inside - Türkçe İngilizce Sözlük

inside

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

inside — Definition

Anlamı ve Tanımı:
içeride, iç kısım
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪnˈsaɪd/ – BrE /ɪnˈsaɪd/)
Terim Türü:
Zarf; İsim: inside (insides)
Bir şeyin sınırları dâhilindeki alanı veya konumu ifade eden isim ve zarftır; bu nedenle inside, mekânsal olduğu kadar mecazî içkinlik de kurar. In yön kavramıyla gelişen kelime, modern dilde karşıtlık üzerinden anlam kazanır.
Eş Anlamlılar:
interior, within
Zıt Anlamlılar:
outside, exterior

"inside" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 105 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
inside zf. içeri
He opened the door to the Personnel Section and went inside.
Personel bölümünün kapısını açıp içeri girdi.

More Sentences
inside zf. içeride
The old man was inside for 22 years.
Yaşlı adam 22 yıldır içerideydi.

More Sentences
inside i. iç taraf
Genel
inside i. iç (taraf)
Her insides, however, will be decidedly greener.
Ancak içi kesinlikle daha yeşil olacak.

More Sentences
inside i. iç kısım
This is usually done on the inside of the arm.
Bu genellikle kolun iç kısmında yapılır.

More Sentences
inside s.
A strange voice was coming from deep inside the forest.
Ormanın içinden derinlerden garip bir ses geliyordu.

More Sentences
inside zf. içeriye
So bring a bit of green inside.
Bu yüzden içeriye biraz yeşillik getir.

More Sentences
inside zf. içerde
Tom is waiting inside, isn't he?
Tom içerde bekliyor, değil mi?

More Sentences
inside zf. içeri
He opened the door to the Personnel Section and went inside.
Personel bölümünün kapısını açıp içeri girdi.

More Sentences
inside zf. içinde
The goods are stored inside the containers.
Mallar konteynerlerin içinde saklanıyor.

More Sentences
inside zf. içerisinde
We believe that sustaining the existing system inside the European Patent Office is important.
Avrupa Patent Ofisi içerisindeki mevcut sistemin sürdürülmesinin önemli olduğuna inanıyoruz.

More Sentences
inside zf. de/da
There were a thousand people inside the concert hall.
Konser salonunda bin kişi vardı.

More Sentences
inside zf.
A strange voice was coming from deep inside the forest.
Ormanın içinden derinlerden garip bir ses geliyordu.

More Sentences
inside zf. içeriden
The manager believes that the rival company has an informant inside our company.
Müdür, rakip şirketin şirketimizin içeriden bir muhbiri olduğuna inanıyor.

More Sentences
inside zf. iç kısım
This is usually done on the inside of the arm.
Bu genellikle kolun iç kısmında yapılır.

More Sentences
inside zf. altında
The lap time of the rookie was just inside the country's record.
Çaylağın tur zamanı ülke rekorunun hemen altındaydı.

More Sentences
inside ed. içerisinde
We believe that sustaining the existing system inside the European Patent Office is important.
Avrupa Patent Ofisi içerisindeki mevcut sistemin sürdürülmesinin önemli olduğuna inanıyoruz.

More Sentences
inside ed. içine
Surely it is desirable that the Union avoids putting itself inside such a straitjacket.
Birliğin kendisini böyle bir deli gömleğinin içine sokmaktan kaçınması elbette arzu edilen bir şeydir.

More Sentences
inside ed. içinde
I said that the Commission proposal distorts competition also inside the EU.
Komisyon teklifinin AB içinde de rekabeti bozduğunu söyledi.

More Sentences
Teknik
inside s. içindeki
I said that the Commission proposal also distorts competition inside the EU.
Komisyon teklifinin AB içindeki rekabeti de bozduğunu söyledim.

