track - Türkçe İngilizce Sözlük

track

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

track — Definition

Anlamı ve Tanımı:
iz, hat, takip etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /træk/ – BrE /træk/)
Terim Türü:
İsim: track (tracks); Fiil: track (tracks – tracked – tracking)
İzlenen yol ya da izleme eylemi. Eski Fransızca trac kökünden evrilmiştir. Spor, müzik ve veri bağlamlarında çok anlamlı kullanıma sahiptir.
Eş Anlamlılar:
trail, monitor
Zıt Anlamlılar:
lose track

"track" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 101 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
track i. iz
How do I track the performance of my keyword research?
Anahtar kelime araştırmamın performansını nasıl izlerim?

More Sentences
track i. yol
As far as the analytical fast track is concerned, its exact role is still being defined.
Analitik hızlı yol söz konusu olduğunda, bunun tam rolü hala tanımlanmaya çalışılıyor.

More Sentences
track f. izlemek
WooCommerce allows you to easily track users, manage downloads, and view stats.
WooCommerce, kullanıcıları kolayca izlemenize, indirmeleri yönetmenize ve istatistikleri görüntülemenize olanak tanır.

More Sentences
track f. izlemek (iz vb)
track i. pist
Genel
track i. pist (yarış)
And how does all of this translate onto the track?
Peki tüm bunlar piste nasıl yansıyor?

More Sentences
track i. hat
From which track does the train to Higashi-Kakogawa leave?
Higashi-Kakogawa'ya giden tren hangi hattan kalkıyor?

More Sentences
track i. parkur
Tom wondered how many times Mary was going to run around the track.
Tom Mary'nin parkurun etrafında kaç kez koşacağını merak ediyordu.

More Sentences
track i. ray
As regards the agricultural profile of Europe in these global negotiations, this is back on track.
Avrupa'nın bu küresel müzakerelerdeki tarımsal profiline gelince, bu tekrar rayına oturmuştur.

More Sentences
track i. takip
Make a training plan for a full season and keep track of your progress with the extensive analysis tools.
Tüm sezon için bir antrenman planı yapın ve kapsamlı analiz araçlarıyla ilerlemenizin takibini yapın.

More Sentences
track f. izini takip etmek
They followed the tracks the car had left.
Arabanın bıraktığı izleri takip ettiler.

More Sentences
track f. takip etmek
Of course payment channels need to be set up so that they are flexible and payments can be tracked.
Elbette ödeme kanallarının esnek ve ödemelerin takip edilebileceği şekilde oluşturulması gerekiyor.

More Sentences
track f. izini sürmek
The Commission must track down the illegal aid and the aid which actually hinders the internal market.
Komisyon, yasa dışı yardımların ve iç pazarı gerçekten engelleyen yardımların izini sürmelidir.

More Sentences
Teknik
track i. iz
How do I track the performance of my keyword research?
Anahtar kelime araştırmamın performansını nasıl izlerim?

More Sentences
track i. ray
As regards the agricultural profile of Europe in these global negotiations, this is back on track.
Avrupa'nın bu küresel müzakerelerdeki tarımsal profiline gelince, bu tekrar rayına oturmuştur.

More Sentences
track i. tekerlek izi
I found the track of the tire.
Tekerleğin izini buldum.

More Sentences
track yol
As far as the analytical fast track is concerned, its exact role is still being defined.
Analitik hızlı yol söz konusu olduğunda, bunun tam rolü hala tanımlanmaya çalışılıyor.

More Sentences
Bilgisayar
track i. parça
We don't have a track for it yet.
Henüz bunun için bir parçamız yok.

More Sentences
Otomotiv
track f. izlemek
WooCommerce allows you to easily track users, manage downloads, and view stats.
WooCommerce, kullanıcıları kolayca izlemenize, indirmeleri yönetmenize ve istatistikleri görüntülemenize olanak tanır.

More Sentences
Spor
track i. atletizm
She was a track star once.
Bir zamanlar atletizm yıldızıydı.

