| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | tuck f. | sıkıştırmak | ||
|
If it were simply a face-lift, a nip and a tuck, and the results would be visible very soon. Bu sadece bir yüz gerdirme, bir kıstırma ve bir sıkıştırma olsaydı, sonuçlar çok kısa sürede görülebilirdi. More Sentences |
||||
| Genel | tuck f. | sokmak | ||
|
Jill tucked her shirt in. Jill gömleğini içine soktu. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | tuck f. | sokmak | ||
|
Jill tucked her shirt in. Jill gömleğini içine soktu. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | tuck i. | kıvrım | ||
|
She sewed a tuck into her skirt for a closer fit. Daha sıkı oturması için eteğinin içine bir kıvrım dikti. More Sentences |
||||
| Tekstil | tuck f. | kat yapmak | ||
|
The tailor tucked the sewing point to fold the corners. Terzi, köşeleri birleştirmek için dikiş yerine kat yaptı. More Sentences |
||||
| Medikal | ||||
| Medikal | tuck i. | germe | ||
|
Tessa is thinking of a tummy tuck to look better. Tessa, daha iyi görünmek için karın germe ameliyatı olmayı düşünüyor. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | tuck i. | çörek | ||
|
The kids ate some tucks after the school. Çocuklar okuldan sonra birkaç çörek yedi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | tuck i. | şal | ||
| Genel | tuck i. | kırma | ||
| Genel | tuck i. | pli | ||
| Genel | tuck i. | yumruk | ||
| Genel | tuck i. | çarpma | ||
| Genel | tuck i. | davul sesi | ||
| Genel | tuck i. | tamtam sesi | ||
| Genel | tuck i. | davul sesini andıran ses | ||
| Genel | tuck i. | mukavva kutunun gövdeye sokularak ucu sabitlemeye yarayan parçası | ||
| Genel | tuck i. | ayakkabının çelik gövdesine sarılan kumaş veya deri kaplama | ||
| Genel | tuck i. | smokin | ||
| Genel | tuck f. | tepmek | ||
| Genel | tuck f. | kıvrılmak | ||
| Genel | tuck f. | tıkıştırmak | ||
| Genel | tuck f. | kıstırmak | ||
| Genel | tuck f. | kıvırmak | ||
| Genel | tuck f. | katlamak | ||
| Genel | tuck f. | (içine) sokmak | ||
| Genel | tuck f. | tıkmak | ||
| Genel | tuck f. | içeri doğru çekmek | ||
| Genel | tuck f. | vurmak | ||
| Genel | tuck f. | çarpmak | ||
| Genel | tuck f. | zonklamak | ||
| Genel | tuck f. | saklamak | ||
| Genel | tuck f. | buruşmak | ||
| Genel | tuck f. | büzüşmek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | tuck i. | karın bölgesindeki fazlalık yağ ve derinin alındığı estetik operasyon | ||
| Konuşma Dili | tuck f. | yemek | ||
| Konuşma Dili | tuck f. | içmek | ||
| Konuşma Dili | tuck f. | tıkınmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | tuck i. | kırma | ||
| Teknik | tuck f. | tıkmak | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | tuck i. | pli | ||
| Tekstil | tuck i. | kat | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | tuck i. | geminin kıç kuruzu | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | tuck i. | karın bölgesinde sıkılaştırma amacıyla yapılan estetik operasyonu | ||
| Medikal | tuck i. | gerdirme | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | tuck i. | börek | ||
| Mutfak | tuck i. | yiyecek | ||
| Tütün | ||||
| Tütün | tuck i. | puronun yakılan ucu | ||
| Balıkçılık | ||||
| Balıkçılık | tuck i. | daha büyük bir ağdan balık toplamak için kullanılan ortası derin bir ağ tipi | ||
| Balıkçılık | tuck f. | (balıkları) büyük ağ ile toplamak | ||
| Spor | ||||
| Spor | tuck i. | dalış yaparken cenin pozisyonuna girme | ||
| Spor | tuck i. | kayak yaparken çömelme | ||
| Spor | tuck i. | kambur çıkarma | ||
| Spor | tuck f. | kambura yatmak | ||
| Spor | tuck f. | çömelmek | ||
| Spor | tuck f. | cenin pozisyonuna girmek | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | tuck i. | davul veya boru sesi | ||
| Mitoloji | ||||
| Mitoloji | tuck i. | robin hood'un grubuna katılıp onlara yardımcı olan neşeli bir keşiş | ||
| Ciltçilik | ||||
| Ciltçilik | tuck i. | kitap kapağı üzerine katlanarak karşı kapaktaki bir yuvaya oturan kılıf biçimi | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | tuck i. | meç | ||
| Eski Kullanım | tuck i. | ince kılıç | ||
| Eski Kullanım | tuck i. | enerji | ||
| Eski Kullanım | tuck i. | kuvvet | ||
| Eski Kullanım | tuck f. | kumaşları sararak kıvırmak | ||
| Eski Kullanım | tuck f. | darağacında asmak | ||
| Argo | ||||
| Argo | tuck f. | cezaevine kaçak mal sokmak | ||