More Sentences
Genel
inside i. iç taraf
inside i. içte
inside i. içerisi
inside i. iç taraf
inside i. iç yüzey
inside i. en içte kalan yol
inside i. iç yol
inside i. eğrinin içbükey yüzeyi
inside i. maneviyat
inside i. ruhanilik
inside i. iç düşünceler
inside i. içe dönük duygular
inside i. içsel düşünce
inside i. içsel doğa
inside i. vücudun iç bölümleri
inside i. iç organlar
inside i. (posta arabası) iç yolcu
inside i. iç koltuk
inside i. belirli bir zaman diliminin ortası
inside i. belirli bir zamanın içi
inside i. herkesin ulaşamayacağı bilgiye ulaşılan durum
inside i. iç kaynak
inside i. mahrem bilgilere erişim sağlayan konum
inside i. en yakın nokta
inside i. en yakın bölüm
inside s. içteki
inside s. iç taraftaki
inside s. içeride bulunan
inside s. çevrelenmiş
inside s. sarmalanmış
inside s. içine alınmış
inside s. dahil edilmiş
inside s. içeride kullanılan
inside s. içeriye uygun
inside s. içeriden ölçülen
inside s. (ölçü) iç
inside s. içeride çalışan
inside s. kapalı mekanda çalışan
inside s. içeride hizmet veren
inside s. iç kaynaktan gelen
inside s. güvenilir kaynaktan alınan
inside s. içeriden alınan
inside s. belirli bir grup ile ilgili
inside s. belirli bir grupça bilinen
inside s. belirli bir gruba aşina olan
inside s. ajan olarak yerleştirilen
inside s. gizli görev yapan
inside s. ifşa eden
inside s. iç yüzünü gösteren
inside s. arka planı gösteren
inside s. perde arkasını yansıtan
inside s. gözden uzakta yapılan
inside zf. dahil
inside zf. kodeste
inside zf. dahilen
inside zf. içten
inside zf. sahne arkasında
inside zf. perde arkasında
inside zf. doğuştan
inside zf. yaradılıştan
inside zf. temel olarak
inside zf. esasen
inside ed. içerisine
inside ed. iç tarafında
inside ed. iç kenarında
Konuşma Dili
inside expr. aslında
inside expr. esasında
inside expr. özünde
Sanayi
inside s. (sendika) tek işverene bağlı tüm işçileri temsil eden
Bilgisayar
inside i. içte içerisi
Spor
inside i. (eskrimde) kılıcın sağ tarafı
inside i. iç forvet
inside i. sol iç oyuncu
inside i. sol kanatta oynayan iç forvet
inside i. sağ iç oyuncu
inside i. sağ kanatta oynayan iç forvet
inside i. orta saha
inside i. (basketbolda) pota altı
inside i. (beyzbolda) ana kalenin kenarı
inside s. koşu pistinin iç tarafında olan
inside s. koşu pistinin iç tarafına doğru giden
Beysbol
inside s. ana kalenin kenarına geçen
inside s. iç tarafa giden
Argo
inside i. gizli bilgi
inside i. kolay ulaşılamayan bilgi