More Sentences
Genel
track i. tırtıl
track i. kulvar
track i. rota
track i. kuşak
track i. patika
track i. trak
track i. tırtıl (tank vb tırtıllı araçlara ait)
track i. takip edilen yol
track i. yörünge
track i. tekerlek aralığı
track i. bant (plaktaki belirli bir)
track i. koşma
track i. dümen suyu
track i. nişan
track i. eser
track i. keçiyolu
track i. palet
track i. koşuyolu
track i. yarış pisti
track i. düşünce silsilesi
track i. yöntem
track i. metot
track i. (hayvanın/fosilin) ayak izi
track i. haberdar olma
track i. kuş ayağının alt yüzeyi
track i. (demiryolu) hat
track i. (tekerlek) iz
track f. ayağıyla içeri taşımak (çamur)
track f. geçmek
track f. geçmek (çöl)
track f. ray döşemek
track f. iz bırakmak
track f. izlerini takip etmek
track f. takip etmek (hareket eden birini/bir şeyi)
track f. izini aramak
track f. gözlemlemek
track f. aynı hizada olmak
track f. (moda/akım) takipçisi olmak
track f. ayak uydurmak
track f. yürümek
track f. gezmek
track f. dolaşmak
track f. makul bir çerçevede hareket ederek ilerlemek
Teknik
track i. dozer palet takımı
track i. hareket rotası
track i. pist
track i. sevk bandı yolu
track f. (manyetik bant) boyunca ilerlemek
track f. (dişli veya kesici) karşılık gelen parça ile uyuşmak
Bilgisayar
track i. optik disk üzerine kodlanmış dijital veri
track i. şarkı
track expr. izle
Mekanik
track i. tırtıllı palet
Televizyon
track i. ses imi
İnşaat
track i. bant yolu
Otomotiv
track i. iz genişliği
track i. palet
track i. yarış pisti
track f. (tekerlek çifti) düzlükte belirli bir aralığı korumak
track f. (arka tekerlek) ön tekerleği düzgün bir şekilde izlemek
Demiryolu
track i. peron
track f. (tekerlek çifti) raylara düzgünce oturmak
Havacılık
track i. uçağın güzergahı
Denizcilik
track i. dümen suyu
track f. (gemiyi) kıyıdan çekmek
Eğitim
track i. (dil, matematik, eşit ağırlık, vs.) bölüm
track i. eğitim hayatında izlenecek yol
track f. (öğrenciyi) belirli bir müfredat programına yönlendirmek
Spor
track i. yarış parkurunda yapılan atletik turnuva
track i. alan
track i. pist
track i. pist (yarışların yapıldığı)
track i. saha
Müzik
track i. kayıt
track f. (pikap iğnesi) plağın dalga titreşimlerini takip etmek
Sinema
track i. kamera kaydırmalı çekim
track i. ses yolu
track f. görüntüye alınan şeyle aynı hizada hareket etmek
track f. tekerlekli mekanizma üstüne konan kamera ile izleyerek görüntü almak
Eski Kullanım
track i. kalıntı
track i. emare

