizdir ve siyasi irade noksanlığı söz konusudur. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | lack i. | eksiklik | ||
|
Her lack of experience didn't stop her from applying for the job. Tecrübe eksikliği işe başvurmasına engel değildi. More Sentences |
||||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | lack i. | eksiklik | ||
|
Her lack of experience didn't stop her from applying for the job. Tecrübe eksikliği işe başvurmasına engel değildi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | lack i. | yoksunluk | ||
| Genel | lack i. | noksan | ||
| Genel | lack i. | tümü ile olmama | ||
| Genel | lack i. | ihtiyaç | ||
| Genel | lack i. | eksik olma | ||
| Genel | lack i. | eksik | ||
| Genel | lack i. | mahrumiyet | ||
| Genel | lack i. | olmayış | ||
| Genel | lack i. | noksanlık | ||
| Genel | lack i. | gereksinim | ||
| Genel | lack i. | zaruret | ||
| Genel | lack f. | mahrum kalmak | ||
| Genel | lack f. | -sizlik çekmek | ||
| Genel | lack f. | -den yoksun olmak | ||
| Genel | lack f. | ihtiyacı olmak | ||
| Genel | lack f. | -e sahip olmamak | ||
| Genel | lack f. | kıt olmak | ||
| Genel | lack f. | az olmak | ||
| Genel | lack f. | yetişmemek | ||
| Genel | lack f. | yetmemek | ||
| Genel | lack f. | eksik gelmek | ||
| Genel | lack f. | noksan gelmek | ||
| Genel | lack f. | yokluk çekmek | ||
| Genel | lack f. | eksiklik çekmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | lack i. | kifayet etmeme | ||
| Teknik | lack i. | olmayış | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | lack i. | lak | ||
| Kimya | lack i. | lak böceği tarafından salgılanan reçineli bir madde | ||