"inside" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
the inside of an affair i. işin iç yüzü
inside information i. içeriden sızan haberler
inside story i. içyüz
inside address i. mektubun içindeki adres
inside track i. iç hat
inside track i. iç kulvar
inside track i. iç şerit
inside corner i. iç köşe
inside left i. soliç
inside right i. sağiç
inside width i. iç genişlik
inside information i. içeriden alınan bilgiler
stuck-inside vehicle accident i. sıkışmalı araç kazası
stuck-inside vehicle accident i. sıkışmalı trafik kazası
stuck-inside vehicle accident i. sıkışmalı kaza
main inside label i. ana iç etiket
the inside track i. bir yarışmada diğerlerine göre avantaj sağlayan pozisyon
the voice inside your head i. içimdeki ses
the voice inside your head i. iç ses
the voice inside your head i. iç sesim
inside of the building i. binanın içi
turn inside out f. içini dışına çevirmek
have the inside track f. yarış alanının en iç kısmına yakın olmak
turn inside out f. ters çevirmek
turn inside out f. içini dışına çıkarmak
have the inside track f. daha elverişli durumda olmak
turn inside out f. tersine çevirmek
fit inside f. içine uydurmak
turn inside out f. tersyüz etmek
go deep inside f. derinine işlemek
ejaculate inside f. içine boşalmak
warm someone inside f. içini ısıtmak
give inside information to f. gammazlık etmek
feel inside f. içinde hissetmek
feel something inside f. içinde hissetmek
feel the void inside f. boşluk hissetmek
lock inside f. birşeyin içine kilitlemek
be opened from the inside f. içeriden açılmak
scoop out the inside of the eggplant f. patlıcan oymak
fit inside f. içine sığdırmak
get inside the mind of f. zihnine girmek
get inside something f. bir konunun içine girmek
get inside something f. bir yere girmek
look inside f. içine bakmak
break from the inside f. içeriden kırılmak
turn inside out for washing and ironing f. yıkamak ve ütülemek için (giysilerin) tersini çevirmek
kill three prisoners inside f. içeride üç mahkumu öldürmek
come inside her f. içine gelmek
wear inside out f. ters giymek
inside out s. içi dışına dönmüş
having an inside part s. içli
inside out s. tersyüz
inside-out s. içi dışına çıkmış
from the inside zf. içten
from the inside zf. içerden
inside and outside zf. dahili ve harici
inside and outside zf. içerde ve dışarda
inside out zf. köklü yeniden yapılanmayı içeren bir kargaşa içinde
inside out zf. içi dışına çıkarak
inside out zf. tümüyle
inside out zf. içi dışına çıkacak şekilde
inside the building zf. binanın içi
inside of ed. dahilinde
inside of ed. yerine
from inside of ed. içinden
from inside ed. içinden
inside of ed. dahilinde yerine
inside of ed. -in içinde
Öbek Fiiller
be inside f. kodeste olmak
be inside f. hapiste olmak
be inside f. içerde olmak
put inside f. içeri almak
put inside f. tutuklamak
put inside f. hapse atmak
be put inside f. hapse girmek
be put inside f. içeri alınmak
be put inside f. hapse atılmak
step inside f. (bir yere) girmek
sneak someone inside f. birini gizlice içeri sokmak
stay inside f. içeride kalmak
step inside f. içeri girmek
step inside f. bir şeyin iç yüzüne bir bakış atmak
step inside f. bir şeyle ilgili fikir edinmek
step inside f. bir şey hakkında bir fikir sahibi olmak
picture (someone or something) inside of (something) f. (birini/bir şeyi) başka kıyafetler, bir yer, bir alan içerisinde düşünmek/hayal etmek
picture (someone or something) inside of (something) f. (birini/bir şeyi) başka bir şeyin içerisinde hayal etmek/düşünmek
bottle something up inside (someone) f. bir şeyi bastırmak
bottle something up inside (someone) f. bir şeyi içine atmak
bottle something up inside (someone) f. bir şeyi içinde tutmak
bottle something up inside (someone) f. bir şeyi gizlemek
bottle something up inside (someone) f. bir şeyi dışa vurmamak
get inside f. '-e girmek
get inside f. -e dahil olmak
get inside f. içine girmek
hold inside f. içinde tutmak
hold inside f. dışa vurmamak
hold inside f. içine atmak
hold inside f. belli etmemek
keep inside f. içinde tutmak
keep inside f. içeride tutmak
keep inside f. bir yerde/evde kalmak
keep inside f. kapalı tutmak
keep inside f. evde, odada tutmak
keep inside f. içeride kalmak/durmak
keep inside f. paylaşmamak
keep inside f. (bir şeyin) içinde tutmak/saklamak
keep inside f. dışarı çıkmamak
keep inside f. gizli tutmak
keep inside f. söylememek
put (someone or something) inside (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) içine koymak/bırakmak
İfadeler
inside of an hour expr. bir saat zarfında
inside of an hour expr. bir saate kadar
inside of a week expr. bir haftadan az
with a wish locked away inside expr. içe hapsedilmiş bir arzu ile
with a wish locked away inside expr. içe gömülmüş bir arzu ile
inside and outside turkey expr. yurtiçinde ve yurtdışında
from the inside out expr. İçten başlayıp dışa doğru
from the inside out expr. içten dışa doğru
from the inside out expr. i̇çten başlayıp dışa doğru
inside and out expr. baştan sona
deep down inside expr. içten içe
deep down inside expr. derinlerde
on the inside expr. gizli bilgi verebilecek/sağlayabilecek bir konumda
on the inside expr. güvenilir/nüfuzlu bir konumda
on the inside expr. iktidara yakın
on the inside expr. çalıştığı yerle ilgili gizli bilgilere sahip
on the inside expr. yetkili makama yakın
on the inside expr. gizli/hassas bilgiye erişimi olan
on the inside expr. güvenilir bir mercideki
on the inside expr. içerden
Atasözü
nothing is so good for the inside of a man as the outside of a horse at yiğidin yoldaşıdır
nothing is so good for the inside of a man as the outside of a horse at binmek huzur verir/sakinleştirir
Konuşma Dili
an inside joke i. bir grubun elemanları arasındaki şaka
child inside of us i. içimizdeki çocuk
inside track i. (yarışmada) avantajlı konum
inside man i. içerideki adam
know inside out f. çok iyi tanımak
know inside out f. bilmek
know inside out f. içini dışını bilmek
know inside out f. çok iyi bilmek
somewhere deep inside me expr. derinlerimde bir yerde
deep inside of me expr. içimde bir yerlerde
somewhere deep inside me expr. içimde bir yerde
deep inside me expr. derinlerimde bir yerde
deep inside of me expr. içimde bir yerde
deep inside of me expr. derinlerimde bir yerde
deep inside me expr. içimde bir yerde
deep inside me expr. içimde bir yerlerde
somewhere deep inside me expr. içimde bir yerlerde
inside my mind expr. aklımın içinde