"track" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
track suit i. eşofman
on track s. yolunda
Genel
manual track i. manuel tarama
double track i. çift yol
track and field i. atletizm
sound track i. ses bandı
nerve track i. sinirlerin geçtiği yer
track lighting i. raylara monte edilen lambalarla aydınlatma
fire access track i. yangın erişim yolu
track ball i. iztopu
magnetic track i. manyetik rota
beaten track i. sık sık gidilen yer
streetcar track i. tramvay yolu
cycle track i. bisiklet yolu
magnetic sound track i. manyetik ses yolu
track laying i. hat döşeme
track event i. pist yarışması
beaten track i. uğrak
track laying i. ray döşeme
railroad track i. ray
track event i. koşullardan oluşan yarışma
track light i. raya monte edilen lamba
track change i. makas değişimi
team track i. bağlantı hattı
side track i. yan kulvar
side track i. yan şerit
side track i. yan hat
inside track i. iç şerit
inside track i. iç hat
inside track i. iç kulvar
video track i. video yolu
optical sound track i. optik ses kuşağı
optical sound track i. optik ses yolu
cycle race track i. bisiklet pisti
curtain track i. perde rayı
half-track i. askeri araç
track-laying i. ilerledikçe kendi yolunu açan taşıt
walking-track i. yürüyüş parkuru
nine track tape i. dokuz izli şerit
track chamber i. iz odası
streetcar track i. tramvay hattı
storm track i. fırtınanın izlediği rota
storm track i. fırtınanın izlediği yol
storm track i. fırtına yolu
track mark i. iğne izi
the track marks i. iğne izleri
bonus track i. bonus parça
bonus track i. (albüm) ekstra şarkı/parça
ski track i. kayak pisti
ski track i. kayak yolu
walking track i. yürüyüş parkuru
beaten track i. sıkça gidilen yer
beaten track i. uğrak yeri
cinder track i. atletizm pisti
track star i. koşu yıldızı
track star i. yarış pistlerinin yıldızı
tire track i. lastik izi
track suit top i. eşofman üstü
ceiling track i. korniş
cart track i. kırsal alanda bulunan bozuk ve engebeli yol
the inside track i. bir yarışmada diğerlerine göre avantaj sağlayan pozisyon
track [scottish] i. çaydanlık
track [scottish] i. görüntü
track [scottish] i. çarpıcı manzara
track [dialect] i. kapsam
track [dialect] i. arazinin sınırladığı alan
two-track i. atın ileriye doğru giderken boynunu veya vücudunu çevirmeden dönmesi
bridle track [new zealand] i. ata binmek için uygun yol
off the beaten track i. alışılmadık yer
off the beaten track i. ücra yer
off the beaten track i. sapa yer
one-track mind i. yalnızca bir konuyu düşünebilme
one-track mind i. tek bir şeye takıntılı olma
fast track i. erken inceleme süreci
fast track i. erken değerlendirme gerektiren süreç
fast track i. hızlı ilerlemeye veya değişime sebep olan süreç
track record i. performans geçmişi
track down f. izleyerek bulmak
back track f. vazgeçmek
lose track of f. izini kaybetmek
put on the right track f. rayına oturtmak
jump the track f. tren raydan çıkmak
keep track of f. izlemek
have the inside track f. yarış alanının en iç kısmına yakın olmak
have the inside track f. daha elverişli durumda olmak
track up f. ayak izlerini (bir yerde) bırakmak
transfer to another track f. başka yola transfer etmek
track down f. izini aramak
keep track of f. takip etmek
keep track of f. izini kaybetmemek
jump the track f. tren hattan çıkmak
be on the wrong track f. yanlış yolda olmak
cover one's track f. izini kaybettirmek
get one's life back on track f. hayatını yeniden rayına oturtmak
have a one-track mind f. bir konuyu tutturmak
side-track f. asıl amacından caydırmak
track down f. -in izlerini takip edip yakalamak
side-track f. asıl yapılması gereken şeyi ihmal edip başka şeylerle uğraşmak
lose track of f. takip edememek
lose track of f. aklında tutmamak
keep track of f. aklında tutmak
lose track of f. dikkat etmemek
keep track of f. dikkat etmek
put (something) on the right track f. hal yoluna koymak
bet on horses at the race track f. altılı oynamak
bet on horses at the race track f. at yarışında bahse girmek
back to track f. eski seyrini kazanmak
back on track f. eski seyrini kazanmak
back to track f. yoluna girmek
back on track f. yoluna girmek
drive off the track f. pist dışına çıkmak
slide off the track f. pistten çıkmak
get off the track f. pist dışına çıkmak
drive off the track f. pistten çıkmak
slide off the track f. pist dışına çıkmak
get off the track f. pistten çıkmak
keep track of f. göz kulak olmak
be on the right track f. rayına oturmak
be on the track f. rayına oturmak
keep track f. kayıt tutmak
lose track of time f. saatin kaç olduğunu unutmak
lose track of time f. zamanın nasıl geçtiğini anlamamak
lose track of f. irtibatını kaybetmek
keep track of things f. takip etmek
keep track of things f. kaydını tutmak
have a proven track record of accomplishment f. kanıtlanmış bir başarı geçmişi olmak
track wild animals f. vahşi hayvanları izlemek
track wild animals f. vahşi hayvanları takip etmek
keep track of time f. zamanı takip etmek
keep track of f. izini tutmak
keep track of f. izini tutmak
take the back track f. geri çekilmek
take the back track f. kaçmak
take the back track f. adımlarını geriye doğru takip etmek
take the back track f. dönüş yoluna çıkmak
track [scottish] f. (çay) demleyerek hazırlamak
two-track f. (at) ileriye doğru giderken boynunu veya vücudunu çevirmeden dönmek
lose track f. güncel kalamamak
lose track f. haberdar olmamak
fast-track f. (imalatı, inşaatı, süreci) hedefe zamanında ulaşabilmek için hızlandırmak
off the track s. hattan çıkmış
off track s. hedeften sapmış
on track s. doğru yolda
off track s. yoldan çıkmış
on track s. yolunda
off-track s. hatalı
off-track s. yoldan çıkmış
single-track s. tek yönlü
one-track s. tek yönlü
fast-track s. hızlı